Connect with us

GÜNDEM

Great Sea Interconnector projesi için çözüm aranıyor

Published

on

Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail arasındaki elektrik enterkonnekte projesi Great Sea Interconnector projesi ile ilgili çözüm aranıyor.

Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail arasındaki elektrik enterkonnekte projesi Great Sea Interconnector (GSI) ile  ilgili gelişmeler Rum basınında yer almaya devam ediyor.

Alithia gazetesi “Elektrik Ara Bağlantısını Sürdürülebilir Bir Yapısal Şekilde Kapatmak İçin Mekanizma Aranıyor-Tüketiciler Yerine Bunları AB Ödesin” başlıklı haberinde Rum haber ajansı KİPE’ye dayanarak Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail arasındaki  elektrik enterkonnekte projesinin ekonomik açıdan desteklenmesi ve tüketicilere yük olunmaması amacıyla AB aracılığıyla bir mekanizma arandığını yazdı.

Projeye bağlantılı olarak kabloyu döşeyecek olan Norveç şirketi Nexans’ın, yarından itibaren kablo inşa çalışmalarını erteleyeceğine dair uyarısının ardından Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Avrupa Birliği’nin iletişim halinde olduğunu yazan gazete elde ettiği bilgilere dayanarak Rum hükümetinin, AB’nin işleyiş şekli temelinde yasal bir yöntem bulmak adına  Yunanistan ve Avrupa Komisyonu ile diyalog içerisinde olduğunu belirtti.

Diyaloğun amacının, tüketiciye yük olunmaması ve buna paralel olarak projenin desteklenmesi amacıyla, inşası sırasında (projenin) sürdürülebilir olabilmesi için yasal yöntemin bulunması olduğunu yazan gazete diğer yandan da Rum Enerji Düzenleme Kurumu  RAEK’in, kısa zaman içerisinde ekonomik boşlukların  ve projenin inşasının sürdürülebilirliği ile ilişkili olup olmadığını da ortaya koyması gerekeceğini belirtti.

Öte yandan Fileleftheros gazetesi  Rum Devlet Doğalgaz İşletmesi (DEFA) yeni Başkanı Yorgos Asiikalis’in açıklamalarına yer verdi.

Habere göre Rum Devlet Radyo ve Televizyonu RİK’e açıklamalarda bulunan DEFA Başkanı Yorgos Asiikalis, Vasiliko’daki doğal gaz terminalinin tamamlanması için üç ay içerisinde koordinatörün seçileceğini ifade etti.

En yüksek hedefin, elektrik fiyatlarının düşürülmesi olduğunu yineleyen Asiikalis, Enerji Bakanlığı’nın üç stratejiye odaklandığını, bunların doğal gazın temin edilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve elektrik bağlantısının sağlanması olduğunu belirtti.

Asiilakis, geçen hafta Vasiliko’daki doğal gaz terminalinin tamamlanmasını üstlenecek koordinatörün seçilmesi amacıyla ihaleye çıkıldığını, ihaleye üç aylık bir sürenin konulduğunu ifade etti.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Rum Enerji Bakanı: ABD ile Güney Kıbrıs arasındaki iş birliği, stratejik bir nitelik kazandı

Published

on

Rum Enerji Bakanı Mihalis Damianos, Güney Kıbrıs ile ABD arasındaki enerji, ticaret ve yatırım iş birliğinin stratejik nitelik kazandığını belirtti, doğal gaz projeleri ve artan yatırımların bölgesel istikrar ile enerji güvenliğini güçlendireceğini ifade etti

Rum Enerji, Ticaret ve Sanayi Bakanı Mihalis Damianos, Güney Kıbrıs ile ABD arasındaki enerji, ticaret ve yatırımlar alanındaki iş birliğinin giderek daha stratejik bir nitelik kazandığını belirtti.

