Connect with us

GÜNDEM

TCMB Başkanı Karahan: Faiz indirimi ancak enflasyon kontrol altındayken etkili olur

Published

on

TCMB Başkanı Fatih Karahan, MÜSİAD toplantısında yaptığı “Para Politikası ve Makroekonomik Görünüm” sunumunda fiyat istikrarı, dezenflasyon süreci ve politika faizine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Fatih Karahan, 3 Aralık’ta “Para Politikası ve Makroekonomik Görünüm” toplantıları kapsamında Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nde (MÜSİAD) bir sunum gerçekleştirdi.

Sunumunun başlangıcında TCMB’nin reel sektörle güçlü iletişiminden bahseden Karahan, Türkiye genelinde 2025 yılında 2 bin 505, son beş yılda ise 14 bin 705 firma ile görüştüklerini belirtti.

TCMB Başkanı, elde edilen nitelikli ve zamanlı bilgileri karar alma süreçlerinde kullandıklarını, konjonktürel gelişmelerin yanı sıra yapısal sorunlar hakkında bilgi edindiklerini, reel sektör temsilcileriyle çift yönlü bir iletişim kurduklarını ve beklenti ve önerileri ilgili kamu kurumlarıyla paylaştıklarını ifade etti.

Özet bir değerlendirme yapan Karahan, TCMB’nin rezervlerinde 118 milyar dolarlık bir artış gerçekleştiğini ve Kur Korumalı Mevduatların 143 milyar dolardan bir milyar doların altına düştüğünü paylaştı.

Enflasyona da değinen başkan, Fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda aldığımız mesafeyi önemsiyoruz. Hem kısa dönem göstergeler hem orta vadeli görünüm, dezenflasyonun sürdüğünü ve süreceğini gösteriyor. Beklentileri kalıcı olarak çıpalamak için sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğiz” notlarını paylaştı.

Karahan ekonomideki büyümenin devam ettiğini ve sektörel dönüşümün de görüldüğünü, bununla birlikte fiyat istikrarının da kalıcı ve genele yayılan refah artışı sağlayacağını sunumunun ilk kısmında paylaştı.

KARAHAN, FİYAT İSTİKRARININ ÖNEMİNE DEĞİNDİ

İlk olarak fiyat istikrarının önemine değinen Karahan, üç farklı sebepten bahsetti; sürdürülebilir büyüme, alım gücü ve verimlilik.

Başkan sunumunun bu kısmında toplumsal refaha en büyük katkıyı, fiyat istikrarını sağlayarak sunacaklarını ifade etti. Yüksek enflasyonun toplumsal refaha verdiği zararı ve fiyat istikrarının ekonomi için taşıdığı kritik önemi anlatan Karahan, yüksek enflasyonun büyüme ve yatırımlarda istikrarsızlığa yol açtığını, vatandaşın alım gücünü azalttığını ve ekonomide verimliliği düşürdüğünü vurguladı.

Sunumda fiyat istikrarının sağlayacağı kazanımlara da dikkat çekildi. Karahan, öngörülebilirliğin artmasıyla birlikte kalıcı düşük faiz ortamının mümkün olacağını, uzun vadeli finansman imkânlarının genişleyeceğini ve yatırım ortamının güçleneceğini belirtti. Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyümeyi destekleyeceğini ifade eden Karahan, bunun sonucunda toplumsal refahın kalıcı biçimde yükseleceğini söyledi.

Karahan, fiyat istikrarının, yatırım ve üretim ortamını iyileştirdiğini belirterek, ekonomi üzerindeki etkilerini dönemsel verilerle ortaya koydu. 2020–2024 döneminde enflasyonun yeniden yüzde 44,8’e yükseldiğine dikkat çeken Karahan, Eylül 2025 itibarıyla enflasyonun yüzde 33,3 seviyesinde olduğunu hatırlatarak fiyat istikrarının önemine işaret etti.

Başkan, 2025’in ilk üç çeyreğinde yatırım büyümesinin yüzde 7,7 ile yeniden güçlendiğini söyledi. Özellikle fiyat istikrarının sağlanmasıyla yatırım ortamının iyileştiğini de ifade etti. Ayrıca başkan, 2025’in ilk üç çeyreğinde özel tüketim büyümesinin yüzde 3,8’e gerilemesinin, ekonomide dengelenmenin işareti olduğunu vurguladı.

