Connect with us

GÜNDEM

“2026 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması” imzalandı: Stratejik projeleri hayata geçirmekte kararlıyız

Published

on

Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında “2026 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması” imzalandı. İmza töreninde konuşan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Stratejik projeleri hayata geçirmekte kararlıyız” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 Yılı İktisadi ve Mali İş birliği Anlaşması kapsamında 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte KKTC’ye yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edildiğini belirtti.

Bu bütçenin yüzde 48’ini altyapı ve reel sektör projelerine, yüzde 10’unu kamu maliyesi desteklerine, yüzde 42’sini ise savunma harcamalarına ayırdıklarını kaydeden Yılmaz, “2025 yılı Anlaşması kapsamında, nisan ayı içerisinde aktaracağımız son kaynak ile birlikte tahsis edilen 21 milyar liranın yaklaşık yüzde 89’unu kullanarak, tarihi bir rekor kırıyoruz” dedi.

“SARSILMAZ BAĞLARIN VE İŞBİRLİĞİNİN EN SOMUT GÖSTERGELERİNDEN BİRİ”

Yılmaz, 2026 Yılı İktisadi ve Mali İş birliği Anlaşması’nın imzalanmasının ardından Başbakan Ünal Üstel ile ortak basın açıklaması yaptı.

Her yıl imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşmalarının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile anavatan ve garantör Türkiye Cumhuriyeti arasındaki sarsılmaz bağların ve işbirliğinin en somut göstergelerinden birini teşkil ettiğini vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin, geçmişte olduğu gibi bugün de Kıbrıs Türk halkının hürriyetinin ve refahının muhafazası yönünde ahdi ve tarihi sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeye devam edeceğini kaydetti.

Cevdet Yılmaz, “KKTC’nin kalkınması ve imarı için fikir ve gönül birliği içinde hareket ettiğimiz sürece, üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk, aşamayacağımız engel yoktur” dedi.

“TARİHİ BİR REKOR KIRIYORUZ”

Türkiye Cumhuriyeti olarak, KKTC’nin sürdürülebilir büyümesini hedefleyen ve Kıbrıs Türk halkının refahını artıracak stratejik projeleri hayata geçirme kararlılığını dün olduğu gibi bugün de sürdürdüklerini belirten Yılmaz, “Bu çerçevede, bugün imzaladığımız 2026 yılı Anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir” dedi.

Bu bütçenin yüzde 48’ini altyapı ve reel sektör projelerine, yüzde 10’unu kamu maliyesi desteklerine, yüzde 42’sini ise savunma harcamalarına ayırdıklarını kaydeden Yılmaz, “Vatandaşımıza dokunan birçok projeyi tamamladığımız 2025 yılı Anlaşması kapsamında, nisan ayı içerisinde aktaracağımız son kaynak ile birlikte tahsis edilen 21 milyar liranın yaklaşık yüzde 89’unu kullanarak tarihi bir rekor kırıyoruz” diye konuştu.

Yılmaz, hayata geçirdikleri projeler sayesinde, KKTC’nin eğitim, sağlık, fiziki ve teknolojik altyapısıyla; üniversiteleriyle, AR-GE merkezleriyle, bilişim merkezleriyle Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız olması hedefine yönelik büyük atılımları KKTC’li muhatapları ile birlikte eşgüdüm içinde yürüttüklerini belirtti.

Millet Bahçesi ve Millet Camiinin yapımını tamamladıklarını, yakın zamanda aynı bölgede Yüksek Mahkeme binası ile Millet Kütüphanesinin de açılışını yapacaklarının müjdesini veren Yılmaz, bu bölgenin, KKTC devletinin adadaki varlığının en önemli nişanesini oluşturduğunu vurguladı.

İnşaatı bu ay tamamlanacak Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin yanı sıra inşası devam eden Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını 15 Kasım’a yetiştirmeyi planladıklarını açıklayan Yılmaz, Türkiye’deki Şehir Hastanelerinde olduğu gibi her türlü imkânı içerisinde barındıracak, modern bir sağlık merkezi olarak planladıkları Lefkoşa Yeni Devlet Hastanesi’nin yapımının da hızla devam ettiğini söyledi.

İhalesi altı ay önce yapılan hastanede, kaba inşaatta birinci kata geldiklerini belirten Yılmaz, Dr. Burhan Nalbantoğlu sağlık kampüsü içinde bulunan sağlık yapılarının renovasyonu çalışmalarının da yakın bir tarihte başlayacağını kaydetti.

