Connect with us

GÜNDEM

Birçok ülke aşırı sıcaklar nedeniyle eğitime ara verdi

Published

on

Güney ve Güney Doğu Asya’daki birçok ülkede aşırı sıcaklar, okulların geçici bir süre kapanmasına neden oldu.

Güney ve Güney Doğu Asya’daki birçok ülkede aşırı sıcaklar, okulların geçici bir süre kapanmasına neden oldu.
Gulf Today gazetesinin haberine göre, Hindistan’ın Kerala eyaletinde hükümet, eyaletteki okulların 6 Mayıs’a kadar kapatılmasına karar verdi.

Hindistan Meteoroloji Departmanının verilerine göre, Kerala’da geçtiğimiz ay 5 sıcak hava dalgası kaydedildi.

Bölgede yeterince fırtına olmamasının ve ülkenin güneydoğu kıyılarına yakın bir antisiklonik sirkülasyonunun sıcak hava dalgalarına neden olduğu belirtildi.

NBC News’un haberine göre, hava sıcaklığının 37 derece üstüne çıktığı Bangladeş’te de eğitime ara verildi.

Ülkede yaklaşık 33 milyon çocuğun okula gidemediği kaydedildi.

Kamboçya’da da devlet okullarına, eğitimi günde 2 saate düşürme çağrısı yapıldı.

Sıcaklığın tehlikeli seviyelere ulaştığı belirtilen Filipinlerde ise, yüz yüze eğitime 4 gün ara verildi. Başkent Manila’da hava sıcaklığının 37 dereceyi geçebileceği tahmin ediliyor.

Singapur Dünya Gözlemevi Direktörü Benjamin Horton, sıcaklıklara uzun süreli çözüm bulunmasının önemine dikkati çekerek, “Sera gazı emisyonu sorununu ele almamız gerekiyor.” dedi.

Sıcaklıkların normalin 5,5 derece üzerine çıkarak 41,9 dereceye ulaştığı Kerala’da 29 Nisan’da, 2 kişi güneş çarpması sonucu yaşamını yitirmişti.

Hindistan’da ise kayda geçmiş en sıcak nisan ayı yaşanırken, toplamda 9 kişi sıcaklardan dolayı hayatını kaybetmişti.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

AP milletvekillerinden von der Leyen’e “Türkiye” tepkisi

Published

on

Avrupa Parlamentosu’ndaki Sol Grup milletvekilleri, Ursula von der Leyen’in “Avrupa Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmamalı” sözlerine tepki gösterdi. Açıklamaların “yanlış ve tehlikeli” olduğu belirtilirken, Türkiye’nin AB ile çok yönlü ilişkilerine dikkat çekildi.

Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleri, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, “Avrupa’nın Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine” ilişkin ifadelerine tepki gösterdi.

AP’deki Sol Grup’tan Belçikalı milletvekilleri Rudi Kennes ve Marc Botenga, AA muhabirine konuya ilişkin açıklama yaptı.

Kennes, von der Leyen’in açıklamalarının dünyadaki mevcut gelişmelerin bir yansıması olduğunu belirterek “Esasen bu, ABD ve diğer suç ortağı ülkelerin kült büyük İsrail projesini desteklemelerinin bir parçası olarak değerlendirilmeli.” diye konuştu.

Büyük İsrail projesine destek verenlerin ana gündemlerinin hala bu projeye karşı tepki verebilen ülkeleri zayıflatmak olduğunu ifade eden Kennes, “(Avrupalı liderler) Güç kaybediyorlar ve bunun farkındalar. Tek umutları okyanusun öteki tarafında büyük abilerinin güçte kalmasını sağlamak ancak kaybediyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Kennes, dünyanın artık çok kutuplu bir hal almaya başladığını ve Avrupa’nın “dünyanın polisi rolünü” üstlenemediğini, bu nedenle de Rusya, İran ve Çin gibi ülkeleri “düşman ilan ettiğini” belirtti.

“AÇIKLAMA TUHAF VE DOĞRU DEĞİL”

AP milletvekili Botenga da “Bu hem doğru olmayan hem de çok tuhaf bir açıklama.” diye konuştu.

Türkiye’nin sadece NATO üyeliği bulunmadığını, aynı zamanda AB ile çok yönlü ilişkilere sahip olduğunu dile getiren Botenga, “Türkiye hala resmi olarak AB’ye aday ülkedir.” dedi.

Botenga, esasen temel sorunun daha büyük olduğuna işaret ederek “Ursula von der Leyen’in açıklamaları dünyayı ‘biz’ ve ‘ötekiler’ diye ayırmaya hizmet ediyor. Sanki bir tür ‘saflık testi’ varmış gibi ve sanki kıtanın geri kalanını kontrol altına almak istiyormuş gibi bir yaklaşım sergiliyor.” ifadelerini kullandı.

