TEKNOLOJİ
Nükleer füzyon enerjisinde dünya rekoru kırıldı
İngiltere’deki bilim insanları Perşembe günü, Ortak Avrupa Torus (JET) makinelerini kullanarak yaptıkları son deneyde füzyon enerjisi üretme rekorunu kırdıklarını duyurdular.
Nükleer füzyon, güneşin ısı üretmek için kullandığı sürecin aynısı.
Destekleyenler, bunun bir gün bol, güvenli ve temiz bir enerji kaynağı sağlayarak iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olabileceğine inanıyor.
Birleşik Krallık Atom Enerjisi Otoritesi (UKAEA), İngiltere Oxford yakınlarındaki JET tesisindeki bir ekibin, 0,2 miligram yakıt kullanarak beş saniye boyunca 69 megajoule ürettiğini ve 2022’de kırılan önceki rekoru 10 megajoule geride bıraktığını söyledi.
Bu, yaklaşık 41 bin eve beş saniye boyunca elektrik sağlamaya yetiyor.
UKAEA CEO’su Ian Chapman, “JET, günümüz tesisleriyle mümkün olduğu kadar santral koşullarına yakın bir şekilde çalıştı ve mirası gelecekteki tüm santrallere yaygın olacak” dedi.
JET’in tokamakında ( plazma tutucu sistem) her ikisi de hidrojen izotopları olan döteryum ve trityumun her biri 0,1 miligram, plazma oluşturmak için güneşin merkezinden 10 kat daha yüksek sıcaklıklara ısıtıldı.
Bu karışım, dönerken mıknatıslar kullanılarak yerinde tutuldu, kaynaştı ve muazzam enerjiyi ısı olarak serbest bıraktı.
Yeni rekora rağmen JET, kendisini üretmek için harcanan enerjiden daha fazlasını üretmedi.
Jet ilerleyen dönemde, enerji üretme sürecinin daha uzun süre devam etmesini sağlayacak süper iletken elektromıknatıslarla donatılacak.
Her şey yolunda giderse, prototip bir füzyon enerji santrali 2050 yılına kadar hazır olabilir.
TEKNOLOJİ
Apple yeni nesil yapay zeka altyapısında Google Gemini’yi temel alacak
Google ile Apple, Apple’ın yeni nesil yapay zeka altyapısının Google’ın Gemini modeli ve bulut teknolojisi temel alınarak geliştirilmesi için işbirliği yaptı.
TEKNOLOJİ
‘Sanal medya ve yapay zeka kaygıyı artırıyor’
Kaygı, insanı tehlikelere karşı koruyan doğal bir mekanizma olsa da günümüzde kontrolsüz bilgi akışı bu sistemi tersine çevirebiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Klinik Psikolog Elif Pehlivan, özellikle sanal medya ve yapay zeka tabanlı uygulamaların kaygıyı beslediğini belirterek, yanlış ve aşırı bilginin belirsizlik hissini artırdığını söyledi.
İnternette yapılan birkaç arama, çoğu zaman rahatlatmak yerine kaygıyı daha da büyütebiliyor. Sanal medyada ve yapay zeka uygulamalarında karşılaşılan sayısız ihtimal, özellikle kaygıya yatkın bireylerde zihni bir çıkmaza sürüklüyor. Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi’nden Klinik Psikolog Elif Pehlivan, dijital çağda artan kaygının nedenlerine dikkat çekti.
‘KAYGI BİR ALARM SİSTEMİDİR’
Kaygının temel işlevinin kişiyi korumak olduğunu belirten Klinik Psikolog Elif Pehlivan, “Kaygı, belirsizliğe ve olası tehlikelere karşı bizi uyanık tutan bir alarm sistemidir. Ancak zaman zaman gerçek tehlike ile ihtimali ayırt etmekte zorlanır ve ihtimalleri de gerçekmiş gibi algılayabilir. Özellikle kaygıya yatkın bireylerin ve hastalık kaygısı yaşayan kişilerin internette yaptıkları araştırmaların durumu daha da zorlaştırıyor. Kişi bedeninde hissettiği en ufak bir belirtide ya da aklına düşen bir şüphede sosyal medyaya veya yapay zekaya yöneldiğinde karşısına sayısız olasılık çıkıyor. Zaten alarmda olan zihin, bu ihtimallerin hepsini gerçek tehlike gibi algılayabiliyor” diye konuştu.
‘BELİRSİZLİK AZALMIYOR, DAHA DA ARTIYOR’
Bilgi arayışının her zaman rahatlatıcı olmadığını vurgulayan Pehlivan, “Düz mantıkla araştırmak belirsizliği azaltıyor gibi düşünülür. Ancak kaygı söz konusu olduğunda, karşılaşılan çok sayıda ihtimal belirsizliği artırıyor ve alarm sistemini daha da tetikliyor. Yoğun kaygı yaşayan kişilerde düşünme biçimide değişiyor. Bu noktada yalnızca bilgi akışını kısıtlamak yeterli olmaz. Kişinin düşünce ve davranış biçiminin yeniden ele alınması gerekir. Psikoterapi bu sürecin en önemli basamaklarından biridir” dedi.
‘ÖNCE TIBBİ DEĞERLENDİRME, SONRA PSİKOTERAPİ’
Kaygı yaşayan kişilerin çoğu zaman ciddi fiziksel hastalıkları olduğuna inandığını belirten Elif Pehlivan, “Bu durum genellikle psikolojik bir döngüdür. Ancak fiziksel bir rahatsızlığı göz ardı etmemek için kişilerin önce uzman hekimlere başvurması gerekir. Yapılan tetkikler temiz çıktığında, hekimin verdiği bilgilere güvenerek psikoterapi sürecine devam etmek en sağlıklı yaklaşımdır” dedi.
TEKNOLOJİ
Bilim insanları: Araçlardaki dokunmatik ekranlar sürüş güvenliğini ciddi biçimde zayıflatıyor
Washington Üniversitesi ile Toyota Research Institute’un araştırmasına göre, araç içi dokunmatik ekranlar direksiyon hakimiyetini düşürüyor, tepki süresini uzatıyor ve sürücülerin şerit içinde savrulma oranını yüzde 42’ye kadar artırıyor.
-
GÜNDEM21 saat agoBugün ve yarın yer yer sağanak, takibinde don bekleniyor
-
TÜRKİYE21 saat agoTCMB yılın ilk faiz kararını perşembe günü açıklayacak
-
GÜNDEM21 saat agoSağlıkta 2025’te 1,6 milyon muayene, 32 bin müdahale
-
GÜNDEM6 saat agoRum basını: Larnaka ve Limasol sahillerinde mülkiyet yabancıların eline geçiyor
-
GÜNDEM6 saat agoİncirli, TEPAV konferansında konuştu: KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli