Connect with us

DÜNYA

AB genelinde ilk kez uygulanacak kadına yönelik şiddetle mücadeleyle ilgili yasa kabul edildi

Published

on

Avrupa Parlamentosu, AB genelinde ilk kez uygulanacak kadına yönelik şiddetle mücadeleyle ilgili yasayı kabul etti. Kadına yönelik şiddet ile aile içi şiddete karşı ağır cezalar içeren yeni yasa, kadın sünneti ve zorla evlendirmeyi suç kapsamına alıyor.

Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği (AB) genelinde ilk kez uygulanacak kadına yönelik şiddetle mücadeleyle ilgili yasayı kabul etti

YASA 27’E KARŞI 522 OYLA KABUL EDİLDİ

Kadına yönelik şiddet ile aile içi şiddete karşı ağır cezalar içeren yeni yasa, kadın sünneti ve zorla evlendirmeyi suç kapsamına alıyor.

Yeni yasal düzenleme, siber şiddete karşı daha güçlü mücadele, mağdurlara daha iyi yardım ve tecavüzü önlemeye yönelik adımları içeriyor.

Çarşamba günü Avrupa Parlementosu Genel Kurulu’nda ele alınan yasa, 27’ye karşı 522 oyla kabul edildi. 72 milletvekili de çekimser kaldı.

YASA HANGİ DÜZENLEMELERİ İÇERİYOR?

Büyük bir çoğunluğun desteğiyle kabul edilen yasa, üye ülkelerde yeterince ele alınmayan, kadınları orantısız şekilde etkileyen belirli şiddet türlerini AB genelinde suç kapsamına alıyor.

Yeni düzenleme ile kadın sünneti ve kadınların zorla evlendirilmeleri yasaklanıyor. Özel bilgilerin ifşa edilmesi ve internet yoluyla işlenen suçlara ilişkin yeni kurallar getiriliyor.

Yasa uyarınca, tecavüzün önlenmesi konusunda “rıza” kavramına kapsamlı bir açıklama getirilirken, internet ve sosyal medya üzerinden yapılan taciz de cezalandırılıyor.

YASADA HANGİ CEZALAR ÖNGÖRÜLÜYOR?

Yasa kapsamında, tecavüz tanımı, rıza dışı tüm cinsel eylemleri kapsayacak şekilde genişletiliyor.

Yeni yasada, korkutma, bilinç kaybı, sarhoşluk, uyku, hastalık, bedensel yaralanma veya sakatlık gibi savunmasız durumlar, “rıza dışı eylem” kapsamında değerlendiriliyor.

Kadının sessizliği, sözlü veya fiziksel olarak direnmemesi, faille mevcut ya da geçmişteki ilişkisi gibi etkenlerin, “rızası varmış gibi” ele alınması yasaklanıyor.

Yasada, bireyin rıza göstermiş olmasına rağmen rızasından vazgeçme hakkı da tanınıyor.

Kadına Yönelik Şiddet ile Aile İçi Şiddetin Önlemesi Yasası, tecavüz ve şiddete ilişkin suçlarda 8 – 10 yıl hapis cezası öngörüyor.

Yasa, cinsel saldırı suçları için en az 3 yıl, suçun ağırlaştırıcı nedenler altında işlenmesi halinde ise en 5 yıl hapis cezası verilmesini emrediyor.

Yeni yasayla, bu suçlara ilişkin ağırlaştırıcı nedenler listesi de genişletildi.

Liste, kamu görevlilerine, gazetecilere veya insan hakları savunucularına karşı işlenen suçların yanı sıra, mağdurların cinsiyetlerine, cinsel yönelimlerine, ten renklerine, dinlerine, sosyal kökenlerine veya siyasi inançlarına göre cezalandırmayı da içeriyor.

MAĞDURLAR İÇİN NELER ÖNGÖRÜLÜYOR?

Avrupa Parlementosu tarafından kabul edilen yasa, cinsel şiddet mağdurlarına destek konusunda da yeni düzenlemeler içeriyor.

Mağdurlara, sığınma ve barınma ortamı ile kapsamlı sağlık hizmeti sağlanması başta olmak üzere, güvenlik ve refahı artırıcı çeşitli yardımlar sağlanacak.
Yeni düzenlemeyle, şikayetler ve yasal işlemlerin takibi kolaylaştırılacak.

Yasa kapsamında, AB üyesi ülkeler, “rıza dışı cinsel ilişkinin ceza gerektiren bir suç olarak kabul edildiği” konusunda kamuoyunu bilinçlendirecek kampanyalar düzenleyecek.

