Connect with us

GÜNDEM

Uluslararası Uzay İstasyonu, 2000’den bu yana bilinmezlere ışık tutuyor

Published

on

Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ), farklı ülkelerden astronotları bir araya getirerek küçük bir Dünya oluştururken evreni anlamak için gerçekleştirilen birçok deneye de ev sahipliği yapıyor.

AA muhabiri, UUİ’nin kuruluşuna ve yapısına dair bilgileri derledi.

UUİ’nin inşası, 1984’te önce dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan tarafından, sonrasında da bütçesiyle birlikte ABD Kongresi tarafından onaylandı. 1984 ile 1993 arasında tasarlanan UUİ’nin farklı elementleri ABD, Kanada, Japonya ve Avrupa ülkeleri tarafından 1980’li yılların sonlarına doğru inşa edilmeye başlandı.

Lego seti gibi her parçası ayrı inşa edilen UUİ, karmaşık robotik sistemler ve uzay giysili insanlarca uzayda bir araya getirildi.

1993’te tekrar tasarlanan UUİ’ye Rusya da katılması için davet edildi. 15 ülkeden 5 uzay ajansının uluslararası ortaklığında çalışmalarına devam edilen UUİ’nin ilk kısımları 1998’de kurulmaya başlandı. Bu dönemde ilk tekrar kullanılabilen uzay araçları da ABD tarafından geliştirildi. UUİ’nin ana inşası temelde 1998-2011 yıllarında tamamlandı.

İstasyonda devamlı kalınmaya başlanılan tarih de Kasım 2000 oldu. UUİ’de 2 Kasım 2000’de kalan ilk mürettebat NASA astronotu Bill Shepherd ile kozmonot Yuri Gidzenko ve Sergei Krikalev olarak tarihe geçti. 4 ay süren misyonlarının amacı, UUİ’de yaşam sürdürülebilmesi için gerekli görevleri tamamlamaktı.

Sadece bir ülke tarafından kullanılmayan UUİ, Avrupa, ABD, Rusya, Kanada ve Japonya’nın “müşterek programı” olarak görülüyor. UUİ, ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos), Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Japonya Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) ve Kanada Uzay Ajansının (CSA) katkılarıyla oluşturuldu.

Ana misyon kontrol merkezleri ABD ve Rusya’da yer alırken Kanada, Japonya ve Avrupa’da da birkaç yardımcı kontrol merkezi bulunuyor.

İstasyon, 6 uyku bölmesi, 2 banyosu, bir spor salonu ve 360 derece görünüm sağlayan yuvarlak penceresiyle 6 odalı evden daha büyük bir alandan oluşuyor. Ayrıca yaşam alanları ve laboratuvarlar da UUİ içinde yer alan modüller arasında.

UUİ’nin büyük modülleri ve diğer parçaları için 37’si ABD uzay araçlarıyla, 5’i Rus Proton/Soyuz roketleriyle 42 montaj uçuşu yapıldı.

Saniyede yaklaşık 8 kilometre hızla seyahat eden istasyonda 7 kişiden oluşan uluslararası mürettebat yaşıyor ve çalışıyor. Mürettebatın değişim dönemlerinde istasyonda 7’den fazla kişi bulunabiliyor.

Şu anda UUİ’de bulunan ve 27 Eylül 2023’te göreve başlayan 7 kişilik Expedition 70 ekibinde Andreas Mogensen, Jasmin Moghbeli, Furukawa Satoshi, Loral O’Hara, Konstantin Borisov, Oleg Kononenko ve Nikolai Chub yer alıyor.

– UUİ, bir günde 16 kez Dünya etrafında dolaşıyor

UUİ, her 90 dakikada bir Dünya yörüngesi etrafında dönüyor. Bu da UUİ’nin 24 saat içinde Dünya etrafında 16 kez döndüğü ve 16 defa gün batımı ve gün doğumu gördüğü anlamına geliyor.

