Connect with us

GÜNDEM

“Türk deniz yetki alanları kanunu” taslağı tanıtıldı

Published

on

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, “Türk deniz yetki alanları kanunu taslağı”nın Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatlerini esas aldığını belirtirken, DEHUKAM yetkilileri taslağın Ege’de sorun yaratmayı değil mevcut sorunlara çözüm üretmeyi hedeflediğini kaydetti.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, “Türk deniz yetki alanları kanunu taslağı”nın, Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini dikkate alarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıktığını bildirdi.

Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezince (DEHUKAM), Ankara’da bir otelde düzenlenen basın toplantısına Erhan’ın yanı sıra DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara, akademisyenler ve hukukçular katıldı.

DEHUKAM Müdürü Başkara, merkezin Türkiye’de deniz hukuku alanında çalışan bütün akademisyenleri tek bir çatı altında topladığını, devletin deniz politikasına uyumlu bir çalışma gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Başkara, DEHUKAM’ın Türkiye’den Birleşmiş Milletler’in (BM) Çevre Programı’na akredite olan ilk kurum olduğunu söyledi.

MUSTAFA BAŞKARA: YAKIN GEÇMİŞTE KKTC VE LİBYA İLE DENİZ YETKİ ALANLARI BELİRLENDİ

Avrupa Birliği’nin (AB) deniz mekansal planlamasında, Yunanistan’ın tezlerinin savunulduğunu, Türkiye’nin buna karşı çıktığını aktaran Başkara, Karadeniz’de deniz yetki alanlarının belirlenmiş olduğunu, yakın geçmişte de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Libya ile deniz yetki alanlarının belirlendiğini ifade etti.

“Mavi vatan”da Türkiye’nin çıkarlarının korunmasının önemine dikkati çeken Başkara, “Bizim anlayışımıza göre mavi vatanımız, sadece Türkiye’yi çevreleyen denizler değil, Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği denizlerdir” diye konuştu.

Kanun taslağına ilişkin bilgi veren Başkara, “Türkiye’nin deniz yetki alanlarının belirlenmesinde, bu alanların sınırının tespitinde ve buralarda icra edilecek her türlü faaliyetin kapsamının belirlenmesinde uluslararası hukukun temelinde bulunan birçok uluslararası mahkeme kararıyla da tanımlanan ilgili ve özel oluşumların dikkate alınacağı kanunda yer almaktadır” ifadelerini kullandı.

Mustafa Başkara, çalışmanın henüz taslak aşamasında olduğunu, metnin teklif haline getirilmesinin ardından TBMM gündemine taşınmasının beklendiğini söyledi.

YÜCEL ACER: VU TASLAĞIN ESAS GAYESİ SORUN ORTAYA ÇIKARMAK DEĞİL

Toplantıda konuşan DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer, Türkiye’nin denizlerle iç içe olduğunu ancak deniz yetki alanlarına ilişkin kapsamlı bir yasal düzenlemenin bulunmadığını ifade etti.

Türkiye’nin bazı deniz komşularıyla deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmalarının bulunduğunu anımsatan Acer, konuyla ilgili ise bir kanun ihtiyacı bulunduğunu bildirdi.

“Mavi vatan” kavramıyla, denizlerdeki yetki alanlarının daha da ön plana çıktığını ifade eden Acer, bazı devletlerin yavaş davranmasının deniz yetki alanlarındaki sorunların uzamasına yol açtığını vurguladı.

Acer, konuyla ilgili uluslararası hukuka da uygun bir yasal düzenleme ile Türkiye’nin denizlerdeki hakları ve menfaatlerinin teminat altına alınacağını belirterek, “Bu kanun taslağı bir çerçeve kanun olarak düşünülüyor. Devletimize bir hareket alanı bırakan bir kanun olacak” görüşünü paylaştı.

Prof. Dr. Yücel Acer, “söz konusu teklifin yasalaşması halinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çelişki olup olmayacağı” yönündeki soru üzerine, “Kesinlikle böyle bir husus olmayacak. Bu kanun Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı’ndaki suların Türkiye’nin iç suları olduğu tezimizi hukuken bir kez daha güçlendirmiş olacak” cevabını verdi.

Prof. Dr. Acer, söz konusu taslağın yasalaşması halinde Yunanistan ile bir sorun olup olmayacağına yönelik soru üzerine, “Bu taslağın esas gayesi sorun ortaya çıkarmak değil, özellikle Ege Denizi’ndeki sorunların çözüme kavuşturulması” ifadelerini kullandı.

