Connect with us

GÜNDEM

KKTC’ye kaçan müteahhidin 62 kez müebbet cezası 22 yıla indirildi

Published

on

Adana’da 96 kişiye mezar olan Alpargün Apartmanı’nın müteahhidi Hasan Alpargün’ün 62 kez müebbet cezası, yeniden yargılamada 22,5 yıl hapis cezasına indi.

Adana’da 96 kişiye mezar olan Alpargün Apartmanı’nın müteahhidi Hasan Alpargün’ün 62 kez müebbet cezası, yeniden yargılamada 22,5 yıl hapis cezasına indi.

Adana’da 96 kişinin yaşamını yitirdiği Alpargün Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin müteahhit Hasan Alpargün’ün (75), ‘Olası kastla birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 17’si ağırlaştırılmış, 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezasına çarptırıldığı karar, ikinci kez bozuldu.

Yeniden yapılan yargılamada cezasındaki ‘Olası kast’ hükmü kaldırılan Alpargün’e, 22,5 yıl hapis cezası verildi.

96 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRMİŞTİ

Çukurova ilçesindeki Alpargün Apartmanı, 6 Şubat 2023’teki depremlerde yıkıldı, 96 kişi yaşamını yitirdi.

Hakkında yakalama kararı çıkarılan binanın müteahhidi ve teknik uygulama sorumlusu Hasan Alpargün, deprem günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’ine (KKTC) kaçtı. Türkiye’deki 900 bin dolar, 890 bin avro ve 500 bin Türk lirasını KKTC’ye transfer etmeye çalıştığı ve daire satın almak için girişimde bulunduğu belirlenen Alpargün, Lefkoşa’da polise teslim oldu.

KKTC ile yapılan görüşmeler sonucunda Adana’ya getirilip tutuklanan Alpargün, Adana 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17’si ağırlaştırılmış, 62 kez müebbet ve toplam 865 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18’inci Ceza Dairesi’nin, cezayı hukuka aykırı bularak bozması üzerine Alpargün, 27 Eylül 2024’te aynı ağır ceza mahkemesinde ‘Olası kastla birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan yine aynı cezaya çarptırıldı.

HASTALIĞINI ÖNE SÜRÜP, TAHLİYESİNİ TALEP ETTİ

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18’inci Ceza Dairesi, Alpargün hakkındaki ikinci istinaf incelemesini bugün, duruşmalı olarak yaptı. Duruşmaya depremde yakınlarını kaybeden aileler katılırken, tutuklu sanık Hasan Alpargün ise bulunduğu cezaevinden SEGBİS ile bağlandı. Savunma yapan sanık Alpargün, binadaki sorunların 25 yıllık süreçte yapılan tadilatlar ve yeterli bakım yapılmamasından kaynaklı olduğunu öne sürerek 75 yaşında olduğunu, kolon kanseri tedavisi gördüğünü ve şeker hastası olduğunu belirterek, tahliyesini talep etti.

Savcı, esasa ilişkin mütalaasında sanık Alpargün’ün ilk derece mahkemesinde verilen ‘Olası kast’ hükmünün kaldırılarak, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma’ suçundan cezalandırılmasını istedi. Müştekiler ise depremde kaybettikleri yakınlarının inşaatta kullanılan kum malzeme nedeniyle boğularak öldükleri kaydederek, ‘Olası kast’ kararının bozulmasına karşı çıktıklarını ifade etti.

22,5 YIL HAPİS CEZASI VERİLDİ

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Hasan Alpargün’e ‘Olası kastla birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan verilen 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezasını ikinci kez bozdu. ‘Olası kast’ hükmünü kaldıran heyet, Alpargün’e iyi hal indirimi uygulanmaksızın ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 22,5 yıl hapis cezası vererek, tutukluluk hakkının devamına karar verdi.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Trump “Savaşı büyük farkla kazanıyorum”

Published

on

ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’da İran’la yapılması planlanan ateşkes görüşmeleriyle ilgili art arda açıklamalar yaptı. Amerikan haber portalı Axios, İran’la görüşmeler için ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in bugün Pakistan’a gideceğini yazdı. Müzakerelere temkinli yaklaşan İran yönetiminin görüşmelere katılmak için ön koşuluysa Hürmüz’deki ablukanın kalkması.

ABD Başkanı, günü açıklama üstüne açıklama yaparak geçirdi. Önce The New York Post gazetesine konuşan Trump, “Müzakerelerde ilerleme sağlanırsa İranlı liderlerle görüşmeye hazırım.” dedi. Trump, görüşmeleri yapmaları gerektiğini belirtti.

