Connect with us

GÜNDEM

AP seçimleri yaklaşıyor: Güney Kıbrıs ve Yunanistan’da aşırı sağ zemin kazanıyor

Published

on

AB ülkelerinde 6-9 Haziran’da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri yaklaşırken, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’taki son anketler de aşırı sağın kayda değer sonuçlara imza atmaya hazırlandığını gösteriyor.

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri yaklaşırken, kamuoyu araştırmaları ve analizler, aşırı sağ partilerin artan bir şekilde güç kazanacağını öngörüyor.

Gazete Duvar’dan Nikolaos Stelya’nın haberine göre; 6-9 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek bu seçimlerde, Avrupa’nın 27 üyesinden 350 milyondan fazla kişi oy kullanacak ve 720 yeni milletvekilini seçecek. Sandıktan kayda değer sonuçlarla çıkması beklenen aşırı sağcı partilerin yeni dönemde ortak bir cephe üzerinde anlaşmaları uzak bir ihtimal olarak görülse de uzmanlar aşırı sağın Avrupa’nın genelinde kalıcı bir şekilde güçlenme emareleri gösterdiğine dikkat çekiyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyesi iki komşusu Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta da aşırı sağın sandıktan kayda değer sonuçlarla çıkması bekleniyor.

AŞIRI SAĞ PARTİLERİN ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞİ

Avrupa’da yapılan son kamuoyu yoklamaları, aşırı sağcı partilerin AP’de önemli oranda sandalye kazanacağını gösteriyor. Konuyu gündeme taşıyan Yunanistan’da ana muhalefete yakın yayın yapan Efimerida ton Sintakton ve İngiliz The Economist gibi basın kuruluşları, özellikle Fransa’nın Marine Le Pen’in önderliğindeki Ulusal Birleşme (Rassemblement National, RN) ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia) partilerinin AP seçimlerinde yüksek oy oranlarına ulaşmasının beklendiğine dikkat çekiyor. Bu partiler, sırasıyla Kimlik ve Demokrasi (ID) ve Avrupa Muhafazakarlar ve Reformistler (ECR) gruplarının en güçlü üyeleri arasında yer alıyor.

The Economist’in analizine göre, geçmiş Avrupa Parlamentosu seçimlerine kıyasla, aşırı sağcı partiler bu kez daha fazla destek topluyor. İtalya’da 2022’de aşırı sağcı bir parti iktidara gelirken, 2023’te Geert Wilders’ın Müslüman karşıtı popülist Özgürlük Partisi (PVV) Hollanda seçimlerini kazandı, ancak hükümet kurmayı başaramadı.

PARÇALI YAPININ ZORLUKLARI

Her ne kadar aşırı sağ partiler kayda değer bir şekilde güç kazanacak gibi görünse de bu partilerin birleşerek tek bir blok oluşturması şimdilik zor görünüyor. ABD merkezli Politico haber sitesinin analizine göre, aşırı sağ grupların milliyetçi ve egemenlik yanlısı söylemleri, ortak bir politika üzerinde birleşmelerini zorlaştırıyor. Bu durum, aşırı sağın bir araya gelip birlikte hareket edememe ihtimalini de artırıyor. Örneğin, geçtiğimiz hafta Almanya’nın aşırı sağcı partisi AfD, bir üyelerinin Nazizmi destekleyici açıklamaları nedeniyle ID grubundan ihraç edildi. Ayrıca, Polonya’nın ECR üyesi partileri, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın Fidesz partisinin gruba katılma fikrine olumsuz baktı.

İşbirliği konusundaki zorluklara rağmen, bazı aşırı sağ partiler arasında koalisyon kurma çabaları devam ediyor. Marine Le Pen, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi Avrupa Parlamentosu’nda büyük bir aşırı sağ grup oluşturma konusunda ikna etmeye çalışıyor. Ancak, daha önceki örneklerde olduğu gibi, ulusal çıkarlar ve egemenlik konusundaki derin farklılıklar bu tür bir iş birliğini uzak bir ihtimal olarak gündemde tutuyor.

SON TAHMİNLER

Şu anda Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük grup, Avrupa Halk Partisi (AHP, EPP) olarak bilinen merkez sağ grup. EPP’nin mevcut başkanı Alman politikacı Manfred Weber. Politico’nun projeksiyonlarına göre, EPP seçimlerden sonra da en büyük grup olmayı sürdürecek ve 720 sandalyeli Avrupa Parlamentosu’nda 170 sandalye kazanacak. Ancak aşırı sağcı ECR ve ID grupları toplamda 144 sandalye kazanmayı hedefliyor. Ayrıca, Fransa’daki Ulusal Birleşme Partisi’nin ve Almanya’daki AfD’nin dikkate değer oranlarda sandalye kazanması bekleniyor. Le Pen’in partisi ID grubunda en güçlü ulusal parti olmayı hedeflerken, Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri partisi ECR grubunun en büyük ulusal partisi olma yolunda.