ÇAĞRI ERHAN: TASLAĞIN BİR TEKLİFE, AKABİNDE DE BİR KANUNA DÖNÜŞECEĞİNE İNANIYORUM

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, deniz hukukunun dinamik olduğunu, bundan 20 yıl öncesi ile kıyaslanamayacağını ve sürekli genişlemeye devam eden bir hukuk alanı olduğunu söyledi.

Türkiye’nin, üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakinen takip etmesi gerektiğine işaret eden Erhan, “Deniz hukuku terminolojisinin artık Türkiye sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir devlet” değerlendirmesinde bulundu.

DEHUKAM’ın deniz hukuku alanında önemli çalışmalar yaptığını belirten Erhan, Türkiye’deki deniz hukuku çalışmalarının ise uzun bir süre önce başladığını aktardı.

Erhan, “Ben bu noktadan sonra bu taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine inanıyorum” dedi.

Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu vurgulayan Erhan, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini dikkate alarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz ediyoruz. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Bu kanun çalışmaları hazırlanırken çok da dikkate alınan bir husus olmadı. Zaten Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da sürdürecek. ‘Mavi vatan kanunu’ Türkiye’ye ve Türk milletine hayırlı olsun”

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Engelliler Federasyonu, Hasipoğlu’nu ziyaret etti: Engelli bireyler toplumun ayrılmaz parçası

Published

on

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu Başkanı Derviş Yücetürk ve beraberindeki heyeti kabul ederek, engelli bireylerin sorunlarına ilişkin 14 maddelik talep listesini değerlendirdi. Hasipoğlu, “Engelli bireyler toplumun ayrılmaz parçasıdır” dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu Başkanı Derviş Yücetürk ile beraberindeki heyeti kabul etti. Federasyon temsilcileri engelli bireylerin yaşadığı sorunlar ve çözüm önerilerini içeren 14 maddelik taleplerini sundu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu konuşmasında Engelliler Haftası’nın bir farkındalık haftası olduğuna dikkat çekerek, hafta boyunca çeşitli etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Hasipoğlu, amaçlarının engelli bireylerin eğitim, sanat, tiyatro ve sosyal aktivitelerde daha fazla yer almasını sağlamak olduğunu belirterek, “Engelli bireylerin toplumun ayrılmaz bir parçası olduğunu herkese hissettirmek istiyoruz” dedi.

Bakan Hasipoğlu, Engelsiz Yaşam Evi’nin yatılı bölümüne ilişkin altyapı ve personel hazırlıklarının tamamlandığını ifade ederek, ihale sürecinde yaşanan gecikmeye rağmen yaklaşık iki ay içerisinde söz konusu bölümün hizmet vermeye başlayacağını açıkladı.

Otizm Merkezi çalışmalarının da tüm hızıyla sürdüğünü dile getiren Hasipoğlu, merkezin kısa süre içerisinde hizmete açılacağını belirtti. Bu projenin önemli bir eksikliği gidereceğini kaydeden Hasipoğlu, engelli bireylerin ve ailelerinin ihtiyaçlarına yönelik çalışmaların artarak devam edeceğini söyledi.

Bakan Hasipoğlu istihdam konusunun son derece önemli olduğunu belirterek 20 yıldan sonra kamuda engelli istihdamının yapıldığını, özel sektörde de engelli istihdamının teşvik edilmesi amacıyla istihdam edilecek engellinin hesabına asgari ücretin yarısı kadar ek maaş ödemesi yapıldığını, aynı zamanda işverene  %100 prim desteği teşvik uygulamasının başlatıldığını vurguladı.

Hasipoğlu, hafta başı meclis kürsüsünden Başbakan Ünal Üstel’in siyasilerin ve üst düzey bürokratların maaşlarından yapılacak olan kesinti ile ilgili açıklamasına da dikkat çekerek, kesintilerin engelliler ve sosyal yardım alanların hesabına yatırılması için çalışmalar başlatıldığını kaydetti.

