Connect with us

GÜNDEM

Türkiye’de ”Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi” kamuoyuyla paylaşıldı

Published

on

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Kamunun tasarruf yapması, verimliliği artırması, daha az bütçe açığına, daha az kamu borçlanmasına ve faiz yüküne, daha az cari açığa yol açacaktır.” dedi.

Yılmaz, TC Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlediği toplantıda “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi”ni kamuoyuyla paylaştı.

Yaklaşık 65 yıldır tasarruf genelgeleriyle kamu harcamalarında kontrol sağlamaya dönük çalışmalar yapıldığını belirten Yılmaz, mali disiplini esas alan bir siyasi yaklaşım içinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı hükümetler döneminde ise değişik zamanlarda 10 genelgenin yürürlüğe konduğunu söyledi.

Yılmaz, en sonuncusu 30 Haziran 2021’de yürürlüğe konan bu genelgelerle kamu harcamalarının belli kurallara bağlandığını hatırlatarak, son dönemlerde yaşanan gelişmelerin bu alanda daha geniş bir çerçevede ve daha güçlü adımlar atma ihtiyacını ortaya çıkardığını ifade etti.

Erdoğan’ın 16 Nisan’da Kabine Toplantısı’nın ardından Orta Vadeli Program’ın (OVP) güçlendirilmesi doğrultusunda kamuda tasarruf artışı, yatırımların önceliklendirilmesi ve yapısal reformların hızlandırılması hususlarını ifade ettiğini anımsatan Yılmaz, 6 Mayıs’taki Kabine Toplantısı’nın ardından ise Erdoğan’ın “Kamuda taşıtlar, binalar, haberleşme giderleri, cari harcamalar, hizmet için eğitim, yurt dışı seyahat, kamu istihdamı gibi alanlarda” tasarruf kültürünü güçlendirici adımlar atılacağını belirttiğini ve bu yönde gerekli talimatları verdiğini söyledi.

Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Mayıs’ta sosyal medya kanalıyla yaptığı paylaşımda “Bir taraftan üretip yeni pazarlara ihraç ederken diğer taraftan içeride tasarruf kültürünü yaygınlaştırmamız gerekiyor. Bunu kamu olarak inşallah biz öncülük ve rehberlik edecek daha az kaynak kullanarak daha fazla etkide bulunacak projelere ağırlık vereceğiz.” ifadelerini kullandığını aktardı.

– “Birim kaynakla daha fazla sonuç üretmeyi hedefliyoruz”

Yılmaz, tasarruf ve verimli kaynak kullanımı konusunda yaptıkları bu güncellemede, deprem afetinin yaralarını süratle sarma ihtiyacı ve pandemi sonrası tüm dünyanın gündemi haline gelen enflasyonla Türkiye’nin kararlı bir şekilde mücadele etme azim ve iradesinin etkili olduğunu dile getirerek, paketin tek başına değil bütüncül bir çerçevede ortaya konulan birbirini destekler mahiyette diğer paketlerle birlikte anlam ifade ettiğini vurguladı.

Tek başına bu paketi değil gelecek aylarda Hazine ve Maliye Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı ile birlikte yürütülen çeşitli hazırlıkların devreye girmesiyle toplam oluşturacağı etkinin kamuoyuyla paylaşılacağını aktaran Yılmaz, şöyle konuştu:

“Kamuda tasarruf programımızla sadece zorunlu olmayan harcamaları azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda kamu tüketimi ve yatırım harcamalarında verimliliği esas alıyoruz. Kamu hizmetlerini aksatmadan güncel ihtiyaçlara odaklanıp önceliklendirme yaparak yeni yöntemleri ve teknolojileri kullanmak suretiyle birim kaynakla daha fazla sonuç üretmeyi hedefliyoruz.

Geçen yıl yaşadığımız depremlerin ilk aşamada hesap edilen maliyeti 104 milyar doları bulmuştur. Sadece merkezi idare bütçesinden deprem için tahsis edilen ödenek 2023 yılında 960 milyar Türk lirasıdır. 2024 yılı başlangıç ödeneği ise 1 trilyon 28 milyar Türk lirası olmuştur. Bu ödenekler azalmakla birlikte önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. Bu büyük ilave yükün bütçe açıkları üzerinde oluşturduğu etki ortadadır. Geçen yıl bütçe açığımızın milli gelire oranı yüzde 5,2 olurken, deprem harcamaları hariç tutulduğunda bu açık yüzde 1,6 seviyesine kadar gerilemektedir. Bu yılın bütçesi hazırlanırken belirlenen yüzde 6,4 oranındaki açığın da önemli bir kısmı deprem bağlantılı harcamalardan kaynaklanmaktadır.”

Yılmaz, kamuda tasarruf ve verimlilik paketinin, toplum olarak depremin yaralarını sarma konusunda milli dayanışma sergilenen bir dönemde, deprem harcamalarından en küçük bir fedakarlık yapmadan kamu dengelerini sağlıklı bir zeminde sürdürme politikasını yansıttığını söyledi.

– “Bu yıl yine yüzde 6,4 başlangıçta ortaya konan bir bütçe açığı tahmini var”

Yılmaz, ortaya konulan yeni paketin, bir yandan deprem bağlantılı çalışmalara güç verirken diğer yandan halkın temel sorun olarak gördüğü enflasyon konusunda yürüttükleri kararlı mücadeleye katkı sunduğunu anlatarak, enflasyonla mücadelede para politikalarının yanı sıra maliye politikaları ve yapısal reformların önem taşıdığını ifade etti.