YENİ YASA NE ZAMAN YÜRÜRLÜĞE GİRECEK?

Yeni yasal düzenleme, AB Resmi Gazetesinde yayımlandıktan 20 gün sonra yürürlüğe girecek.

AB üyesi ülkeler, yeni yasayı 3 yıl içinde hayata geçirmiş olacak.

YASAL DÜZENLEMEYE NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?

Avrupa Parlementosu’na göre, kadınlara yönelik şiddet ile aile içi şiddet AB genelinde oldukça yaygın.

AB üyesi ülkelerde her 3 kadından birinin bu durumdan etkilediği tahmin ediliyor.

AB verilerine göre, 2014 yılında her 10 kadından biri cinsel saldırıya uğradığını, her 20 kadından biri ise tecavüze uğradığını bildirdi. Her 5 kadından yaklaşık ikisi de aile içi şiddete maruz kaldığını söyledi.

Avrupa Parlementosu’na göre, son yıllarda da tahminen her 2 genç kadından biri cinsiyete dayalı siber şiddete maruz kalıyor.

Siber şiddet özellikle politikacı, insan hakları savunucuları veya gazeteciler gibi kamusal yaşamda aktif olan kadınları etkiliyor.

AB genelinde cinsel tacize uğrayan kadınların yaklaşık üçte biri iş yerinde şiddete maruz kalıyor.

Bu nedenle de bütün üye ülkelerin, bu konuda daha etkin ve hızlı önlemler alması için kapsamlı bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyduğu savunuldu.

YASANIN KABULÜNE YÖNELİK TEPKİLER NELER?

Avrupa Parlementosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu eş raportörü Frances Fitzgerald, yasal düzenlemenin kabul edilmesini, “Avrupa’yı dünyada kadına yönelik şiddeti sona erdiren ilk kıta yapmak için atılan ilk adım” olarak değerlendirdi.

Düzenlemeyi, “kadına yönelik şiddeti önleyecek, mağdurları koruyacak ve failleri yargılayacak, böylece bu menfur suçlarla mücadelede bütünsel bir yaklaşım sağlayacak geniş kapsamlı bir yasa” diye tanımlayan Fitzgerald, “Kadına yönelik şiddet ortadan kaldırılmadan eşitlik olamaz; Bu tür suçları işleyenlerin cezasız kalmamasını sağlamalıyız” dedi.

Parlamento Sivil Özgürlükler Komisyonu eş raportörü Evin İncir de, yasanın, “AB genelinde adalet ve eşitlik için bir zafer” olduğunu söyledi

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DÜNYA

17 yıl sperm bağışladı, doğan bebeklerin 10’u kanser, bazıları öldü

Published

on

Avrupa’da en az 197 çocuk, kanser riskini artıran bir gen taşıyan sperm donörü nedeniyle ölümcül riskle doğdu. Çocuklardan bazıları öldü, 10’u ise şu an kanser.

Kanser riskini artıran genetik bir mutasyonu taşıdığından habersiz olan bir sperm bağışçısının, Avrupa genelinde en az 197 çocuğun biyolojik babası olduğu ortaya çıktı.

Bu çocuklardan bazıları hayatını kaybetti ve mutasyonu miras alanların çocukların çok büyük kısmının kansere yakalanacağı bildirildi.

Sperm, İngiltere’deki kliniklere satılmadı ancak BBC, bilgilendirilen çok küçük sayıda İngiliz ailenin, Danimarka’da doğurganlık tedavisi görürken bu donörün spermini kullandığını doğruladı. Soruşturma, BBC’nin de aralarında bulunduğu 14 kamu yayın kuruluşu tarafından, Avrupa Yayın Birliği’nin Araştırmacı Gazetecilik Ağı kapsamında yürütüldü.

OLAY NASIL MEYDANA GELDİ?

Sperm, 2005 yılından itibaren öğrenci olduğu dönemde bağış yapmaya başlayan anonim bir erkekten alındı. Spermi yaklaşık 17 yıl boyunca kadınlar tarafından kullanıldı.

Donör sağlıklıydı ve bağışçı tarama testlerini geçmişti. Ancak vücudundaki bazı hücrelerin DNA’sı, daha kendisi doğmadan önce mutasyona uğramıştı. Bu mutasyon, vücudun hücrelerinin kansere dönüşmesini engellemede kritik rol oynayan TP53 genine zarar veriyordu.