Federasyon Başkanı Derviş Yücetürk de engelli istihdamı konusunda uzun yılların ardından mevcut hükümet döneminde önemli adımlar atıldığını belirterek, buna rağmen hâlâ istihdam edilmeyi bekleyen çok sayıda engelli bireyin bulunduğuna dikkat çekti. Yücetürk, kamuda ve özel sektörde engelli bireylerin daha fazla istihdam edilmesinin sosyal yaşam açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Görüşmede ayrıca Engelsiz Yaşam Evi’nin yatılı bölümünün hizmete açılacak olmasının memnuniyet verici olduğu vurgulandı. Federasyon temsilcileri, engelli bireylerin yaşam koşullarını iyileştirecek projelerin artırılması gerektiğini belirterek, Engelli Dairesi’nin bir an önce kurulmasının son derece önemli olduğunu kaydetti.

Continue Reading

GÜNDEM

Tahsin Ertuğruloğlu: Çözüm mevcut durumdur

Published

on

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, TAK’a yaptığı değerlendirmelerde Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü politikasından geri adım atmayacağını vurguladı. Ertuğruloğlu, “Çözüm mevcut durumdur. İki komşu egemen eşit devlet” dedi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yılsonundan önce yeni bir girişim başlatacağı ve çözüm planı ortaya koyacağı yönündeki açıklamalarını “algı operasyonu” olarak nitelendirdi.

Ertuğruloğlu, Rum tarafının “çözüm” olarak adlandırdığı yaklaşımın adayı “Türk işgalinden kurtarma” iddiasına dayandığını söyleyerek, “Çözüm sözcüğü aldatıcı olmamalı” dedi; Kıbrıs Türk tarafının egemen eşit iki devlet ve eşit uluslararası statü politikasından geri adım atmasının beklenmemesi gerektiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresi sona ererken Crans Montana benzeri yeni bir başarısızlık yaşamak istemeyeceğini söyleyen Ertuğruloğlu, BM Güvenlik Konseyi yeni bir karar ortaya koymadıkça, yeni BM temsilcileriyle görüşmenin sonucu değiştirmeyeceğini belirtti.

Son liderler görüşmesinde, dini tören ve ayinlere ilişkin uzlaşı başlığı olduğunu anımsatan Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın böyle bir kararı bu konuda yetkili bakanlık olan Dışişleri Bakanlığıyla istişare içinde alması gerektiğini söyledi; Erhürman’ın Kazakistan ziyareti sonrasında kendileriyle görüşmesini beklediklerini ifade etti.

“‘YENİ BİR GİRİŞİM OLACAK, SENE SONUNDAN ÖNCE ÇÖZÜM PLANI HAZIRLANACAK’ ŞEKLİNDEKİ SENARYO DOĞRU DEĞİL”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, son gelişmelere ilişkin Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı değerlendirmede, Hristodulidis’in “Guterres’in Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden sonra Türkiye’nin yeni müzakere sürecine yeşil ışık yaktığı” yönündeki açıklamalarının sorgulanması gerektiğini kaydetti.

Ertuğruloğlu, Hristodulidis’in Güney Kıbrıs’ta 24 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ve KKTC’de federasyon beklentisiyle siyaset yapan kesimlere yönelik çok boyutlu algı yaratmaya çalıştığını ifade ederek, “yeni bir girişim olacak, sene sonundan önce çözüm planı hazırlanacak” şeklindeki senaryonun doğru olmadığını belirtti.

Ertuğruloğlu, Hristodulidis’in söylediklerini doğru kabul ederek “dolduruşa gelinmesinin” ve Cumhurbaşkanlığında Temmuz ayında bir hareketlenme beklentisine girilmesinin kendileri için “üzücü” olduğunu söyledi.

“ÇÖZÜM’DEN NE KASTEDİLDİĞİ İKİ TARAF İÇİN DE BAŞKA”

“Çözüm” sözcüğünün aldatıcı olmaması gerektiğini söyleyen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının çözüm beklentisi içinde olduğunu ancak hangi sorunun çözümünün kastedildiğinin netleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Ertuğruloğlu, “Bu netlik unutulduğu sürece; popülist ve romantik söylemlerle tabii ki herkes çözüm ister” dedi.

“Açıkça ifade ettikleri gibi, Hristodulidis ve Rum siyaseti için bu ‘kendi ülkelerinin’ Türk işgalinden kurtarılmasıdır” diyen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının ise sorunu bir “statü sorunu”, eşit kurucu ortağı olduğu devletten dışlanma ve ancak bu devletin bir toplumu olarak tanınma olarak gördüğünü kaydetti.

