Connect with us

DÜNYA

ABD Temsilciler Meclisi ‘antisemitizm tasarısı’nı onayladı

Published

on

ABD Temsilciler Meclisinin kabul ettiği antisemitizmle mücadele tasarısı, kampüslerdeki Filistin gösterilerini “antisemitik” olduğu gerekçesiyle bastırmayı mümkün kılarken, tasarıya karşı çıkanlar ifade özgürlüğünün kısıtlandığını savunuyor.

ABD Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’nda yapılan oylamada 91 hayır oyuna karşı 320 evet oyuyla kabul edilen “Antisemitizm Farkındalık Yasası” başlıklı tasarı, ülke genelinde antisemitizm olarak nitelendirilen başlıklara vurgu yapıyor.

Tasarının geçmesinde yoğun emeği olan Meclis Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson, yaptığı açıklamada, kampüslerde devam eden Filistin’e destek gösterilerinin “antisemitizm” dalgasına hizmet ettiğini ve Yahudi karşıtlığını artırdığını savundu.

Söz konusu tasarı, Eğitim Bakanlığının, Uluslararası Holokost Anma Birliğinin kabul ettiği antisemitizm tanımını baz almasını ve üniversitelerde de buna göre olayları tanımlamasını şart koşuyor.

Tasarıyı eleştiren Matt Gaetz ve diğer bazı vekiller, söz konusu antisemitizm tanımının fazla geniş olduğunu ve kolaylıkla ifade özgürlüğü alanını daraltacağını savunuyor.

Senato’ya gönderilen ve oradan da geçmesi halinde ABD Başkanı Joe Biden’ın masasına gidecek olan tasarının, ülkedeki ifade ve gösteri hakkı özgürlüğüyle ilgili tartışmaları daha da artıracağı belirtiliyor.

Meclis Başkanı Johnson, geçen hafta Columbia Üniversitesini ziyaret ederek kampüslerdeki olayların “antisemitik olduğunu” ve üniversite yönetimlerinin “çadır kamplarını kaldırmak üzere gereğini yapması gerektiğini” savunmuştu.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DÜNYA

İspanya, Filistin Devleti’ni bugün resmen tanıyacak

Published

on

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Filistin Devleti’ni uluslararası insan haklarına saygılı ve uluslararası hukuka uygun bir şekilde bugün resmi olarak tanıyacaklarını söyledi.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Filistin Devleti’ni uluslararası insan haklarına saygılı ve uluslararası hukuka uygun bir şekilde bugün resmi olarak tanıyacaklarını söyledi.

İspanya’daki sol koalisyon hükümetinin haftalık olağan Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde kameraların karşısına geçen Başbakan Sanchez, Filistin Devleti’ni tanıma kararının arkasındaki gerekçeleri kamuoyuna açıkladı.

İspanya’nın Ukrayna’da olduğu gibi Filistin’de de “uluslararası insan haklarına saygı ve uluslararası hukuka uygunluğu” savunduğunu kaydeden Sanchez, ülkesinin her zaman BM İnsan Hakları Sözleşmesi’ni savunacağının altını çizdi.

Sanchez, Bakanlar Kurulu’nun Filistin Devleti’nin resmi olarak tanınmasını onaylayacağını aktararak, “İspanya bu şekilde Filistin’i dünyada tanıyan 140’tan fazla ülkenin yanına eklenecek. Filistin’in tanınması tarihi bir karar ve tek hedefi İsrail ile Filistin arasındaki barışın sağlanmasına katkı sağlamaktır.” diye konuştu.

“Filistin Devleti’nin tanınması sadece, Filistin halkının meşru talebi olan tarihi bir adaletin yerine getirilmesi değildir, aynı zamanda hepimizin istediği barışın sağlanması için de bir adımdır.” şeklinde konuşan Sanchez, “Bu, barış geleceğinin sağlanması, Filistin devletinin İsrail devleti ile birlikte barış ve güven içinde yaşaması için hepimizin tek olasılık olarak gördüğü yolda ilerlemektir.” dedi.

Sanchez, Filistin Devleti’nin tanınmasının “uygulanabilir” olması gerektiğinin altını çizerek, “Gazze ve Batı Şeria aynı Filistin yönetimi altında, aralarında bir koridor ile birleşmeli ve Doğu Kudüs başkenti olmalıdır. Filistin ulusal yönetimi altında birleşmelidir.” ifadelerini kullandı.