KKTC E-Devlet Mobil Uygulama Lansmanını geçen yıl ağustos ayında gerçekleştirdiklerini hatırlatan Yılmaz, “Bu kapsamda önemli bir adım olan Hekim Randevu Sistemi mart ayında devreye alınmıştı, 2026 yılında ise Muhaceret Bilgi Sisteminin hayata geçirilmesi planlanmaktadır” dedi.

Geçen yıl nisan ayı içerisinde Parsel Sorgu uygulamasının test aşamasında KKTC halkının kullanımına açıldığına değinen Yılmaz, Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) çalışmalarının ise tüm alt projeleri ile birlikte bu yılın haziran ayı içerisinde tamamlanmasının öngörüldüğünü kaydetti. TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, diğer yandan, KKTC’nin tamamında fiber altyapıyı sağlayacak çalışmalar ile “Bilişim Adası” vizyonuna sağlam zemin hazırladıklarını söyledi.

KKTC Karayolu Master Planı kapsamında önemli ilerlemeler kaydettiklerini ifade eden Yılmaz, “Bu çerçevede, şimdiye kadar 213 km bölünmüş yol, 433 km tek yol, 176,2 km 3. sınıf yol olmak üzere toplam 822,2 km yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı” dedi.

Bir kısmı tadilat, bir kısmı da genişleme şeklinde üç bölüme ayrılan Girne Dağ yolunda çalışmaların hızla devam ettiğini, yıl bitmeden burayı hizmete almayı planladıklarını belirten Yılmaz, Dipkarpaz- Zaferburnu güzergahında çalışmaların tamamlandığını, Sadrazamköy- Kayalar güzergahında ise son aşamaya gelindiğini söyledi.

Yol yapım çalışmalarının yanı sıra trafik güvenliği kapsamında 2024 yılı sonunda başlayan yatay düşey işaretleme işlerinde bugüne kadar 159 bin metrekare yol çizgi boyası ile 4600 adet trafik levhasının montajının tamamlandığını ifade eden Yılmaz, bugüne kadar yapılan yol ihaleleri kapsamında 344 bin adet fidan dikimi yapıldığını kaydetti.

KKTC Akıllı Ulaşım Sistemi Elektronik Denetim ve Akıllı Kavşak Projesi kapsamında, 130’u sabit 20’si mobil olmak üzere toplamda 150 cihazın kurulumunun yapıldığını kaydeden Yılmaz, “Böylece, KKTC genelindeki kazaların azalması ve yol güvenliğinin sağlanması hedefi doğrultusunda yeni nesil yapay zekâ tabanlı anlık hız tespit sistemi kazandırılmıştır” dedi.

Eğitim yatırımları kapsamında ise, 17 okulun bakım onarım çalışmalarını bitirdiklerini, 16’sında ise çalışmaların sürdüğünü dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

“Yine ödeneğini 2025 yılı anlaşmasından aktardığımız depremde yıkılma riski taşıyan, Çağlayan Cumhuriyet İlkokulu ana binası ile Gönyeli bölgesinde yapılacak yeni okul yerleşkesinin ihale süreçleri devam etmektedir. Ayrıca, iki okulda kapasite artırmak amacı ile ilave derslik bina inşaatına başlanmıştır.  Öte yandan, KKTC’deki 156 okulun geniş bir yelpazeye yayılan donanım ve tefrişat ihtiyaçları için de destek sağlanmaktadır.”

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ilerleyen dönemde, Otizm Merkezi, Aile Destek Merkezi ve Sosyal Hizmet Merkezi ile ilgili yapılacak çalışmaları da destekleyeceklerini söyledi.

Narenciye Sektörü, İleri Meyve İşleme, Donmuş ve Soğuk Depolama Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında Güzelyurt’ta yapımı son aşamaya gelen tesisin yakında hizmete açılacağını kaydeden Yılmaz, “Tesisin ihalesi geçen yıl yapılmış olup, bugünlerde geçici kabulü yapılmaktadır” dedi.

Yılmaz, son dönemde özellikle savaşın etkisiyle Körfez ülkelerine süt ihraç edemeyen üreticilerin sütlerinin heba olmaması için Türkiye’deki kurumlarla bir protokol çerçevesinde sütlerin alımını Başbakan Üstel ve hükümetinin talebiyle gerçekleştirdiklerini söyledi. Asrın Projesi olarak da nitelendirilen su temininde içme suyunda ileri bir aşama olduklarını ifade eden Yılmaz, sulama anlamında da projelerini devam ettirdiklerini belirtti.