Ertuğruloğlu, “Çözümü aranılan sorun taraflar için başka olduğu için hiçbir zaman çözümde bir noktaya gelemedik. Gelemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“KIBRIS TÜRK HALKI GERÇEKLEŞMEYECEK BEKLENTİLERE SOKULMAMALI”

Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri Guterres’in 2017’de Crans Montana’da yaşanan başarısızlıktan duyduğu üzüntüyü hatırlatarak, görev süresi sona ererken yeni bir başarısızlık yaşamak istemeyeceğini söyledi. Ertuğruloğlu, bu nedenle “Hristodulidis’in yaratmaya çalıştığı algı operasyonlarına” kanılmaması ve Kıbrıs Türk halkının gerçekleşmeyecek beklentilere sokulmaması gerektiğini kaydetti.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in gelecek aylarda adaya yeniden gelmesiyle de neyin değişeceğinin sorgulanması gerektiğini söyleyen Ertuğruloğlu, ne BM Genel Sekreteri’nin ne de atayacağı kişisel temsilcinin mevcut eşitsizliği tek başına düzeltebileceğini belirtti.

Ertuğruloğlu, bunun ülkelerin ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin alacağı kararlarla ilgili olduğunu kaydetti. Ertuğruloğlu, “Onlar 186 sayılı kararla yaptıkları hatayı dengeleyen yeni bir karar ortaya koymadıkları sürece biz 10 tane daha Holguin’le, 100 tane Genel Sekreter’le konuşabiliriz. Bir şey değişmez” dedi.

 

“ÇÖZÜM YANLISI OLDUĞUNU İSPATLAMASI GEREKEN TARAF RUM KESİMİDİR”

Bakan Ertuğruloğlu, Erhürman ve Hristodulidis’in son görüşmesinde uzlaşı sağladığı açıklanan “ada genelinde dini hizmetlerin gerçekleştirilmesine yönelik ilk etapta altı aylık bir plan hazırlanması” konusuna ilişkin de eleştiride bulundu.

Ertuğruloğlu, dini törenler ve ayinlerle ilgili bir mutabakatın, bu konuda yetkili bakanlık olan Dışişleri Bakanlığı ile istişare edilmeden şekillenmesini ve bu doğrultuda Bakanlıktan bir eylem beklentisine girilmesini doğru bulmadıklarını söyledi.

KKTC sınırları içinde her yıl yaklaşık 80 farklı kilisede 100’ün üzerinde ayine izin verildiğini, buna karşılık Kıbrıslı Türklerin Güney Kıbrıs’ta Hala Sultan Tekkesi’ne yılda üç ziyaret hakkı bulunduğunu ve son bayramda bu ziyaretin de gerçekleşemediğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Bu mütekabiliyet zemininde gerçekleşecek bir olay değildir” dedi.

Ertuğruloğlu, konunun Hristodulidis’in talebiyle gündeme geldiği görüşünü de dile getirerek, “Benim yorumum maalesef budur. Bizim Cumhurbaşkanı da iyi niyetli ve çözümcü olduğunu gösterme adına, sanki böyle bir şeyi ispatlama gibi bir görevimiz varmış gibi davranıyor. Kim kime çözümcü olduğunu ispatlayacak, bunu bile netleştiremeyen bir durumdayız. Çözümcü olduğunu Rum tarafının bize ispatlaması gerekir. Bizim Rum tarafına değil. Çünkü çözümsüzlüğü yaratan Rum tarafıdır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı ile bu konuda görüş ayrılığı yaşayabileceklerini belirten Ertuğruloğlu, Dışişleri Bakanlığının görüşünü Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı’na aktardığını, Cumhurbaşkanı’nın Kazakistan dönüşü kendileriyle görüşmesini beklediklerini kaydetti.

“PARLAMENTER SİSTEMDE YETKİ HÜKÜMETTEDİR”

Bakan Ertuğruloğlu, KKTC’de parlamenter sistemin yürürlükte olduğunu hatırlatarak, bu sistemde yürütme yetkisinin hükümette olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı’nın ülke konularıyla ilgilenmesinin doğal olduğunu ve beklendiğini belirten Ertuğruloğlu, ancak hükümetle istişare edilmeden başkanlık sistemiyle yürütülen Güney Kıbrıs lideriyle mutabakat sağlanmasının doğru olmadığını ifade etti.

“ÇÖZÜM MEVCUT DURUMDUR: İKİ KOMŞU EGEMEN EŞİT DEVLET”

Ertuğruloğlu, “dünyanın kendisini şımarttığı sürece” Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” politikasından vazgeçmeyeceğini, Kıbrıs Türk tarafının da egemen eşit iki devlet politikasından geri adım atmayacağını söyledi.