Yaklaşık bir gün içinde Ay’a eş değer mesafe katedip geri dönen UUİ’nin inşası, geliştirilmesi ve bakımı için astronotlarla kozmonotlar düzenli uzay yürüyüşleri yapıyor.

Uç bölgeleri de dahil, bir Amerikan futbol sahasından bir metre kısa olan UUİ, 109 metre uzunluğunda ve yaklaşık 420 ton ağırlığında.

Dünya’nın yaklaşık 402 kilometre üzerinde yörüngede yer alan UUİ, Rus uzay istasyonu Mir’den 4 kat, ABD’nin Skylab’ından 5 kat büyüklükte.

Yaklaşık 13 kilometre uzunluğundaki kablolar, UUİ’deki tüm elektrikli güç sistemini birbirine bağlıyor. 7 farklı birleşme yeri ve iki uç işlevcisi ya da kolları bulunan robotik Canadarm2, tüm modülleri hareket ettirmek, bilimsel deneyler yürütmek ve hatta uzay yürüyüşü yapan astronotları taşımak için kullanılıyor.

Sistemlerin 50’den fazla bilgisayar tarafından kontrol edildiği UUİ’nin yalnızca ABD bölümünde 400 bin sinyal aktaran 100 veri ağı üzerinden iletişim kuran 44 bilgisayarda 1,5 milyon satırdan fazla uçuş yazılımı kodu çalışıyor.

İstasyonda bulunan 8 güneş panelinin bir dönümü 75 ile 90 kilovat arası güç sağlarken UUİ’deki Su Geri Dönüşüm Sistemi, mürettebatın kargo uzay aracıyla getirilen suya bağlılığını yüzde 65’e düşürüyor.

– Uzay araçlarının UUİ’ye kenetlenmesi

UUİ’de Rus ve Avrupa uzay araçlarıyla ABD uzay aracına uygun 2 farklı kenetleme limanı bulunuyor. Uzay aracının kenetlenme bölmesine kendiliğinden yaklaşamadığı durumlarda da UUİ’nin robotik kolu devreye giriyor.

Büyük, 100 tonluk uzay araçlarına uygun şekilde tasarlanan kenetlenme mekanizması sayesinde UUİ’ye doğru itilen uzay aracı, mekanizma tarafından bir tren vagonunun lokomotife bağlanması gibi çekiliyor.

Genellikle misyonlar çerçevesinde pilot olarak görevlendirilen astronotlar, uzay araçlarının UUİ’ye kenetlenmesini temin ederek araç ile istasyon arasındaki bağlantıyı sağlıyor. Böylece astronotlar UUİ’ye geçiş yapıyor ve görevlerini tamamladıklarında da uzay aracını UUİ’den ayırarak Dünya’ya başarıyla dönebiliyor.

Aynı anda UUİ’ye kenetlenebilen uzay araçlarının sayısı 8 ve bu araçlar Dünya’daki fırlatma sürecinin ardından 4 saat sonra UUİ’ye ulaşabiliyor.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Engelliler Federasyonu, Hasipoğlu’nu ziyaret etti: Engelli bireyler toplumun ayrılmaz parçası

Published

on

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu Başkanı Derviş Yücetürk ve beraberindeki heyeti kabul ederek, engelli bireylerin sorunlarına ilişkin 14 maddelik talep listesini değerlendirdi. Hasipoğlu, “Engelli bireyler toplumun ayrılmaz parçasıdır” dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu Başkanı Derviş Yücetürk ile beraberindeki heyeti kabul etti. Federasyon temsilcileri engelli bireylerin yaşadığı sorunlar ve çözüm önerilerini içeren 14 maddelik taleplerini sundu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu konuşmasında Engelliler Haftası’nın bir farkındalık haftası olduğuna dikkat çekerek, hafta boyunca çeşitli etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Hasipoğlu, amaçlarının engelli bireylerin eğitim, sanat, tiyatro ve sosyal aktivitelerde daha fazla yer almasını sağlamak olduğunu belirterek, “Engelli bireylerin toplumun ayrılmaz bir parçası olduğunu herkese hissettirmek istiyoruz” dedi.