Filistin Devleti’nin sınırlarının belirlenmesinin o ülkenin kararlarına bağlı olduğunu, İspanya’nın bununla ilgili bir karar almayacağını vurgulayan Sanchez, “Sınırların belirlenmesi tamamen Filistin yönetimine aittir. Biz şu ana kadar, BM ve AB’de de belirlenmiş olan 1967 sınırlarını geçerli sayacağız.” dedi.

Filistin’in uluslararası toplum tarafından tanınmasının önemine değinen Sanchez, şunları söyledi:

“Geçmişte de söylediğimiz gibi bu karar kimseye karşı değildir, özellikle de İsrail’e karşı değildir. İsrail halkı dost bir halktır ve saygı duyuyoruz. Onlarla en iyi ilişkileri kurmak istiyoruz. Bu karar, aynı zamanda, iki devletli çözüme karşı olan Hamas’a da tam olarak karşıdır. İspanya ilk andan itibaren tüm kararlılığıyla 7 Ekim’deki Hamas’ın saldırılarını kınamıştır. Bu bizim terörizmle mücadeledeki vaadimizin de bir göstergesidir.”

Sanchez, Filistin Devleti’nin tanınmasıyla ilgili olarak yarından itibaren İspanya’nın üç önceliği olacağını aktararak, bunları şöyle sıraladı:

“Yarından itibaren tüm çabalarımızı iki devletli çözüm için göstereceğiz. Önceliğimiz geçmişte örneği görülmemiş olan Gazze’deki krizin sona erdirilmesi olacaktır. İlk olarak, bir kez daha acil ateşkes ve insani yardımların ulaşması ve Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısı yapıyorum. İkinci olarak, Filistin yönetiminin yeni hükümetin kurulması sürecindeki tüm girişimlerini destekleyeceğiz. Filistin yönetimi bizim barış ortağımızdır ve bizim tüm desteğimize ihtiyacı olacaktır. Son olarak barış ve refah için çalışan Arap ülkeleriyle işbirliğimizi sürdüreceğiz. İki devletli çözümün gerçek olmasını sağlayacak uluslararası barış konferansı için çabalarımızı artıracağız.”

İspanya Meclisi, Kasım 2014’te Filistin Devleti’nin tanınması yönünde bir karar alsa da bunun geçerli olması için Avrupa Birliği’nde (AB) uzlaşı sağlanması ve ardından Bakanlar Kurulu’nun onayı gerekiyordu.

İspanya’daki sol koalisyon hükümeti, 7 Ekim’den itibaren İsrail’in Filistinlilere yönelik Gazze ve Batı Şeria başta olmak üzere yaptığı saldırıların ve 35 binden fazla kişinin ölümünden sonra AB içinde uzlaşı olmasa da Filistin Devleti’ni tanıma kararı alacağını açıklamıştı.

Bakanlar Kurulu, bugün Filistin Devleti’nin resmi olarak tanınması kararını onaylayarak, süreci tamamlamış olacak.

Continue Reading

DÜNYA

Türk ambargosu İsrail basınında: İsrail için ağır sonuçlar doğuracak

Published

on

Türkiye’nin ambargo kararı, Tel Aviv’de büyük öfkeye yol açtı. İsrail Dışişleri Bakanı, Türkiye’yi hedef aldı. İsrail medyası, Türk boykotunun etkilerinin büyük olacağını itiraf ederken, alınan karar dünya basınında da geniş yer buldu. İşte İsrail basınına göre Türkiye’nin ticareti durdurma kararının en çok etkileyeceği sektörler…

Türkiye Ticaret Bakanlığı geçtiğimiz günlerde, devlet düzeyinde alınan tedbirlerin ikinci aşamasına geçildiğini, İsrail’le ilgili ihracat ve ithalat işlemlerinin tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulduğunu duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, “İsrail hükümeti, Gazze’ye kesintisiz insani yardım akışına izin verinceye kadar Türkiye söz konusu yeni tedbirleri kesin ve kararlı bir şekilde uygulayacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin İsrail ile ticareti durdurma kararıyla ilgili, “Adımın sonuçlarını iş dünyası ile eşgüdümle yürüteceğiz” dedi.

Erdoğan, bu kararın amacının Netanyahu yönetimini ateşkese zorlamak olduğunu söyledi.

KRİTİK ENDÜSTRİLERDE KRİZİN EŞİĞİNDE

Türkiye’nin aldığı bu karar İsrail basınında geniş yankı uyandırdı.