Ayrıca, turizm potansiyelinin ortaya çıkarılması, turizmin yıl geneline yayılması, turizm gelirlerinin artırılması, hibe ve faiz destekli programlar ile özel sektörün desteklenmesinin amaçlandığını söyleyen Üstel, “Ada Kıbrıs” markası altındaki lansmanın büyük ilgi gördüğünü kaydetti. Yılmaz, Ada Kıbrıs projesi kapsamında KKTC ile THY, AJET, Pegasus firmasıyla anlaşmalar yapıldığını hatırlattı.

“TÜRKİYE’DEN ADAYA GİDECEK ENERJİNİN TÜM ADANIN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYABİLECEĞİNE İNANIYORUZ”

Enerji alanında da önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Yılmaz, bir taraftan mevcut sistemin aksamadan devamı, diğer taraftan daha köklü bir çözüm için hükümetle birlikte çalışmaları sürdürdüklerini söyledi. Uluslararası kurallar çerçevesinde adayla Türkiye arasında çok daha güçlü bağlar kuracak projeler üzerinde çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:

“Adaya dönük bağlantıyı sağlama anlamında en rasyonel, en düşük maliyetle bunun yapılacağı yer Türkiye’den Kıbrıs’a yönelik çalışmalardır. Bunun dışında alternatif arayanlar rasyonel olmayan, ideolojik saplantı içinde hareket eden yaklaşım sergilemektedirler. Türkiye’den adaya gidecek enerjinin tüm adanın ihtiyaçlarını karşılayabileceğine ve Kıbrıs adasıyla Avrupa’nın entegrasyonuna da en akılcı çözümü üreteceğine inanıyoruz.”

Yaşanan savaşa da değinen Yılmaz, ateşkesten büyük memnuniyet duyduklarını belirtti, Türkiye olarak barıştan, istikrardan yana olduklarını vurguladı. Dünya için önemli maliyetler üreten bu çatışmanın bir an önce sona ermesi için her türlü gayreti sarf ettiklerini dile getiren Yılmaz, bütün ekonomiler gibi Türkiye ve KKTC’nin de ekonomisinin etkilendiğini kaydetti. Cevdet Yılmaz, “Bu etkileri en aza indirgemek için gayretlerimizi hep birlikte sürdürüyoruz” dedi.

“BEŞ YENİ FAİZ DESTEKLİ KREDİ PROGRAMINI DAHA HAYATA GEÇİRİYORUZ”

Reel sektörün çok önemli olduğunun altını çizen Yılmaz, reel ekonominin bu dönemde canlı kalması, üretim kapasitesinin sürdürülmesi, istihdam üretilmesinin en kritik konuların başında geldiğini söyledi.

Bu kapsamda 2026 İktisadi ve Mali İşbirliğinde reel ekonomiyi önceliklendiren bir anlayışla hareket ettiklerini ifade eden Yılmaz, “2025 yılı Anlaşmasıyla verdiğimiz ve halen devam etmekte olan proje destekli tarım, turizm, sanayi ve girişimcilik kısmi hibe programlarının yanı sıra, ilk defa bu yıl 2026 yılı Anlaşmasıyla, beş yeni Faiz Destekli Kredi Programını daha hayata geçiriyoruz. Amacımız yatırım ve üretimin artması, gençler ve kadınlar başta olmak üzere istihdamın desteklenmesidir” dedi.

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz bunları; Faiz Destekli Zirai Kredi Programı, Kobi Yapılanma ve İş Geliştirme Faiz Destekli Kredi Programı, Esnaf ve Hizmet Sektörüne Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı, Faiz Destekli Kobi Yatırım Kredi Programı, Orta Ölçekli Turizm Tesislerine Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı olarak sıraladı.

Diğer projelerin içine dağılmış olarak reel sektöre yönelik katkıların haricinde, bu yılki anlaşmayla doğrudan reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkardıklarını açıklayan Yılmaz, şöyle konuştu:

“Bu vizyon çerçevesinde, adada öğrenim gören öğrencilerin Ar-Ge, inovasyon ve teknolojik kalkınma odaklı projelere yönlendirilerek, teknoparkların etkinliklerinin arttırılması öncelikli hedeflerimiz arasındadır.

