Connect with us

GÜNDEM

AP seçimleri yaklaşıyor: Güney Kıbrıs ve Yunanistan’da aşırı sağ zemin kazanıyor

Published

on

AB ülkelerinde 6-9 Haziran’da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri yaklaşırken, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’taki son anketler de aşırı sağın kayda değer sonuçlara imza atmaya hazırlandığını gösteriyor.

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri yaklaşırken, kamuoyu araştırmaları ve analizler, aşırı sağ partilerin artan bir şekilde güç kazanacağını öngörüyor.

Gazete Duvar’dan Nikolaos Stelya’nın haberine göre; 6-9 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek bu seçimlerde, Avrupa’nın 27 üyesinden 350 milyondan fazla kişi oy kullanacak ve 720 yeni milletvekilini seçecek. Sandıktan kayda değer sonuçlarla çıkması beklenen aşırı sağcı partilerin yeni dönemde ortak bir cephe üzerinde anlaşmaları uzak bir ihtimal olarak görülse de uzmanlar aşırı sağın Avrupa’nın genelinde kalıcı bir şekilde güçlenme emareleri gösterdiğine dikkat çekiyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyesi iki komşusu Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta da aşırı sağın sandıktan kayda değer sonuçlarla çıkması bekleniyor.

AŞIRI SAĞ PARTİLERİN ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞİ

Avrupa’da yapılan son kamuoyu yoklamaları, aşırı sağcı partilerin AP’de önemli oranda sandalye kazanacağını gösteriyor. Konuyu gündeme taşıyan Yunanistan’da ana muhalefete yakın yayın yapan Efimerida ton Sintakton ve İngiliz The Economist gibi basın kuruluşları, özellikle Fransa’nın Marine Le Pen’in önderliğindeki Ulusal Birleşme (Rassemblement National, RN) ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia) partilerinin AP seçimlerinde yüksek oy oranlarına ulaşmasının beklendiğine dikkat çekiyor. Bu partiler, sırasıyla Kimlik ve Demokrasi (ID) ve Avrupa Muhafazakarlar ve Reformistler (ECR) gruplarının en güçlü üyeleri arasında yer alıyor.

The Economist’in analizine göre, geçmiş Avrupa Parlamentosu seçimlerine kıyasla, aşırı sağcı partiler bu kez daha fazla destek topluyor. İtalya’da 2022’de aşırı sağcı bir parti iktidara gelirken, 2023’te Geert Wilders’ın Müslüman karşıtı popülist Özgürlük Partisi (PVV) Hollanda seçimlerini kazandı, ancak hükümet kurmayı başaramadı.

PARÇALI YAPININ ZORLUKLARI

Her ne kadar aşırı sağ partiler kayda değer bir şekilde güç kazanacak gibi görünse de bu partilerin birleşerek tek bir blok oluşturması şimdilik zor görünüyor. ABD merkezli Politico haber sitesinin analizine göre, aşırı sağ grupların milliyetçi ve egemenlik yanlısı söylemleri, ortak bir politika üzerinde birleşmelerini zorlaştırıyor. Bu durum, aşırı sağın bir araya gelip birlikte hareket edememe ihtimalini de artırıyor. Örneğin, geçtiğimiz hafta Almanya’nın aşırı sağcı partisi AfD, bir üyelerinin Nazizmi destekleyici açıklamaları nedeniyle ID grubundan ihraç edildi. Ayrıca, Polonya’nın ECR üyesi partileri, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın Fidesz partisinin gruba katılma fikrine olumsuz baktı.

İşbirliği konusundaki zorluklara rağmen, bazı aşırı sağ partiler arasında koalisyon kurma çabaları devam ediyor. Marine Le Pen, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi Avrupa Parlamentosu’nda büyük bir aşırı sağ grup oluşturma konusunda ikna etmeye çalışıyor. Ancak, daha önceki örneklerde olduğu gibi, ulusal çıkarlar ve egemenlik konusundaki derin farklılıklar bu tür bir iş birliğini uzak bir ihtimal olarak gündemde tutuyor.