Türkiye’nin İsrail’e uyguladığı ticaret ambargosu, ithalata dayalı bir ortamın ardından İsrail endüstrisini özellikle zayıflatıyor.

İsrail basında yer bulan haberlere göre Türkiye’nin kararı İsrail’de tam bir sürpriz olarak karşılandı.

Bu karar ile birlikte İsrail kendini, yıllarca ithalatı teşvik ettikten sonra petrol, çimento, elektrik kabloları üretimi gibi acil durumlarda ekonominin işlevsel devamlılığı açısından kritik olan endüstrilerdeki fabrikalarla krizin içinde buluyor.

TÜKETİCİNİN CÜZDANINDA DA HİSSEDİLECEK

Bu ambargo kararı ile, ülkeye temel hammadde girişi sağlanamayacak. Başka ithalat kaynakları bulmak zaman ve anlaşmalar gerektiriyor ve bu anlaşmalar sağlansa bile, malların fiyatlarının ticareti durdurma kararı öncesinde talep edilen fiyatlardan çok daha yüksek olması bekleniyor.

Bu fiyat farklarının devreye girmesi, halihazırda giderek ağırlaşan hayat pahalılığından şikayetçi olan İsrailli tüketicilerin cüzdanlarında da hissedilecek.

İşte ticareti durdurma kararından en çok etkilenmesi beklenen sektörler…

İNŞAAT-DAİRE FİYATLARI ARTACAK

İsrail’in Türkiye ile ticaretinde ilk ciddi hasar, yaklaşık bir ay önce Türkiye’nin İsrail’e ihracatını 54 kategorideki ürünlerle sınırlandırması üzerine inşaat ve sanayi sektörü tarafında yaşanmıştı.

Dolayısıyla ticaretin tamamen durdurulmasının altyapı ve inşaat alanında daha fazla hasara yol açamayacağı tahmin edilirken, şu ana kadar listede yer almayan diğer alanların da karardan etkileneceği öngörülüyor.

Türkiye’nin aldığı kararın ardından İsrail son haftalarda alternatif bulma arayışında.

Yetkililer, Mısır ve İspanya’dan çimento ithalatı için girişimlerde bulunuyor.

İsrail’in Türkiye’den en çok ithal ettiği ürünler arasında inşaat sektöründe kullanılan cam, alüminyum profiller, kimyasallar ve boyalar yer alıyor.

İsrail medyasında yer alan haberlere göre şu an bu ürünlere alternatifler aranıyor.

Ambargo nedeniyle İsrail’de daire fiyatlarının iki nedenden dolayı keskin bir şekilde artması bekleniyor: İnşaattaki yavaşlama, daire arzında da azalmaya yol açacak.

Müteahhitlerin henüz zararına satış yapmaya hazır olmaması nedeniyle, tedarik edilemeyen ürünlerin fiyatlarındaki artış eninde sonunda daire fiyatına yansıyacak.

NAKLİYE-KARGO SEKTÖRÜ ETKİLENECEK

Türkiye’den İsrail’e giden kargonun büyük çoğunluğu deniz yoluyla ulaştırılıyordu.

İsrail basınına göre Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın ticareti durdurmaya ilişkin resmi kararından ilk etkilenen denizcilik sektörü oldu.

Türkiye’nin İsrail için önemli bir ithalat noktası haline gelmesinin nedenlerinden biri de iki ülke arasında nispeten kısa mesafe.

İsrailli yetkililere göre, esas sorun Türkiye’nin güneyinden 18 saatlik bir yolculuk değil.

Savaş ve Husiler nedeniyle ulaşım ücretleri zaten yüzde 20 oranında artmış durumda.

Türkiye ile ticaretin durmasının ardından aranan diğer alternatif kaynaklar daha uzakta olacak ve teslimat süreleri de daha uzun olacak.

HAVACILIK SEKTÖRÜ

Türkiye, İsrail için hava kargosunun dördüncü büyük ithalatçısı konumundaydı. Türkiye, havacılık ve turizm alanında İsrail’in ana ticaret ortaklarından biriydi.

2023’te İsrailli turistlerin ana havacılık destinasyonu Türkiye oldu ve 2,3 milyon yolcu buraya uçtu.

Bağlantılı uçuşlarda merkezi ana şirket Türk Hava Yolları, 2023 yılında İsrail’deki operasyon büyüklüğü açısından yaklaşık 1,1 milyon yolcuyla dördüncü, Pegasus ise yedinci şirket oldu.