Böylelikle, Türkiye-KKTC arasında teknoloji, inovasyon ve girişimcilik ekosistemi alanlarında yapısal bir entegrasyon sağlanarak, KKTC’nin Doğu Akdeniz bölgesinde bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır.”

KKTC’deki tüm kesimleri kapsayan bugün imzalanan bu anlaşmayla sahada karşılığı olan projeler, güçlü mali iş birliği mekanizmaları ve üretimi merkeze alan politikaları hayata geçirmeye devam edeceklerini belirten Yılmaz, “Bu doğrultuda KKTC’nin kendi imkanlarıyla büyüyen, küresel şartlara uyum sağlayabilen, rekabet gücü yüksek bir ekonomik yapıya kavuşması için durmadan çabalarımızı sürdürecek, Kıbrıs Türk halkınca bugüne kadar elde edilen kazanımları ileriye götürmek için tüm KKTC kurumlarıyla tam bir mutabakat halinde çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

“KIBRISLI RUMLARIN ÇÖZÜM KONUSUNDA SAMİMİ OLMADIĞI AÇIKTIR”

Kıbrıslı Rumların çözüm konusunda samimi olmadığının açık olduğunu vurgulayan Cevdet Yılmaz, “Ada’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türk halkıyla siyasi gücü ve refahı eşitlik temelinde asla paylaşmak istemediler, istemiyorlar. Kıbrıs Türk halkını ‘azınlık’ olarak görüp, ‘sözde’ devletlerine yamamaya çalışıyorlar. Yapılan her toplantıda takındıkları tavır, verilen her olumlu çağrıya yaptıkları geri dönüş bunu açıkça ortaya koymaktadır” diye konuştu.

Kıbrıs meselesine adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasının en gerçekçi yolunun, Ada’daki iki devletin yan yana var olmasından geçtiği kanısında olduklarını yineleyen Yılmaz, “Adadaki gerçeklere gözlerini kapatarak, hiç kimse hiçbir çözüm üretemez” vurgusu yaptı. İki devlet olmanın iş birliği yapmaya engel olmadığının altını çizen Yılmaz, “Tüm adaya fayda sağlayacak her türlü iş birliği de elbette değerlendirilmelidir” dedi.

“Ada’nın gerçekleri ve iki tarafın da iradesini yansıtmayan hiçbir önerinin, bizi adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme götürmeyeceği artık uluslararası toplum tarafından da anlaşılmalıdır” diye konuşan Yılmaz, Ada’da kalıcı çözümün akabinde barış içinde yan yana yaşayabilmenin yolu, Kıbrıs Türk halkının meşru ve özden gelen haklarının, egemen eşitliğinin tüm taraflarca idraki ve benimsenmesinden geçtiğini vurguladı.

Bu özden gelen hakların asgari tezahürü olarak, Kıbrıs Türk tarafına uygulanan haksız ve insanlık dışı izolasyonların kaldırılması gerektiğini kaydeden TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bugünün dünyasında bu izolasyonların, fiilen birçok alanda anlamını yitirdiğine de dikkat çekti. Yılmaz, “Milli davamız Kıbrıs meselesinde, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle omuz omuza, adalet mücadelemizi var gücümüzle sürdürüyoruz, sürdüreceğiz” dedi.

“ADADA KKTC’NİN EGEMEN VE EŞİT BİR DEVLET OLDUĞU GERÇEĞİNİ GÖRMEZDEN GELEN HER TÜRLÜ TUTUM, TÜRKİYE CUMHURİYETİ AÇISINDAN YOK HÜKMÜNDEDİR”

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), Ada’nın tamamının sahibi gibi hareket ederek aldığı kararların Ada’ya yönelik güvenlik risklerini artırdığına işaret eden Yılmaz, Ada’da KKTC’nin egemen ve eşit bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutumun, Türkiye Cumhuriyeti açısından yok hükmünde olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz müsterih olsunlar. Rum tarafı ne kadar silahlanırsa silahlansın, Ada’yı istediği kadar üçüncü ülkelerin kullanımına açmaya çalışsın, Türkiye var oldukça güven içinde kendi bayrağınız altında yaşamaya devam edeceksiniz” diye konuştu.

