Connect with us

GÜNDEM

Ruşen Karakaya: Katiller öyle bir ceza almalı ki bir daha kimse yapı güvenliğini ihmal edemesin!

Published

on

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde az sonra görüşülecek İsias Otel davasının ikinci duruşması öncesinde Şampiyon Meleklerin aileleri basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Katiller öyle bir ceza almalı ki bir daha kimse yapı güvenliğini ihmal edemesin, Bunu yalnızca kendi çocuklarımız için değil bir deprem ülkesinde anneler babalar yas tutmasın diye de istiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde az sonra görüşülecek İsias Otel davasının ikinci duruşması öncesinde Şampiyon Meleklerin aileleri, Adıyaman Adalet Sarayı’nda basın açıklaması yaptı.
Mahkeme önünde, bir önceki davada olduğu gibi pankartlar açan aileler, adalet istemlerini haykırdı.

Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, bugün tutuklulukların devamı, dava dosyasında sorumlu kamu görevlileri için yargılamanın başlatılması ve Gazi Üniversitesi tarafından hazırlanan ve hiçbir bilimsel gerçekle uyumlu olmayan rapordan ayrı yeni bir bilimsel rapor talebiyle burada olduklarını söyledi.

Karakaya, “Türk adaletine ve mahkeme heyetine güvenmek istiyoruz.” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti adaletinden tek beklentileri olduğunu, bunun da İsias cinayetinin faillerinin kendilerinden aldıkları her canının bedelini ödemesi olduğunu vurgulayan Karakaya, bu cezayı yalnızca kendi çocukları için değil, bir deprem ülkesinde, başka hiçbir anne ya da baba evladının ardından yas tutmasın diye istediklerini söyledi.

“ÖYLE İBRETLİK BİR CEZA OLMALIDIR Kİ KİMSE YAPI GÜVENLİĞİNİ İHMAL ETMEYE BİR DAHA CESARET EDEMESİN”

Karakaya, “Öylesine ibretlik bir ceza olmalıdır ki kimse yapı güvenliğini ihmal etmeye bir daha cesaret edemesin.” dedi.

Karakaya mahkeme önünde yaptığı konuşmada şöyle konuştu:

“Ortak Davamız olan İsias’da yeni bir sürece giriyoruz. Grand İsias otel davası için başlatılan dava sürecinde ikinci duruşması için yeniden Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeyiz.

Son adalet yürüyüşümüz ile birlikte buraya çok daha güçlü olarak geliyoruz. Kıbrıs’ın ve dünyanın dört bir yanından tüm yüreklerin bizlerle birlikte olduğunu biliyoruz.

Kalbimizi gömdüğümüz bu topraklarda çok daha güçlü, kararlı, dirayetli ve sabırlı olmak zorundayız.

445 gündür en değerlilerimiz yanımızda değil, onlara sarılmak, koklamak isterken her gün mezar taşlarını seviyoruz. Her gün, her dakika, her an, meleklere adalet sözümüzü anımsıyoruz.”

DAVA ADALETLE SONUÇLANANA KADAR HEP BİRLİKTE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Dava adaletle sonuçlanana kadar hep birlikte olmaya devam edeceklerini ifade eden Karakaya, katiller hesap verene kadar mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Dava ile ilgili geçtiğimiz haftalarda üzüntülerini, endişe ve öfkelerini arttıran, adalet isteklerini daha güçlü hale getiren kararlar alındığını hatırlatan Karakaya, “Bu davada bilimin yol göstericiliğine güveniyoruz. Hukukun üstünlüğü kadar toplum vicdanının gücüne de inanıyoruz” dedi.

İlk duruşma sonrası geçen 3 buçuk aylık sürede aldıkları bağımsız, bilimsel raporlarda binanın tüm usulsüzlüklerinin ortada olduğuna işaret eden Karakaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Otel dedikleri ucubenin tam 17 saniyede yıkıldığı raporlara girmiştir. Bütün kusurlar nettir, suçlar sabittir ve suçlular bellidir.