Donörün vücudunun büyük kısmında bu tehlikeli TP53 formu bulunmuyor, ancak spermlerinin yüzde 20’sine kadar olan kısmı bu mutasyonu taşıyor. Etkilenen spermden dünyaya gelen çocuklar, bu mutasyonu vücutlarındaki her hücrede taşıyor.

Bu durum, özellikle çocukluk çağında ve ilerleyen yaşlarda meme kanseri başta olmak üzere, yüzde 90’a varan kanser geliştirme riski taşıyan Li-Fraumeni sendromu olarak biliniyor.

ŞU AN KANSERE YAKALANAN 10 ÇOCUK VAR

Sperm bağışıyla bağlantılı kanser vakalarını takip eden doktorlar, o tarihte bilinen 67 çocuk arasında 23’ünde bu genetik varyantın bulunduğunu, bunlardan 10’unun halihazırda kansere yakalandığını bildirdi. Bilgi Edinme Özgürlüğü başvuruları ve doktorlar ile hastalarla yapılan görüşmeler sayesinde, bu donörden doğan çocuk sayısının çok daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Rakam en az 197, ancak tüm ülkelerden veri elde edilemediği için bu sayı nihai olmayabilir. Ayrıca bu çocuklardan kaçının tehlikeli varyantı taşıdığı da tam olarak bilinmiyor.

Continue Reading

DÜNYA

Fed politika faizini 25 baz puan indirdi

Published

on

ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini beklentiler dahilinde 25 baz puan düşürerek yüzde 3,5-3,75 aralığına indirdi.

Fed’den yapılan açıklamada, bu yılın son toplantısındaki söz konusu kararın 3’e karşı 9 oyla alındığı belirtildi.

Açıklamada, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran’ın 50 baz puanlık faiz indiriminden, Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ve Kansas City Fed Başkanı Jeffrey Schmid’in ise politika faizinin sabit tutulmasından yana olduğu için karşı oy kullandıkları aktarıldı.

Mevcut göstergelerin ekonomik faaliyetin ılımlı bir hızda genişlediğini gösterdiği belirtilen açıklamada, bu yıl istihdam artışının yavaşladığı ve işsizlik oranının eylül ayına kadar hafifçe yükseldiği kaydedildi.

Açıklamada, daha yeni göstergelerin de bu gelişmelerle tutarlı olduğu aktarılarak, enflasyonun yılın başından bu yana yükseldiği ve bir miktar yüksek seviyede kalmaya devam ettiği ifade edildi.

Bankanın hedeflerini desteklemek ve risk dengesindeki değişim göz önünde bulundurularak federal fon oranı hedef aralığının 25 baz puan düşürülerek yüzde 3,5-3,75 aralığına indirilmesinin kararlaştırıldığı belirtilen açıklamada, faiz oranında yapılacak ek düzenlemelerin kapsamını ve zamanlamasını değerlendirirken gelen verilerin, gelişen görünümün ve risk dengesinin dikkatle inceleneceği aktarıldı.

Fed, enflasyonda kaydedilen ilerlemeyle geçen yıl eylül ayında 4 yıl aradan sonra ilk kez faiz indirimine gitmiş ve politika faizini 50 baz puan düşürmüştü.

Geçen yılın kasım ve aralık aylarında da politika faizini 25’er baz puan indiren Fed, ocak ayında, geçen yıl art arda 3 toplantıda gittiği faiz indirimlerine ara vermişti.

Fed, mart, mayıs, haziran ve temmuz aylarındaki toplantılarında da politika faizinde değişikliğe gitmemişti.

Eylül ayında yılın ilk faiz indirimine giden Fed, politika faizini 25 baz puan düşürmüştü. Banka, ekim ayında da 25 baz puanlık faiz indirimine gitmişti.

Böylece Fed, son kararıyla bu yıl üçüncü kez faiz indirmiş oldu.

FED’İN TAHMİNLERİ GELECEK YIL FAİZ İNDİRİMİ ÖNGÖRÜLDÜĞÜNÜ ORTAYA KOYDU

Fed’in ekonomiye ilişkin tahminleri, gelecek yıl bir faiz indirimi öngörüldüğünü ortaya koydu.

İki gün süren Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından politika faizini 25 baz puan indiren Fed, gerektiğinde hazine tahvili alacağını bildirdi.

Açıklamada, “FOMC, rezerv bakiyelerinin yeterli seviyelere gerilediğini değerlendirerek, rezervlerin yeterli düzeyde tutulması için gerektiğinde kısa vadeli hazine tahvillerinin alımına başlayacaktır.” ifadesi kullanıldı.