Ertuğruloğlu, “Bu sadece Kıbrıs Türk tarafının politikası değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin de sonuna kadar desteklediği bir politikadır” dedi.

Bu iki pozisyon ışığında Kıbrıs konusunda uzlaşı diye bir olasılık olmadığını, bir “çözüm” beklentisinin de gerçekçi olmadığını dile getiren Ertuğruloğlu, “Çözüm mevcut durumdur. İki komşu egemen eşit devlet” ifadelerini kullandı.

 

“AZERBAYCAN, GÜNEY KIBRIS’I TANIMADIĞINI VE TANIMAYACAĞINI SÖYLEDİ”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi Gayriresmi Zirvesi’nde bulunması ve TDT ile ilişkiler çerçevesinde de değerlendirme yapan Ertuğruloğlu, Türk devletleriyle ilişkilerin zaman içinde daha da gelişeceğine inandığını söyledi.

Ertuğruloğlu, KKTC’ye en yakın ülkelerden birinin Azerbaycan olduğunu belirtti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Güney Kıbrıs’ı tanımadıklarını ve tanımayacaklarını açık şekilde ifade ettiğine dikkat çeken Ertuğruloğlu, Azerbaycan’ın diğer Türk devletlerinin de bu politikaya uyum sağlaması için faaliyetlerde bulunacağını ifade ettiğini belirtti.

“BİZ AB DÜŞMANLIĞI YAPMIYORUZ. AB’NİN BİXE DÜŞMANLIK YAPTIĞINI SÖYLÜYORUZ”

Avrupa Birliği’nin, Rum tarafının talepleri doğrultusunda KKTC’nin Türk devletleriyle ilişkilerini sabote etmeye yönelik çalışmalar yaptığını söyleyen Bakan Ertuğruloğlu, AB’nin Kıbrıs Türk halkı tarafından hak etmediği bir muamele gördüğü görüşünü paylaştı.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkına BM Güvenlik Konseyi’nden sonra en büyük zararı, AB’nin Rum tarafını üye yapmak ve Kıbrıs Türk halkı üzerindeki ambargolara izin vermekle verdiğini ifade etti.

AB’nin kağıt üzerinde yüksek değerleri temsil ettiğini, ancak sahadaki uygulamalarının farklı olduğunu belirten Ertuğruloğlu, “Biz AB düşmanlığı yapmıyoruz, AB’nin bize düşmanlık yaptığını ve bu düşmanlığından vazgeçmesi gerektiğini söylüyoruz” dedi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Kıbrıs ziyaretinde ara bölgeden Kuzey’e bakmasını ve EOKA mensuplarına yönelik övgü dolu ifadelerini de eleştiren Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının AB’ye yönelik bakışının sorgulanması gerektiğini vurguladı.

“TÜRKİYE’NİN AVRUPA İÇİN VAZGEÇİLMEZ OLDUĞUNU BİLİYORLAR”

Rum tarafının AB dönem başkanlığına da değinen Ertuğruloğlu, Avrupa Birliği üyelerinin, böyle bir zihniyete sahip Rum tarafının dönem başkanı yapılmasından utanması gerektiğini kaydetti.

Rum Lider Hristodulidis’in Türkiye aleyhine bir sonuç elde etmesinin mümkün olmadığını kaydeden Ertuğruloğlu, Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’nin değerini ve gerekliliğini bildiklerini söyledi. Ertuğruloğlu, Türkiye’nin güvenlik ve ekonomi bakımından Avrupa için vazgeçilmez olduğunun altını çizdi.

 

“ELAM’IN YÜKSELİŞİ TÜRK DÜŞMANLIĞIYLA YETİŞTİRİLEN GENÇLİĞİN SONUCU”

Güney’de Ulusal Halk Cephesi (ELAM) partisinin yükselişini de değerlendiren Ertuğruloğlu, bunun Rum tarafında genç kuşakların Türk düşmanlığıyla yetiştirilmesinin sonucu olduğuna dikkat çekti.

Güney Kıbrıs’ta 1974 öncesini bilmeyen bir nesil bulunduğunu belirten Ertuğruloğlu, bu neslin evde, kilisede, okulda ve askerlikte Türk karşıtlığıyla eğitildiğine işaret etti.