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkeme heyeti bu gerçeklerle hareket etmek zorundadır.

Kim olduğu belli olan bu katiller, yarattıkları bu usulsüz yapıda çocuklarımızı, öğretmenlerimizi, çok sevdiğimiz arkadaşlarımızı ve turist rehberlerimizi bizden koparmıştır.

Şampiyon Meleklerimizi, rehber arkadaşlarımızı, deprem kayıplarının her birini sevgi ve özlemle her nefeste anıyoruz. Biz, onları bizden koparan bu katillerin hep peşinde olacağız.

Saniyeler içerisinde kum yığınına dönerek sevdiklerimize mezar olan bu yapının sorumluları biliçli taksirle değil, olası kastla öldürmeden itham edilmelidir.”

Karakaya, yüzlerce, binlerce kilometre uzaklardan gelerek kendilerine güç veren herkese, basın emekçilerine ve tüm dava arkadaşlarına teşekkür ederek, “Bizim meleklerimize verilmiş bir sözümüz var ve hep birlikte bu sözümüzü tutacağız.”

Düzgünce

Tur rehberleri ailelerini temsilen konuşan Nazım Can Hartlap’ın annesi Hilal Düzgünce, 6 Şubat depreminin üzerinden 14 ay geçtiğini ifade ederek, bu sürede kamu görevlileri hakkında hala iddianame düzenlenmediğini söyledi.

Kamu görevlilerinin korunup kollanmaya devam ettiğini ileri süren Düzgünce, davanın iki sanığının ise geçtiğiniz haftalarda salıverildiklerini anımsattı.

Tur Rehberleri ve Şampiyon meleklerin hayatlarını kaybettiği İsias otel davasının emsal bir dava olması için mücadeleye devam edeceklerini söyleyen Düzgünce, tüm faillerin hak ettikleri şekilde ceza almaları, salıverilen sanıkların tekrar tutuklanması, tüm sanıkların olası kast yani insan öldürmekle yargılanmasının talepleri olduğunu söyledi. Düzgünce, “Adalet mücadelemiz sonuçlanıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu

Published

on

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın üçüncü faiz kararını bugün Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonrası açıkladı. TCMB, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit bıraktı.

TCMB, mart ayında politika faizini yüzde 37’de sabit tutmuştu.

AA Finans’ın beklenti anketine katılan 37 ekonomist, nisan ayında TCMB’nin politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutmasını bekliyordu.

Continue Reading

GÜNDEM

AP milletvekillerinden von der Leyen’e “Türkiye” tepkisi

Published

on

Avrupa Parlamentosu’ndaki Sol Grup milletvekilleri, Ursula von der Leyen’in “Avrupa Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmamalı” sözlerine tepki gösterdi. Açıklamaların “yanlış ve tehlikeli” olduğu belirtilirken, Türkiye’nin AB ile çok yönlü ilişkilerine dikkat çekildi.

Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleri, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, “Avrupa’nın Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine” ilişkin ifadelerine tepki gösterdi.

AP’deki Sol Grup’tan Belçikalı milletvekilleri Rudi Kennes ve Marc Botenga, AA muhabirine konuya ilişkin açıklama yaptı.

Kennes, von der Leyen’in açıklamalarının dünyadaki mevcut gelişmelerin bir yansıması olduğunu belirterek “Esasen bu, ABD ve diğer suç ortağı ülkelerin kült büyük İsrail projesini desteklemelerinin bir parçası olarak değerlendirilmeli.” diye konuştu.

Büyük İsrail projesine destek verenlerin ana gündemlerinin hala bu projeye karşı tepki verebilen ülkeleri zayıflatmak olduğunu ifade eden Kennes, “(Avrupalı liderler) Güç kaybediyorlar ve bunun farkındalar. Tek umutları okyanusun öteki tarafında büyük abilerinin güçte kalmasını sağlamak ancak kaybediyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Kennes, dünyanın artık çok kutuplu bir hal almaya başladığını ve Avrupa’nın “dünyanın polisi rolünü” üstlenemediğini, bu nedenle de Rusya, İran ve Çin gibi ülkeleri “düşman ilan ettiğini” belirtti.