SOLUN DURUMU

Avrupalı basın kuruluşları yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sol grupların büyük sorunlarla karşı karşıya olduklarına dikkat çekiyor. Yeni dönemde Avrupalı seçmenlerin öncelikleri arasında Ukrayna ve Gazze’deki savaşlar gibi çatışma bölgeleri, yaşam maliyeti ve enerji fiyatları, iklim değişikliği ve emeklilik politikaları öne çıkıyor.

Son anketler bu kritik meselelerde başta sosyal demokratlar olmak üzere yeni AP için mücadele veren sol oluşumların politikalarının doğrululuğu için seçmenleri tam anlamıyla ikna edemediklerini gösteriyor. Sosyal demokratlar yeni AP’de ikinci büyük grup olmaya yeniden aday. Ancak uzmanlar bu grubun yarıştan birincilikle çıkmasını öngörmüyor.

YUNANİSTAN VE GÜNEY KIBRIS’TA DA AŞIRI SAĞ ZEMİN KAZANIYOR

Avrupa genelindeki siyasi trende uygun olarak Türkiye’nin iki AB komşusunda da aşırı sağ, yaklaşan seçimlerde yeni kayda değer sonuçlarla imza atmaya hazırlanıyor.

Yunanistan’da yapılan son anketlerde, eski gazeteci ve kitap tanıtıcısı Kiriakos Velopoulos’un önderliğindeki Helen Çözümü’nün ülkenin dördüncü partisi olmak için Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ile kıyasıya bir çekişme içerisine girmiş olduğunu gösteriyor. Söz konusu aşırı sağcı oluşum yüzde 7-9 bandındaki oy oranı ile iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi’ni, ana muhalefetteki SYRIZA’yı ve PASOK’u takip ediyor. Helen Çözümü bazı anketlerde az fark ile KKE’nin önünde dördüncü sırada konumlanırken son haftalardaki kamuoyu araştırmalarında hafif bir düşüş sergileyerek AP yarışını beşinci sırada tamamlıyor.

Yunanistan’da bir dizi diğer aşırı sağcı oluşumun yaklaşan seçimlerde nasıl bir performans sergileyecekleri merakla bekleniyor. Bazı uzmanlara göre Helen Çözümü ile beraber kilise çevrelerinin desteğine sahip olan NİKİ de yeni AP’ye vekil gönderebilir.

Güney Kıbrıs’taysa aşırı sağcı ELAM’ın Avrupa Parlamentosu’na bir vekil göndermesine kesin gözü ile bakılıyor. Güney Kıbrıs’ın Avrupa Parlamentosu’nda altı sandalyesi bulunuyor.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekber Goşalı

Daha aydın, daha özgüvenli ve daha stratejik

Published

on

Kazak kardeşlerimizin kendi deyimiyle söylersem, bavurluk memleket Kazakistan’ın Türkistan şehrinde ilk kez 28 yıl önce bulunmuştum. İlk başkanı olduğum Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği de orada – Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesi’nde gerçekleştirilen VIII Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı’nda kurulmuştu. Son demeyeyim, son olarak ise 2022 yılının ekim ayında yeniden Türkistan’daydım. Türk dünyasının 2040 hedeflerini ve vizyonunu şekillendirecek önemli adımları belirlemek amacıyla Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) üye ülkelerin bilim insanları, araştırmacı yazarları, kanaat önderleri, STK ve medya temsilcileri Yesevi Üniversitesi’nde bir araya gelmişti. Toplantı, Semerkant’ta yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı IX. Zirvesi öncesinde düzenlenmiş ve istişare niteliği taşımıştı.

Şimdi ise Türkistan, Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Gayriresmî Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor.
Devlet başkanları, Zirve’nin Türkistan Bildirisi’ni kabul etti.

Evet, tarih bazen sessiz konuşur; bazen de bir şehrin taşında, bir meydanın nefesinde, bir devlet adamının vurgusunda bir çağın geleceğe ait hatlarını görmek mümkün olur. Türkistan bu kez yalnızca kadim bir kültür başkenti olarak değil, yeni jeopolitik düşüncenin, ortak iradenin ve Türk dünyasının yükselen stratejik özgüveninin simgesi olarak konuştu.