Müzakere katılacak heyete Başkan Yardımcısı James David Vance’in liderlik edeceğini duyurdu.

Amerikan Başkanı bir kez daha İran’ın nükleer silahtan kurtulması gerektiğini aktardı. Tahran’ın şartlara uyması halinde harika bir ülke olabileceğini açıkladı.

“SAVAŞA İSRAİL İKNA ETMEDİ”

Sonraki açıklamalarını ise sosyal medya hesabından yaptı. Kendisini İran’la savaşa İsrail’in ikna etmediğini belirtti.

Kararında İran destekli Hamas’ın İsrail’e düzenlediği 7 Ekim saldırılarının etkili olduğunu vurgularken, “İran’ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı şeklindeki ömür boyu sürdürdüğüm görüşümü pekiştirdi.” dedi.

“SAVAŞI BÜYÜK FARKLA KAZANIYORUM”

Trump sosyal medya hesabındaki bir paylaşımında da İran’la imzalanacak anlaşmanın 2015’teki nükleer anlaşmadan daha iyi olacağını iddia etti.

Amerikan Başkanı, anlaşma yapmak için baskı altında olmadığını söylerken, “Savaşı büyük farkla kazanıyorum. İran donanmasının, hava kuvvetlerinin füze ve uçak savunma sistemlerinin yok edildiğini görüyor.” ifadesini kullandı.

Trump, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı herhangi bir anlaşma olmadıkça kaldırmayacağını da vurguladı. İran’ın burada günlük 500 milyon dolar zarar ettiğini öne sürdü.

Başkan Trump, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle, yüzlerce geminin petrol almak için ABD’ye yöneldiğini de öne sürdü.

TAHRAN’DAN HALA NET YANIT YOK

Tahran’dan ise müzakerelere katılacaklarına ilişkin hala olumlu bir yanıt gelmedi. Cumhrubaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’ye olan geçmişe dayalı güvensizliğin sürdüğünü açıklarken, “Washington’dan gelen çelişkili mesajlar İran’ın teslim olmasını istediklerini gösteriyor.” ifadesini kullandı. İran halkının zorbalığa boyun eğmeyeceğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile telefonda görüştü. ABD’nin yasa dışı ve çelişkili tutumlarının diplomasi ile bağdaşmadığını söyledi.

İran Dışişleri sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin İran bayrakları gemiyi vurmasının ve Hürmüz Boğazı’nda devam eden Amerikan ablukasının ateşkesin ihlali olduğunu vurguladı.

İRAN’I İKNA ÇABALARI SÜRÜYOR

Anadolu Ajansı’na konuşan kaynaklar, İranlı heyetin Hürmüz’deki son gelişmelere rağmen 2. tur müzakereler için ABD ile görüşmek üzere Pakistan’a gideceğini söyledi.

Pakistan’ın müzakerelerin 21 Nisan Salı günü yapılabilmesi için yoğun diplomatik çaba sarf ettiği ifade edildi.

Reuters’a konuşan İranlı üst düzey bir kaynak da ABD ile İran arasında nükleer program konusundaki farklılıkların çözülmediğini, İran’ın füze programı dahil “savunma kabiliyetlerinin” müzakerelere açık olmadığını söyledi. ABD’nin Hürmüz’deki ablukasının İran ve ABD arasındaki barış görüşmelerini zedelediği ifade edildi.

Pakistan ordusu komutanı Asım Münir’in ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğü ve Münir’in Hürmüz ablukasının görüşmelere engel olduğunu söylediği ifade edildi. Pakistan güvenlik kaynakları Trump’ın Münir’in tavsiyesini dikkate alacağını söylediğini aktardı.

Continue Reading

GÜNDEM

Recep Tayyip Erdoğan: Okullarımızın güvenliği önceliklerimizin en başındadır

Published

on

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul saldırılarının ardından ilave güvenlik tedbirlerini devreye alacaklarını açıkladı. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda hukuki düzenleme yapacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Okul-kolluk işbirliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi atacağımız adımlardan biri olacak” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Kabinenin 62. toplantısını tamamladıklarını belirten Erdoğan, toplantıda, ulaştırma ve adalet alanındaki güncel gelişmelerin yanı sıra özellikle geçen hafta okullarda yaşanan silahlı saldırıları ele aldıklarını aktardı.

