Connect with us

GÜNDEM

Hakan Fidan: AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen’in açıklamaları talihsizdi, gerekli iletişim sağlandı

Published

on

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye yönelik açıklamalarının talihsiz olduğunu belirterek, “Gerekli iletişim sağlandı. Sanıyorum hallettik, düzelttik.” dedi.

İngiltere’ye resmi ziyarette bulunan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Oxford Üniversitesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Dış Politika Vizyonu” başlıklı etkinlikte konuştu.

Von der Leyen’in “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki; Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz.” ifadesine ilişkin soruya Bakan Fidan, “Von der Leyen’in açıklamaları talihsizdi. Gerekli iletişimler kuruldu. Sanıyorum hallettik, düzelttik.” yanıtını verdi.

AB Komisyonu Başkanı’nın söz konusu ifadelerinin ardından AB Komisyonu Sözcülüğü, Türkiye’nin önemli bir NATO müttefiki ve AB aday ülkesi olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye, bölgede ekonomik ve siyasi açıdan tartışmasız önemli bir ortaktır.” izahatında bulunmuştu.

“İSRAİL’İN ÇATIŞMALARI DERİNLEŞTİREN EYLEMLERİ TÜM DÜNYAYI ETKİLEMEKTEDİR”

Son yıllardaki belirsizlik ve art arda gelen krizlerin küresel gerilimleri aşamalı olarak artırdığını ve uluslararası sistemi kırılma noktasına sürüklediğini belirten Fidan, “Bunun en keskin biçimde hissedildiği yer bölgemiz olmuştur. İran savaşı vizyonumuzu derinden sarsmış ve küresel refaha, güvenliğe ve istikrara ağır bir darbe vurmuştur.” dedi.

Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu savaştan çıkarılması gereken tarihsel dersler vardır. İlk ve en hayati ders şudur: İsrail sisteminin bölgeyi istikrarsızlaştırma girişimi yerel sınırları aşmış ve artık küresel güvenliğe doğrudan bir tehdit haline gelmiştir. İsrail’in çatışmaları derinleştiren eylemleri tüm bölgeye yöneliktir ve bunun uzantısı olarak tüm dünyayı etkilemektedir. Bu nedenle bunlar uluslararası toplumun bütünü tarafından ortak bir yanıt gerektirmektedir.”

“BÖLGEYİ ÇATIŞMA EŞİĞİNDE TUTAN KRONİK MESELELER İÇİN KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİ”

Bugünün jeopolitik dönüşümlerinin kurumların ya da ulusların benimseyebileceği durumlar olmadığına işaret eden Fidan, “Düzen istikrarlı olduğunda çoğu devletin otomatik pilotta hareket etme lüksü vardı. O dünya ne yazık ki artık geride kaldı. Bu nedenle bugün önümüzde duran soru, eski dünyanın artık geçersiz olup olmadığı değildir. Bu soru zaten cevaplandı. Asıl soru şudur, bundan sonra gelecek olanı kim şekillendirmeye yardımcı olacak ve hangi şartlarda?” ifadelerini kullandı.

Fidan, derin stratejik geleneklere sahip devletlerin bu belirsizlik çağında daha iyi bir performans sergilediğine dikkati çekerek, “Aceleci kararların çoğu zaman sağduyunun önüne geçtiği bir dönemde diplomatik hattı koruyabilecek, gerilimi düşürebilecek ve diyalog kanallarını açık tutabilecek aktörlere yönelik ciddi bir ihtiyaç vardır. Biz Türkiye olarak bu devletlerden biriyiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin inşa ettiği diplomatik geleneğin somutlaşmış bir sonucu olarak bugün bulunduğu yerde olduğunu söyleyen Fidan, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü ve istikrarlı liderliğinde Türkiye kendine özgü bir liderlik diplomasisi geliştirmiştir. Birçok kez gördük ki kriz anlarında en üst düzeyde, kararlı biçimde devreye girebilme kapasitesi çok büyük fark yaratıyor. Hayatım boyunca sayısını bilmediğim kadar çok kez Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan’ın bölge içinde veya dışında herhangi bir krizde anlaşmalar sonuçlandırdığını ve çözümlere ulaştığını gördüm.”