OVP’nin de bu çerçeveyle şekillendirildiğine işaret eden Yılmaz, “Kamunun tasarruf yapması ve verimliliği arttırması daha az bütçe açığına, daha az kamu borçlanmasına ve faiz yüküne, makro tasarruf oranımızın artmasına ve daha az cari açığa yol açacaktır.” diye konuştu.

Yılmaz, talep yönlü katkısının yanı sıra bitme aşamasına yakın projelere, sulama ve rekabet gücünü arttırıcı altyapılara yoğunlaşan kamu yatırımlarının, arz yönlü artışla da enflasyonla mücadeleyi güçlendirici etkide bulunacağını vurgulayarak, OVP’nin enflasyonu düşürmeye yönelik politikalarının yıllık bazda belirgin sonuçlarını, bu yılın ikinci yarısında görmeye başlayacaklarını, gelecek yıl yüzde 20’nin altında, 2026’da ise tek haneli enflasyona ulaşmaya kararlı olduklarını, geçmişte başardıklarını ve yine başaracaklarını ifade etti.

Bunu sağlarken büyümeyi, istihdamı ve sosyal dengeleri azami oranda gözetmeye devam edeceklerinin altını çizen Yılmaz, hedeflerinin istikrar içinde büyümek ve kalıcı sosyal refah artışı sağlamak olduğunu söyledi.

Yılmaz, bu paket ve izleyen diğer çalışmalarla, geçen yıl olduğu gibi bu yılda bütçe açığının milli gelire oranını başlangıçta öngörülenin altında gerçekleştirmeyi planladıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçen yıl milli gelire oranla yüzde 6,4 olarak tahmin edilen bütçe açığı, yıl sonunda yüzde 5,2 olarak gerçekleşmişti. Oldukça olumlu bir performans sergilenmişti. Bu yıl sonunda da benzer bir oranda, hatta mümkünse daha fazla bir iyileşmeyi hedefliyoruz. Bu yıl yine yüzde 6,4 başlangıçta ortaya konan bir bütçe açığı tahmini var. Aldığımız bu tedbirler ve diğer paketlerimizle birlikte bunu geçen yıl olduğu gibi yüzde 5,2’lere ve mümkünse daha altına indirmeyi hedefliyoruz. Harcama disiplininin yanı sıra tahsilat oranlarını arttırma, kayıt dışılıkla daha etkin mücadele gibi yöntemlerle, kamu gelirlerinde sağlayacağımız iyileşmeyle ve diğer etkinliği, verimliliği arttırıcı reformlarla, ilave paketlerle bunu başaracağımıza inanıyoruz.”

– “Tüm grupların desteğini beklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum”

Bugün açıklanan Tasarruf ve Verimlilik Paketi’nin geçmişten bazı farklılıklar arz ettiğini, geçmişten çıkarılan derslerle bu dönem aldıkların tedbirleri daha sıkı bir izleme sistemiyle hayata geçireceklerini bildiren Yılmaz, ayrıca hesap verebilirlik mekanizmalarını güçlendirerek haklı bir gerekçeye dayanmayan sapmaları engellemeyi amaçladıklarını kaydetti.

Yılmaz, bugün ilan edilen programın hayata geçirilmesinde idari ve kanuni olmak üzere iki ayaklı bir çalışma yürütüldüğünü aktararak, şöyle devam etti:

“Kanun gerektirmeyen hususlar konusunda, hazırlıkları son aşamaya gelmiş olan genelge taslağının, kısa bir süre içinde, bu hafta içinde tamamlanacağını tahmin ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın onayına sunulacaktır. Kanun gerektiren hususlarda ise grubumuzla yürütmekte olduğumuz hazırlıklar Meclisimizin takdirine arz edilecektir. Yapılacak idari düzenlemeler, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını kapsayacak bir anlayış içinde hazırlanmıştır. Hiçbir kurumumuz bundan istisna değildir. Genelgemizde düşünülen tek istisna konumu gereği Türkiye Büyük Millet Meclisimizdir. Bu konuda Meclis Başkanı’mız kendi uhdesinde benzer bir çalışma yürüttüğünü kamuoyuyla paylaşmıştı, bunu ifade etmişti. Yaptığımız görüşmelerde Meclisimiz tarafından alınan önlemlerin sonuçlarının da yine kamuoyuyla paylaşılacağını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu vesileyle Sayın Başkanımıza ve çalışma arkadaşlarına da şükranlarımızı sunuyoruz. Kanuni düzenleme gerektiren hususlarda, parti farkı gözetmeksizin tüm grupların desteğini beklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum.”

Yılmaz, tüm bu çalışmalara vizyonu ve güçlü siyasi iradesiyle yön veren Erdoğan’a şükranları sunduğunu dile getirerek, çalışmalarda titiz bir hazırlık yürüten Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibine, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına teşekkür etti. Yılmaz, Tasarruf ve Verimlilik Paketi’nin ülkeye millete hayırlı olmasını, 85 milyon için olumlu sonuçlar doğurmasını diledi.

-Şimşek: “Bu paket ilk değil, son da olmayacak”

Şimşek, burada yaptığı konuşmada, en önemli önceliklerinin hayat pahalılığını bir sorun olmaktan çıkartmak olduğunu belirterek, “Enflasyonu düşük tek hanelere indirmek. Refah için, sürdürülebilir yüksek büyüme için de düşük tek haneli enflasyon olmazsa olmazdır. Fiyat istikrarı bunun en önemli bileşenidir.” diye konuştu.