SON TAHMİNLER

Şu anda Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük grup, Avrupa Halk Partisi (AHP, EPP) olarak bilinen merkez sağ grup. EPP’nin mevcut başkanı Alman politikacı Manfred Weber. Politico’nun projeksiyonlarına göre, EPP seçimlerden sonra da en büyük grup olmayı sürdürecek ve 720 sandalyeli Avrupa Parlamentosu’nda 170 sandalye kazanacak. Ancak aşırı sağcı ECR ve ID grupları toplamda 144 sandalye kazanmayı hedefliyor. Ayrıca, Fransa’daki Ulusal Birleşme Partisi’nin ve Almanya’daki AfD’nin dikkate değer oranlarda sandalye kazanması bekleniyor. Le Pen’in partisi ID grubunda en güçlü ulusal parti olmayı hedeflerken, Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri partisi ECR grubunun en büyük ulusal partisi olma yolunda.

SOLUN DURUMU

Avrupalı basın kuruluşları yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sol grupların büyük sorunlarla karşı karşıya olduklarına dikkat çekiyor. Yeni dönemde Avrupalı seçmenlerin öncelikleri arasında Ukrayna ve Gazze’deki savaşlar gibi çatışma bölgeleri, yaşam maliyeti ve enerji fiyatları, iklim değişikliği ve emeklilik politikaları öne çıkıyor.

Son anketler bu kritik meselelerde başta sosyal demokratlar olmak üzere yeni AP için mücadele veren sol oluşumların politikalarının doğrululuğu için seçmenleri tam anlamıyla ikna edemediklerini gösteriyor. Sosyal demokratlar yeni AP’de ikinci büyük grup olmaya yeniden aday. Ancak uzmanlar bu grubun yarıştan birincilikle çıkmasını öngörmüyor.

YUNANİSTAN VE GÜNEY KIBRIS’TA DA AŞIRI SAĞ ZEMİN KAZANIYOR

Avrupa genelindeki siyasi trende uygun olarak Türkiye’nin iki AB komşusunda da aşırı sağ, yaklaşan seçimlerde yeni kayda değer sonuçlarla imza atmaya hazırlanıyor.

Yunanistan’da yapılan son anketlerde, eski gazeteci ve kitap tanıtıcısı Kiriakos Velopoulos’un önderliğindeki Helen Çözümü’nün ülkenin dördüncü partisi olmak için Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ile kıyasıya bir çekişme içerisine girmiş olduğunu gösteriyor. Söz konusu aşırı sağcı oluşum yüzde 7-9 bandındaki oy oranı ile iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi’ni, ana muhalefetteki SYRIZA’yı ve PASOK’u takip ediyor. Helen Çözümü bazı anketlerde az fark ile KKE’nin önünde dördüncü sırada konumlanırken son haftalardaki kamuoyu araştırmalarında hafif bir düşüş sergileyerek AP yarışını beşinci sırada tamamlıyor.

Yunanistan’da bir dizi diğer aşırı sağcı oluşumun yaklaşan seçimlerde nasıl bir performans sergileyecekleri merakla bekleniyor. Bazı uzmanlara göre Helen Çözümü ile beraber kilise çevrelerinin desteğine sahip olan NİKİ de yeni AP’ye vekil gönderebilir.

Güney Kıbrıs’taysa aşırı sağcı ELAM’ın Avrupa Parlamentosu’na bir vekil göndermesine kesin gözü ile bakılıyor. Güney Kıbrıs’ın Avrupa Parlamentosu’nda altı sandalyesi bulunuyor.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Rum basını: Larnaka ve Limasol sahillerinde mülkiyet yabancıların eline geçiyor

Published

on

Güney Kıbrıs’ta Larnaka ve Limasol sahil kesimlerinin büyük bölümünün, üçüncü ülke vatandaşlarının kontrolüne geçtiği; yasa dışı emlakçılık faaliyetleriyle arazi, arsa ve çok sayıda binanın el değiştirdiği bildirildi.