Ekonomiye yönelik tahminlerini de açıklayan Fed, federal fon oranına ilişkin tahminini bu yıl sonu için eylül ayında öngördüğü yüzde 3,6’da sabit bıraktı.

Banka, federal fon oranına ilişkin 2026 tahminini yüzde 3,4’te, 2027 ve 2028 yılı tahminini yüzde 3,1’de tuttu. Uzun dönem ortalama faiz beklentisi de yüzde 3’te kaldı.

Söz konusu tahminler, Fed’in 2026’da 1 faiz indirimi öngördüğünün sinyalini verdi.

Bankanın enflasyon tahminleri ise bu yıl için yüzde 3’ten yüzde 2,9’a, 2026 için yüzde 2,6’dan yüzde 2,4’e düşürülürken, 2027 için yüzde 2,1 ve 2028 için yüzde 2’de sabit bırakıldı.

Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyona ilişkin tahminler de bu yıl için yüzde 3,1’den yüzde 3’e, 2026 için yüzde 2,6’dan yüzde 2,5’e çekilirken, 2027 için yüzde 2,1 ve 2028 için yüzde 2 olarak korundu.

BÜYÜME TAHMİNLERİNDE YUKARI YÖNLÜ REVİZYON

ABD ekonomisinin büyüme tahmini, bu yıl için yüzde 1,6’dan yüzde 1,7’ye, gelecek yıl için yüzde 1,8’den yüzde 2,3’e, 2027 için yüzde 1,9’dan yüzde 2’ye ve 2028 için yüzde 1,8’den yüzde 1,9’ya yükseltildi.

İşsizlik oranına ilişkin tahminler ise bu yıl için yüzde 4,5, gelecek yıl için yüzde 4,4 ve 2028 için yüzde 4,2’de sabit tutulurken, 2027 için yüzde 4,3’ten yüzde 4,2’ye düşürüldü.

Continue Reading

DÜNYA

Papa 14. Leo: İnsan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmayacağız

Published

on

Papa 14. Leo, Vatikan’da kabul ettiği 13 yeni büyükelçiye yaptığı konuşmada, Vatikan’ın küresel ölçekte artan insan hakları ihlallerine neden kayıtsız kalmayacağını, bu ihlallerden kimlerin etkilendiğini ve diplomatik olarak nasıl bir tutum izleyeceğini anlatarak eşitsizlik, yoksulluk ve dışlanmaya karşı ses yükseltme kararlılığını duyurdu.

Bu, Papa Francis’in ölümünün ardından mayıs ayında Katolik Kilisesi’nin başına seçilen Amerikalı Papa’nın felsefesini ortaya koyan en net açıklamalardan biri.

Papa, 13 büyükelçiden oluşan gruba hitaben yaptığı konuşmada, “Kutsal Makam’ın, giderek bölünen ve çatışmalarla dolu küresel toplumumuzda yaşanan ciddi eşitsizlikler, adaletsizlikler ve temel insan hakları ihlalleri karşısında kayıtsız kalmayacağını bir kez daha vurgulamak isterim” ifadelerini kullandı.

Kutsal Makam, Papa başkanlığındaki Kilise’nin yönetim organıdır ve 1,4 milyar Katolik üzerinde manevi otoriteye sahiptir.

Papa, “Kutsal Makam’ın diplomasisinin, özellikle vicdanlara hitap ederek ve yoksulların, güvencesiz koşullarda yaşayanların ve toplumun dışına itilenlerin seslerini dinleyerek, sürekli olarak insanlığın iyiliğine hizmet etmeye yönelik olduğunu” ifade etti.

Leo, eşitsizliğe odaklanarak, papalık dönemi boyunca göçmenlerin ve diğer savunmasız grupların haklarını savunan selefi Papa Francis’in önceliklerini temel alıyor.

Peru’da yaklaşık 20 yıl misyonerlik yapan Leo, Başkan Donald Trump döneminde Amerika Birleşik Devletleri’nde göçmenlere yönelik “saygısız” muameleyi eleştirdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Vatikan tarafından bugün kabul edilen yeni akredite büyükelçiler arasında Özbekistan, Moldova, Bahreyn, Sri Lanka, Pakistan, Liberya, Tayland, Lesotho, Güney Afrika, Fiji, Mikronezya, Letonya ve Finlandiya vardı.

Continue Reading