Bakan Hasipoğlu, Engelsiz Yaşam Evi’nin yatılı bölümüne ilişkin altyapı ve personel hazırlıklarının tamamlandığını ifade ederek, ihale sürecinde yaşanan gecikmeye rağmen yaklaşık iki ay içerisinde söz konusu bölümün hizmet vermeye başlayacağını açıkladı.

Otizm Merkezi çalışmalarının da tüm hızıyla sürdüğünü dile getiren Hasipoğlu, merkezin kısa süre içerisinde hizmete açılacağını belirtti. Bu projenin önemli bir eksikliği gidereceğini kaydeden Hasipoğlu, engelli bireylerin ve ailelerinin ihtiyaçlarına yönelik çalışmaların artarak devam edeceğini söyledi.

Bakan Hasipoğlu istihdam konusunun son derece önemli olduğunu belirterek 20 yıldan sonra kamuda engelli istihdamının yapıldığını, özel sektörde de engelli istihdamının teşvik edilmesi amacıyla istihdam edilecek engellinin hesabına asgari ücretin yarısı kadar ek maaş ödemesi yapıldığını, aynı zamanda işverene  %100 prim desteği teşvik uygulamasının başlatıldığını vurguladı.

Hasipoğlu, hafta başı meclis kürsüsünden Başbakan Ünal Üstel’in siyasilerin ve üst düzey bürokratların maaşlarından yapılacak olan kesinti ile ilgili açıklamasına da dikkat çekerek, kesintilerin engelliler ve sosyal yardım alanların hesabına yatırılması için çalışmalar başlatıldığını kaydetti.

Federasyon Başkanı Derviş Yücetürk de engelli istihdamı konusunda uzun yılların ardından mevcut hükümet döneminde önemli adımlar atıldığını belirterek, buna rağmen hâlâ istihdam edilmeyi bekleyen çok sayıda engelli bireyin bulunduğuna dikkat çekti. Yücetürk, kamuda ve özel sektörde engelli bireylerin daha fazla istihdam edilmesinin sosyal yaşam açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Görüşmede ayrıca Engelsiz Yaşam Evi’nin yatılı bölümünün hizmete açılacak olmasının memnuniyet verici olduğu vurgulandı. Federasyon temsilcileri, engelli bireylerin yaşam koşullarını iyileştirecek projelerin artırılması gerektiğini belirterek, Engelli Dairesi’nin bir an önce kurulmasının son derece önemli olduğunu kaydetti.

Continue Reading

GÜNDEM

Tahsin Ertuğruloğlu: Çözüm mevcut durumdur

Published

on

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, TAK’a yaptığı değerlendirmelerde Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü politikasından geri adım atmayacağını vurguladı. Ertuğruloğlu, “Çözüm mevcut durumdur. İki komşu egemen eşit devlet” dedi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yılsonundan önce yeni bir girişim başlatacağı ve çözüm planı ortaya koyacağı yönündeki açıklamalarını “algı operasyonu” olarak nitelendirdi.

Ertuğruloğlu, Rum tarafının “çözüm” olarak adlandırdığı yaklaşımın adayı “Türk işgalinden kurtarma” iddiasına dayandığını söyleyerek, “Çözüm sözcüğü aldatıcı olmamalı” dedi; Kıbrıs Türk tarafının egemen eşit iki devlet ve eşit uluslararası statü politikasından geri adım atmasının beklenmemesi gerektiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresi sona ererken Crans Montana benzeri yeni bir başarısızlık yaşamak istemeyeceğini söyleyen Ertuğruloğlu, BM Güvenlik Konseyi yeni bir karar ortaya koymadıkça, yeni BM temsilcileriyle görüşmenin sonucu değiştirmeyeceğini belirtti.