“AÇIKLAMA TUHAF VE DOĞRU DEĞİL”

AP milletvekili Botenga da “Bu hem doğru olmayan hem de çok tuhaf bir açıklama.” diye konuştu.

Türkiye’nin sadece NATO üyeliği bulunmadığını, aynı zamanda AB ile çok yönlü ilişkilere sahip olduğunu dile getiren Botenga, “Türkiye hala resmi olarak AB’ye aday ülkedir.” dedi.

Botenga, esasen temel sorunun daha büyük olduğuna işaret ederek “Ursula von der Leyen’in açıklamaları dünyayı ‘biz’ ve ‘ötekiler’ diye ayırmaya hizmet ediyor. Sanki bir tür ‘saflık testi’ varmış gibi ve sanki kıtanın geri kalanını kontrol altına almak istiyormuş gibi bir yaklaşım sergiliyor.” ifadelerini kullandı.

Von der Leyen’in AB’nin birlik olmayı tamamlaması gerektiğine ilişkin ifadelerine dair ise Botenga, “Ancak kıta zaten birlik halinde. AB, tüm Avrupa kıtasını kapsamıyor.” dedi.

Botenga, dünyayı “Sizinle hemfikiriz o zaman dostuz, değiliz o zaman düşmanız.” gibi ayırmanın son derece tehlikeli olduğu konusunda uyardı.

Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan von der Leyen, AB’nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz.” açıklamasında bulunmuştu.

AB Komisyonu Sözcülüğü, daha sonra yaptığı açıklamada “Türkiye’nin anılması, özellikle Batı Balkanlar’daki jeopolitik ağırlığı, büyüklüğü ve hedeflerinin bir yansımasıdır. Herhangi bir ülkeyle kıyaslama amacı taşımamaktadır.” ifadelerini kullanmıştı.

Continue Reading

GÜNDEM

Kıbrıs, göç ve mülteci yükünde nüfusa oranla Avrupa’da ikinci sırada!

Published

on

Avrupa Birliği’nde göçmen sayısı 64,2 milyona ulaşırken, Kıbrıs yüzde 28’lik göçmen oranı ve yüzde 4,8’lik mülteci payıyla nüfusa göre en yüksek baskıyı yaşayan ülkeler arasında yer aldı.

Avrupa Birliği’nde yaşayan göçmenlerin sayısı 2025’te rekor seviyeye çıkarak 64,2 milyona ulaştı. Rockwool Foundation’a bağlı Göç Araştırma ve Analiz Merkezi tarafından yayımlanan “The Immigrant Population in the European Union: Growth, Concentration and Dispersion” başlıklı rapora göre bu sayı, bir önceki yıla göre yaklaşık 2,1 milyon artış anlamına geliyor. Raporda, 2010’da bu rakamın 40 milyon civarında olduğu hatırlatıldı.

Rapor, Eurostat ve Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı verilerine dayandırılırken, göç artışının üye ülkeler arasında eşit dağılmadığına dikkat çekti. Almanya, yaklaşık 18 milyon yabancı doğumlu kişiyle AB’nin en büyük göçmen nüfusuna sahip ülkesi olmaya devam etti. Almanya’daki göçmenlerin yüzde 72’sinin çalışma çağında olduğu belirtilirken, İspanya son dönemde en hızlı büyümeyi kaydederek yabancı doğumlu nüfusunu yaklaşık 700 bin kişi artırdı ve 9,5 milyona çıkardı.