  • Larnaka ve Limasol sahil şeridinin büyük bölümü yabancıların eline geçti

Larnaka ve Limasol sahil kesimlerinin büyük bölümünün, üstü örtülü şekilde emlak şirketlerini de yöneten üçüncü ülke vatandaşlarının eline geçtiği ve yurt dışında masa altından satış anlaşmalarının yapıldığı yasa dışı emlakçılığın da yoğun olduğu haber verildi.

Fileleftheros Güney Kıbrıs’ta gayrimenkul satışıyla uğraşan yabancı uyrukluların yerli iş adamlarından yardım aldığını, bazı yabancıların da çeşitli projelerin vb yöneticisi kisvesi altında kaymakamlıklara giderek gayrimenkul satış işlemlerini yapmakta olduğunu yazdı.

Habere göre AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu Rum Meclisi içişleri Komitesi’nde yaptığı konuşmada, Larnaka sahil kesiminin batısında büyük araziler satıldığına dikkat çekti. Komite Başkanı Aristos Damianu Larnaka sahilinde, Dikelya’ya kadar, daha önce rafineri bulunan büyük ölçekteki arazinin, Limasol’da da Lady’s Mile’e doğru sahil bölgesinin el değiştirdiğini açıkladı.

Anılan bölgelerde yabancı uyrukluların yalnız arazi ve arsa değil hastaneden otele kadar birçok binayı satın aldığı bilgisi de verilen haberde, işletme satın alımlarının şehir içine kadar yayıldığına dikkat çekildi.

Continue Reading

GÜNDEM

İncirli, TEPAV konferansında konuştu: KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli

Published

on

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, TEPAV’da düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” konferansında yaptığı konuşmada, Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle Kıbrıs siyasetinde kapsayıcılık ve uzlaşı kültürüne dayalı yeni bir dönemin başladığını belirterek, Kıbrıs’ta kalıcı barış ve bölgesel istikrar için kapsamlı çözümün tek gerçekçi yol olduğunu vurguladı.

  • İncirli: CTP, kapsayıcı siyaset ve uzlaşı kültürüyle ilerliyor
  • “Kıbrıs’ta kalıcı barış ve bölgesel istikrar için kapsamlı bir çözüm tek gerçekçi yoldur”
  • Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle Kıbrıs sorununda yeni bir umut doğdu”
  • “KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) bünyesinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” başlıklı konferansta konuşma yaptı. Akademisyenler, diplomatlar ve siyasetçilerin katıldığı konferansta konuşan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirliTufan Erhürman’ın seçilmesiyle, Kıbrıs siyasetinde yaşanan dönüşüme dikkat çekti ve yeni dönemin ilkelerini “kapsayıcılık ve uzlaşı kültürü” olarak tanımladı. İncirli,” Toplumun tümünü kucaklayan, kapsayıcı siyaset hedefleyen, sorunlara tam bir uzlaşı kültürü içerisinde çözümler arayan yeni bir siyasi anlayış var. Biz de CTP olarak bu siyasi anlayışı devam ettiren bir eksen içerisinde ilerliyoruz” dedi.

Dün akşam TEPAV ev sahipliğinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” konferansının moderatörlüğünü, TEPAV AB Çalışmaları Merkezi Direktörü Nilgün Arısan Eralp üstlenerek açılış konuşmasını yaptı. Eralp, CTP Genel Başkanı İncirli’nin özgeçmişinden bahsetti ve ardından sözü İncirli’ye bıraktı.

Konuşmasına Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin kuruluşundan ve temel değerlerinden bahsederek başlayan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, partinin buğday başağı sembolünün Kıbrıs Türk halkının kimliğini, varlığını, refahı ve sosyal adaleti temsil ettiğini söyledi. İncirli, CTP’nin kişi hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, barışı, ekonomik kalkınmayı ve Avrupa Birliği değerlerini savunan; eşitlikçi, emeğe saygılı, çevreye duyarlı demokratik sol bir kitle partisi olduğunu ifade etti. Cumhuriyet Meclisi’ndeki kadın milletvekili oranının yüzde 22 olduğuna dikkat çeken İncirli, siyasette kadın temsiliyetinin artırılmasının önemine de dikkat çekti.