Von der Leyen’in AB’nin birlik olmayı tamamlaması gerektiğine ilişkin ifadelerine dair ise Botenga, “Ancak kıta zaten birlik halinde. AB, tüm Avrupa kıtasını kapsamıyor.” dedi.

Botenga, dünyayı “Sizinle hemfikiriz o zaman dostuz, değiliz o zaman düşmanız.” gibi ayırmanın son derece tehlikeli olduğu konusunda uyardı.

Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan von der Leyen, AB’nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz.” açıklamasında bulunmuştu.

AB Komisyonu Sözcülüğü, daha sonra yaptığı açıklamada “Türkiye’nin anılması, özellikle Batı Balkanlar’daki jeopolitik ağırlığı, büyüklüğü ve hedeflerinin bir yansımasıdır. Herhangi bir ülkeyle kıyaslama amacı taşımamaktadır.” ifadelerini kullanmıştı.

Continue Reading

GÜNDEM

Kıbrıs, göç ve mülteci yükünde nüfusa oranla Avrupa’da ikinci sırada!

Published

on

Avrupa Birliği’nde göçmen sayısı 64,2 milyona ulaşırken, Kıbrıs yüzde 28’lik göçmen oranı ve yüzde 4,8’lik mülteci payıyla nüfusa göre en yüksek baskıyı yaşayan ülkeler arasında yer aldı.

Avrupa Birliği’nde yaşayan göçmenlerin sayısı 2025’te rekor seviyeye çıkarak 64,2 milyona ulaştı. Rockwool Foundation’a bağlı Göç Araştırma ve Analiz Merkezi tarafından yayımlanan “The Immigrant Population in the European Union: Growth, Concentration and Dispersion” başlıklı rapora göre bu sayı, bir önceki yıla göre yaklaşık 2,1 milyon artış anlamına geliyor. Raporda, 2010’da bu rakamın 40 milyon civarında olduğu hatırlatıldı.

Rapor, Eurostat ve Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı verilerine dayandırılırken, göç artışının üye ülkeler arasında eşit dağılmadığına dikkat çekti. Almanya, yaklaşık 18 milyon yabancı doğumlu kişiyle AB’nin en büyük göçmen nüfusuna sahip ülkesi olmaya devam etti. Almanya’daki göçmenlerin yüzde 72’sinin çalışma çağında olduğu belirtilirken, İspanya son dönemde en hızlı büyümeyi kaydederek yabancı doğumlu nüfusunu yaklaşık 700 bin kişi artırdı ve 9,5 milyona çıkardı.

Raporda, göç baskısının özellikle küçük üye devletlerde daha yoğun hissedildiği vurgulandı. Nüfusa oranla göçmen yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkeler arasında Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs öne çıktı. Lüksemburg’da göçmen nüfus oranı yaklaşık yüzde 52, Malta’da yüzde 32, Kıbrıs’ta ise yüzde 28 olarak kaydedildi. Bu oranlarla Kıbrıs, AB’de göçün nüfusa etkisinin en belirgin olduğu ülkelerden biri oldu.

KIBRIS’A GÖRE GÖÇ BASKISI DAHA YÜKSEK: AB’YE GİRİŞLERDE EN YOĞUN ÜLKE MALTA OLRUKEN, KIBRIS VE LÜKSEMBURG TAKİP ETTİ

Raporun “akışlar” bölümünde, yani yeni gelen göçmenlerin nüfusa oranında da Kıbrıs üst sıralarda yer aldı. 2024 yılında AB’ye girişlerde en yoğun ülke Malta olurken, onu Kıbrıs ve Lüksemburg izledi. Nüfusa oranla bakıldığında Malta’da 1000 kişi başına yaklaşık 57 geliş, Kıbrıs’ta 39, Lüksemburg’da ise 36 geliş kaydedildi.

Bu tablo, büyük ülkelerin mutlak sayılarda öne çıkmasına karşın, Kıbrıs gibi küçük ülkelerin nüfuslarına oranla çok daha yüksek göç baskısıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu. Raporda, bu durumun idari yük, siyasi dinamikler ve politika seçenekleri üzerinde de belirleyici olduğu belirtildi.

AB’DE SIĞINMA BAŞVURULARI BELİRLİ ÜLKELERDE YOĞUNLAŞTI

Rapora göre 2025’te Avrupa Birliği’nde toplam sığınma başvurusu sayısı 669 bin 365 oldu. Bu rakam, 2024’e göre yüzde 26,6 düşüşe işaret etse de başvuruların büyük bölümü yine sınırlı sayıda ülkede toplandı. İspanya yaklaşık 141 bin başvuruyla ilk sırada yer aldı. Onu İtalya 127 bin, Fransa 116 bin ve Almanya 113 bin başvuruyla izledi. Bu dört ülke, AB’deki tüm sığınma başvurularının yaklaşık yüzde 74’ünü oluşturdu.