“BÖLGEYE KONUŞLANDIRILAN ASKERİ UNSURLAR HİÇBİR ŞEKİLDE KALICI OLMAMALI”

Bu çerçevede, 9 Mart tarihinde altı adet F-16 savaş uçağı ve HİSAR hava savunma sistemlerinin KKTC’de konuşlandırıldığını, ayrıca donanma unsurlarının da Doğu Akdeniz’deki mevcudiyetini arttırdığını ifade eden Yılmaz, “Bu dönemde bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını da biliyoruz, yakından takip ediyoruz. Bölgeye konuşlandırılan askeri unsurlar hiçbir şekilde kalıcı olmamalıdır. Aksi halde Kıbrıs Adası’nda var olan hassas dengeler zarar görecektir” dedi.

Yılmaz konuşmasının sonunda, tüm çabalarının, Kıbrıs Türk halkının yaşam standartlarını yükseltmek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin istikbalini ve refahını ilelebet güvence altına almak için olduğunun altını çizdi.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler: Anayasa Mahkemesi kararları yoruma açık değil

Published

on

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Meclis’in Anayasa Mahkemesi kararlarına bağlı kalarak, hareket edeceğini vurguladı.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Anayasa Mahkemesi’nin kararnamelere ilişkin gerekçeli kararını BRT’de katıldığı “Gündem 12” programında değerlendirdi. Öztürkler, Meclis’in Anayasa Mahkemesi kararlarına bağlı kalarak, hareket edeceğini vurguladı.

“ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINI UYGULARIZ”

Kararın ardından herhangi bir tereddüt olmadığını belirten Öztürkler, şu ifadeleri kullandı:

“Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını uygularız. Tüm hukukçularımızla birlikte değerlendirmemizi yaptık. Ne yapacağımızı, nasıl hareket edeceğimizi biliyoruz. Burada CTP Milletvekili Ürün Solyalı rahat olsun.”

“1992 UYGULAMASI DEĞİŞTİ”

Geçmişte farklı bir uygulama olduğunu hatırlatan Öztürkler, 1992 yılında alınan karara işaret etti:

“1992 yılındaki kararda, yasa gücündeki kararnameler 90 gün içerisinde yasallaşmasa bile yürürlükte kalır yönünde bir gerekçe vardı. Cumhuriyet Meclisi bugüne kadar bu doğrultuda hareket etti.”

Öztürkler, Anayasa Mahkemesi’nin son kararıyla birlikte bu yaklaşımın değiştiğini de söyledi.

“YASA GÜCÜNDEKİ KARARNAMELER 90 GÜNDE YASALLAŞMAZSA YÜRÜRLÜKTEN KALKAR”

Yeni kararın açık ve bağlayıcı olduğunu vurgulayan Öztürkler, süreci şöyle özetledi:

“Yasa gücündeki kararnameler 90 gün içerisinde Meclis’ten geçmeli, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmalı ve Resmi Gazete’de yayımlanmalıdır. Aksi halde yürürlükten kalkar.”

“MECLİS YENİ KARARA GÖRE HAREKET EDECEK”

Cumhuriyet Meclisi’nin, Anayasa Mahkemesi kararını esas alacağını belirten Öztürkler, şöyle konuştu:

“Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar yoruma bağlı değildir, kişiye göre değişmez. Meclis Başkanı olarak bu kararların arkasında duracağız.”

“SÜRESİ DOLAN KARARNAMELER GÜNDEMDEN ÇIKARILIYOR”

Mevcut durumda 90 günü aşan kararnameler bulunduğunu açıklayan Öztürkler, bu düzenlemeler için adım atılacağını söyledi, “90 günü geçen yasa gücündeki kararnamelerin komite gündeminden çıkarılması için çalışmalar yapılacaktır” dedi.

Süresi dolmamış kararnameler için de hükümete çağrıda bulunan Öztürkler, sürecin net olduğunu vurguladı.

Meclis Başkanı Öztürkler, “90 günü dolmayan kararnamelerle ilgili hükümete gerekli uyarılar yapılacaktır. Bu konunun yorumlanacak bir tarafı yoktur.” dedi.