Enflasyonla mücadelede para, maliye ve gelirler politikaları ile yapısal reformların uyum içinde yürütüldüğüne dikkati çeken Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) enflasyonu düşürmek için para politikasında sıkılaştırma dahil, kendi alanıyla ilgili her türlü tedbiri aldığını anlattı.

Şimşek, bugün açıkladıkları paketle ve yakında maliye politikasında atacakları ilave adımlarla dezenflasyon sürecine katkıda bulunacaklarının kaydetti.

“Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi”ni bu perspektifle hazırladıklarının altını çizen Şimşek, deprem yaralarını sardıkları bu dönemde, kamu olarak tasarrufa gittiklerini ve harcamaları disiplin altına aldıklarını söyledi.

Şimşek, bugüne kadar da tasarruf yapıldığını ve geçen yıl yüzde 9-10’lara çıkabilecek bütçe açığını, aldıkları tedbirlerle yüzde 5 gibi makul ve yönetilebilir bir düzeye çekebildiklerini ifade etti.

AK Parti hükümetlerinin en önemli özelliklerinden birinin mali disiplin olduğunu vurgulayan Şimşek, “Son 20 yılda bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,4’tür. Bu rakam Maastricht kriteri olan yüzde 3’ün oldukça altındadır. Dolayısıyla 20 yıllık performansa baktığınızda mali disiplinin kamuda verimliliğin, tasarrufun AK Parti hükümetlerinin önemli bir özelliği olduğu ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bu bizim ilk tasarruf çabamız değil, son da olmayacak. Bu açıkladığımız ilk paket değil, son paket de olmayacak. Önümüzdeki dönemde birçok adım atacağız.” dedi.

-“Tedbirler bütün kamuyu kapsayacak şekilde uygulanacak”

Şimşek, bugünkü tedbir setini geçmiş uygulamalardan farklı kılan 3 husus olduğuna dikkati çekerek, “Birincisi, Orta Vadeli Program’ın özüne uygun olarak kamuda verimliliği artırarak tasarrufu artırmayı amaçlıyoruz. İkinci olarak, bu paketle çok güçlü bir izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modelini hayata geçiriyoruz. Son olarak, tedbirler bütün kamuyu kapsayacak şekilde uygulanacaktır. Yani, merkezi idareler, mahalli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler ve fonlar, bütün kamu bu tedbir paketinin kapsamındadır.” diye konuştu.

Kalıcı fiyat istikrarı için mali disiplini önemli bir destek mekanizması ve politika alanı olarak gördüklerini dile getiren Şimşek, sadece “asrın felaketi”nin yaralarını sarmak için değil, gelecekte olabilecek doğal felaketler için sürekli mali alan oluşturmaları, yeşil ve dijital dönüşüme kaynak aktarmaları gerektiğini söyledi.

Şimşek, düşük risk primi üzerinden Türkiye’nin uluslararası finans piyasalarından uzun vadeli makul maliyetlerle borçlanmasının önünü açmak için de mali disiplinin önemli olduğunu vurguladı.

Bütçe açığı azaltıldığı ölçüde nesiller arası adaletin de sağlandığına işaret eden Şimşek, şöyle devam etti:

“Borçlanma demek, gelecek nesillerin yükümlülük altına girmesi demek. Dolayısıyla burada bizim yaklaşımımız mali disiplini sağlayarak, ülkemizin dengelerini, ekonomik temellerini sağlamlaştırmak istiyoruz. Burada programı güçlendiriyoruz. Kamuda harcama kontrolü ve tasarruf üzerinden dezenflasyona destek vereceğiz. Yatırımların öncelikli alanlara yönlendirilmesi de ülke geleceği, verimlilik, uzun vadeli büyüme açısından çok kritik bir değişken. Kamu maliyesi alanında önümüzdeki dönemde birçok alanda reform yapacağız. Bunları sizinle paylaşacağız, reform sürecini hızlandıracağız.”

-8 öncelikli alan

Şimşek, harcama tedbirlerinin, “kamuda tasarruf, bütçede harcama disiplini ve kamu yatırımlarında verimlilik” olmak üzere 3 temel ekseni olduğuna dikkati çekerek, “Kamu tasarrufu diye baktığımızda 8 öncelikli alana yoğunlaşıyoruz. Bu alanlar, taşıtlar, binalar, kamu istihdamı, idari yapılanmada etkinlik, yurt dışı geçici görevlendirme giderleri, enerji ve atık yönetimi, haberleşme giderleri ile diğer cari harcamalardır.” dedi.

Taşıt alanında ilk olarak “Kamu Filo Yönetim Sistemi” ile kamuda taşıt sayısı ve kullanım standartlarını belirlediklerini ve bu alanda etkinliği artırdıklarını bildiren Şimşek, şu bilgileri paylaştı:

“Bu sistem, taşıt edinim, kullanım ve tasfiye süreçlerini bütüncül bir anlayışla yönetmeyi sağlayacak. Plaka bazlı olarak, taşıt envanterini ve taşıtlarla ilgili harcamaları takip edeceğiz. Taşıtların yaşı, kilometresi ve yıllık kullanımını izleyeceğiz ve verimli kullanımını sağlayacağız. Kurumlarımız sisteme veri girişine başladı. Bu sistem şu anda hayata geçti, veri girişi başladı. Bu sistemle hedefimiz, ilerleyen aşamada taşıtların ortak bir havuzda toplanarak kurumlar arası kullanımına zemin hazırlanmasıdır. Biraz zaman alabilir ama buna ilişkin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile çalışmamız devam ediyor. Ambulans, savunma ve güvenlik gibi alanlardaki zorunlu ihtiyaçlar hariç, yeni araç satın almayı ve kiralamayı 3 yıl süreyle durduruyoruz. Mevcut kiralık taşıt sözleşmeleri de izin alınmadan yenilenmeyecek. Bütçe dışı kaynaklardan taşıt kullanımını çok sıkı kurallara ve izne tabi tutacağız. Ayrıca, kanunla izin verilenler hariç yabancı menşeli araç kullanımını sonlandırıyoruz. Bu bir süreç gerektirecek, mevcutların sözleşmelerinin sona ermesi gerekecek ama kanunda belirtilen makam, idare veya kişiler hariç yabancı menşeli araç kullanımını da kamuda kaldırıyoruz. İhtiyaç fazlası olan veya ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtları tasfiye edeceğiz. Bunun için Özelleştirme İdaresini görevlendireceğiz. Savunma ve güvenlik hariç, toplu taşıma olan yerlerde, kamuda personel servisi hizmetini sözleşme bitiminde sonlandırmayı hedefliyoruz.”

-“Yeni bina kiralanmasına izin vermeyeceğiz”

Şimşek, kamuda tasarruf konusunda ikinci ana başlıklarının kamu binaları olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Deprem riski olanlar hariç yeni bina alımı ve yapımını 3 yıl süreyle durduruyoruz. Kamu binalarına kişi başı metrekare standardı getirildi daha önce ve bunun etkin şekilde uygulanmasını sağlayacağız. Mevcut binaların da kurumlar arasında etkin kullanımını sağlayacağız. Yeni bina kiralanmasına izin vermeyeceğiz, mevcut kiralamaları da peyderpey sonlandıracağız. Doğal afet ve güvenlikle ilgili olanlar hariç, yeni lojman ve sosyal tesis alımını, yapımını ve kiralanmasını süresiz kaldırıyoruz. Savunma ve güvenlik hariç, mevcut sosyal tesisleri ekonomiye kazandıracağız. Lojman kiralarını ve sosyal tesis ücretlerini rayiç bedelleri dikkate alarak gözden geçireceğiz.”

-“Yönetim kurulu ücretlerine üst sınır getireceğiz”

Kamu istihdamı konusunda ise Şimşek şu tedbirleri aldıklarını açıkladı:

“3 yıl boyunca emekli olan kadar yeni personel istihdam edeceğiz. Açıktan atama izinleri Bütçe Kanunu’nda net olarak belirlenecek. Destek personeli sayısını, zaman içinde belirli bir program dahilinde azaltmayı hedefliyoruz. Kamuda esnek ve uzaktan çalışma modellerini daha da geliştireceğiz. Kamu çalışanlarının aldığı yönetim kurulu ücretlerine sınırlama getiriyoruz. Mevcut mevzuata göre kamuda çalışanlar sadece bir yerden yönetim kurulu ücreti alabiliyor, burada bir değişikliğe gitmiyoruz. Yapılacak düzenlemeyle yönetim kurulu ücretlerine üst sınır getireceğiz. Münferit olarak, devletin bazı özel kuruluşlardaki payına binaen alınan ücretlerin, sınırı aşan kısımlarını bütçeye gelir olarak kaydedeceğiz. Bu hususlar yasal düzenleme gerektiriyor, bunlar Yüce Meclis’imizin takdirinde olan hususlardır, biz bu çerçevede adımlar atmayı planlıyoruz.”

Şimşek, kamuda tasarrufa yönelik, idari yapılanmada etkinliği esas alacak kapsamlı bir çalışmayı başlattıklarını söyledi.

Kamuda yeni kurumlar kurulmasının önüne geçeceklerini, idareler arasındaki görev dağılımını gözden geçirerek mükerrer yapılanmaları önleyeceklerini belirten Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanlığının da birçok ilde hem defterdarlıkları hem de vergi dairesi başkanlıkları olduğunu, etkinlik ve verimlilik için bu ikisini birleştireceklerini, böylece Türk milletine daha iyi hizmet sunacaklarını dile getirdi.

-Ekonomik değeri olan atıkların değerlendirilmesi zorunlu olacak

Hizmet içi eğitimlerin kamu tesislerinde yapılacağının altını çizen Şimşek, “Yurt dışı geçici görevlendirmeleri sınırlandırıyoruz. Buna yönelik harcamalar başlangıç ödeneğini hiçbir şekilde aşmayacak ve bu kaleme başka ödeneklerden aktarım yapılamayacak.” diye konuştu.

Şimşek, enerjide dışa bağımlılığın yüksekliğine işaret ederek, bu alanda kamuda verimliliği daha da artıracaklarını söyledi.

Yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla faydalanacaklarını ve enerji verimliliği noktasında atacakları ilave adımlarla tasarrufa gitmeyi ümit ettiklerini kaydeden Şimşek, “Örneğin, 2024 yılında sokak ve cadde aydınlatılması için öngördüğümüz ödenek 35 milyar lira. LED dönüşümünü hızlandırarak, bu alanda kayda değer bir tasarruf yapabileceğimizi düşünüyoruz. Ekonomik değeri olan atıkların, bedeli karşılığında değerlendirilmesini de kamu için zorunlu hale getiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

-Kamuda haberleşme ve iletişim giderleri

Kamuda haberleşme ve iletişim giderlerinde de dijitalleşme yoluyla tasarrufa gittiklerini aktaran Şimşek, elektronik yazışmaya geçişi tamamlayıp elektronik tebligat sisteminin kullanımını yaygınlaştırdıklarını bildirdi.