Menfur saldırıların hayattan kopardığı öğrencilere ve kendini siper ederek şehit olan Ayla öğretmene Allah’tan rahmet dileyen Erdoğan, “Öğretmenimizin ve çocuklarının kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz, ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kişiden 14’ünün taburcu edildiğini, iki öğretmen ile üç öğrencinin tedavisinin halen devam ettiğini, yaralıların hayati tehlikesi bulunmadığını dile getirdi.

Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatın, 21 yaralının olduğunu anımsatan Erdoğan, “15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabb’imden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun. Maarif ordumuza da aynı şekilde geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, Rabb’im bizlere bir daha böyle acılar yaşatmasın diyorum. İnsanlık dışı bu saldırıların faillerini bir kez daha telin ediyorum.” diye konuştu.

“ÇOK ÖNEMLİ BULGULARA ULAŞILDI”

Saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı, Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini, tüm milleti yas ve kedere boğduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz dört bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken, diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimiz çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan, saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek, kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri detaylıca inceleniyor. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırıyla ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında yalan, manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldık.”

“HER NİMETİN MAALESEF BİR YAN TESİRİ OLUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yabancısı olunan bir durumla karşı karşıya olunduğunu söyledi.

Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların Türkiye’ye de sirayet ettiğinin, gençleri de etkisi altına aldığının görüldüğüne işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere, dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler, sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyor.”

“NEDİR BU TELAŞINIZ, NEDİR BU ACELENİZ”

“Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız kimi siyasetçilerimiz kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir.” ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kimse kusura bakmasın. Ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken, milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha, vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana, hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız, nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak, en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun, kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur.

Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan, sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden, ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak, Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de iradeye de tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan, gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum.”

Şiddet olaylarının asla tek boyutlu olmadığını belirten Erdoğan, bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket edilmesinin önem taşıdığını söyledi.

“Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak, tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız.” diyen Erdoğan, bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesinin birlikte ele alınması gerektiğini dile getirdi.

Önlerinde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi, buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Şu gerçeğin hepimiz farkındayız. Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler, hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini iğfal ettiği, sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına, algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor.”

“SINIR KOYMA VE DİSİPLİNİN KAYBOLMASI ÇOCUKLARI TEHDİTLERE KARŞI KIRILGAN HALE GETİRİYOR”

“Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır.” ifadelerini kullanan Erdoğan, güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşılmasının mühim olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerinin kapasitesini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, “İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul-kolluk işbirliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim.” diye konuştu.

Özellikle aileye, ailenin özel konumuna dikkati çeken Erdoğan, ailenin kişinin ilk okulu olduğunu, eğitimin ve sosyalleşmenin ailede başladığını söyledi.

Erdoğan, adabımuaşeret kurallarının ailede öğretildiğini, bireyin, içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrendiğini dile getirdi.

Ailenin kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mektep olduğunun altını çizen Erdoğan, “Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin, artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor.” dedi.

“ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN PSİKOSOSYAL DESTEK MEKANİZMALARINI GÜÇLENDİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılmasının önem taşıdığını belirtti.

Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacaklarını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız veli randevu sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek, duygu, değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik, uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz.”

“YAPIMLARDA FAİLLERİN GÜÇLÜ HATTA SAYGIN BİRİ OLARAK GÖSTERİLMESİ GENÇLERİMİZİN GERÇEKLİKLE BAĞINI ZEDELİYOR”

Şiddetin tırmanmasında bir diğer etkenin çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi, son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor.

Biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten, iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı.”

Milli ve manevi değerlere sahip çıkan her adımlarının bazı kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldığına dikkati çeken Erdoğan, “Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz, bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça, birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar, bize özgürlük dersi vermeye kalktılar.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, özgürlük kavramının arkasına siper alınarak, hükümetin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikalarının adeta yaylım ateşine tutulduğunu dile getirerek, “Özgürlüğün sorumluluk kavramı ile birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesinde özgürlük varsa, diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz, her zaman bunu yapmaya çalıştık, inşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz. Gençlerin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda, kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız.” diye konuştu.

Reyting kaygısının, şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamayacağını vurgulayan Erdoğan, bu konuda en büyük görevin medya kuruluşlarına düştüğüne işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade, aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Biz, yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen, Şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız.” dedi.

“KİMLİK DOĞRULAMA VE BİLGİ PAYLAŞMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ GETİRECEĞİZ”

Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracaklarını belirten Erdoğan, genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceklerini kaydetti.

Erdoğan, bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken, bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceklerini söyledi.

Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğine işaret eden Erdoğan, bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabildiğini, bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımının gerektiğini dile getirdi.

Erdoğan, yaş doğrulama, kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınmasının önem arz ettiğini vurgulayarak, “Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanma, bunu sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz.” dedi.

Ateşli silahlar konusuna dikkati çeken Erdoğan, şunları ifade etti:

“Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine, özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz.”

“ETKİN VE CAYDIRICI ÖNLEMLERİ KARARLILIKLA HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Erdoğan, bugünkü Kabine toplantısında atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Devlet olarak bu alanların her birinde yeni, uygulanabilir, etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim, bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onların inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenabıallah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum.”

Continue Reading

GÜNDEM

SPOT Marina Life: İskele’de çevre felaketi; deniz kaplumbağaları ölüyor

Published

on

Kuzey Kıbrıs Kaplumbağaları Koruma Derneği SPOT Marina Life, İskele kıyılarında artan Caretta caretta ölümlerine dikkat çekerek yerel yönetimlere acil önlem çağrısı yaptı.

Kuzey Kıbrıs Kaplumbağaları Koruma Derneği SPOT Marina Life, İskele sahillerinde deniz kaplumbağalarının karşı karşıya kaldığı tehditlere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Kuzey Kıbrıs’ta deniz kaplumbağalarının ulusal bir miras olarak benimsendiği, turizmde simge olarak kullanıldığı belirtilirken, İskele kıyılarında yaşanan olumsuzluklara dikkat çekildi.

Kaplumbağa koruma konusundaki küresel itibara rağmen, yerel yönetim yetersizliği ve denetimsiz yapılaşmanın İskele sahillerini özellikle “Caretta caretta” türü için riskli hale getirdiği ifade edildi.

“İHMALİN AĞIR BEDELİ”

Açıklamada, 2020 yılından bu yana İskele sahillerinde en az 45 yetişkin Caretta caretta’nın hayatını kaybettiği belirtilerek, bu durumun başlıca nedenleri şöyle sıralandı:

  • Sahipsiz köpek saldırıları nedeniyle yuva yapan yetişkin kaplumbağaların zarar gördüğü ve yavruların yok olduğu,
  • Boğaz, Cyprus Gardens ve Long Beach bölgelerinde yoğun ışık ve gürültü kirliliğinin hem yavruların hem de anaç kaplumbağaların yönlerini şaşırttığı,
  • Kaplıca Plajı’ndaki yapılaşmanın Özel Çevre Koruma Bölgesi yönetim planını ihlal ettiği.

Açıklamada, mevcut sorunlara yönelik yeterli önlemlerin alınmadığı vurgulandı.

KANTARA SAHİLİNDE ARTIŞ

SPOT Marina Life, 1993 yılından bu yana yapılan gözlemlere dayanarak, ülke genelinde yuvalama sayıları artarken Kaplıca bölgesinde iyileşme görülmediğini belirtti.

Buna karşılık, Kantara sahilinde yuvalama girişimlerinde yüzde 2000 oranında artış yaşandığı ifade edildi. Açıklamada, kaplumbağaların geleneksel yuvalama alanlarından uzaklaşarak daha sakin sahillere yöneldiği kaydedildi.

Ancak, Kantara sahilinde de yasa dışı yapılaşmanın başladığına dikkat çekildi.

YASA DIŞI YAPILAŞMA VE CEZALAR

Çevre Koruma Dairesi’nin Kantara’daki bir inşaatın yasa dışı olduğunu tespit ederek ceza kestiği belirtilen açıklamada, verilen cezaların caydırıcılıktan uzak olduğu ifade edildi.

Kuzey Kıbrıs’ta doğa koruma alanlarının sınırlı olduğu belirtilirken, İskele Belediyesi’nin konuya ilişkin yeterli adım atmadığı kaydedildi.

BELEDİYEYE ÇAĞRI

Yuvalama sezonunun Mayıs ortasında başlayacağı hatırlatılan açıklamada, İskele Belediyesi’ne şu çağrılar yapıldı:

  • Kantara sahilindeki yasa dışı yapıların kaldırılması ve sahilin eski haline getirilmesi,
  • Başıboş köpeklerin kontrol altına alınması,
  • Turizm ile doğa koruma arasında denge kurulması için sivil toplumla iş birliği yapılması.

Açıklamada, deniz kaplumbağalarının uzak mesafelerden Kuzey Kıbrıs kıyılarına ulaştığı hatırlatılarak, korunmalarının önemine vurgu yapıldı.

Continue Reading