Bugün TDT, tarihî, etnik ve dilsel yakınlığın diplomatik platformu olmanın ötesinde, adım adım küresel siyasal ilişkiler sisteminde ağırlığını artıran, Avrasya coğrafyasında yeni güç mimarisinin önemli unsurlarından birine dönüşen stratejik birlik modelidir.

İşte bu nedenle İlham Aliyev’in Türkistan’daki gayriresmî Zirve’de verdiği mesajlar yalnız bugünün siyasal gündemi açısından değil, gelecek on yılların siyasi-felsefi çağrısı olarak da okunmalıdır.

Türk dünyası artık nostalji olmaktan çıkmıştır; o artık ekonomik güzergahtır, enerji güvenliğidir, ulaştırma arteridir, kültür diplomasisidir. Ve en önemlisi: ortak gelecek tasavvurudur.
Gayriresmî Türkistan Zirvesi işte bu siyasi iradeyi ortaya koymuştur.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konuşmasında hissedilen temel çizgi de tam olarak budur: TDT, “duygusal yakınlık alanı” olma aşamasını geride bırakarak pratik bir jeopolitik aktöre dönüşmektedir.

Bu dönüşüm elbette tesadüf değildir. Hele hele dört bir yanımız ateş çemberine dönmüşken…

21. yüzyılın büyük siyasi gerçeklikleri yeni güç merkezleri doğuruyor. Dünyanın klasik kutupları sarsılıyor, bölgesel birlikler ön plana çıkıyor. Avrupa Birliği, ASEAN, Körfez İşbirliği Konseyi, Afrika Birliği gibi platformların yanında TDT de artık “bekleme havzasından” çıkarak stratejik etki alanına geçiyor.

Türkistan’da gerçekleştirilen gayriresmî Zirve’nin en önemli sembolik hadiselerinden biri de Türk Medeniyeti Merkezi’nin temel atma töreni oldu.

Bu yalnızca bir mimari proje midir? Elbette hayır.

Aslında bu merkezin temelinde ortak tarih hafızası, ortak kültürel kodlar ve ortak gelecek ideali bulunmaktadır. Türk dünyası uzun yıllar boyunca siyasi sınırlarla parçalanmış olsa da onun kültürel genetiği hiçbir zaman parçalanmadı. Ötüken ruhu, Orhun-Yenisey yazıtlarının ışığı, Dede Korkut hikmeti, Manas hafızası, Yesevi nefesi, Nizami tefekkürü, Yunus Emre irfanı, Ali Şir Nevai estetiği… Bütün bunlar ortak bir medeniyet coğrafyasının sütunlarıdır.

Türkistan’da verilen mesaj da budur:
Türk dünyası artık kendisini yalnız mirasla değil, geleceğin projesiyle de doğrulamak ve inşa etmek istemektedir.

Tam da bu noktada Azerbaycan’ın rolü özellikle dikkat çekmektedir.

44 günlük Vatan Muharebesi’nden sonra Azerbaycan’ın Türk dünyasındaki siyasi nüfuzu yeni bir aşamaya taşınmıştır. Bakü’nün artık yalnız enerji ve lojistik merkezi olmadığını herkes biliyor; Bakü aynı zamanda Türk entegrasyonunun siyasi ve entelektüel lokomotiflerinden biri hâline gelmiştir.

Zengezur Koridoru fikri de yalnızca bölgesel ulaştırma projesi değildir; bu proje Türk coğrafyasının parçalanmış damarlarını yeniden birleştirmeyi amaçlayan stratejik bir haritadır. Türkistan Zirvesi’nde bu düşüncenin derin katmanları açık biçimde hissediliyordu.

Bugün Bakü, Ankara, Astana, Taşkent, Bişkek ve Kuzey Lefkoşa arasında kurulan ilişkiler diplomatik protokol ilişkilerinin çok ötesindedir. Bunlar yeni Avrasya dengesinin oluşumunda önemli rol oynayan siyasi koordinasyon modelidir.

Küresel güçlerin dikkatinin Türk dünyasına yönelmesi de tesadüf değildir.
Çünkü TDT:

– Hazar’dan Akdeniz’e uzanan enerji hattıdır;
– Çin’den Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un ana dayanağıdır;
– genç ve dinamik demografik potansiyeldir;
– zengin doğal kaynak tabanıdır;
– büyük pazardır;
– aynı zamanda alternatif siyasi-etnik uyum modelidir.

Türkistan’daki görüşmenin bir başka önemli yönü ise kültür ile jeopolitiğin paralel yürütülmesiydi.

Bu çok önemli bir ayrıntıdır. Çünkü yalnız ekonomik ve siyasi entegrasyon uzun ömürlü birlik oluşturmaz. Medeniyet hafızasıyla güçlendirilmeyen ittifaklar kısa sürede çözülür. Türk dünyası ise bugün siyasi birlik modelini kültürel özbilinç üzerine inşa etmeye çalışmaktadır.

