Connect with us

GÜNDEM

İsrail güçleri Madleen gemisindeki gönüllüleri kaçırdı

Published

on

Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırmak için yola çıkan ve 12 insan hakları savunucusu aktivistin bulunduğu Madleen gemisine, İsrail ordusunun müdahale ettiği ve gemiyle irtibatın kesildiği bildirildi.

Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun (Freedom Flotilla Coalition) Telegram hesabından yapılan açıklamada, gemideki duruma ilişkin bilgi verildi.

İsrail ordusunun Madleen gemisine müdahale ettiği belirtilen açıklamada, “Madleen ile irtibat kesildi. İsrail ordusu gemiye çıktı. Madleen gemisindeki gönüllüler, İsrail ordusu tarafından kaçırıldı.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, Gazze’de açlıkla boğuşan Filistinlilere destek olmak için yola çıkan ve kaçırılan insan hakları aktivistlerinin güvende tutulmalarını sağlamak için vatandaşı oldukları ülkelerin dışişleri bakanlıklarına baskı yapılması çağrısında bulunuldu.

Gemideki insan hakları aktivisti Yasemin Acar’ın paylaştığı kısa videoda ise İsrail askeri olduğu düşünülen bir kişinin video çekenlere telefonlarını kapatmasını söylediği duyuluyor.

Videoda aktivist Acar’ın ellerinin havada olduğu görülüyor.

BM ÖZEL RAPORTÖRÜ: KAPTAN BAŞKA BİR TEKNE YAKLAŞIYOR DERKEN BAĞLANTI KESİLDİ

Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, X hesabından yaptığı paylaşımda, Madleen gemisinin kaptanıyla irtibata geçtiğini ve gemi durdurulduğunda yaralanan kimsenin olmadığını bildirdiğini aktardı.

Albanese, “Kaptan benimle telefonda konuşurken askerlerin konuştuğunu duydum. ‘Başka bir tekne yaklaşıyor’ derken bağlantı kesildi.” ifadelerini kullandı.

İSRAİL ORDUSUNUN GEMİYE BEYAZ RENKLİ BİR SIVI DÖKTÜĞÜ SÖYLENDİ

Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun (Freedom Flotilla Coalition) Telegram hesabından paylaşılan videoda, İsrail ordusuna ait dronların geminin üzerinde uçtuğu belirtildi.

Gemideki insan hakları aktivisti Yasemin Acar, dökülen beyaz sıvıyı göstererek, “Üzerimize kimyasal bir sıvı döktüler, ne olduğunu bilmiyoruz. Bu sivillere karşı işlenmek üzere olan başka bir savaş suçudur.” dedi.

Paylaşılan videoda yüzünü kapatan Acar, sıvı sebebiyle gözlerinin yandığını söyledi.

Acar, Al Jazeera televizyonuna daha önce yaptığı açıklamada, yelkenlide meydana gelen yanlış alarmı anlattı.

İsrail’in gemiyi durdurmak istediğine dikkati çeken Acar, geminin etrafını saran botların İsrail’in gözdağı yöntemi olduğunu düşündüklerini belirtti.

Acar, İsrail’in korkutma yöntemlerinin işe yaramayacağına dikkati çekerek, “Biz yolumuza devam edeceğiz. Bu yardımı götürmek için Gazze’ye doğru yelken açmayı sürdüreceğiz. İsrail ordusu durdurana kadar devam edeceğiz.” dedi.

İsrail’in Gazze’ye yıllardır abluka uyguladığına işaret eden Acar, “Şu an Gazze’ye yaklaşık 185 kilometre uzaklıkta uluslararası sulardayız.” ifadesini kullandı.

İSRAİL, MADLEEN GEMİSİNDEKİ AKTİVİSTLERLE İLETİŞİME GEÇEREK ROTALARINI DEĞİŞTİRMELERİNİ İSTEDİ

İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın X hesabından yapılan paylaşımda, bir İsrail askerinin konuştuğu videoya yer verildi.

Paylaşımda, uluslararası bir sivil iletişim sistemi kullanılarak Madleen yelkenlisiyle iletişim kurulduğu ve “rotasını değiştirme talimatı” verildiği kaydedildi.

Videoda, “Gazze’nin deniz sahası deniz trafiğine kapalıdır.” ifadesini kullanan İsrail askeri, geminin rotasının Usdud (Aşdod) Limanı’na doğru değiştirmesi gerektiğini belirtiyor.

İSRAİL, MADLEEN GEMİSİNDEKİ AKTİVİSTLERİN ÜLKELERİNE GÖNDERİLECEĞİNİ AÇIKLADI

İsrail Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Madleen gemisindeki 12 aktivistin durumuna ilişkin bilgi verildi.

Açıklamada, İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ne yaklaşık 185 kilometre uzaklıkta alıkoyduğu Madleen gemisinin İsrail’e götürüldüğü belirtilerek, aktivistlerin ülkelerine gönderileceği bildirildi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, alıkonulan insan hakları savunucularının videosunu da paylaştı.

Videoda, aktivistlerin İsrail ordusunun baskınında yara almadığı görülüyor.

BM Raportörü Albanese, İsrail’in alıkoyduğu Madleen gemisinin serbest bırakılması çağrısı yaptı

BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, X hesabından yaptığı paylaşımda, Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Madleen gemisinin, “acilen serbest bırakılması gerektiğini” belirtti.

BM Raportörü, “Her Akdeniz limanı Gazze’ye yardım, dayanışma ve insanlık taşıyan tekneler göndermelidir. Beraber yelken açacaklar, birlikte durdurulamaz olacaklar.” ifadesini kullandı.

İsrail’in insani felakete sebep olduğu Gazze’de, insani yardım girişini de kısıtlayan ablukasına işaret eden Albanese, “Ablukayı kırmak, devletler için yasal bir sorumluluk ve hepimiz için ahlaki bir zorunluluktur.” değerlendirmesinde bulundu.

İSRAİLLİ BAKAN TEHDİT ETMİŞTİ

Özgürlük Filosu Koalisyonu isimli sivil toplum kuruluşunun, Gazze’ye yönelik ablukayı kırıp bölgeye yardım götürme amacıyla düzenlediği son misyon çerçevesinde 18 metrelik yelkenli, 1 Haziran’da İtalya’nın Katanya kentindeki San Giovanni Li Cuti Limanı’ndan Gazze için yola çıkmıştı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Özgürlük Filosunu tehdit ederek, Madleen gemisinin Gazze kıyılarına varmasını engellemek için İsrail ordusuna “ne gerekiyorsa yapması” yönünde talimat verdiğini duyurmuştu.

İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, yaptığı basın açıklamasında, İsrail saldırıları altında açlıkla boğuşan Gazze’deki Filistinlilere insani yardım taşıyan gemiye karşı harekete geçmek için hazırlık yaptıklarını söylemişti.

Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarını sona erdirmek için dünyanın çeşitli yerlerinden kampanya ve inisiyatiflerin bir araya gelmesiyle oluşturulan ve olası tehlikelere karşı gizli tutulan Özgürlük Filosu Koalisyonun “Conscience” adlı gemisi ise Malta açıklarında 2 Mayıs’ta yerel saatle 00.23’te insansız hava araçlarının saldırısına uğramıştı.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Mehmet Kale Kişi: “Toplumun sabrı tükendi, artık seçim tarihi açıklanmalı”

Published

on

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Sekreteri Mehmet Kale Kişi, CTP iktidara geldiğinde, ekonomi ve mali yönetimden ayrı bir borç yönetim planı oluşturacağını ve mali disiplini yeniden sağlayacağını söyledi.

CTP’den verilen bilgiye göre, Kıbrıs Postası’nda Gökhan Altıner’in konuğu olarak, gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Kişi, mevcut hükümetin “borcu borçla kapatmaya çalıştığını” söyleyerek, eleştirilerde bulundu.

Akademisyenler, bürokratlar ile eski bakanlardan oluşan bir ekip tarafından çalışmalar yürütüldüğünü belirten Kişi, mevcut hükümetin ülkeye ağır bir borç yükü bırakacağını, yaşanan sorunların sorumlusunun mevcut iktidar olduğunu savundu. Kişi, CTP’nin bu tabloyu değiştirecek güce ve hazırlığa sahip olduğunu ifade etti.

“Ekonomi ve Maliye Çalıştayı” ile tamamlanacak çalışmaların bir reklam faaliyeti olmadığını hükümet programına dönüştürülmesi hedefi taşıdığını söyleyen Kişi, haziran ayında düzenlenecek lansmanla birlikte “CTP gelince ne yapacak?” sorusuna tatmin edici, somut, uygulanabilir ve gerçekçi bir programla yanıt vereceklerini açıkladı.

-“Hükümetin tavrı samimi olmalı”

Hayat pahalılığı ödeneğini dondurmayı öngören yasa tasarısının, “toplumsal muhalefetin baskısı sonucu” komiteye geri çekildiğini söyleyen Kişi, “Üç hafta boyunca büyük bir gerilim yaşandı, ülke resmen kilitlendi. Şimdi ise komiteye çekildi. Komite sürecinde hükümetin tavrının samimi olması gerekiyor.” dedi.

Hükümetin, yaklaşımının değişmesi gerektiğini ve süreç boyunca gösterilen tavrın komitede de devam etmesi durumunda bir sonuç çıkmayacağını savunan Kişi, savaştan çok önce de maliyenin kötü yönetildiğini ileri sürdü.

“Süreç dayatmayla devam ederse toplumsal tansiyon artar” diyen Kişi, komite çalışmalarında sendikalar ve sivil toplum örgütleriyle istişare edilmesi gerektiğini söyledi. Kişi, Meclis önünde yaşanan eylemlerde, halkın tepkisinin yalnızca hayat pahalılığıyla sınırlı olmadığını, halktaki tepkinin temel kaynağının “toplumsal güvenin yitirilişi ve güvensizlik ortamının sonucu” olduğu görüşünü belirtti.

-“Türkiye ile ilişkilerimizin temelinde Kıbrıs Türk toplumunun iradesi olacak”

Mehmet Kale Kişi, Türkiye ile doğru ve karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler kurmaya önem verdiklerini belirterek, “En sağlıklı ilişkiler her zaman CTP döneminde kurulmuştur” dedi.

Türkiye ile ilişkilerde en önemli unsurun özgüven olduğunu ifade eden Kişi, “Türkiye’nin her dediğini yaparsam ilişkilerim iyi olur” anlayışının doğru olmadığını söyleyerek, CTP’nin yaklaşımının karşılıklı saygı ile hazırlığa dayandığını ve temelinde ise Kıbrıs Türk toplumunun iradesi olacağını belirtti.

-“Seçim düdüğü çaldı”

Erken seçim tartışmalarının gündemde olduğunu ve net bir tarih olmasa da ülkenin artık seçim iklimine girdiğini söyleyen Kişi, “Bunun en büyük belirtisini geçtiğimiz gün kırsal kesim arazilerinin dağıtılmasıyla görüyoruz. Kırsal kesim arazilerinin dağıtılmasıyla seçim düdüğü çaldı.” ifadelerini kullandı.

CTP’nin seçim tarihi konusunda haziran ayında ısrarcı olduğunu belirten Kişi açıklmasında, “Toplumun sabrı tükendi. Artık seçim tarihi açıklanmalı.” ifadelerine yer verdi.

Kişi, “Tekerleklerin yeniden dönmesi için bütün hazırlıklarımızı, projelerimizi tamamlıyoruz. Kapsamlı bir hazırlık süreci yürütüyoruz.” dedi.

Continue Reading

GÜNDEM

Serdar Denktaş: Hükümetin borçlanmaları yasa dışıdır

Published

on

TAM Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, hükümetin görev süresinden daha uzun süreli borçlanmaya gitmesinin yasal olmadığını savunarak, Sayıştaylığı göreve çağırdı.

Toplumsal Adalet ve Mücadele Partisi (TAM Parti) Genel Başkanı Serdar Denktaş, hükümetin görev süresinden daha uzun süreli borçlanmaya gitmesinin yasal olmadığını savunarak, Sayıştaylığı göreve çağırdı.

TAM PARTİ Genel Başkanı Denktaş, katıldığı bir televizyon programında kamu maliyesinin artık sürdürülebilir olmaktan çıktığını, reforma gidilmesi  gerektiğini, hükûmetin kalan görev süresinden uzun borçlanmalara gitmesinin yasa dışı olduğunu iddia ederek, Sayıştaylığın inceleme başlatması gerektiğini söyledi.

Belediyelerin ve bakanlıkların kalan görev süresinden daha uzun vadeli borçlanma yapacaksa Bakanlar Kurulu’ndan, hükûmetin ise kalan görev süresinden daha uzun borçlanma yapacaksa Meclis’ten yetki alması gerektiğini belirten Denktaş, “Hükûmet maaşları borçla, borcu yine borçla kapatmaya çalışıyor. Üstelik kendi görev süresinden daha uzun süreli borçlandığı için meclisten de yetki alması gerekiyor. Bunu yapmadıklarını ve bu borçlanmaların aslında yasa dışı olduğunu düşünüyorum. Sayıştay acilen incelemeli.” dedi.

Mevcut hükûmetin aldığı borçların ödemesini kendisinden sonra gelecek hükûmete bırakma düşüncesiyle hareket ettiğini savunan Denktaş, bedeli vatandaşın ödeyeceğini söyledi.

PİYASA UCUZLATILMALI

Piyasayı ucuzlatmanın atılması gereken en acil adım olduğunu belirten Denktaş, fonların geri çekilmesinin gelir kaybı yaratacağı düşüncesinin yanlış olduğunu, aksine bunun ciddi bir gelir artırıcı önlem olduğunu söyledi.

Denktaş, “Önümüzde zaten hazırlanmış bir kamu maliyesi reformu yasa tasarısı var. Bunu hayata geçirmeliyiz. Tabi bu, reformu yapabileceğine dair güven kazanmış siyasilerle olur. Mevcut hükûmetin zihniyetiyle olmaz.” dedi.

Çözümü oldukça basit olan sorunların, mevcut yaklaşımlar ve bürokratik engeller nedeniyle çözülemez bir hale geldiğini savunan Denktaş, sistemsizliğin her alana yayıldığını söyledi.

TÜRKİYE’YE GİRİŞE KONAN ENGEL KALDIRILMALI 

Akademisyen Prof. Dr. Senih Çavuşoğlu’nun Türkiye’ye alınmaması ve yasaklı listesine değinen Denktaş, hiçbir Kıbrıslı Türk’ün Türkiye için tehdit oluşturmadığını, Kıbrıslı Türk’ün Türkiye halkıyla bir sorunu olamayacağını söyledi.

Denktaş, “Bu uygulama vatandaşımızın Türkiye ile ilişkileri açısından hiçbir fayda sağlamaz. Fikir ayrılıklarımız var diye bu yasakların olması çok yanlıştır. Bu uygulamanın bir an önce kaldırılmasını ümit ederiz.” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

GÜNDEM

Hasipoğlu muhaceret affı için tarih verdi!

Published

on

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, BRT ekranlarında Levent Kutay’ın sunduğu programda çalışma yaşamı, muhaceret affı, hayat pahalılığı düzenlemesi ve Kıbrıs sorununa ilişkin
değerlendirmelerde bulundu. Hasipoğlu, hem çalışma hayatındaki son gelişmelere hem de Kıbrıs Rum tarafının son dönemdeki adımlarına ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptı.

“Öğrenci inşaatta çalıştırılmamalıydı”

Hasipoğlu, inşaatta hayatını kaybeden Pakistanlı öğrencinin ölümüne ilişkin konuşurken, olayın hemen ardından ekiplerle birlikte bölgeye gidildiğini, inceleme yapıldığını ve iş yerinin mühürlendiğini söyledi. Bu
inşaata İş Sağlığı Güvenliği (İSG) uzmanı ve raporunun bulunduğunu, bakanlık olarak sertifika verdiğimiz 150 İSG uzmanın sahada olduğunu,  en kritik noktanın ise işverenin İSG raporları doğrultusunda hareket edip etmeme meselesi olduğunun altını çizdi . İşverenin, sorumsuz bir şekilde çalıştırılmaması gereken bir öğrenciyi tatil günü inşaatta çalıştırdığını vurgulayan Hasipoğlu, olayın hem iş sağlığı ve güvenliği boyutu hem de öğrenci statüsünde olan bir kişinin çalıştırılması açısından ciddi biçimde soruşturulduğunu belirtti.

Hasipoğlu, bize gelen bilgi, 23 Nisan okulların da tatil olduğu bir günde, izinsiz bir şekilde öğrencinin günübirlik şekilde çalıştırıldığını, bu da aslında işvereninin çok ağır bir ihlalinin olduğunun göstergesidir . Bize
gelen ihbarlarla ve bizim yaptığımız baskınlarla denetimlerin sıklaştırıldığını ve ilgili işverenin en ağır şekilde cezalandırılması için sürecin takip edildiğini söyledi. Bugüne kadar yılında 80 milyon TL’lik ceza
kesildiğini, cezai soruşturmalarını ise polis ve savcının takip ettiğini ifade etti

“Prim desteği sona ermeyecek”

CTP Milletvekilinin sigorta prim desteğinin 24 Haziran’da sona ereceği yönündeki uyarısını da değerlendiren Hasipoğlu, hükümetin bu düzenlemelerin farkında olduğunu ve gereken yasal adımları atacağını
söyledi. Anayasa Mahkemesi kararının yasa gücünde kararnamelerin 90 gün sonunda yürürlükten kalkacağını ortaya koyduğunu belirten Hasipoğlu, bu nedenle ilgili düzenlemelerin yasayla Meclis’ten
geçirileceğini ifade etti.

Savaş ve ekonomik baskı ortamında işveren kesimine verilen prim desteklerinin önemine işaret eden Hasipoğlu, bu desteklerin populizm konusu yapılamayacağını belirterek devam edeceğini açıkladı. Her ay
yaklaşık 260 milyon TL’lik prim desteğinin turizm, sanayi, üretim, esnaf, hayvancı ve tarımcıya sağlandığını söyledi.

Yeni istihdama 20 bin TL destek

Hasipoğlu, özel sektörde KKTC vatandaşlarının istihdamını artırmak için yeni destek modelini de anlattı. İlk kez sigortalı olacak KKTC vatandaşı için işverene maaşa ek olarak 20 bin TL destek verildiğini, ayrıca bu
kişinin sosyal sigorta priminin de yüzde 100’ünün devlet tarafından karşılandığını söyledi. Engelli istihdamında ise maaşın yüzde 50’si ile primin tamamının devlet tarafından ödendiğini belirtti.

Muhaceret affı Mayıs’ta gündemde

Muhaceret affına ilişkin soruya da yanıt veren Hasipoğlu, bu düzenlemenin yasa gücünde kararnameyle değil, doğrudan yasa olarak hazırlandığını ve Bakanlar Kurulu’ndan geçtiğini söyledi. Tasarının Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi gündeminde olduğunu belirten Hasipoğlu, beklentilerinin düzenlemenin Mayıs ayı içinde yürürlüğe girmesi olduğunu kaydetti.

Affın, hem yurt içinde kaçağa düşen kişilere hem de yurt dışında bulunan ancak burada aile bağı olan kişilere belirli imkanlar sağlayacağını ifade etti.

“Hayat pahalılığı komitede uzlaşıyla çözülmeli”

Hayat pahalılığı düzenlemesinin komiteye çekilmesinin ardından yeni bir sendikal gerilim bekleyip beklemediği sorulan Hasipoğlu, bu konunun komitede uzlaşıyla ele alınmasını temenni ettiğini söyledi. Sendikaların hak aramasına saygı duyduğunu belirten Hasipoğlu, ancak erken seçim tarihi dayatmasının komite sürecine bağlanmasını doğru bulmadığını ifade etti.

“Federasyon bu devleti ortadan kaldırır”

Programda Kıbrıs sorununa da geniş yer veren Hasipoğlu, Rum tarafının Fransa ve İsrail başta olmak üzere çeşitli aktörlerle geliştirdiği askeri ve siyasi ilişkileri eleştirdi. Rum tarafının Türkiye karşıtı ittifaklar
oluşturmaya çalıştığını savunan Hasipoğlu, buna karşılık KKTC’nin güvenliğinin ana teminatının Türkiye’nin garantörlüğü olduğunu söyledi.

Ana muhalefetin savunduğu federasyon modeline de karşı çıkan Hasipoğlu, federasyonun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin ortadan kalkması anlamına geldiğini savundu. “Bizim için önemli olan devletin anayasa tarafından korunan niteliğinin egemen bir yapıda devam etmesidir” diyen Hasipoğlu, iki egemen eşit devlet temelindeki çözüm modelini savundu.

Rum tarafına ve AB’ye eleştiri

Hasipoğlu, Avrupa Birliği’nin Rum tarafını tek taraflı biçimde desteklediğini ve bunun büyük bir hata olduğunu söyledi. Rum tarafının enerji, güvenlik ve askeri alanlarda Türkiye’ye karşı blok oluşturmaya çalıştığını belirten Hasipoğlu, buna rağmen sahadaki gerçekliğin değişmediğini vurguladı. Türkiye’nin garantörlüğünün ve KKTC’nin varlığının bu adadaki temel denge unsuru olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti sayesinde, güvenli bir şekilde barış ve huzur içerisinde ülkemizde yaşadığımızı ifade etti.

Continue Reading