Savaş ilerledikçe ve Türkiye’nin İsrail’e yönelik söyleminin ağırlaşmasıyla karşılıklı uçuşlar durma noktasına geldi ve şu anda İsrail ile Türkiye arasında hiç direkt yolcu uçuşu bulunmuyor.

PETROL

İsrail basınına göre enerji piyasası, Türkiye’nin İsrail ile ticari ilişkileri sonlandırma kararının, önemli petrol tedarikçilerinden biri olan Azerbaycan’dan Türkiye’nin İsrail pazarına petrol transferinin durdurulmasını da içerip içermediğini incelemek için önümüzdeki günleri endişeyle bekliyor.

Geçtiğimiz Ocak ayında İsrail, Azerbaycan’ın en fazla ham petrol ihraç ettiği ülke olarak yaklaşık 300 milyon dolar değerinde petrol ithal etmişti.

Azerbaycan’da üretilen ham petrol, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattından geçmekte ve Türkiye’nin Ceyhan limanında petrolün rafine edilmesi ve satılması için Hayfa limanında boşaltılan tankerlere aktarılmaktadır.

OTOMOBİL VE ULAŞIM SEKTÖRÜ

Ticareti durdurma kararının İsrailli otomobil ithalatçılarının yanı sıra tüketicilere de zarar vermesi bekleniyor.

Büyük otomobil üreticileri Türkiye’den İsrail’e bir dizi popüler otomobil ihraç ediyor: Hyundai I 20, Toyota Corolla, Ford Transit ve diğerleri.

Otomobil İthalatçıları Birliği’nin verilerine göre, geçen yıl itibarıyla Türkiye’de üretilen 270 bin 23 otomobilin 23 bin 363’ü İsrail’e ithal edildi.

Continue Reading

DÜNYA

AB genelinde ilk kez uygulanacak kadına yönelik şiddetle mücadeleyle ilgili yasa kabul edildi

Published

on

Avrupa Parlamentosu, AB genelinde ilk kez uygulanacak kadına yönelik şiddetle mücadeleyle ilgili yasayı kabul etti. Kadına yönelik şiddet ile aile içi şiddete karşı ağır cezalar içeren yeni yasa, kadın sünneti ve zorla evlendirmeyi suç kapsamına alıyor.

Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği (AB) genelinde ilk kez uygulanacak kadına yönelik şiddetle mücadeleyle ilgili yasayı kabul etti

YASA 27’E KARŞI 522 OYLA KABUL EDİLDİ

Kadına yönelik şiddet ile aile içi şiddete karşı ağır cezalar içeren yeni yasa, kadın sünneti ve zorla evlendirmeyi suç kapsamına alıyor.

Yeni yasal düzenleme, siber şiddete karşı daha güçlü mücadele, mağdurlara daha iyi yardım ve tecavüzü önlemeye yönelik adımları içeriyor.

Çarşamba günü Avrupa Parlementosu Genel Kurulu’nda ele alınan yasa, 27’ye karşı 522 oyla kabul edildi. 72 milletvekili de çekimser kaldı.

YASA HANGİ DÜZENLEMELERİ İÇERİYOR?

Büyük bir çoğunluğun desteğiyle kabul edilen yasa, üye ülkelerde yeterince ele alınmayan, kadınları orantısız şekilde etkileyen belirli şiddet türlerini AB genelinde suç kapsamına alıyor.

Yeni düzenleme ile kadın sünneti ve kadınların zorla evlendirilmeleri yasaklanıyor. Özel bilgilerin ifşa edilmesi ve internet yoluyla işlenen suçlara ilişkin yeni kurallar getiriliyor.

Yasa uyarınca, tecavüzün önlenmesi konusunda “rıza” kavramına kapsamlı bir açıklama getirilirken, internet ve sosyal medya üzerinden yapılan taciz de cezalandırılıyor.

YASADA HANGİ CEZALAR ÖNGÖRÜLÜYOR?

Yasa kapsamında, tecavüz tanımı, rıza dışı tüm cinsel eylemleri kapsayacak şekilde genişletiliyor.

Yeni yasada, korkutma, bilinç kaybı, sarhoşluk, uyku, hastalık, bedensel yaralanma veya sakatlık gibi savunmasız durumlar, “rıza dışı eylem” kapsamında değerlendiriliyor.

Kadının sessizliği, sözlü veya fiziksel olarak direnmemesi, faille mevcut ya da geçmişteki ilişkisi gibi etkenlerin, “rızası varmış gibi” ele alınması yasaklanıyor.

Yasada, bireyin rıza göstermiş olmasına rağmen rızasından vazgeçme hakkı da tanınıyor.

Kadına Yönelik Şiddet ile Aile İçi Şiddetin Önlemesi Yasası, tecavüz ve şiddete ilişkin suçlarda 8 – 10 yıl hapis cezası öngörüyor.

Yasa, cinsel saldırı suçları için en az 3 yıl, suçun ağırlaştırıcı nedenler altında işlenmesi halinde ise en 5 yıl hapis cezası verilmesini emrediyor.

Yeni yasayla, bu suçlara ilişkin ağırlaştırıcı nedenler listesi de genişletildi.

Liste, kamu görevlilerine, gazetecilere veya insan hakları savunucularına karşı işlenen suçların yanı sıra, mağdurların cinsiyetlerine, cinsel yönelimlerine, ten renklerine, dinlerine, sosyal kökenlerine veya siyasi inançlarına göre cezalandırmayı da içeriyor.

MAĞDURLAR İÇİN NELER ÖNGÖRÜLÜYOR?

Avrupa Parlementosu tarafından kabul edilen yasa, cinsel şiddet mağdurlarına destek konusunda da yeni düzenlemeler içeriyor.

Mağdurlara, sığınma ve barınma ortamı ile kapsamlı sağlık hizmeti sağlanması başta olmak üzere, güvenlik ve refahı artırıcı çeşitli yardımlar sağlanacak.
Yeni düzenlemeyle, şikayetler ve yasal işlemlerin takibi kolaylaştırılacak.

Yasa kapsamında, AB üyesi ülkeler, “rıza dışı cinsel ilişkinin ceza gerektiren bir suç olarak kabul edildiği” konusunda kamuoyunu bilinçlendirecek kampanyalar düzenleyecek.

YENİ YASA NE ZAMAN YÜRÜRLÜĞE GİRECEK?

Yeni yasal düzenleme, AB Resmi Gazetesinde yayımlandıktan 20 gün sonra yürürlüğe girecek.

AB üyesi ülkeler, yeni yasayı 3 yıl içinde hayata geçirmiş olacak.

YASAL DÜZENLEMEYE NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?

Avrupa Parlementosu’na göre, kadınlara yönelik şiddet ile aile içi şiddet AB genelinde oldukça yaygın.

AB üyesi ülkelerde her 3 kadından birinin bu durumdan etkilediği tahmin ediliyor.

AB verilerine göre, 2014 yılında her 10 kadından biri cinsel saldırıya uğradığını, her 20 kadından biri ise tecavüze uğradığını bildirdi. Her 5 kadından yaklaşık ikisi de aile içi şiddete maruz kaldığını söyledi.

Avrupa Parlementosu’na göre, son yıllarda da tahminen her 2 genç kadından biri cinsiyete dayalı siber şiddete maruz kalıyor.

Siber şiddet özellikle politikacı, insan hakları savunucuları veya gazeteciler gibi kamusal yaşamda aktif olan kadınları etkiliyor.

AB genelinde cinsel tacize uğrayan kadınların yaklaşık üçte biri iş yerinde şiddete maruz kalıyor.

Bu nedenle de bütün üye ülkelerin, bu konuda daha etkin ve hızlı önlemler alması için kapsamlı bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyduğu savunuldu.

YASANIN KABULÜNE YÖNELİK TEPKİLER NELER?

Avrupa Parlementosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu eş raportörü Frances Fitzgerald, yasal düzenlemenin kabul edilmesini, “Avrupa’yı dünyada kadına yönelik şiddeti sona erdiren ilk kıta yapmak için atılan ilk adım” olarak değerlendirdi.

Düzenlemeyi, “kadına yönelik şiddeti önleyecek, mağdurları koruyacak ve failleri yargılayacak, böylece bu menfur suçlarla mücadelede bütünsel bir yaklaşım sağlayacak geniş kapsamlı bir yasa” diye tanımlayan Fitzgerald, “Kadına yönelik şiddet ortadan kaldırılmadan eşitlik olamaz; Bu tür suçları işleyenlerin cezasız kalmamasını sağlamalıyız” dedi.

Parlamento Sivil Özgürlükler Komisyonu eş raportörü Evin İncir de, yasanın, “AB genelinde adalet ve eşitlik için bir zafer” olduğunu söyledi

Continue Reading