Fileleftheros gazetesinde yer alan habere göre, Damianos, Amerikan Ticaret Odası tarafından dün düzenlenen çalışma toplantısında yaptığı konuşmada, söz konusu iş birliğinin bölgesel istikrar ile Atlantik ötesi enerji güvenliğini güçlendirebileceğini savundu.

Damianos, Güney Kıbrıs’ın doğal gaz potansiyelinin, büyük Amerikan şirketlerinin de katılımıyla ekonomik kalkınma, enerji çeşitlendirmesi ve bölgedeki istikrar açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Konuşmasında sözde Rum Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde (MEB) yer alan 12’nci parseldeki “Afrodit” yatağına da değinen Damianos, söz konusu yatağın yüzer üretim tesisi ve Mısır’a uzanacak denizaltı boru hattı aracılığıyla ticari olarak değerlendirilmesinin, ABD ile iş birliğinin jeopolitik ve ekonomik önemini ortaya koyduğunu ileri sürdü.

Damianos, nihai yatırım kararının alınmasının ardından Afrodit yatağından doğal gaz üretiminin 2030 yılı başlarında başlamasının beklendiğini de kaydetti.

ABD’li enerji şirketlerinin bölgedeki varlığına da işaret eden Damianos, “ExxonMobil”in sözde Rum MEB’inde faaliyet gösterdiğini, “SLB” ve “Halliburton” gibi şirketlerin ise Doğu Akdeniz’deki offshore çalışmaları desteklediğini belirterek, bunun Rum kesiminin bölgesel enerji hizmetleri merkezi rolünü güçlendirdiğini iddia etti.

Damianos ayrıca, haziran ayında Washington’da düzenlenecek 3+1 formatındaki enerji bakanları toplantısı ile Atlantic Council Global Energy Forumu’na katılmak üzere ABD’yi ziyaret edeceğini açıkladı.

Enerji alanının yanı sıra iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin de geliştiğini belirten Damianos, Güney Kıbrıs’ın ABD’ye ihracatının 2024 yılında 24 milyon eurodan 2025 yılında yaklaşık 51 milyon euroya yükseldiğini ifade etti.

Hellimin ABD’ye ihraç edilen temel Kıbrıs ürünü olmaya devam ettiğini dile getiren Damianos, ABD’ye yönelik hellim ihracatının 2025 yılında 11 milyon euroya ulaştığını kaydetti.

Öte yandan, 2024 yılında ABD’nin Güney Kıbrıs’a yönelik doğrudan yabancı yatırımlarının 26,2 milyar euroya ulaştığı, Damianos’un bunun Amerikan yatırımcıların Rum ekonomisine duyduğu güvenin göstergesi olduğunu söylediği belirtildi.

Haber Haravgi’de “Kıbrıs-ABD: Enerji ve Yatırımlarda Yeni İvme”, Alithia’da ise “Enerji Bakanından Kıbrıs-ABD İş birliği Konusunda Büyük Laflar- Atlantik Ötesi Enerji Güvenliğini Güçlendiriyoruz!” başlıklarıyla yer aldı.

Continue Reading

GÜNDEM

Tabipler Birliği: Aşılama programı genişletilmeli, dijital takip sistemi kurulmalı

Published

on

Tabipler Birliği, Dünya Aşı Haftası kapsamında yaptığı açıklamada erişkinler ve risk gruplarını kapsayan aşılama programının zorunlu hale geldiğini belirtti, dijital aşı takip sistemi kurulması ve HPV ile meningokok aşılarının yaygınlaştırılması çağrısı yaptı

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, aşılama programının genişletilmesi ve takip için dijital bir yapı kurulması gerektiğini belirtti.

Dünya Aşı Haftası nedeniyle Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nden yapılan açıklamada, “Erişkinleri ve özel risk gruplarını da kapsayan, düzenli, sürdürülebilir ve erişilebilir bir aşılama programı artık bir ihtiyaç değil, zorunluluktur” denildi.