Rum askerlerinin ABD tarafından eğitilmesini ve Güney Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunun kaldırılmasını da eleştiren Ertuğruloğlu, ABD’li yetkililerle olan görüşmelerinde bu silahların ve eğitimlerin kime karşı verildiğini sorduklarını söyledi.

“YABANCILARA SÖYLEDİĞİM ARGÜMANLARI KENDİ MUHALEFETİME DE SÖYLÜYORUM”

Bakan Ertuğruloğlu, en fazla şaşkınlıkla izlediği kesimin KKTC’deki muhalefet olduğunu da belirtti. Rum tarafının kendi politikalarını açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, muhalefetin ise bu tabloyu görmek istemediğini kaydetti.

Yabancı muhataplarla yaptığı tartışmalarda kullandığı argümanları KKTC’deki muhalefetle tartışırken de kullanmak zorunda kaldığını söyleyen Ertuğruloğlu, bunun normal bir durum olmadığını belirtti.

Çözümün Kıbrıs Türk halkının kendi devletini nereye götüreceği noktasında olduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, “Devletimize daha fazla sahip çıkmamız lazım. Vatandaşı daha mutlu edecek şekilde ülkeyi yönetmemiz lazım. İç politika ve dış politika farklıdır ancak birbirini etkiler, şekillendirir” dedi.

Continue Reading

GÜNDEM

Nikos Hristodulidis, Yunan Meclisi’nde: İki devlet çözümünü asla kabul etmeyeceğiz

Published

on

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, Yunan Meclisi’nde yaptığı konuşmada iki devletli çözüm seçeneğini kesin bir dille reddetti. Yunanistan’ın Güney Kıbrıs’a verdiği desteğin “tarihi travmayı onardığını” söyleyen Hristodulidis, Kıbrıs sorununda Türkiye’yi suçlayarak müzakere sürecine bağlılık mesajı verdi.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis dün Yunan Meclisi’nde hitap etti.

Güney Kıbrıs’ın yardım çağrısına olumlu cevap veren Yunanistan’ın Rumların tarihi travmasını manen tamir ettiğini söyleyen Hristodulidis Kıbrıs sorununda iki devlet çözümünü asla kabul etmeyeceklerinin mesajını verdi.

Fileleftheros’un haberine göre Yunanistan’ın, Ağrotur üssüne yapılan İHA saldırısı üzerine yaptıkları yardım çağrısına olumlu cevap vermesine değinen Hristodulidis, Konstantinos Karamanlis’in 1974’te söylediği “Kıbrıs çok uzak’ sözünün özellikle kendi jenerasyonlarında için bir travma olduğunu söyledi.

Hrtistodulidis, Yunanistan’la bugünkü ilişkilerine değinirken “Yunan hükümetinin savunma kabiliyetimizi takviye talebimize derhal cevap vermesi, Avrupa ülkelerinden de benzeri görülmemiş bir dayanışmanın pratikte yaratılmasına öncü oldu” dedi.

Hrtistodulidis, Yunanistan ile ilişkilerin daha önce hiç olmadığı kadar iyi olduğunu söyledi.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, konuşmasının bir bölümünde Rumlarla Yunanların “ortak mücadele ve fedakarlıkları” üzerinde durdu.

Türkiye’yi 1963’te ve 1974’te “taksim planlamakla” suçlayan Hristodulidis, Yunan yetkililerin, asker ve sivillerin Türkiye’nin planlarını engellemek için güçlü bir sesle “varız” diyerek “en kıymetlilerini” feda ettiğini öne süren Hristodulidis, “O günlerde bize yaptığınız yardımı asla unutmayacağız” dedi.

Konuşmasında Kıbrıs sorununa da değinen Hristodulidis Türk tarafını “zorluk çıkarmak ve oyalama taktiği uygulamakla” da suçladı.

“Zorluklara ve sorunlara rağmen çok yakında somut sonuç olacağı inancıyla müzakere çabasına, Guterres’in net siyasi iradesine yatırım yapıyoruz” diyen Hristodulidis, “Bizim için iki devletli çözüm, düşünce olarak bile mevcut değildir. Yasadışılığı meşrulaştırmayı görüşmeyi asla kabul etmeyeceğiz. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin idari, siyasi ve bölgesel amputasyonunun kalıcılaşmasına ve meşrulaşmasına imza atmamız asla söz konusu değildir” ifadesini kullandı.

Continue Reading