Connect with us

GÜNDEM

Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasındaki işbirliğini güçlendirecek anlaşmalar imzalandı

Published

on

Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki işbirliğini güçlendirecek anlaşmalar imzalandı.

Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında bu kapsamda “KKTC Ulusal Coğrafi Veri Altyapısının Kurulmasına İlişkin Protokol”, “Çevre ve Şehircilik Alanlarında Bakanlar Bildirisi”, “Tapu 2024-2025 Eylem Planı” imzalandı.

Protokollere imza koyan Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı ve İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, imza töreni öncesinde toplantı yaptı. Toplantı ve imza töreninde TC Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim de hazır bulundu.

 

Lefkoşa Concorde Otel’de yer alan toplantı sonrası, iki ülke arasında “Çevre alanında işbirliği, Şehircilik alanında işbirliği, CBS protokolü ve Tapu Eylem Planı” üzerine anlaşma imzalandı.

ATAOĞLU: PROTOKOLLER, ÜLKENİN GELECEĞİNE YÖNELİK İŞBİRLİĞİNİN DEVAMI

Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu, açılış konuşmasında, protokollerin, ülkenin geleceğine yönelik işbirliğinin devamı olacağını söyledi.

Ataoğlu, ülke genelinde elzem projelerin, işbirliği içinde hayata geçirilmesi için bu protokollerle temellerin atılacağını belirtti, ülkeye hayırlı olmasını temenni etti.

KURUM: ORTAK GELECEK İÇİN ÇALIŞMALARA İMZA ATMAYA DEVAM EDİYORUZ

Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise, Kıbrıs Türk halkına Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.

Kurum, Kıbrıs Türk halkının itibarı, refahı için tüm imkanları seferber ettiklerini söyledi ve Erdoğan’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve izolasyonlara son verilmesi çağrılarını anımsattı.

Ortak gelecek için çalışmalara imza atmaya devam ettiklerini ifade eden Kurum, çevre ve şehircilik alanlarında atılan imzaların hayırlı olmasını temenni etti.

Başbakan Ünal Üstel’e geçmiş olsun dileklerini ileten Kurum, yerel yönetimler, çevre, şehircilik, tapu meteoroloji kamu altyapısı ve diğer alanlarda atılacak adımların önemine işaret etti.

TOKİ’nin Türkiye ve KKTC’de yaptığı çalışmaları anlatan Kurum, Kapalı Maraş’ın açık hava müzesi olması çalışmaları yanında, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis inşaatını incelediğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis inşaatının yılbaşına kadar tamamlanacağını belirten Kurum, Millet bahçesi ile cami inşaatının da 2025 Haziran ayına kadar tamamlanacağını söyledi.

Yüksek mahkeme ve kütüphane süreci için de çalışmaların başladığını ifade eden Kurum, kasım ayında  ihale, aralıkta da inşaat sürecinin başlayacağını kaydetti.

TOKİ ile Türkiye’de hayata geçirilen projeleri anlatan Kurum, 6 Şubat depremi sonrası KKTC halkıyla da birlikte sahada olduklarını, her alanda çalışmaları sürdürdüklerini söyledi.

KKTC’de de bu çalışmaları hayata geçirmek için protokolleri imzalamak amacıyla burada olduklarını ifade eden Kurum, sosyal konut ve tapu yanında, kamu hizmeti ile ilgili adımlar atacaklarını kaydetti.

Vatandaşa hızlı, verimli, kaliteli hizmetlerin verilmesini amaçladıklarını ifade eden Kurum, iklim değişikliği ile ilgili de adımlar atacaklarını, çöp ayrıştırma, çevre, şehircilik gibi alalarda adımlar atacaklarını, atıkların gelecek için değerlendirileceğini belirtti.

Üreten, kalkınan kendi ayakları üzerinde duran bir KKTC için çalışmaya devam edeceklerini beliren Kurum, barış için, verilen mücadelenin devamı için Türkiye olarak Kıbrıs Türk halkıyla ekmek, su, aş, tecrübeyi gelecek için paylaşmaya devam edeceklerini söyledi, “hayırlı olsun” dedi.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekber Goşalı

Daha aydın, daha özgüvenli ve daha stratejik

Published

on

Kazak kardeşlerimizin kendi deyimiyle söylersem, bavurluk memleket Kazakistan’ın Türkistan şehrinde ilk kez 28 yıl önce bulunmuştum. İlk başkanı olduğum Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği de orada – Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesi’nde gerçekleştirilen VIII Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı’nda kurulmuştu. Son demeyeyim, son olarak ise 2022 yılının ekim ayında yeniden Türkistan’daydım. Türk dünyasının 2040 hedeflerini ve vizyonunu şekillendirecek önemli adımları belirlemek amacıyla Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) üye ülkelerin bilim insanları, araştırmacı yazarları, kanaat önderleri, STK ve medya temsilcileri Yesevi Üniversitesi’nde bir araya gelmişti. Toplantı, Semerkant’ta yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı IX. Zirvesi öncesinde düzenlenmiş ve istişare niteliği taşımıştı.

Şimdi ise Türkistan, Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Gayriresmî Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor.
Devlet başkanları, Zirve’nin Türkistan Bildirisi’ni kabul etti.

Evet, tarih bazen sessiz konuşur; bazen de bir şehrin taşında, bir meydanın nefesinde, bir devlet adamının vurgusunda bir çağın geleceğe ait hatlarını görmek mümkün olur. Türkistan bu kez yalnızca kadim bir kültür başkenti olarak değil, yeni jeopolitik düşüncenin, ortak iradenin ve Türk dünyasının yükselen stratejik özgüveninin simgesi olarak konuştu.

Bugün TDT, tarihî, etnik ve dilsel yakınlığın diplomatik platformu olmanın ötesinde, adım adım küresel siyasal ilişkiler sisteminde ağırlığını artıran, Avrasya coğrafyasında yeni güç mimarisinin önemli unsurlarından birine dönüşen stratejik birlik modelidir.

İşte bu nedenle İlham Aliyev’in Türkistan’daki gayriresmî Zirve’de verdiği mesajlar yalnız bugünün siyasal gündemi açısından değil, gelecek on yılların siyasi-felsefi çağrısı olarak da okunmalıdır.

Türk dünyası artık nostalji olmaktan çıkmıştır; o artık ekonomik güzergahtır, enerji güvenliğidir, ulaştırma arteridir, kültür diplomasisidir. Ve en önemlisi: ortak gelecek tasavvurudur.
Gayriresmî Türkistan Zirvesi işte bu siyasi iradeyi ortaya koymuştur.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konuşmasında hissedilen temel çizgi de tam olarak budur: TDT, “duygusal yakınlık alanı” olma aşamasını geride bırakarak pratik bir jeopolitik aktöre dönüşmektedir.

Bu dönüşüm elbette tesadüf değildir. Hele hele dört bir yanımız ateş çemberine dönmüşken…

21. yüzyılın büyük siyasi gerçeklikleri yeni güç merkezleri doğuruyor. Dünyanın klasik kutupları sarsılıyor, bölgesel birlikler ön plana çıkıyor. Avrupa Birliği, ASEAN, Körfez İşbirliği Konseyi, Afrika Birliği gibi platformların yanında TDT de artık “bekleme havzasından” çıkarak stratejik etki alanına geçiyor.

Türkistan’da gerçekleştirilen gayriresmî Zirve’nin en önemli sembolik hadiselerinden biri de Türk Medeniyeti Merkezi’nin temel atma töreni oldu.

Bu yalnızca bir mimari proje midir? Elbette hayır.

Aslında bu merkezin temelinde ortak tarih hafızası, ortak kültürel kodlar ve ortak gelecek ideali bulunmaktadır. Türk dünyası uzun yıllar boyunca siyasi sınırlarla parçalanmış olsa da onun kültürel genetiği hiçbir zaman parçalanmadı. Ötüken ruhu, Orhun-Yenisey yazıtlarının ışığı, Dede Korkut hikmeti, Manas hafızası, Yesevi nefesi, Nizami tefekkürü, Yunus Emre irfanı, Ali Şir Nevai estetiği… Bütün bunlar ortak bir medeniyet coğrafyasının sütunlarıdır.

Türkistan’da verilen mesaj da budur:
Türk dünyası artık kendisini yalnız mirasla değil, geleceğin projesiyle de doğrulamak ve inşa etmek istemektedir.

Tam da bu noktada Azerbaycan’ın rolü özellikle dikkat çekmektedir.

44 günlük Vatan Muharebesi’nden sonra Azerbaycan’ın Türk dünyasındaki siyasi nüfuzu yeni bir aşamaya taşınmıştır. Bakü’nün artık yalnız enerji ve lojistik merkezi olmadığını herkes biliyor; Bakü aynı zamanda Türk entegrasyonunun siyasi ve entelektüel lokomotiflerinden biri hâline gelmiştir.

Zengezur Koridoru fikri de yalnızca bölgesel ulaştırma projesi değildir; bu proje Türk coğrafyasının parçalanmış damarlarını yeniden birleştirmeyi amaçlayan stratejik bir haritadır. Türkistan Zirvesi’nde bu düşüncenin derin katmanları açık biçimde hissediliyordu.

Bugün Bakü, Ankara, Astana, Taşkent, Bişkek ve Kuzey Lefkoşa arasında kurulan ilişkiler diplomatik protokol ilişkilerinin çok ötesindedir. Bunlar yeni Avrasya dengesinin oluşumunda önemli rol oynayan siyasi koordinasyon modelidir.

Küresel güçlerin dikkatinin Türk dünyasına yönelmesi de tesadüf değildir.
Çünkü TDT:

– Hazar’dan Akdeniz’e uzanan enerji hattıdır;
– Çin’den Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un ana dayanağıdır;
– genç ve dinamik demografik potansiyeldir;
– zengin doğal kaynak tabanıdır;
– büyük pazardır;
– aynı zamanda alternatif siyasi-etnik uyum modelidir.