Şimşek, yayın ve rapor gibi tanıtım amaçlı dokümanları basmak yerine, bunların elektronik ortamda paylaşılmasını sağlayacaklarını söyledi.

 

Bakan Şimşek, 2024 yılı temsil ve tanıtma ödeneklerinde yüzde 25 kesinti yaptıklarına, devam eden yıllarda bu kesintili ödeneği baz alacaklarına dikkati çekti.

-“Zorunlu haller hariç demirbaş alımlarını 3 yıl süreyle durduracağız”

Şimşek, uluslararası toplantılar ve milli bayramlar hariç gezi, kokteyl, yemek ve benzeri faaliyetlerin düzenlenemeyeceğini bildirdi.

Kamu kurumlarının ajanda, takvim, plaket, eşantiyon türü hediyeler vermesini yasakladıklarını ifade eden Şimşek, “Zorunlu haller hariç mobilya, tefrişat ve ofis donanımı gibi demirbaş alımlarını 3 yıl süreyle durduracağız. Ayrıca makine ve teçhizatlar ekonomik ömrünü tamamlanmadan elden çıkarılamayacak. Kamu alımlarının, Devlet Malzeme Ofisi (DMO) aracılığıyla yapılmasını esas hale getireceğiz. Tabii ki istisnalar her zaman olacak ama esas bu kanaldan alımlar yapılacak.” diye konuştu.

-Mal ve hizmet alım ile yatırım ödeneklerinde kesinti

Şimşek, mal ve hizmet alım ile yatırım ödeneklerine de değinerek, “Deprem ve zorunlu harcamalar hariç, mal ve hizmet alım ödeneklerinde yüzde 10, yatırım ödeneklerinde ise yüzde 15 oranında kesinti yapacağız.” dedi.

Bütçede harcama disiplini konusuna da dikkati çeken Şimşek, tek seferlik gelirlere dayalı kalıcı harcama programı yapılamayacağını vurguladı.

Şimşek, yatırım projelerinin bütçe ödeneğine göre yürütüleceğinin altını çizerek, “Bu sene hiçbir Bakanlık, ödeneklerini bu çerçevede aşamayacak. Çünkü biz kendilerine ilave ödenek vermeyeceğiz.” ifadesini kullandı.

İl özel idarelerine merkezi yönetim kapsamında aktarılacak yatırım ödemelerinin “hak ediş karşılığında” yapılacağına işaret eden Şimşek, 2024 yılında bütçedeki bütün harcama alanlarını, belirli bir öncelik dahilinde gözden geçireceklerini, verimsiz olanları da gelecek yıldan itibaren sonlandıracaklarını belirtti.

Kamu yatırımlarında da önceliklendirmeye gittiklerini bildiren Şimşek, şöyle devam etti:

“Yatırım ödeneklerinde yapacağımız yüzde 15’lik kesintiyi öncelikli alanlara kanalize etmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda fiziki ilerlemesi yüzde 75’in üzerinde olan yatırım projelerini, deprem riski nedeniyle gerekli olan yatırım projelerini, Kahramanmaraş ve Hatay depremleri sonrasında planlanan projeleri, tarımsal sulama başta olmak üzere gıda arzını artıracak projeleri, yeşil ve dijital dönüşüm ile OSB, liman, demir yolu bağlantı projelerini önceliklendireceğiz. Bu alanlar enflasyonla mücadeleye katkı sağlayacak, ülkemizin rekabet gücünü artıracak. Dolayısıyla tasarruf sadece kesinti demek değildir, kullandığımız kaynakların, etkin ve verimli şekilde ülkemizin uzun vadeli menfaatine uygun olarak kanalize edilmesidir.”

Şimşek, zorunlu haller dışında da kamu yatırım programına yeni proje almayacaklarını vurguladı.-

-“Tasarruf tedbirlerine tüm kamu idareleri ve personel uymak zorunda”

Tedbirleri uygulamada etkinlik için sistem geliştirdiklerini dile getiren Şimşek, bu sistemin, kamu idarelerinin tasarruf tedbirlerine uyum noktasında veri girişi ve raporlama yapmasını gerektirdiğini söyledi.

Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanlığının “Tasarruf Tedbirleri Bilgi Sistemi ve Kamu Filo Yönetim Sistemleri” ile süreci takip edeceğini bildirdi.

Tasarruf tedbirlerine istisnasız tüm kamu idareleri ve personelin uymak zorunda olduğunun altını çizen Şimşek, şunları kaydetti:

“Tedbirlerin uygulanması ve harcamaların mevzuata uygunluğu Bakanlığımızca izlenecek, denetlenecek, Cumhurbaşkanlığımıza ve ilgili idarelere raporlanacaktır. Burada bir hesap sorma ve yaptırım süreci de var. Tasarruf Genelgesi ve mali mevzuata aykırılık tespit edilirse Cumhurbaşkanlığımız ve ilgili idareler idari yaptırım ve para cezası uygulayabilecektir.”

Şimşek, “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi”nin, kamu maliyesi alanında kamuoyu ile paylaştıkları ilk paket olduğuna dikkati çekerek, “Önümüzdeki dönemde kamu ihale reformu, KİT’lerde yönetişim reformu, vergide adalet ve etkinlik, kayıt dışılıkla mücadele gibi alanlarda çalışmalarımızı tamamlayacağız ve hayata geçireceğiz.” dedi.

Söz konusu paketteki tedbirlerin bir kısmının idari veya kanuni düzenleme gerektirdiğini söyleyen Şimşek, “Kanun gerektiren hususlar yüce Meclis’imizin takdirinde. İdari düzenlemeler ise Cumhurbaşkanlığımız tarafından hayata geçirilecektir.” ifadelerini kullandı.