Aşılamanın birey ve toplum sağlığı açısından hayati önem taşıdığını kaydedilen bildiride, aşının, bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde en etkili, en güvenilir ve en maliyetsiz etkin sağlık müdahalesi ve en başarılı koruyucu sağlık hizmeti olduğu belirtildi.

Güçlü bir sağlık sisteminde hastalıkların, ortaya çıkmadan önlenmesinin hedeflendiği, devletin temel görevinin halkın aşıya kesintisiz, ücretsiz ve kolay bir şekilde erişimini sağlamak olduğu kaydedildi.

Devlet tarafından, yürürlükte olan bulaşıcı hastalıklar yasası kapsamında, ülkedeki aşı kapsayıcılığını ortaya koyan çalışmalar yapması, hangi aşılarda eksiklikler bulunduğunu yaş gruplarını esas alarak belirleyip, politikalar geliştirmesi gerektiği kaydedildi.

“Etkin bir sürveyans sistemi kurulmadan, bulaşıcı hastalıkların ve olası salgınların kontrol altına alınması mümkün değildir” denildi.

“MENİNGOKOK AŞI TAKVİME DAHİL EDİLMELİ”

Türkiye ve İngiltere’de artış gösteren kızamık ve meningokok vakalarının “bağışıklama politikalarının” yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösterdiği kaydedilen açıklamada “Eksik aşılama, yalnızca bireysel bir risk değil, toplum genelinde yeni salgın riskini artırmaktadır. Bu enfeksiyonların yalnızca belirli risk gruplarının, örneğin oradaki öğrencilerin aşılanması ile kontrol altına alınamayacağı bilimsel bir gerçektir. Toplum sağlığının korunabilmesi için meningokok aşıların rutin aşı takvimine dahil edilmesi ve aşılanma oranlarının yakından izlenmesi gerekmektedir” denildi.

Salgın riskinin küreselleşen dünyayla birlikte arttığı kaydedilen açıklamada, “Koruyucu sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan aşılama politikalarının daha kapsayıcı ve erişilebilir hale getirilmesi zorunludur. Toplum, aşıların güvenliği ve etkinliği konusunda bilimsel kaynaklara dayalı olarak sürekli bilgilendirilmelidir” denildi.

Erişkin bağışıklama programlarının, sadece duyurulması yerine sistematik bir şekilde uygulanması gerektiği belirtilen açıklamada, “Sadece çocukluk çağı aşıları ile sınırlı kalan bir yaklaşım, günümüzün epidemiyolojik gerçekleri karşısında yetersizdir. Erişkinleri ve özel risk gruplarını kapsayan, düzenli, sürdürülebilir ve erişilebilir bir aşılama programı artık bir ihtiyaç değil, zorunluluktur” denildi.

Aşılama hizmetlerinin etkinliğini artırmak için dijital aşı takip sistemi kurulması gerektiği belirtilen açıklamada, “Bu sistem sayesinde bireylerin aşı geçmişi eksiksiz izlenebilecek, eksik aşılar zamanında tamamlanabilecek ve aynı zamanda aşı stok yönetimi daha etkin bir şekilde sağlanabilecektir” denildi.

Öte yandan, HPV aşısının yalnızca belirli yaş gruplarına değil, tüm yaş gruplarına kamusal olarak erişilebilir ve ücretsiz olması sağlanması gerektiği de ifade edilen açıklamada, “HPV’ye bağlı başta kanser olmak üzere pek çok hastalığın önlenmesinde en etkili yöntem olan aşılama, eşitlik ve ücretsiz erişim ilkesi doğrultusunda sunulmalıdır” denildi.