Türkistan’daki görüşmenin bir başka önemli yönü ise kültür ile jeopolitiğin paralel yürütülmesiydi.

Bu çok önemli bir ayrıntıdır. Çünkü yalnız ekonomik ve siyasi entegrasyon uzun ömürlü birlik oluşturmaz. Medeniyet hafızasıyla güçlendirilmeyen ittifaklar kısa sürede çözülür. Türk dünyası ise bugün siyasi birlik modelini kültürel özbilinç üzerine inşa etmeye çalışmaktadır.

Türkistan sokaklarında dolaşan liderler yalnızca tarihî mekânları ziyaret etmiyordu; onlar aynı zamanda ortak hafızanın siyasi enerjiye dönüşme sürecine tanıklık ediyordu.

Bugün TDT’nin uluslararası ağırlığının artması yalnızca Türk devletlerinin başarısı olarak değerlendirilmemelidir. Bu aynı zamanda uzun yıllar boyunca dünya siyasetinde periferide bırakılmış büyük bir kültürel-siyasal coğrafyanın yeniden söz söylemeye başlamasıdır.

Türk dünyası artık “Biz kimiz?” sorusundan “Ne yapabiliriz?” aşamasına geçiyor.
İşte en önemli nokta budur!
Bu, yeni çağın başlangıcıdır.

Türkistan’dan yükselen ses, aynı zamanda çok kutuplu dünyanın yeni siyasi ritmidir. Ve görüyoruz ki bu ritimde Azerbaycan’ın sesi giderek daha açık, daha özgüvenli ve daha stratejik duyulmaktadır.

“Aziz dostlar, ailemiz olan Türk dünyası XXI. yüzyılın nüfuzlu jeopolitik güç merkezlerinden birine dönüşmelidir. Azerbaycan bundan sonra da Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlendirilmesi adına çabalarını esirgemeyecektir.”

Bu sözler Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türkistan Zirvesi’ndeki konuşmasındandır.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, diger Cumhurbaşkanlarımızın Türkistan Zirvesindeki konuşmalarını okumak, dinlemek, izlemek ve öğrenmek gerekir.

Türk dünyasının bayrağı daim yüksek olsun!

Ekber GOŞALI

 

 

Continue Reading

GÜNDEM

Colony Hotel’in kalitesi, ödülle taçlandı

Published

on

Girne’nin gözdesi The Arkın Colony Hotel, kalitesini ödülle taçlandırdı.

Misafir memnuniyetini her zaman ön planda tutan The Arkın Colony Hotel, TatilBudur tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda 2025 sezonunda “Parlayan Yıldız Memnuniyet Başarı Ödülü’ne layık görüldü.

Türkiye ve KKTC dahil yaklaşık 4000 otel arasından yalnızca 140 otelin almaya hak kazandığı bu özel ödül kapsamında, KKTC’den sadece 21 otel seçildi.

En üst kategori olan Parlayan Yıldız sınıfında Kıbrıs genelinde yalnızca 6 otelin yer alması ve The Arkın Colony Hotel’in bu seçkin liste içerisinde bulunması, ayrı bir başarı yaşattı.

The Arkın Colony Hotel’den konuyla ilgili yapılan açıklamada “Bu değerli başarı; misafirlerimizin güveni, ekip arkadaşlarımızın özverisi ve kaliteli hizmet anlayışımızın bir sonucudur ve devam edecektir. Bizi tercih eden tüm misafirlerimize ve bu başarıda emeği bulunan ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz” ifadeleri kullanıldı.

 

 

Continue Reading

GÜNDEM

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Güney Kıbrıs’a gidiyor

Published

on

Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbiotis, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin pazar günü Güney Kıbrıs’ı ziyaret edeceğini açıkladı. Ziyarette ikili ilişkiler, savunma, enerji, ticaret ve bölgesel projeler ele alınacak,

Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbiotis, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin pazar günü Güney Kıbrıs’a gideceğini açıkladı.

“Cyprus Times”a göre Letimbiotis, bugün yaptığı açıklamada, Meloni’nin Güney Kıbrıs ziyaretinin somut sonuçlar elde etmek için ikili ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Güney Kıbrıs’a gideceğini söyledi.

Letimbiotis, Meloni’nin Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile bir önceki görüşmesinde, ortaklık ilişkisi belgesi için görüşmelere başlanması konusunda anlaşmaya varıldığını anımsatarak, bugün, ilerlemenin daha somut bir siyasi ve operasyonel plana yansıtılması için gerekli koşulların mevcut olduğunu kaydetti.

Meloni’nin Hristodulidis ile yapacağı görüşmede savunma ve güvenlik, enerji, dijital bağlantı, ticaret, turizm, eğitim ve kültür ile ilgili konularla birlikte, Güney Kıbrıs’ın bölgesel bağlantılardaki ve özellikle IMEC’teki (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) rolünün ele alınacağını belirten Letimbiotis, Hristodulidis’in de Meloni’ye Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerle ilgili bilgilendirme yapacağını söyledi.

Continue Reading