Şimşek, programın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onay ve direktifleriyle ortaya konulduğunu sözlerine ekledi.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Rum basını: Larnaka ve Limasol sahillerinde mülkiyet yabancıların eline geçiyor

Published

on

Güney Kıbrıs’ta Larnaka ve Limasol sahil kesimlerinin büyük bölümünün, üçüncü ülke vatandaşlarının kontrolüne geçtiği; yasa dışı emlakçılık faaliyetleriyle arazi, arsa ve çok sayıda binanın el değiştirdiği bildirildi.

  • Larnaka ve Limasol sahil şeridinin büyük bölümü yabancıların eline geçti

Larnaka ve Limasol sahil kesimlerinin büyük bölümünün, üstü örtülü şekilde emlak şirketlerini de yöneten üçüncü ülke vatandaşlarının eline geçtiği ve yurt dışında masa altından satış anlaşmalarının yapıldığı yasa dışı emlakçılığın da yoğun olduğu haber verildi.

Fileleftheros Güney Kıbrıs’ta gayrimenkul satışıyla uğraşan yabancı uyrukluların yerli iş adamlarından yardım aldığını, bazı yabancıların da çeşitli projelerin vb yöneticisi kisvesi altında kaymakamlıklara giderek gayrimenkul satış işlemlerini yapmakta olduğunu yazdı.

Habere göre AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu Rum Meclisi içişleri Komitesi’nde yaptığı konuşmada, Larnaka sahil kesiminin batısında büyük araziler satıldığına dikkat çekti. Komite Başkanı Aristos Damianu Larnaka sahilinde, Dikelya’ya kadar, daha önce rafineri bulunan büyük ölçekteki arazinin, Limasol’da da Lady’s Mile’e doğru sahil bölgesinin el değiştirdiğini açıkladı.

Anılan bölgelerde yabancı uyrukluların yalnız arazi ve arsa değil hastaneden otele kadar birçok binayı satın aldığı bilgisi de verilen haberde, işletme satın alımlarının şehir içine kadar yayıldığına dikkat çekildi.

Continue Reading

GÜNDEM

İncirli, TEPAV konferansında konuştu: KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli

Published

on

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, TEPAV’da düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” konferansında yaptığı konuşmada, Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle Kıbrıs siyasetinde kapsayıcılık ve uzlaşı kültürüne dayalı yeni bir dönemin başladığını belirterek, Kıbrıs’ta kalıcı barış ve bölgesel istikrar için kapsamlı çözümün tek gerçekçi yol olduğunu vurguladı.

  • İncirli: CTP, kapsayıcı siyaset ve uzlaşı kültürüyle ilerliyor
  • “Kıbrıs’ta kalıcı barış ve bölgesel istikrar için kapsamlı bir çözüm tek gerçekçi yoldur”
  • Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle Kıbrıs sorununda yeni bir umut doğdu”
  • “KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) bünyesinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” başlıklı konferansta konuşma yaptı. Akademisyenler, diplomatlar ve siyasetçilerin katıldığı konferansta konuşan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirliTufan Erhürman’ın seçilmesiyle, Kıbrıs siyasetinde yaşanan dönüşüme dikkat çekti ve yeni dönemin ilkelerini “kapsayıcılık ve uzlaşı kültürü” olarak tanımladı. İncirli,” Toplumun tümünü kucaklayan, kapsayıcı siyaset hedefleyen, sorunlara tam bir uzlaşı kültürü içerisinde çözümler arayan yeni bir siyasi anlayış var. Biz de CTP olarak bu siyasi anlayışı devam ettiren bir eksen içerisinde ilerliyoruz” dedi.

Dün akşam TEPAV ev sahipliğinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” konferansının moderatörlüğünü, TEPAV AB Çalışmaları Merkezi Direktörü Nilgün Arısan Eralp üstlenerek açılış konuşmasını yaptı. Eralp, CTP Genel Başkanı İncirli’nin özgeçmişinden bahsetti ve ardından sözü İncirli’ye bıraktı.

Konuşmasına Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin kuruluşundan ve temel değerlerinden bahsederek başlayan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, partinin buğday başağı sembolünün Kıbrıs Türk halkının kimliğini, varlığını, refahı ve sosyal adaleti temsil ettiğini söyledi. İncirli, CTP’nin kişi hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, barışı, ekonomik kalkınmayı ve Avrupa Birliği değerlerini savunan; eşitlikçi, emeğe saygılı, çevreye duyarlı demokratik sol bir kitle partisi olduğunu ifade etti. Cumhuriyet Meclisi’ndeki kadın milletvekili oranının yüzde 22 olduğuna dikkat çeken İncirli, siyasette kadın temsiliyetinin artırılmasının önemine de dikkat çekti.

“KIBRIS’TA, YENİ BİR SİYASİ ANLAYIŞLA YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI”

İncirli, Kıbrıs sorununda müzakeresiz geçen tek dönem, yerinde sayan güven artırıcı önlemler ve tamamen tıkanmış çözüm sürecinin yanı sıra adadaki ekonomik kriz, mülkiyet krizi, güvenlik krizi, gençlerin göçü, yolsuzluklar ve kamusal hizmetlerde çöküşle birlikte sorunların derinleştiğini ifade ederek 19 Ekim’deki Cumhurbaşkanlığı seçimiyle beraber Kıbrıs’ta, yeni bir siyasi anlayışla yeni bir dönemin başladığını kaydetti. CTP’nin adayı Tufan Erhürman’ın yüzde 63 oyla, üç iktidar partisine karşı tarihi bir farkla Cumhurbaşkanı seçildiğini anımsatan İncirli, Kıbrıslı Türklerin Türkiye’deki anketleri yanılttığını dile getirerek 19 Ekim akşamı Kızılbaş Meydanı’nda ortaya çıkan eşitlik ve kardeşlik cephesinin; kucaklayıcı, kapsayıcı, saygın ve ciddi bir duruşu temsil ettiğini sözlerine ekledi.