Fidan, hiçbir krizin ortaya çıktığı coğrafyayla sınırlı kalmadığını belirterek, “Artık sözde donmuş çatışmalar yanılsamasını sürdürme lüksümüz yok. Çözümü ertelenen ya da görmezden gelinen her anlaşmazlık, gerçekte olduğu gibi yapısal bir istikrarsızlık kaynağı ve bölgesel barışı parçalamayı bekleyen bir saatli bomba gibi tanınmalıdır. Bu nedenle bölgemizi sürekli çatışma eşiğinde tutan kronik meseleler için kalıcı çözümler üretmek zorundayız.” şeklinde konuştu.

“BÖLGESEL SORUNLARA BÖLGESEL ÜLKELER TARAFINDAN BÖLGESEL ÇÖZÜMLER”

Arabuluculuğa olan bağlılıklarının köklü ve kurumsal temellere dayandığını söyleyen Fidan, “Arabuluculuk yaklaşımımız şu inanç tarafından yönlendirilmektedir: Biz sonuçları dayatmaya çalışmıyoruz, tarafların kendi sonuçlarına ulaşabilecekleri koşullar oluşturmaya çalışıyoruz. Bu, ancak güven, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik yoluyla mümkündür. Bu pragmatik, konu temelli yöntem, somut sonuçlar üretmiştir; Karadeniz Tahıl Girişimi’nden Afrika Boynuzu’na dair Ankara sürecine kadar.” ifadelerini kullandı.

Fidan, meşruiyet krizi yaşayan kurumlarla yeni bir çağın karmaşık krizlerini yönetmenin jeopolitik olarak imkansız olduğunu vurguladı.

Orta Doğu’da bölgesel vizyon inşa etme gibi nihai bir görevle karşı karşıya olduklarını aktaran Fidan, “Öngördüğümüz gelecek, güvenlik kaygılarının karşılıklı saygıyla ele alındığı, refah ve bağlantının hakim olduğu ve işbirliğinin ortak dil haline geldiği bir gelecektir.” diye konuştu.

Hakan Fidan, “Biliyorsunuz uzun bir süre boyunca Orta Doğu’da ya boyun eğme ya da teslim olma anlayışı vardı ve bu anlayış bölgede çok fazla sorun ve kırgınlık yaratıyordu. Türkiye olarak işbirliğine odaklanılması gerektiğini belirtiyoruz.” dedi.

Son krizlerin bölge ülkeleri arasındaki dayanışmayı eşi görülmemiş seviyeye yükselttiğini vurgulayan Fidan, “Bu yeni mimariyi bölgesel sahiplenmeye dayalı kararlı bir vizyonla inşa etmeye kararlıyız. Yani bölgesel sorunlara, bölgesel ülkeler tarafından bölgesel çözümler.” değerlendirmesini yaptı.

Fidan, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin ulaşılabilir olduğuna inandığını sözlerine ekledi.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Dursun Oğuz: Suçlular muhaceret affından yararlanamayacak

Published

on

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, önümüzdeki hafta yasallaşmasını beklediği muhaceret affı düzenlemesinin yalnızca muhaceret suçu bulunan kişileri kapsayacağını, adli suçluların ve deport edilenlerin ise kapsam dışında tutulacağını açıkladı.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, muhaceret affına ilişkin yaptığı açıklamada düzenlemenin önümüzdeki günlerde yasallaşmasının beklendiğini söyledi.

Gündem Kıbrıs’ta konuşan Oğuz, çalışmanın pazartesi günü hız kazanacağını ve bir sonraki hafta Meclis’ten geçmesinin öngörüldüğünü ifade etti.

Daha önceki affın çalışma iznine bağlı olduğunu hatırlatan Oğuz, bu kez ülkede bulunan kayıtsız kişilerin kayıt altına alınması amacıyla farklı bir yöntem izlendiğini belirtti. Yeni düzenlemede herhangi bir çalışma şartı aranmadan af uygulanacağını kaydetti.

Kayıt dışılığın ülke açısından önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken Oğuz, hedeflerinin bu kişilerin sisteme dahil edilmesi ve güvenlik denetimlerinin artırılması olduğunu söyledi. Ülkeye girişlerde kayıt sisteminin daha etkin hale getirileceğini vurguladı.

Dursun Oğuz, düzenlemenin yalnızca muhaceret suçu bulunan kişileri kapsadığını, adli suçluların ve deport edilenlerin kapsam dışında kalacağını ifade etti.

Yurt dışında yaşayanların aile bütünlüğüne de dikkat çekildiğini belirten Oğuz, izne tabi kişilerin birinci derece yakınlarının da düzenlemeden yararlanabileceğini, öğrenci statüsündekilerin de değerlendirileceğini aktardı.

Başvuru sürecine ilişkin bilgi veren Oğuz, önceki af döneminde yaklaşık 6 bin 700 başvuru yapıldığını hatırlatarak, yeni düzenlemede başvuran kişilerin asgari ücret ödemesiyle 60 günlük izin alacağını ve bu süreçte giriş-çıkış yapabileceklerini söyledi. Sürecin sonunda kişilerin yasal statü kazanacağını belirtti.

Sosyal medyada yer alan eleştirilere de değinen Oğuz, düzenlemenin suçluları kapsamadığını ve amacın kayıt dışılığı ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti.

Üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik denetimlerin artırılacağını da belirten Oğuz, özellikle evlilik ve çocuk durumlarında aile bütünlüğünün dikkate alınacağını kaydetti. Muhaceret affı başvurularının, yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından açılacak portal üzerinden yapılacağı ifade edildi.

Continue Reading

GÜNDEM

Von der Leyen: Kıbrıs’ta Orta Doğu ortaklarımızla güçlü dayanışmamızı yeniden teyit ediyoruz

Published

on

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Güney Kıbrıs’ta başlayan gayrıresmi zirve kapsamında Orta Doğu ortaklarıyla dayanışmanın yeniden teyit edildiğini ve ilişkilerin güçlendirileceğini açıkladı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Güney Kıbrıs’ta başlayan Avrupa Birliği Gayrı Resmi Zirve Toplantısı kapsamında sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Von der Leyen, Kıbrıs’ın kıtaların ve kültürlerin kesişim noktasında yer aldığını belirterek, “Bugün Kıbrıs’ta, kıtaların ve kültürlerin kesiştiği bu noktada, Orta Doğu’daki ortaklarımızla güçlü dayanışmamızı yeniden teyit ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Zor zamanların daha güçlü ortaklıklar gerektirdiğine dikkat çeken von der Leyen, savunma ve güvenlikten yatırımlara kadar birçok alanda ilişkilerin derinleştirileceğini vurguladı.

VON DER LEYEN’DEN, LÜBNAN’DA KALICI BARIŞ ÇAĞRISI

Avrupa Birliği (AB) liderleri, AB Dönem Başkanı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Lefkoşa kentinde düzenlenen gayriresmi liderler toplantısının ardından, Rum lider Nikos Hristodulidis, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Von der Leyen, burada yaptığı açıklamada, son haftalarda yaşanan gelişmelerin güvenliğin “bölünmez” olduğunu gösterdiğini ifade ederek “Lübnan alevler içindeyken Orta Doğu’da ya da Körfez’de istikrar sağlanamaz.” dedi.

Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi çağrısında bulunan von der Leyen, bölgesel güvenliğin birbiriyle yakından bağlantılı olduğunun altını çizdi.

Geçici ateşkeslerin yeterli olmadığını vurgulayan von der Leyen, “Kalıcı bir barış yoluna ihtiyacımız var.” ifadesini kullandı.

Kalıcı bir barış anlaşmasının İran’ın nükleer ve balistik füze programlarını da kapsaması gerektiğini savunan von der Leyen, bu programları bölgesel güvenlik açısından “gerçek bir tehdit” olarak nitelendirdi.

AB SURİYE İLE İLİŞKİLERİ DERİNLEŞTİRMEK İSTİYOR

AB’nin Suriye ile angajmanını derinleştirmeyi planladığını aktaran von der Leyen, bu kapsamda gelecekteki işbirliği çerçevelerini ele almak üzere üst düzey siyasi diyalog başlatılacağını bildirdi.

AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da gerilimin düşürülmesi çağrısını yineleyerek, Orta Doğu’daki çatışmaların siviller ve küresel ekonomi açısından “yıkıcı sonuçlar” doğurduğunu söyledi.

Hürmüz Boğazı’nın “kısıtlama olmaksızın” yeniden açılması çağrısında bulunan Costa, seyrüsefer serbestisinin küresel ölçekte hayati önemde olduğunu vurguladı.

Lübnan’daki durumun ciddi endişe kaynağı olmaya devam ettiğini belirten Costa, sahada ateşkesin uzatılmasını umduklarını ve uluslararası hukuk ile Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam saygı temelinde diplomatik çabaların sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.

Continue Reading

GÜNDEM

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi Güney Kıbrıs’ta konuştu: Bölgesel krizlerin çözümünde tek yol siyasi süreç

Published

on

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, bölgesel krizlerin çözümünde siyasi sürecin tek seçenek olduğunu söyledi.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Sisi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki (GKRY) gayr-ı resmi nitelikli Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’nde konuştu.

Sisi, Orta Doğu’nun uzun süredir istikrarsızlık ve çatışmalarla sarsıldığını belirterek, “Bölgesel krizlerin çözümünde tek yol siyasi süreçtir.” dedi.

Bölgedeki krizlerin etkilerinin özellikle Avrupa’yı doğrudan etkilediğini ve İran krizinin küresel düzeyde ciddi yansımalarının olduğunu belirten Sisi, bunun bölgesel istikrarın yanı sıra deniz taşımacılığı, enerji ve gıda güvenliği ile tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğine dikkati çekti.

Sisi, Mısır’ın çatışmaların genişlemesini önlemek için yoğun çaba sarf ettiğini dile getirerek, İran’ın Körfez ülkeleri, Ürdün ve Irak’a yönelik saldırılarını kınadıklarını ve Arap ülkelerinin güvenliğini desteklediklerini ifade etti.

Sisi, uluslararası deniz yollarında seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasının uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olduğunu da vurguladı.

Bölgedeki krizlerin çözümünde barışçıl yöntemlerin zorunlu hale geldiğini vurgulayan Sisi, Orta Doğu’nun kitle imha silahlarından arındırılması ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi gerektiğini söyledi.

FİLİSTİN MESELESİ BÖLGEDEKİ KRİZLERİN TEMELİNDE YER ALIYOR

Filistin meselesinin bölgedeki krizlerin temelinde yer aldığını vurgulayan Sisi, iki devletli çözüm temelinde kalıcı barışın sağlanması gerektiğine dikkat çekti.

Filistin halkının topraklarında kalmasının önemine işaret eden Sisi, İsrail’in yerleşim faaliyetlerinin durdurulması ve zorla yerinden etme girişimlerinin engellenmesi çağrısında bulundu.

Sisi, Gazze’de ateşkesin sürdürülmesi, uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve yeniden imar sürecinin hızla başlatılmasının gerektiğine işaret ederek, AB ülkelerine Filistin davasına desteklerini sürdürme çağrısı yaptı.

Lübnan’da istikrarın korunmasının öncelikli olduğunu ifade ederek, ateşkese bağlı kalınması ve yeniden tırmanışın önlenmesi gerektiğini söyleyen Sisi, Sudan konusuna da değinerek, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne destek verdiklerini kaydetti.

Continue Reading