Türkistan sokaklarında dolaşan liderler yalnızca tarihî mekânları ziyaret etmiyordu; onlar aynı zamanda ortak hafızanın siyasi enerjiye dönüşme sürecine tanıklık ediyordu.

Bugün TDT’nin uluslararası ağırlığının artması yalnızca Türk devletlerinin başarısı olarak değerlendirilmemelidir. Bu aynı zamanda uzun yıllar boyunca dünya siyasetinde periferide bırakılmış büyük bir kültürel-siyasal coğrafyanın yeniden söz söylemeye başlamasıdır.

Türk dünyası artık “Biz kimiz?” sorusundan “Ne yapabiliriz?” aşamasına geçiyor.
İşte en önemli nokta budur!
Bu, yeni çağın başlangıcıdır.

Türkistan’dan yükselen ses, aynı zamanda çok kutuplu dünyanın yeni siyasi ritmidir. Ve görüyoruz ki bu ritimde Azerbaycan’ın sesi giderek daha açık, daha özgüvenli ve daha stratejik duyulmaktadır.

“Aziz dostlar, ailemiz olan Türk dünyası XXI. yüzyılın nüfuzlu jeopolitik güç merkezlerinden birine dönüşmelidir. Azerbaycan bundan sonra da Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlendirilmesi adına çabalarını esirgemeyecektir.”

Bu sözler Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türkistan Zirvesi’ndeki konuşmasındandır.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, diger Cumhurbaşkanlarımızın Türkistan Zirvesindeki konuşmalarını okumak, dinlemek, izlemek ve öğrenmek gerekir.

Türk dünyasının bayrağı daim yüksek olsun!

Ekber GOŞALI

 

 

Continue Reading

GÜNDEM

Colony Hotel’in kalitesi, ödülle taçlandı

Published

on

Girne’nin gözdesi The Arkın Colony Hotel, kalitesini ödülle taçlandırdı.

Misafir memnuniyetini her zaman ön planda tutan The Arkın Colony Hotel, TatilBudur tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda 2025 sezonunda “Parlayan Yıldız Memnuniyet Başarı Ödülü’ne layık görüldü.

Türkiye ve KKTC dahil yaklaşık 4000 otel arasından yalnızca 140 otelin almaya hak kazandığı bu özel ödül kapsamında, KKTC’den sadece 21 otel seçildi.

En üst kategori olan Parlayan Yıldız sınıfında Kıbrıs genelinde yalnızca 6 otelin yer alması ve The Arkın Colony Hotel’in bu seçkin liste içerisinde bulunması, ayrı bir başarı yaşattı.

The Arkın Colony Hotel’den konuyla ilgili yapılan açıklamada “Bu değerli başarı; misafirlerimizin güveni, ekip arkadaşlarımızın özverisi ve kaliteli hizmet anlayışımızın bir sonucudur ve devam edecektir. Bizi tercih eden tüm misafirlerimize ve bu başarıda emeği bulunan ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz” ifadeleri kullanıldı.

 

 

Continue Reading

GÜNDEM

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Güney Kıbrıs’a gidiyor

Published

on

Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbiotis, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin pazar günü Güney Kıbrıs’ı ziyaret edeceğini açıkladı. Ziyarette ikili ilişkiler, savunma, enerji, ticaret ve bölgesel projeler ele alınacak,

Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbiotis, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin pazar günü Güney Kıbrıs’a gideceğini açıkladı.

“Cyprus Times”a göre Letimbiotis, bugün yaptığı açıklamada, Meloni’nin Güney Kıbrıs ziyaretinin somut sonuçlar elde etmek için ikili ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Güney Kıbrıs’a gideceğini söyledi.

Letimbiotis, Meloni’nin Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile bir önceki görüşmesinde, ortaklık ilişkisi belgesi için görüşmelere başlanması konusunda anlaşmaya varıldığını anımsatarak, bugün, ilerlemenin daha somut bir siyasi ve operasyonel plana yansıtılması için gerekli koşulların mevcut olduğunu kaydetti.

Meloni’nin Hristodulidis ile yapacağı görüşmede savunma ve güvenlik, enerji, dijital bağlantı, ticaret, turizm, eğitim ve kültür ile ilgili konularla birlikte, Güney Kıbrıs’ın bölgesel bağlantılardaki ve özellikle IMEC’teki (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) rolünün ele alınacağını belirten Letimbiotis, Hristodulidis’in de Meloni’ye Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerle ilgili bilgilendirme yapacağını söyledi.

Continue Reading