“KIBRIS’TA, YENİ BİR SİYASİ ANLAYIŞLA YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI”

İncirli, Kıbrıs sorununda müzakeresiz geçen tek dönem, yerinde sayan güven artırıcı önlemler ve tamamen tıkanmış çözüm sürecinin yanı sıra adadaki ekonomik kriz, mülkiyet krizi, güvenlik krizi, gençlerin göçü, yolsuzluklar ve kamusal hizmetlerde çöküşle birlikte sorunların derinleştiğini ifade ederek 19 Ekim’deki Cumhurbaşkanlığı seçimiyle beraber Kıbrıs’ta, yeni bir siyasi anlayışla yeni bir dönemin başladığını kaydetti. CTP’nin adayı Tufan Erhürman’ın yüzde 63 oyla, üç iktidar partisine karşı tarihi bir farkla Cumhurbaşkanı seçildiğini anımsatan İncirli, Kıbrıslı Türklerin Türkiye’deki anketleri yanılttığını dile getirerek 19 Ekim akşamı Kızılbaş Meydanı’nda ortaya çıkan eşitlik ve kardeşlik cephesinin; kucaklayıcı, kapsayıcı, saygın ve ciddi bir duruşu temsil ettiğini sözlerine ekledi.

“KIBRIS’TA KALICI BARIŞ VE BÖLGESEL İSTİKRAR İÇİN KAPSAMLI BİR ÇÖZÜM, TEK GERÇEKÇİ YOL”

Konuşmasının devamında, Kıbrıs sorunuyla ilgili tarihi süreci aktaran İncirli, Kıbrıs sorunun 1963’te iki toplum arasında başlayan siyasi bir sorun olmanın ötesinde; uluslararası hukuk, bölgesel güvenlik ve Doğu Akdeniz’de şekillenen yeni jeopolitik dengelerle doğrudan bağlantılı, çok katmanlı ve çok boyutlu bir mesele haline geldiğine dikkat çekti. İncirli, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin 1959 Zürih Anlaşmalarının ortaklık ruhuna, özden gelen siyasal eşitlik ilkelerine dayalı, ortak egemenliğin paylaşılacağı, iki bölgeli ve iki toplumlu federal çözüm modeline olan bağlı bir siyasal parti olduğunu ifade ederek Kıbrıs’ta kalıcı barış, istikrar ve uluslararası entegrasyonun yegane gerçekçi yolunun kapsamlı çözümden geçtiğini vurguladı.

“KIBRISLI TÜRKERİN GELECEĞİ, KIBRISLI RUMLARIN İNSAFINA BIRAKILAMAZ”

2004 Annan Planı referandumlarına değinen İncirli, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65 “evet” oyu ile güçlü bir çözüm iradesi ortaya koyduğunu, buna karşın Kıbrıslı Rumların yüzde 75 “hayır” dediğini hatırlattı. Bu sürecin ardından Mali Yardım Tüzüğü, Yeşil Hat Tüzüğü ve Taşınmaz Mal Komisyonu gibi mekanizmaların hayata geçtiğini ifade etti. 2017 Crans-Montana Konferansı’na kadar sürdürülen müzakerelerde büyük oranda yakınlaşmalar sağlandığını belirten İncirli, Rum liderliğinin masayı terk etmesiyle sürecin çöktüğünü, statükonun daha da yerleştiğini söyledi ve Kıbrıslı Türklerin geleceğinin Kıbrıslı Rumların insafına bırakılamayacağını vurguladı.