Son liderler görüşmesinde, dini tören ve ayinlere ilişkin uzlaşı başlığı olduğunu anımsatan Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın böyle bir kararı bu konuda yetkili bakanlık olan Dışişleri Bakanlığıyla istişare içinde alması gerektiğini söyledi; Erhürman’ın Kazakistan ziyareti sonrasında kendileriyle görüşmesini beklediklerini ifade etti.

“‘YENİ BİR GİRİŞİM OLACAK, SENE SONUNDAN ÖNCE ÇÖZÜM PLANI HAZIRLANACAK’ ŞEKLİNDEKİ SENARYO DOĞRU DEĞİL”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, son gelişmelere ilişkin Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı değerlendirmede, Hristodulidis’in “Guterres’in Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden sonra Türkiye’nin yeni müzakere sürecine yeşil ışık yaktığı” yönündeki açıklamalarının sorgulanması gerektiğini kaydetti.

Ertuğruloğlu, Hristodulidis’in Güney Kıbrıs’ta 24 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ve KKTC’de federasyon beklentisiyle siyaset yapan kesimlere yönelik çok boyutlu algı yaratmaya çalıştığını ifade ederek, “yeni bir girişim olacak, sene sonundan önce çözüm planı hazırlanacak” şeklindeki senaryonun doğru olmadığını belirtti.

Ertuğruloğlu, Hristodulidis’in söylediklerini doğru kabul ederek “dolduruşa gelinmesinin” ve Cumhurbaşkanlığında Temmuz ayında bir hareketlenme beklentisine girilmesinin kendileri için “üzücü” olduğunu söyledi.

“ÇÖZÜM’DEN NE KASTEDİLDİĞİ İKİ TARAF İÇİN DE BAŞKA”

“Çözüm” sözcüğünün aldatıcı olmaması gerektiğini söyleyen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının çözüm beklentisi içinde olduğunu ancak hangi sorunun çözümünün kastedildiğinin netleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Ertuğruloğlu, “Bu netlik unutulduğu sürece; popülist ve romantik söylemlerle tabii ki herkes çözüm ister” dedi.

“Açıkça ifade ettikleri gibi, Hristodulidis ve Rum siyaseti için bu ‘kendi ülkelerinin’ Türk işgalinden kurtarılmasıdır” diyen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının ise sorunu bir “statü sorunu”, eşit kurucu ortağı olduğu devletten dışlanma ve ancak bu devletin bir toplumu olarak tanınma olarak gördüğünü kaydetti.

Ertuğruloğlu, “Çözümü aranılan sorun taraflar için başka olduğu için hiçbir zaman çözümde bir noktaya gelemedik. Gelemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“KIBRIS TÜRK HALKI GERÇEKLEŞMEYECEK BEKLENTİLERE SOKULMAMALI”

Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri Guterres’in 2017’de Crans Montana’da yaşanan başarısızlıktan duyduğu üzüntüyü hatırlatarak, görev süresi sona ererken yeni bir başarısızlık yaşamak istemeyeceğini söyledi. Ertuğruloğlu, bu nedenle “Hristodulidis’in yaratmaya çalıştığı algı operasyonlarına” kanılmaması ve Kıbrıs Türk halkının gerçekleşmeyecek beklentilere sokulmaması gerektiğini kaydetti.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in gelecek aylarda adaya yeniden gelmesiyle de neyin değişeceğinin sorgulanması gerektiğini söyleyen Ertuğruloğlu, ne BM Genel Sekreteri’nin ne de atayacağı kişisel temsilcinin mevcut eşitsizliği tek başına düzeltebileceğini belirtti.

Ertuğruloğlu, bunun ülkelerin ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin alacağı kararlarla ilgili olduğunu kaydetti. Ertuğruloğlu, “Onlar 186 sayılı kararla yaptıkları hatayı dengeleyen yeni bir karar ortaya koymadıkları sürece biz 10 tane daha Holguin’le, 100 tane Genel Sekreter’le konuşabiliriz. Bir şey değişmez” dedi.

