TEKNOLOJİ
Kalın bir atmosfere sahip süper Dünya keşfedildi
41 ışık yılı uzaklıktaki bir Güneş sisteminde Dünya’nın iki katı büyüklüğünde bir gezegenin çevresinde kalın bir atmosfer tespit edildi. Ancak gezegenin yaşama elverişli olduğu düşünülmüyor.
55 Cancri e olarak bilinen süper Dünya, Güneş sistemimizin dışında önemli bir atmosfere sahip, karbondioksit ve karbon monoksitten oluşan bir örtüyle sarılmış birkaç kayalık gezegen arasında yer alıyor.
Kesin miktarlar belirsiz. Dünyanın atmosferi nitrojen, oksijen, argon ve diğer gazların bir karışımından oluşuyor.
Kansas Üniversitesi’nde dış gezegenler üzerinde çalışan Gökbilimci Ian Crossfield, “Bu, muhtemelen bu gezegenin bir atmosferi olduğuna dair şimdiye kadarki en sağlam kanıt” dedi.
Süper Dünya, bir gezegenin boyutunu ifade ediyor; 55 Cancri e ise Dünya’dan daha büyük ancak Neptün’den daha küçük.
Bu gezegendeki kaynama sıcaklıkları 2 bin 300 santigrat dereceye kadar çıkabiliyor, bu da gezegenin yaşama ev sahipliği yapma ihtimalinin düşük olduğu anlamına geliyor.
Bunun yerine bilim insanları, keşfin, kalın atmosfere sahip, daha misafirperver olabilecek başka kayalık gezegenlerin var olabileceğine dair umut verici bir işaret olduğunu söylüyor.
41 ışıkyılı uzaklıktaki ötegezegen, Dünya’dan sekiz kat daha ağır ve yüzeyi magma okyanuslarıyla kaplı.
Araştırma Nature dergisinde yayımlandı.
TEKNOLOJİ
Apple yeni nesil yapay zeka altyapısında Google Gemini’yi temel alacak
Google ile Apple, Apple’ın yeni nesil yapay zeka altyapısının Google’ın Gemini modeli ve bulut teknolojisi temel alınarak geliştirilmesi için işbirliği yaptı.
TEKNOLOJİ
‘Sanal medya ve yapay zeka kaygıyı artırıyor’
Kaygı, insanı tehlikelere karşı koruyan doğal bir mekanizma olsa da günümüzde kontrolsüz bilgi akışı bu sistemi tersine çevirebiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Klinik Psikolog Elif Pehlivan, özellikle sanal medya ve yapay zeka tabanlı uygulamaların kaygıyı beslediğini belirterek, yanlış ve aşırı bilginin belirsizlik hissini artırdığını söyledi.
İnternette yapılan birkaç arama, çoğu zaman rahatlatmak yerine kaygıyı daha da büyütebiliyor. Sanal medyada ve yapay zeka uygulamalarında karşılaşılan sayısız ihtimal, özellikle kaygıya yatkın bireylerde zihni bir çıkmaza sürüklüyor. Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi’nden Klinik Psikolog Elif Pehlivan, dijital çağda artan kaygının nedenlerine dikkat çekti.
‘KAYGI BİR ALARM SİSTEMİDİR’
Kaygının temel işlevinin kişiyi korumak olduğunu belirten Klinik Psikolog Elif Pehlivan, “Kaygı, belirsizliğe ve olası tehlikelere karşı bizi uyanık tutan bir alarm sistemidir. Ancak zaman zaman gerçek tehlike ile ihtimali ayırt etmekte zorlanır ve ihtimalleri de gerçekmiş gibi algılayabilir. Özellikle kaygıya yatkın bireylerin ve hastalık kaygısı yaşayan kişilerin internette yaptıkları araştırmaların durumu daha da zorlaştırıyor. Kişi bedeninde hissettiği en ufak bir belirtide ya da aklına düşen bir şüphede sosyal medyaya veya yapay zekaya yöneldiğinde karşısına sayısız olasılık çıkıyor. Zaten alarmda olan zihin, bu ihtimallerin hepsini gerçek tehlike gibi algılayabiliyor” diye konuştu.
‘BELİRSİZLİK AZALMIYOR, DAHA DA ARTIYOR’
Bilgi arayışının her zaman rahatlatıcı olmadığını vurgulayan Pehlivan, “Düz mantıkla araştırmak belirsizliği azaltıyor gibi düşünülür. Ancak kaygı söz konusu olduğunda, karşılaşılan çok sayıda ihtimal belirsizliği artırıyor ve alarm sistemini daha da tetikliyor. Yoğun kaygı yaşayan kişilerde düşünme biçimide değişiyor. Bu noktada yalnızca bilgi akışını kısıtlamak yeterli olmaz. Kişinin düşünce ve davranış biçiminin yeniden ele alınması gerekir. Psikoterapi bu sürecin en önemli basamaklarından biridir” dedi.
‘ÖNCE TIBBİ DEĞERLENDİRME, SONRA PSİKOTERAPİ’
Kaygı yaşayan kişilerin çoğu zaman ciddi fiziksel hastalıkları olduğuna inandığını belirten Elif Pehlivan, “Bu durum genellikle psikolojik bir döngüdür. Ancak fiziksel bir rahatsızlığı göz ardı etmemek için kişilerin önce uzman hekimlere başvurması gerekir. Yapılan tetkikler temiz çıktığında, hekimin verdiği bilgilere güvenerek psikoterapi sürecine devam etmek en sağlıklı yaklaşımdır” dedi.
TEKNOLOJİ
Bilim insanları: Araçlardaki dokunmatik ekranlar sürüş güvenliğini ciddi biçimde zayıflatıyor
Washington Üniversitesi ile Toyota Research Institute’un araştırmasına göre, araç içi dokunmatik ekranlar direksiyon hakimiyetini düşürüyor, tepki süresini uzatıyor ve sürücülerin şerit içinde savrulma oranını yüzde 42’ye kadar artırıyor.
-
GÜNDEM19 saat agoAdıyaman İsias Otel davasında kamu görevlileri yarın hakim karşısında: Bu mücadele bitmeyecek!
-
DÜNYA19 saat agoDonald Trump: Venezuela petrolü şu anda Amerika Birleşik Devletleri’ne sevk ediliyor
-
GÜNDEM13 saat agoIrak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin: Bağdat’ta güçlü bir hükümetin kurulması stratejik zorunluluk