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs sorununda çözüm sürecinin neden tıkandığının “suçlama oyunu” yapılmadan dürüstçe analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekerek uluslararası aktörlerin gereken önceliği vermemesi, proaktif rol almaması ve taraflar arasında eş zamanlı, samimi siyasi iradenin ortaya konmamasının temel nedenler arasında olduğunu kaydetti. Ucu açık ve süresiz müzakere süreçlerinin Kıbrıs’ta defalarca denendiğini ve her seferinde hayal kırıklığı yarattığını söyleyen İncirli, Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle birlikte yeni bir umut doğduğunu belirtti. İncirli, siyasi eşitliğin pazarlık konusu yapılamayacağını belirterek sürecin sonuç odaklı, geri dönüşü olmayan ve takvime bağlı yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Müzakere süreci yine çökerse en başa dönülmemesi gerektiğini de belirten İncirli, hepsinin BM raporunda olduğunu söyledi ve BM’nin kendi sözlerine sahip çıkmasını bekliyoruz dedi.

“SİYASİ ANLAŞMA İÇİN EŞ ZAMANLI SİYASİ İRADEYE İHTİYACIMIZ VAR”

“Siyasi anlaşma için eş zamanlı siyasi iradeye ihtiyacımız var diyen İncirli, sadece Kıbrıslı liderlerin değil, Garantör ülkelerin, uluslararası aktörlerin de ortak çıkarlar odağında, eş zamanlı olarak aynı yönde hareket etmeleri gerektiğini kaydetti. Güven artırıcı önlemlerin ise kapsamlı çözümün alternatifi değil, ancak çözüm yolunda son derece önemli olduğuna dikkat çeken İncirli; Kapalı Maraş’ın BM kararları çerçevesinde ele alınması, Yeşil Hat üzerinde yeni geçiş noktalarının açılması, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkı ve iki toplumlu iş birliğinin önemine değindi.

Sıla Usar İncirli, Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik ve jeopolitik dengelerin hızla değiştiğini belirterek, dışlayıcı değil kapsayıcı bir anlayışla kurulacak bölgesel ittifakların Kıbrıs’ta barış sürecine olumlu katkı yapacağını ifade etti ve enerji güvenliğinin bölgesel istikrarla, bölgesel istikrarın ise Kıbrıs’ta kapsamlı çözümle mümkün olacağını vurguladı. İncirli, egemenlik haklarımız çerçevesinde Kıbrıs Türk toplumunun Ada genelinde ve deniz yetki alanlarındaki hakları olduğunu da sözlerine ekledi.

“KKKTC-TC MALİ VE İKTİSADİ İŞBİRLİĞİ PROTOKOLLERİ DAHA ETKİN YÖNETİLMELİ”

Son olarak konuşmasında iç siyasete de değinen İncirli, TEPAV’ın daha önce yaptığı tespitlere atıfta bulunarak, KKTC kamu yönetiminde politika oluşturma, uygulama ve denetleme kapasitesinin yetersiz olduğunu; kamu hizmetlerinde erişim ve kalite sorunları yaşandığını belirtti. Ülkede karamsarlık ve belirsizliğin hâkim olduğunu ifade eden İncirli, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, artan bütçe açıkları, borç yükü, yolsuzluk iddiaları, liyakatsiz atamalar, artan suç oranları ve kamusal hizmetlerdeki çöküşün derin bir siyasi, ekonomik ve toplumsal kriz yarattığını ve bunların sonucunda da vatandaşın devlete olan güveninin sarsıldığına dikkat çekti.

İncirli, ne yapılması gerektiğiyle ilgili kayıt dışılıkla mücadele ve nüfus sayımının önemini vurgulayarak orta vadeli planlama ve KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokollerinin daha etkin yönetilmesi gerektiğini söyledi. İncirli, “Orta Vadeli Program (OVP) zeminin güncellenmesi, ortak siyasi irade öncesinde KKTC teknik heyetinin katılımı ve yerel unsurlara dayalı çalışmalarına özel bir önem atfediyoruz” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin sunumun ardından soru cevap kısmına geçildi. İncirli, katılımcıların sorularını özenle cevaplayarak teşekkürlerini sundu ve konferans tamamlandı.

Continue Reading

GÜNDEM

Sağlıkta 2025’te 1,6 milyon muayene, 32 bin müdahale

Published

on

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, basınla buluşmasında 2025 yılı boyunca 1 milyon 647 bin 858 muayene yapıldığını, hastanelerde 32 bin 628 ameliyat ve müdahalenin gerçekleştirildiğini açıkladı. Dinçyürek, robotik tedaviler ve yapay zekanın sağlıkta kullanımına da başlandığına vurgu yaptı.