Raporda, göç baskısının özellikle küçük üye devletlerde daha yoğun hissedildiği vurgulandı. Nüfusa oranla göçmen yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkeler arasında Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs öne çıktı. Lüksemburg’da göçmen nüfus oranı yaklaşık yüzde 52, Malta’da yüzde 32, Kıbrıs’ta ise yüzde 28 olarak kaydedildi. Bu oranlarla Kıbrıs, AB’de göçün nüfusa etkisinin en belirgin olduğu ülkelerden biri oldu.

KIBRIS’A GÖRE GÖÇ BASKISI DAHA YÜKSEK: AB’YE GİRİŞLERDE EN YOĞUN ÜLKE MALTA OLRUKEN, KIBRIS VE LÜKSEMBURG TAKİP ETTİ

Raporun “akışlar” bölümünde, yani yeni gelen göçmenlerin nüfusa oranında da Kıbrıs üst sıralarda yer aldı. 2024 yılında AB’ye girişlerde en yoğun ülke Malta olurken, onu Kıbrıs ve Lüksemburg izledi. Nüfusa oranla bakıldığında Malta’da 1000 kişi başına yaklaşık 57 geliş, Kıbrıs’ta 39, Lüksemburg’da ise 36 geliş kaydedildi.

Bu tablo, büyük ülkelerin mutlak sayılarda öne çıkmasına karşın, Kıbrıs gibi küçük ülkelerin nüfuslarına oranla çok daha yüksek göç baskısıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu. Raporda, bu durumun idari yük, siyasi dinamikler ve politika seçenekleri üzerinde de belirleyici olduğu belirtildi.

AB’DE SIĞINMA BAŞVURULARI BELİRLİ ÜLKELERDE YOĞUNLAŞTI

Rapora göre 2025’te Avrupa Birliği’nde toplam sığınma başvurusu sayısı 669 bin 365 oldu. Bu rakam, 2024’e göre yüzde 26,6 düşüşe işaret etse de başvuruların büyük bölümü yine sınırlı sayıda ülkede toplandı. İspanya yaklaşık 141 bin başvuruyla ilk sırada yer aldı. Onu İtalya 127 bin, Fransa 116 bin ve Almanya 113 bin başvuruyla izledi. Bu dört ülke, AB’deki tüm sığınma başvurularının yaklaşık yüzde 74’ünü oluşturdu.

Almanya, toplamda en fazla mülteci barındıran ülke oldu. Ülkedeki mülteci sayısı yaklaşık 2,7 milyon olarak kaydedildi. Ancak nüfusa oranla mülteci yükü açısından Kıbrıs dikkat çekti. Rapora göre Kıbrıs’ta mülteciler toplam nüfusun yüzde 4,8’ini oluşturuyor ve bu oran, AB içinde en yüksek seviyelerden biri olarak öne çıkıyor.

Kıbrıs’ı yüzde 3,5 ile Çekya, yüzde 3,2 ile Almanya izledi. Avusturya, Estonya, Polonya, Slovakya ve İrlanda da mülteci oranı yüksek ülkeler arasında sıralandı. Buna karşılık İspanya, Fransa ve İtalya, toplam sayılar yüksek olsa da nüfusa oranla daha düşük seviyelerde kaldı.

RAPORUN ÖZETİ

Raporda, AB’de göçün uzun vadede artış eğiliminde olduğu, 2015 mülteci krizi ve Ukrayna savaşı sonrası yerinden edilme dalgasının bu yükselişi hızlandırdığı belirtildi. 2025’te artışın 2,1 milyonla güçlü seyrini sürdürdüğü, ancak 2023 ile 2024 arasındaki 2,6 milyonluk sıçramanın biraz gerisinde kaldığı aktarıldı.

Çalışmaya göre Almanya ve İspanya mutlak sayılarda öne çıkarken, Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs gibi küçük ülkeler nüfuslarına oranla çok daha büyük bir göç ve mülteci yükü taşıyor. Raporda, göç ve sığınma dosyalarının sadece toplam rakamlarla değil, ülkelerin nüfus büyüklüğü ve kapasitesi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Continue Reading