Continue Reading

GÜNDEM

Sıla Usar İncirli, TURKPA Genel Sekreteri Ramil Hasan ile görüştü: Çok taraflı diplomasi vurgusu

Published

on

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında TURKPA Genel Sekreteri Ramil Hasan ile yaptığı görüşmede Kıbrıs Türk tarafının uluslararası temsiliyetinin artırılması, parlamentolar arası ilişkilerin geliştirilmesi ve çok taraflı diplomasi konularını ele aldı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Antalya Diplomasi Forumu çerçevesinde TURKPA (Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi) Genel Sekreteri Ramil Hasan ile görüştü. Görüşmede CTP Genel Başkanı İncirli’ye Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros eşlik etti.

Gerçekleştirilen görüşmede, Cumhuriyet Meclisi’nin ve Kıbrıslı Türk milletvekillerinin TURKPA Plus platformundaki uluslararası görünürlüğünün artırılması, temsiliyetin güçlendirilmesi ve parlamentolar arası ilişkilerin geliştirilmesi konuları ele alındı. Taraflar ayrıca, bölgesel istikrar ve güvenliğin yeniden tesis edilebilmesi açısından çok taraflı diplomasinin taşıdığı acil öneme dikkat çekti.

Görüşmede, Doğu Akdeniz’de kalıcı barış, istikrar ve güvenlik mimarisinin oluşturulabilmesi için Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümünün bir zorunluluk olduğu vurgulandı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi, Kıbrıs Türk halkının uluslararası alandaki görünürlüğünün ve temsiliyetinin güçlendirilmesi yönündeki çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam edecek.

Continue Reading

GÜNDEM

Recep Tayyip Erdoğan: Türkiye ve KKTC’yi dışlayan yaklaşımları kabul etmiyoruz

Published

on

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda Ege ve Doğu Akdeniz’in istikrar havzası olması gerektiğini belirterek Türkiye ve KKTC’yi dışlayan maksimalist tutumları reddettiklerini söyledi. Erdoğan, Kıbrıs’ta iki devlet vurgusu yaptı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olarak yer aldığı, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026’nın açılış oturumuna katıldı.

Erdoğan burada yaptığı konuşmada Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i istikrar ve refah havzası olarak görmek istediklerini, bu nedenle Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiklerini söyledi.

Kıbrıs Türkü’nün, dirayetli tutumuyla Kıbrıs Adası’nda iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini tüm dünyaya kanıtladığını belirten Erdoğan, “İnancımız odur ki komşumuz Yunanistan’la tesis ettiğimiz olumlu atmosfer, ikili meselelerimizin çözümü yanında Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunmalıdır.”

Antalya’nın tarihin, kültürün ve diplomasinin şehri olduğunu belirten Erdoğan, davetlileri Akdeniz’in eşsiz güzelliklerle dolu şehrinde ağırlamanın bahtiyarlığını yaşadığını ifade etti.

Çarşamba günü Kahramanmaraş’ta yaşanan müessif olaydan sonra telefonla arayıp veya mesaj gönderip üzüntülerini paylaşan herkese şükranlarını sunan Erdoğan, hiç kimsenin, hiçbir ailenin ve toplumun benzer acıları yaşamaması dileğinde bulundu.

Bu yıl 5’incisini düzenledikleri Antalya Diplomasi Forumu’nun bölge başta olmak üzere tüm dünya için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, şunları söyledi:

“Program kapsamında yapılacak tartışma, değerlendirme ve fikir teatilerinin; forum süresince gerçekleştirilecek yan etkinlikler ve ikili görüşmelerin verimli geçmesini diliyorum. Gerek katılım ve temsil gerek kapsam ve içerik noktasında küresel bir markaya dönüşen Antalya Diplomasi Forumu’nu bu sene de başarıyla organize eden Dışişleri Bakanlığımıza, Sayın Bakan ve ekibine; görevi sırasında foruma öncülük eden Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu’na tebriklerimi iletiyorum.”

“BU ORGANİZSYONU, BİR AKIL PLATFORMU OLARAK GÖRÜYORUZ”

Erdoğan, Türkiye olarak Antalya Diplomasi Forumu’nu, diplomatik temas kavramının sınırları içine hapsetmediklerini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Bu organizasyonu dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz. Hepimiz şu gerçeğin çok net farkındayız; günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor. Beş sene önce diplomasinin nabzını tutacak küresel bir platform hedefiyle çıktığımız yolda bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline gelmiştir. ‘Yarını kurgulamak, belirsizlikleri yönetmek’ teması altında üç gün boyunca yapılacak tartışmaların forumun bu özgün ve özel yönünü daha da belirgin kılacağı kanaatindeyim. Forumun sizlerin de ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye’nin barışın anahtarı misyonuna katkı vereceğine inanıyor, şimdiden her birinize teşekkür ediyorum.”