 

“ÇÖZÜM YANLISI OLDUĞUNU İSPATLAMASI GEREKEN TARAF RUM KESİMİDİR”

Bakan Ertuğruloğlu, Erhürman ve Hristodulidis’in son görüşmesinde uzlaşı sağladığı açıklanan “ada genelinde dini hizmetlerin gerçekleştirilmesine yönelik ilk etapta altı aylık bir plan hazırlanması” konusuna ilişkin de eleştiride bulundu.

Ertuğruloğlu, dini törenler ve ayinlerle ilgili bir mutabakatın, bu konuda yetkili bakanlık olan Dışişleri Bakanlığı ile istişare edilmeden şekillenmesini ve bu doğrultuda Bakanlıktan bir eylem beklentisine girilmesini doğru bulmadıklarını söyledi.

KKTC sınırları içinde her yıl yaklaşık 80 farklı kilisede 100’ün üzerinde ayine izin verildiğini, buna karşılık Kıbrıslı Türklerin Güney Kıbrıs’ta Hala Sultan Tekkesi’ne yılda üç ziyaret hakkı bulunduğunu ve son bayramda bu ziyaretin de gerçekleşemediğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Bu mütekabiliyet zemininde gerçekleşecek bir olay değildir” dedi.

Ertuğruloğlu, konunun Hristodulidis’in talebiyle gündeme geldiği görüşünü de dile getirerek, “Benim yorumum maalesef budur. Bizim Cumhurbaşkanı da iyi niyetli ve çözümcü olduğunu gösterme adına, sanki böyle bir şeyi ispatlama gibi bir görevimiz varmış gibi davranıyor. Kim kime çözümcü olduğunu ispatlayacak, bunu bile netleştiremeyen bir durumdayız. Çözümcü olduğunu Rum tarafının bize ispatlaması gerekir. Bizim Rum tarafına değil. Çünkü çözümsüzlüğü yaratan Rum tarafıdır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı ile bu konuda görüş ayrılığı yaşayabileceklerini belirten Ertuğruloğlu, Dışişleri Bakanlığının görüşünü Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı’na aktardığını, Cumhurbaşkanı’nın Kazakistan dönüşü kendileriyle görüşmesini beklediklerini kaydetti.

“PARLAMENTER SİSTEMDE YETKİ HÜKÜMETTEDİR”

Bakan Ertuğruloğlu, KKTC’de parlamenter sistemin yürürlükte olduğunu hatırlatarak, bu sistemde yürütme yetkisinin hükümette olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı’nın ülke konularıyla ilgilenmesinin doğal olduğunu ve beklendiğini belirten Ertuğruloğlu, ancak hükümetle istişare edilmeden başkanlık sistemiyle yürütülen Güney Kıbrıs lideriyle mutabakat sağlanmasının doğru olmadığını ifade etti.

“ÇÖZÜM MEVCUT DURUMDUR: İKİ KOMŞU EGEMEN EŞİT DEVLET”

Ertuğruloğlu, “dünyanın kendisini şımarttığı sürece” Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” politikasından vazgeçmeyeceğini, Kıbrıs Türk tarafının da egemen eşit iki devlet politikasından geri adım atmayacağını söyledi.

Ertuğruloğlu, “Bu sadece Kıbrıs Türk tarafının politikası değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin de sonuna kadar desteklediği bir politikadır” dedi.

Bu iki pozisyon ışığında Kıbrıs konusunda uzlaşı diye bir olasılık olmadığını, bir “çözüm” beklentisinin de gerçekçi olmadığını dile getiren Ertuğruloğlu, “Çözüm mevcut durumdur. İki komşu egemen eşit devlet” ifadelerini kullandı.

 

“AZERBAYCAN, GÜNEY KIBRIS’I TANIMADIĞINI VE TANIMAYACAĞINI SÖYLEDİ”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi Gayriresmi Zirvesi’nde bulunması ve TDT ile ilişkiler çerçevesinde de değerlendirme yapan Ertuğruloğlu, Türk devletleriyle ilişkilerin zaman içinde daha da gelişeceğine inandığını söyledi.

Ertuğruloğlu, KKTC’ye en yakın ülkelerden birinin Azerbaycan olduğunu belirtti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Güney Kıbrıs’ı tanımadıklarını ve tanımayacaklarını açık şekilde ifade ettiğine dikkat çeken Ertuğruloğlu, Azerbaycan’ın diğer Türk devletlerinin de bu politikaya uyum sağlaması için faaliyetlerde bulunacağını ifade ettiğini belirtti.

“BİZ AB DÜŞMANLIĞI YAPMIYORUZ. AB’NİN BİXE DÜŞMANLIK YAPTIĞINI SÖYLÜYORUZ”

Avrupa Birliği’nin, Rum tarafının talepleri doğrultusunda KKTC’nin Türk devletleriyle ilişkilerini sabote etmeye yönelik çalışmalar yaptığını söyleyen Bakan Ertuğruloğlu, AB’nin Kıbrıs Türk halkı tarafından hak etmediği bir muamele gördüğü görüşünü paylaştı.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkına BM Güvenlik Konseyi’nden sonra en büyük zararı, AB’nin Rum tarafını üye yapmak ve Kıbrıs Türk halkı üzerindeki ambargolara izin vermekle verdiğini ifade etti.

AB’nin kağıt üzerinde yüksek değerleri temsil ettiğini, ancak sahadaki uygulamalarının farklı olduğunu belirten Ertuğruloğlu, “Biz AB düşmanlığı yapmıyoruz, AB’nin bize düşmanlık yaptığını ve bu düşmanlığından vazgeçmesi gerektiğini söylüyoruz” dedi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Kıbrıs ziyaretinde ara bölgeden Kuzey’e bakmasını ve EOKA mensuplarına yönelik övgü dolu ifadelerini de eleştiren Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının AB’ye yönelik bakışının sorgulanması gerektiğini vurguladı.

“TÜRKİYE’NİN AVRUPA İÇİN VAZGEÇİLMEZ OLDUĞUNU BİLİYORLAR”

Rum tarafının AB dönem başkanlığına da değinen Ertuğruloğlu, Avrupa Birliği üyelerinin, böyle bir zihniyete sahip Rum tarafının dönem başkanı yapılmasından utanması gerektiğini kaydetti.

Rum Lider Hristodulidis’in Türkiye aleyhine bir sonuç elde etmesinin mümkün olmadığını kaydeden Ertuğruloğlu, Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’nin değerini ve gerekliliğini bildiklerini söyledi. Ertuğruloğlu, Türkiye’nin güvenlik ve ekonomi bakımından Avrupa için vazgeçilmez olduğunun altını çizdi.

 

“ELAM’IN YÜKSELİŞİ TÜRK DÜŞMANLIĞIYLA YETİŞTİRİLEN GENÇLİĞİN SONUCU”

Güney’de Ulusal Halk Cephesi (ELAM) partisinin yükselişini de değerlendiren Ertuğruloğlu, bunun Rum tarafında genç kuşakların Türk düşmanlığıyla yetiştirilmesinin sonucu olduğuna dikkat çekti.

Güney Kıbrıs’ta 1974 öncesini bilmeyen bir nesil bulunduğunu belirten Ertuğruloğlu, bu neslin evde, kilisede, okulda ve askerlikte Türk karşıtlığıyla eğitildiğine işaret etti.

Rum askerlerinin ABD tarafından eğitilmesini ve Güney Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunun kaldırılmasını da eleştiren Ertuğruloğlu, ABD’li yetkililerle olan görüşmelerinde bu silahların ve eğitimlerin kime karşı verildiğini sorduklarını söyledi.