“KIBRIS’TA KALICI BARIŞ VE BÖLGESEL İSTİKRAR İÇİN KAPSAMLI BİR ÇÖZÜM, TEK GERÇEKÇİ YOL”

Konuşmasının devamında, Kıbrıs sorunuyla ilgili tarihi süreci aktaran İncirli, Kıbrıs sorunun 1963’te iki toplum arasında başlayan siyasi bir sorun olmanın ötesinde; uluslararası hukuk, bölgesel güvenlik ve Doğu Akdeniz’de şekillenen yeni jeopolitik dengelerle doğrudan bağlantılı, çok katmanlı ve çok boyutlu bir mesele haline geldiğine dikkat çekti. İncirli, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin 1959 Zürih Anlaşmalarının ortaklık ruhuna, özden gelen siyasal eşitlik ilkelerine dayalı, ortak egemenliğin paylaşılacağı, iki bölgeli ve iki toplumlu federal çözüm modeline olan bağlı bir siyasal parti olduğunu ifade ederek Kıbrıs’ta kalıcı barış, istikrar ve uluslararası entegrasyonun yegane gerçekçi yolunun kapsamlı çözümden geçtiğini vurguladı.

“KIBRISLI TÜRKERİN GELECEĞİ, KIBRISLI RUMLARIN İNSAFINA BIRAKILAMAZ”

2004 Annan Planı referandumlarına değinen İncirli, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65 “evet” oyu ile güçlü bir çözüm iradesi ortaya koyduğunu, buna karşın Kıbrıslı Rumların yüzde 75 “hayır” dediğini hatırlattı. Bu sürecin ardından Mali Yardım Tüzüğü, Yeşil Hat Tüzüğü ve Taşınmaz Mal Komisyonu gibi mekanizmaların hayata geçtiğini ifade etti. 2017 Crans-Montana Konferansı’na kadar sürdürülen müzakerelerde büyük oranda yakınlaşmalar sağlandığını belirten İncirli, Rum liderliğinin masayı terk etmesiyle sürecin çöktüğünü, statükonun daha da yerleştiğini söyledi ve Kıbrıslı Türklerin geleceğinin Kıbrıslı Rumların insafına bırakılamayacağını vurguladı.

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs sorununda çözüm sürecinin neden tıkandığının “suçlama oyunu” yapılmadan dürüstçe analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekerek uluslararası aktörlerin gereken önceliği vermemesi, proaktif rol almaması ve taraflar arasında eş zamanlı, samimi siyasi iradenin ortaya konmamasının temel nedenler arasında olduğunu kaydetti. Ucu açık ve süresiz müzakere süreçlerinin Kıbrıs’ta defalarca denendiğini ve her seferinde hayal kırıklığı yarattığını söyleyen İncirli, Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle birlikte yeni bir umut doğduğunu belirtti. İncirli, siyasi eşitliğin pazarlık konusu yapılamayacağını belirterek sürecin sonuç odaklı, geri dönüşü olmayan ve takvime bağlı yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Müzakere süreci yine çökerse en başa dönülmemesi gerektiğini de belirten İncirli, hepsinin BM raporunda olduğunu söyledi ve BM’nin kendi sözlerine sahip çıkmasını bekliyoruz dedi.

“SİYASİ ANLAŞMA İÇİN EŞ ZAMANLI SİYASİ İRADEYE İHTİYACIMIZ VAR”

“Siyasi anlaşma için eş zamanlı siyasi iradeye ihtiyacımız var diyen İncirli, sadece Kıbrıslı liderlerin değil, Garantör ülkelerin, uluslararası aktörlerin de ortak çıkarlar odağında, eş zamanlı olarak aynı yönde hareket etmeleri gerektiğini kaydetti. Güven artırıcı önlemlerin ise kapsamlı çözümün alternatifi değil, ancak çözüm yolunda son derece önemli olduğuna dikkat çeken İncirli; Kapalı Maraş’ın BM kararları çerçevesinde ele alınması, Yeşil Hat üzerinde yeni geçiş noktalarının açılması, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkı ve iki toplumlu iş birliğinin önemine değindi.

Sıla Usar İncirli, Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik ve jeopolitik dengelerin hızla değiştiğini belirterek, dışlayıcı değil kapsayıcı bir anlayışla kurulacak bölgesel ittifakların Kıbrıs’ta barış sürecine olumlu katkı yapacağını ifade etti ve enerji güvenliğinin bölgesel istikrarla, bölgesel istikrarın ise Kıbrıs’ta kapsamlı çözümle mümkün olacağını vurguladı. İncirli, egemenlik haklarımız çerçevesinde Kıbrıs Türk toplumunun Ada genelinde ve deniz yetki alanlarındaki hakları olduğunu da sözlerine ekledi.