“DÜNYA GÜÇ BUNALIMIYLA BİRLİKTE BİR İSTİKAMET BUHRANI DA YAŞAMAKTA”

İnsanlığın, içinden geçilen dönemi anlamak için süreci doğru tahlil etmesinin ve dinamikleri doğru okumasının şart olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bugün uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıları yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklamak bizi meselenin özünden uzaklaştıracaktır. Evet, güç dağılımı değişiyor. Evet, yeni aktörler yükseliyor. Evet, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hale geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Bugün dünya güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gelinen nokta itibarıyla ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor. Kural temelli olduğu iddia edilen sistem, kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Buradaki esas sorun seçici davranan adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerlerimizdir. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz evvelemirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir. Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze’ye bakmak yeterlidir.”

“GAZZE’DE YAŞANANLARI YALNIZCA BİR İNSANİ TRAJEDİ OLARAK OKUMAK EKSİKLİKTİR”

Son 2,5 yılda 73 bin Filistinlinin İsrail saldırılarında can verdiğine ve 172 binden fazla kişinin yaralandığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Henüz körpe bir fidanken hayattan kopartılan çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2 bin 100 kişi yaralandı. Bir defa şunu burada kabul etmemiz gerekiyor; Gazze’de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Gazze’deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Hepimiz elimizi vicdanımıza koyup şu soruların cevabını cesaretle aramak zorundayız: Eğer bir sistem kuvözdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa bu yapısal bir çürüme, ontolojik bir tefessüh değil midir? Bu tablo ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hali değil midir? Sorarım: Dün Suriye ve Gazze’de, bugün Batı Şeria ve Lübnan’da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir? Dahası kardeşlerimizin, dostlarımızın ve evlatlarımızın geleceğini etkileyen bu sistem, özellikle kriz karşısında eli kolu bağlı kalmamız nasıl düşünülebilir?”

“Dünya beşten büyüktür’ şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan çok net söylüyorum, ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün ve muhtemeldir.” diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır. 40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş, bunun en son örneği olmuştur. İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta Pakistan Başbakanı, değerli kardeşim Şerif’in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin, kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun, anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir. Unutulmasın ki barışa giden en kestirme yol, yapıcı diyalog ve diplomasidir. Ve barış, Cumhur İttifakı ortağımız Sayın Devlet Bahçeli’nin o veciz ifadesiyle ‘Tek kanatlı bir kuş değildir.’ Tarafların uzlaşmacı, sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmeleri, sonuç alınmasında büyük önem arz ediyor. Yine bu kritik aşamada İsrail’in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunmalıdır.”

“KÖRFEZ ÜLKELERİNİN AÇIK DENİZLERE ERİŞİM HAKKI KISITLANMAMALI”

Erdoğan, tansiyonun tırmandığı Hürmüz geçişiyle ilgili tavırlarının çok net olduğunu belirterek, “Hürmüz’ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman’dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan, yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz’ün ticari gemilere açık tutulmasıdır. Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla işbirliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum.” diye konuştu.

Yakın çevredeki bir diğer çatışma alanı olan Ukrayna’daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı halen koruyoruz. Şunu tüm samimiyetimle burada dile getirmek isterim, Türkiye, tarafların da istekli olması halinde Liderler Zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır. Komşumuz Suriye’de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesi bölgemizin geleceği için hayati önemdedir. Suriye Devlet Başkanı Sayın Şara’nın basiretli liderliğinde bu ülkenin son 1,5 yıllık süreçte katettiği mesafeden memnuniyet duyuyor, inşallah bundan sonra da Suriye halkının yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, köklü tarihi bağlarla şekillendirdikleri Balkan vizyonunda barış, istikrar ve refahın perçinlenmesinin öncelikleri olmayı sürdürdüğünü belirterek bu düşünceyle hayata geçirdikleri Balkan Barış Platformu’ndan son derece umutlu olduklarını söyledi.

Avrasya’da barışın ve huzurun teminatı olarak gördükleri Türk Devletleri Teşkilatını her geçen gün güçlendirdiklerini kaydeden Erdoğan, bu yılın son çeyreğinde Türkiye’de düzenleyecekleri 13. Türk Dünyası Zirvesi’nde dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralacaklarını bildirdi.