Açıklamada şu ifadelere de yer verildi:

“Sağlık politikalarının temelinde bilimsel veriler, eşitlik ve erişilebilirlik yer almalıdır. Toplum sağlığını korumak adına aşılama programlarının genişletilmesi, güncellenmesi, etkin şekilde uygulanması ve dijital olarak izlenmesi artık ertelenemez bir sorumluluktur. Çok umudumuz olmasa da Sağlık Bakanını popülist siyasi açıklamalar yapmak yerine somut adımlar atmaya, bilimsel ve sürdürülebilir sağlık politikaları üretmeye açıkça davet ederiz”

Continue Reading

GÜNDEM

Taçoy AKPA’da konuştu: Çözüm için adil, dengeli ve siyasi cesaret temelinde gerçek bir irade ortaya konmalı

Published

on

UBP Milletvekili Hasan Taçoy, AKPA Genel Kurulu’nda Kıbrıs sorununun çözümü için adil, dengeli ve siyasi cesarete dayalı gerçek bir irade ortaya konması gerektiğini söyledi

Cumhuriyet Meclisi’nin Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi (AKPA) temsilcisi Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Hasan Taçoy, AKPA Genel Kurulu’nda, Kıbrıs sorununun çözümü için “adil, dengeli ve siyasi cesaret temelinde gerçek bir irade” ortaya konması gerektiğini belirtti.

Meclisten verilen bilgiye göre, Taçoy, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi (AKPA) Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1959 Zürih ve Londra Anlaşmaları zemininde, Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın garantörlüğünde, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar’ın siyasi eşitliğine dayalı olarak 1960 yılında kurulduğunu, ancak 1963’te anayasal düzenin Rum tarafınca bozularak Kıbrıslı Türkler’in tüm devlet kurumlarından silah zoruyla atıldığını ve ortaklık cumhuriyetinin yıkıldığını, bunun neticesinde de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AKPA nezdindeki temsiliyetinin 20 yıla yakın bir süre askıya alındığını söyledi.

Taçoy, 15 Temmuz 1974’te Yunan cuntası ve EOKA iş birliğiyle Kıbrıs’ta gerçekleştirilen darbenin kritik bir dönüm noktası olduğunu, AKPA’nın da bu darbeyi kınadığını hatırlattı. Diplomatik çözüm sağlanamayınca Türkiye’nin 1960 Garanti Antlaşması kapsamında Ada’ya müdahale ettiğini vurgulayan Taçoy, 1968’den bu yana Kıbrıs sorununun çözümü için BM öncülüğünde birçok girişimde bulunulduğuna işaret etti.

1977-79 Üst Düzey Anlaşmaları, Javier Pérez de Cuéllar’ın 1987 girişimi, Boutros Boutros-Ghali’nin 1990 tarihli “Fikirler Dizisi”nin Kıbrıs Türk tarafınca kabul edilmesine rağmen Rum tarafınca reddedildiğini, 2004 yılında iki tarafta ayrı ayrı yapılan referandumlarda Annan Planı’na Kıbrıslı Türkler tarafından yüzde 65 oranında “evet” dendiğini, Rum tarafının ise planı yüzde 75 oranında reddettiğini hatırlatan Taçoy, 2017 yılında Crans-Montana’da gerçekleştirilen son görüşmelerde de Rum tarafının yine görüşme masasını terk ettiğine işaret etti.

Adil ve kalıcı bir çözüm fırsatının her seferinde yitirildiğini belirten Taçoy, artık yeni süreçleri tüketmekle zaman harcamak yerine adil, dengeli ve siyasi cesaret temelinde gerçek bir irade ortaya konulması gerektiğini belirtti.

İki taraf arasındaki eşitliğin bir taviz değil zorunluluk olduğunu vurgulayan Taçoy, “Eşitlik olmadan güven olmaz; güven olmadan sürdürülebilir bir çözüm sağlanamaz” dedi.

“Aphrodite’in Adası Kıbrıs”ın jeostratejik konumu itibarıyla tarih boyunca özel bir konuma sahip olduğunu belirten Hasan Taçoy, uluslararası topluma sorumluluk ve kararlılıkla hareket etme çağrısında bulunarak, artık Kıbrıs meselesinin adil ve kalıcı bir sonuca ulaştırılması gerektiğini ifade etti.

Continue Reading