“KKKTC-TC MALİ VE İKTİSADİ İŞBİRLİĞİ PROTOKOLLERİ DAHA ETKİN YÖNETİLMELİ”

Son olarak konuşmasında iç siyasete de değinen İncirli, TEPAV’ın daha önce yaptığı tespitlere atıfta bulunarak, KKTC kamu yönetiminde politika oluşturma, uygulama ve denetleme kapasitesinin yetersiz olduğunu; kamu hizmetlerinde erişim ve kalite sorunları yaşandığını belirtti. Ülkede karamsarlık ve belirsizliğin hâkim olduğunu ifade eden İncirli, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, artan bütçe açıkları, borç yükü, yolsuzluk iddiaları, liyakatsiz atamalar, artan suç oranları ve kamusal hizmetlerdeki çöküşün derin bir siyasi, ekonomik ve toplumsal kriz yarattığını ve bunların sonucunda da vatandaşın devlete olan güveninin sarsıldığına dikkat çekti.

İncirli, ne yapılması gerektiğiyle ilgili kayıt dışılıkla mücadele ve nüfus sayımının önemini vurgulayarak orta vadeli planlama ve KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokollerinin daha etkin yönetilmesi gerektiğini söyledi. İncirli, “Orta Vadeli Program (OVP) zeminin güncellenmesi, ortak siyasi irade öncesinde KKTC teknik heyetinin katılımı ve yerel unsurlara dayalı çalışmalarına özel bir önem atfediyoruz” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin sunumun ardından soru cevap kısmına geçildi. İncirli, katılımcıların sorularını özenle cevaplayarak teşekkürlerini sundu ve konferans tamamlandı.

Continue Reading

GÜNDEM

Sağlıkta 2025’te 1,6 milyon muayene, 32 bin müdahale

Published

on

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, basınla buluşmasında 2025 yılı boyunca 1 milyon 647 bin 858 muayene yapıldığını, hastanelerde 32 bin 628 ameliyat ve müdahalenin gerçekleştirildiğini açıkladı. Dinçyürek, robotik tedaviler ve yapay zekanın sağlıkta kullanımına da başlandığına vurgu yaptı.

Sağlık Bakanlığı, yürüttüğü yatırımlar ve hizmetlerle sağlık altyapısını adım adım yeniden şekillendiriyor. Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, bakanlığın icraatlarını basınla bir araya geldiği toplantıda kamuoyuyla paylaştı.

Dinçyürek’in açıklamalarına göre, Lefkoşa’daki hastane binasının 2027 yılının sonunda tamamlanması hedeflenirken, Girne’deki hastane binası inşaat sürecini tamamladı. Girne’de şu anda cihazların yerleştirilmesi aşamasına gelindi. İhale sürecinin devam ettiğini belirten Dinçyürek, bir ay içerisinde cihazların gelmesi ve hastanenin açılmasının hedeflendiğini söyledi. Dört ilçede eş zamanlı olarak hastane projelerinin sürdüğünü ifade eden Dinçyürek, tüm bu süreçlerde yoğun bir çalışma yürütüldüğünü vurguladı.

Müteahhit tarafından 15 Kasım için taahhüt verilen projelerde, sonrasında ortaya çıkan ek işler nedeniyle bazı gecikmeler yaşandığını dile getiren Dinçyürek, Güzelyurt Hastanesi’nin de bu süreçte tamamlanmasının planlandığını aktardı. Pamuklu Hastanesi için ise turizm yatırım alanının yanında yer alan binanın 2026 yılı sonunda bitirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Sağlık alanındaki teknolojik gelişmelere de değinen Dinçyürek, yapay kalp ameliyatlarının ülkede başarıyla gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu ameliyatlar sayesinde 22 yaşındaki bir gencin hayata tutunduğunu belirten Dinçyürek, ileri tıp uygulamalarının kamu hastanelerinde uygulanabilir hale geldiğine dikkat çekti.

İnsan kaynağına yönelik planlamalar hakkında da bilgi veren Dinçyürek, hâlihazırda zorunlu eğitimde bulunan 200 genç uzman hekimin eğitimlerini tamamladıktan sonra ülkelerine dönerek sağlık sistemine kazandırılacağını söyledi.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikler arasında yer aldığını vurgulayan Dinçyürek, Maraş, Lapta ve Değirmenlik sağlık ocaklarının hizmete açıldığını hatırlattı. “Dünyada bütün hastanelerin üçüncü basamak olduğu bir örnek yoktur” diyen Dinçyürek, temel sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.

Acil sağlık hizmetlerine yönelik yatırımlar kapsamında tam donanımlı 16 yeni ambulansın hizmete alındığını, dört ambulansın daha alınacağını açıklayan Dinçyürek, acil müdahale kapasitesinin güçlendirildiğini belirtti.

Basın toplantısında paylaşılan verilere göre, 2025 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı bünyesinde yapılan muayene sayısı 1 milyon 647 bin 858 olarak kayıtlara geçti. Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi’ne bağlı hastanelerde aynı yıl içerisinde gerçekleştirilen ameliyat ve müdahale sayısı ise 32 bin 628 oldu.

Aynı dönemde Dipkarpaz, Yenierenköy, Mehmetçik, Geçitkale, Vadili, Serdarlı, İnönü, Güzelyurt, Beyarmudu, Akdoğan ve Tatlısu sağlık merkezleri ile Esentepe, Karaağaç, Gaziköy, Dörtyol ve Lefke sağlık odalarında tamir, tadilat veya yeni yapım çalışmaları gerçekleştirildi.

Teknolojik yatırımlar kapsamında zor entübasyon setleri hizmete alınırken, robotik tedaviler ve yapay zekânın sağlıkta kullanımı da hayata geçirildi. Bakan Dinçyürek, altyapıdan insan gücüne, teknolojiden acil sağlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalarla sağlık sisteminin güçlendirilmeye devam ettiğini vurguladı.

Continue Reading