Sağlık Bakanlığı, yürüttüğü yatırımlar ve hizmetlerle sağlık altyapısını adım adım yeniden şekillendiriyor. Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, bakanlığın icraatlarını basınla bir araya geldiği toplantıda kamuoyuyla paylaştı.

Dinçyürek’in açıklamalarına göre, Lefkoşa’daki hastane binasının 2027 yılının sonunda tamamlanması hedeflenirken, Girne’deki hastane binası inşaat sürecini tamamladı. Girne’de şu anda cihazların yerleştirilmesi aşamasına gelindi. İhale sürecinin devam ettiğini belirten Dinçyürek, bir ay içerisinde cihazların gelmesi ve hastanenin açılmasının hedeflendiğini söyledi. Dört ilçede eş zamanlı olarak hastane projelerinin sürdüğünü ifade eden Dinçyürek, tüm bu süreçlerde yoğun bir çalışma yürütüldüğünü vurguladı.

Müteahhit tarafından 15 Kasım için taahhüt verilen projelerde, sonrasında ortaya çıkan ek işler nedeniyle bazı gecikmeler yaşandığını dile getiren Dinçyürek, Güzelyurt Hastanesi’nin de bu süreçte tamamlanmasının planlandığını aktardı. Pamuklu Hastanesi için ise turizm yatırım alanının yanında yer alan binanın 2026 yılı sonunda bitirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Sağlık alanındaki teknolojik gelişmelere de değinen Dinçyürek, yapay kalp ameliyatlarının ülkede başarıyla gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu ameliyatlar sayesinde 22 yaşındaki bir gencin hayata tutunduğunu belirten Dinçyürek, ileri tıp uygulamalarının kamu hastanelerinde uygulanabilir hale geldiğine dikkat çekti.

İnsan kaynağına yönelik planlamalar hakkında da bilgi veren Dinçyürek, hâlihazırda zorunlu eğitimde bulunan 200 genç uzman hekimin eğitimlerini tamamladıktan sonra ülkelerine dönerek sağlık sistemine kazandırılacağını söyledi.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikler arasında yer aldığını vurgulayan Dinçyürek, Maraş, Lapta ve Değirmenlik sağlık ocaklarının hizmete açıldığını hatırlattı. “Dünyada bütün hastanelerin üçüncü basamak olduğu bir örnek yoktur” diyen Dinçyürek, temel sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.

Acil sağlık hizmetlerine yönelik yatırımlar kapsamında tam donanımlı 16 yeni ambulansın hizmete alındığını, dört ambulansın daha alınacağını açıklayan Dinçyürek, acil müdahale kapasitesinin güçlendirildiğini belirtti.

Basın toplantısında paylaşılan verilere göre, 2025 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı bünyesinde yapılan muayene sayısı 1 milyon 647 bin 858 olarak kayıtlara geçti. Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi’ne bağlı hastanelerde aynı yıl içerisinde gerçekleştirilen ameliyat ve müdahale sayısı ise 32 bin 628 oldu.

Aynı dönemde Dipkarpaz, Yenierenköy, Mehmetçik, Geçitkale, Vadili, Serdarlı, İnönü, Güzelyurt, Beyarmudu, Akdoğan ve Tatlısu sağlık merkezleri ile Esentepe, Karaağaç, Gaziköy, Dörtyol ve Lefke sağlık odalarında tamir, tadilat veya yeni yapım çalışmaları gerçekleştirildi.

Teknolojik yatırımlar kapsamında zor entübasyon setleri hizmete alınırken, robotik tedaviler ve yapay zekânın sağlıkta kullanımı da hayata geçirildi. Bakan Dinçyürek, altyapıdan insan gücüne, teknolojiden acil sağlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalarla sağlık sisteminin güçlendirilmeye devam ettiğini vurguladı.

Continue Reading