“HAZAR GEÇİŞLİ DOĞU-BATI ORTA KORİDOR GİRİŞİMİNE GÜÇLÜ DESTEĞİMİZ SÜRÜYOR”

Erdoğan, dönem başkanlığı yaptıkları dönemde teşkilatın uluslararası etkinlik ve görünürlüğünü daha da artıracaklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

“Azerbaycan’la eş güdüm içerisinde komşumuz Ermenistan’la normalleşme sürecimizi adım adım ilerletiyoruz. Bu minvalde Asya ile Avrupa arasındaki ticarette en güvenilir güzergah olan Hazar geçişli doğu-batı orta koridor girişimine de güçlü desteğimiz sürüyor. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i ise bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istiyoruz. Bunun için Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi savaş ortamından medet uman beyhude çabaları da doğru bulmuyoruz. Kıbrıs Türkü’nün dirayetli tutumu, bugün Kıbrıs Adası’nda iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini artık tüm dünyaya kanıtlamıştır. İnancımız odur ki komşumuz Yunanistan’la tesis ettiğimiz olumlu atmosfer, ikili meselelerimizin çözümü yanında Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunmalıdır.”

Bir başka “kardeş coğrafya” Libya’da, sükunet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabalarının devam ettiğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Afrika ülkelerinin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve kalkınma hamlelerini samimiyetle destekliyoruz. Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana devam eden çatışmaların sonlandırılması için her türlü diplomatik gayretin yanındayız. Son yıllarda istikrar ve güvenliğini sağlama noktasında önemli adımlar atan Somali’nin toprak bütünlüğüne ve ekonomik refahına desteğimiz ise bakidir.”

“KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZ MÜŞTEREK SINAMALAR AVRUPA’YLA ORTAKLIĞIMIZIN STRATEJİK DEĞERİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak, bir yandan farklı bölge ve kıtalarda barışçıl dış politikalar yürütürken diğer yandan da mevcut ittifak bağlarımızı tahkim ediyoruz.” dedi.

Türkiye’nin Avrupa-Atlantik Bölgesinin kolektif güvenliğinin teminatı olan NATO’nun önde gelen ülkelerinden biri olarak bu yıl, 7-8 Temmuz tarihlerinde Liderler Zirvesine Ankara’da ev sahipliği yapacağını hatırlatan Erdoğan, Zirvede ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar almayı ümit etiklerini ve bunun altyapısını şimdiden oluşturduklarını bildirdi.

Tarihin, coğrafyanın ve jeopolitiğin her fırsatta hatırlattığı üzere Türkiye’nin, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün karşı karşıya olduğumuz müşterek sınamalar, Avrupa’yla ortaklığımızın stratejik değerini bir kere daha ortaya koymuştur. Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimizi korurken, Birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz. Önümüzdeki kasım ayında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin 31’inci Taraflar Konferansı’na yine burada, Antalya’da ev sahipliği yapacağız. COP 31 başkanlığımız süresince, Sıfır Atık Hareketi’nin yaygınlaştırılması gibi çevre gündemiyle gençlerin gündemini buluşturan politikaları öne çıkaracağız.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tarih boyunca barış, istikrar ve adalet yalnızca güçte değil aynı zamanda dayanışma ile sağlanmıştır. Büyük mütefekkir İbni Haldun’un işaret ettiği gibi bir toplumu ayakta tutan, sahip olduğu güçten önce o gücü anlamlı kılan asabiyedir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Vicdan sahipleri olarak savaş ve soykırım cephesi karşısında barış ve insanlık cephesinin ne kadar güçlendirirsek, yarınlarımıza o derece güvenli bakabiliriz. Onun için bugün mesele sadece yeni kurumlar, sistem veya düzen inşa etmek değildir. Asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir. Antalya Diplomasi Forumu’nu teşriflerinizi, bu dayanışma zemininin tesisine verilmiş kıymetli bir destek olarak görüyorum.”

NOTLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, NEST Kongre Merkezi’ne gelişinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve diğer yetkililer karşıladı.

Programdan önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir süre sohbet eden Erdoğan, salona eşi Emine Erdoğan ile birlikte giriş yaptı.

Açılış programına, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman Sırbistan Başbakanı Duro Macut, Pakistan Başbakanı Şerif, Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani’nin de aralarında olduğu davetliler katıldı.

Continue Reading