Almanya, toplamda en fazla mülteci barındıran ülke oldu. Ülkedeki mülteci sayısı yaklaşık 2,7 milyon olarak kaydedildi. Ancak nüfusa oranla mülteci yükü açısından Kıbrıs dikkat çekti. Rapora göre Kıbrıs’ta mülteciler toplam nüfusun yüzde 4,8’ini oluşturuyor ve bu oran, AB içinde en yüksek seviyelerden biri olarak öne çıkıyor.

Kıbrıs’ı yüzde 3,5 ile Çekya, yüzde 3,2 ile Almanya izledi. Avusturya, Estonya, Polonya, Slovakya ve İrlanda da mülteci oranı yüksek ülkeler arasında sıralandı. Buna karşılık İspanya, Fransa ve İtalya, toplam sayılar yüksek olsa da nüfusa oranla daha düşük seviyelerde kaldı.

RAPORUN ÖZETİ

Raporda, AB’de göçün uzun vadede artış eğiliminde olduğu, 2015 mülteci krizi ve Ukrayna savaşı sonrası yerinden edilme dalgasının bu yükselişi hızlandırdığı belirtildi. 2025’te artışın 2,1 milyonla güçlü seyrini sürdürdüğü, ancak 2023 ile 2024 arasındaki 2,6 milyonluk sıçramanın biraz gerisinde kaldığı aktarıldı.

Çalışmaya göre Almanya ve İspanya mutlak sayılarda öne çıkarken, Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs gibi küçük ülkeler nüfuslarına oranla çok daha büyük bir göç ve mülteci yükü taşıyor. Raporda, göç ve sığınma dosyalarının sadece toplam rakamlarla değil, ülkelerin nüfus büyüklüğü ve kapasitesi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Continue Reading

GÜNDEM

Ayşegül Baybars: Krizler yapısal, erken seçim kaçınılmaz

Published

on

Bağımsız Milletvekili Ayşegül Baybars, Meclis’te yaptığı konuşmada ülkede güven sorununun çözülemez noktaya geldiğini savunarak erken seçim çağrısı yaptı.

Asım Akansoy’un konuşmasının ardından kürsüye gelen Bağımsız Milletvekili Ayşegül Baybars ise, “Son Siyasi Gelişmeler” başlıklı konuşmasında ülkede yaşanan krizlerin süreklilik kazandığını ve bunun yapısal bir yönetim zafiyetine işaret ettiğini söyledi.

Baybars, ülkede güven sorununun çözülme ihtimalinin kalmadığını ve erken seçim tarihinin belirlenerek, iradenin yeniden halka devredilmesi gerektiğini ifade etti.

Meclis’te son haftalarda yaşanan gelişmelere de işaret eden Baybars, yaşanan toplumsal tepkilerin yalnızca hayat pahalılığı düzenlemesine indirgenemeyeceğini, hükümetin uzun süredir izlediği politikaların bu tabloyu yarattığını kaydetti.

Konuşmasında enerji, su ve dijital altyapı başlıklarına değinen Baybars, Teknecik’teki santrallerde ciddi arızalar bulunduğunu, bazı jeneratörlerin çalışmadığını ve bakım süreçlerinin aksadığını söyledi. Yaz aylarında artacak enerji talebine dikkat çeken Baybars, kısa vadeli çözüm planlarının açıklanmasını istedi.

Su konusuna da değinen, su ve enerji gibi altyapı alanlarında dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini belirten Baybars, su güvenliğinin yalnızca Türkiye’den gelen suyla değil, yerel kaynakların planlı kullanımı, rezerv yönetimi ve kriz senaryolarıyla ele alınması gerektiğini ifade etti.

Dijital altyapı ve veri güvenliği konularında da değerlendirmelerde bulunan Baybars, telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri alanındaki yetkilerin devrine yönelik düzenlemeleri eleştirerek, veri güvenliğinin stratejik bir egemenlik meselesi olduğunu söyledi. Baybars, siber güvenlik altyapısının güçlendirilmesi ve ilgili kurumsal yapıların etkin hale getirilmesi gerektiğini de dile getirdi.

Baybars, ayrıca son dönemde ifade ve basın özgürlüğüne yönelik baskılar olduğunu, ceza yasası düzenlemeleri ve dijital platformlar üzerinden yapılan müdahalelerin “korku iklimi” yarattığını söyledi.

DİNÇYÜREK

Yerinden söz alarak Baybars’a cevap veren Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek ise, enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla son iki yılda yeni jeneratörlerin devreye alındığını ve kapasitenin artırıldığını belirtti. Su konusunda ise Türkiye’den temin edilen suyun ülke için önemli bir kazanım olduğunu ifade eden Dinçyürek, yeraltı su kaynaklarının korunmasının da öncelikli olması gerektiğini kaydetti.

Dinçyürek, fiber optik ve veri güvenliği konularında da çalışmalar yürütüldüğünü belirterek, verinin yabancı unsurlara devredildiği yönündeki iddiaları kabul etmediklerini ifade etti.

Continue Reading