“YABANCILARA SÖYLEDİĞİM ARGÜMANLARI KENDİ MUHALEFETİME DE SÖYLÜYORUM”

Bakan Ertuğruloğlu, en fazla şaşkınlıkla izlediği kesimin KKTC’deki muhalefet olduğunu da belirtti. Rum tarafının kendi politikalarını açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, muhalefetin ise bu tabloyu görmek istemediğini kaydetti.

Yabancı muhataplarla yaptığı tartışmalarda kullandığı argümanları KKTC’deki muhalefetle tartışırken de kullanmak zorunda kaldığını söyleyen Ertuğruloğlu, bunun normal bir durum olmadığını belirtti.

Çözümün Kıbrıs Türk halkının kendi devletini nereye götüreceği noktasında olduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, “Devletimize daha fazla sahip çıkmamız lazım. Vatandaşı daha mutlu edecek şekilde ülkeyi yönetmemiz lazım. İç politika ve dış politika farklıdır ancak birbirini etkiler, şekillendirir” dedi.

Continue Reading

GÜNDEM

Nikos Hristodulidis, Yunan Meclisi’nde: İki devlet çözümünü asla kabul etmeyeceğiz

Published

on

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, Yunan Meclisi’nde yaptığı konuşmada iki devletli çözüm seçeneğini kesin bir dille reddetti. Yunanistan’ın Güney Kıbrıs’a verdiği desteğin “tarihi travmayı onardığını” söyleyen Hristodulidis, Kıbrıs sorununda Türkiye’yi suçlayarak müzakere sürecine bağlılık mesajı verdi.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis dün Yunan Meclisi’nde hitap etti.

Güney Kıbrıs’ın yardım çağrısına olumlu cevap veren Yunanistan’ın Rumların tarihi travmasını manen tamir ettiğini söyleyen Hristodulidis Kıbrıs sorununda iki devlet çözümünü asla kabul etmeyeceklerinin mesajını verdi.

Fileleftheros’un haberine göre Yunanistan’ın, Ağrotur üssüne yapılan İHA saldırısı üzerine yaptıkları yardım çağrısına olumlu cevap vermesine değinen Hristodulidis, Konstantinos Karamanlis’in 1974’te söylediği “Kıbrıs çok uzak’ sözünün özellikle kendi jenerasyonlarında için bir travma olduğunu söyledi.

Hrtistodulidis, Yunanistan’la bugünkü ilişkilerine değinirken “Yunan hükümetinin savunma kabiliyetimizi takviye talebimize derhal cevap vermesi, Avrupa ülkelerinden de benzeri görülmemiş bir dayanışmanın pratikte yaratılmasına öncü oldu” dedi.

Hrtistodulidis, Yunanistan ile ilişkilerin daha önce hiç olmadığı kadar iyi olduğunu söyledi.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, konuşmasının bir bölümünde Rumlarla Yunanların “ortak mücadele ve fedakarlıkları” üzerinde durdu.

Türkiye’yi 1963’te ve 1974’te “taksim planlamakla” suçlayan Hristodulidis, Yunan yetkililerin, asker ve sivillerin Türkiye’nin planlarını engellemek için güçlü bir sesle “varız” diyerek “en kıymetlilerini” feda ettiğini öne süren Hristodulidis, “O günlerde bize yaptığınız yardımı asla unutmayacağız” dedi.

Konuşmasında Kıbrıs sorununa da değinen Hristodulidis Türk tarafını “zorluk çıkarmak ve oyalama taktiği uygulamakla” da suçladı.

“Zorluklara ve sorunlara rağmen çok yakında somut sonuç olacağı inancıyla müzakere çabasına, Guterres’in net siyasi iradesine yatırım yapıyoruz” diyen Hristodulidis, “Bizim için iki devletli çözüm, düşünce olarak bile mevcut değildir. Yasadışılığı meşrulaştırmayı görüşmeyi asla kabul etmeyeceğiz. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin idari, siyasi ve bölgesel amputasyonunun kalıcılaşmasına ve meşrulaşmasına imza atmamız asla söz konusu değildir” ifadesini kullandı.

Continue Reading