“DEZENFLASYON SÜRECİ YAVAŞLASA DA DEVAM EDİYOR”

Fatih Karahan, sunumunun bu bölümünde “Enflasyon nasıl düşüyor?” sorusuna yanıt vererek dezenflasyon sürecinin üç temel noktada açıkladı; talepte dengeleme, fiyatlama davranışlarında normalleşme ve beklentilerde iyileşme.

Enflasyonda son iki yılda belirgin bir gerileme yaşandığını ve düşüşte önemli mesafe katedildiğini belirten başkan, Aralık 2022’de yüzde 64,3 olan enflasyonun 2023’te yüzde 64,8’e çıktığını, 2024’te 44,4’e düştüğünü, Kasım 2025’te ise yüzde 31,1’e kadar gerilediğini ifade etti.

Karahan, 2023’te zirve yapan enflasyonun 2024 ve 2025 dönemlerinde istikrarlı şekilde düşmesinde sıkı para politikasının etkili olduğunu vurgulamıştı.

TCMB Başkanı dezenflasyon sürecinin hızının yavaşlasa da devam ettiğini belirtti. TÜFE’deki düşüşle beraber hizmet enflasyonunun da yüzde 44,4’e gerilediğini temal mal fiyatlarının artışının yüzde 18,6 seviyesinde olduğunu, gıda enflasyonunun ise yüzde 27,4’e kadar düştüğünü paylaştı.

Kira ve eğitim kalemleri hizmet enflasyonunu yukarı çektiğini ifade eden Karahan, Kasım ayında kira artışlarının yüzde 63,6 ile eğitim kaleminin ise yüzde 66,2 ile en çok fiyat artışının yaşandığı alt kalemler olduğunu vurguladı.

Maliyet artışlarının gerilediğini belirten Karahan, üç ana maliyet göstergesinde güçlü bir iyileşme olduğuna dikkat çekti. Yurt içi ÜFE’de 30 puanlık, hizmet ÜFE ve inşaat maliyet endeksinde 50 puanlık düşüş yaşandığını aktardı. Ayrıca başkan, tüketici ve firmaların enflasyon beklentilerinin de oldukça gerilediğini belirtti.

“FAİZLERİN DÜŞÜŞÜNDEKİ ÜÇ ANA FAKTÖR; EFNLASYON, ENFLASYON BEKLENTİLERİ VE RİSK PRİMİ”

Fatih Karahan, sunumunun son bölümünde “Piyasa faizleri nasıl düşer?” sorusunu yanıtladı. Piyasa faizlerinin yönünü belirleyen üç ana faktörün; enflasyon, enflasyon beklentileri ve risk primi olduğunu ifade etti.

Bir şema ile bunlara değinen Karahan, politika faizinin, önce kısa vadeli piyasa faizlerini etkilediğini, kısa vadeli faizlerin, hem enflasyon hem de enflasyon beklentileri üzerinden şekillendiğini, enflasyon ve beklentilerdeki gelişmelerin ise uzun vadeli piyasa (kredi) faizlerine yansıdığını belirtti.

TCMB Başkanı, faiz indirimlerinin ancak enflasyon kontrol altına alındığında etkili olabileceğini vurguladı. Karahan, geçmiş dönem verilerinden hareketle enflasyon beklentileri iyileştikçe kredi ve tahvil faizlerinin gerilediğini açıkladı.

Politika faizindeki gerilemenin piyasa faizlerine yansıdığını vurgulayan başkan, uzun vadeli kredilerin ticari krediler içindeki payının sıkılaşma döneminde arttığını ifade etti.

Genel bir değerlendirmeyle sunumunu bitiren TCMB Başkanı Fatih Karahan şu mesajları paylaştı:

“Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilmektedir. Enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır.”

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Rum basını: Larnaka ve Limasol sahillerinde mülkiyet yabancıların eline geçiyor

Published

on

Güney Kıbrıs’ta Larnaka ve Limasol sahil kesimlerinin büyük bölümünün, üçüncü ülke vatandaşlarının kontrolüne geçtiği; yasa dışı emlakçılık faaliyetleriyle arazi, arsa ve çok sayıda binanın el değiştirdiği bildirildi.

  • Larnaka ve Limasol sahil şeridinin büyük bölümü yabancıların eline geçti

Larnaka ve Limasol sahil kesimlerinin büyük bölümünün, üstü örtülü şekilde emlak şirketlerini de yöneten üçüncü ülke vatandaşlarının eline geçtiği ve yurt dışında masa altından satış anlaşmalarının yapıldığı yasa dışı emlakçılığın da yoğun olduğu haber verildi.

Fileleftheros Güney Kıbrıs’ta gayrimenkul satışıyla uğraşan yabancı uyrukluların yerli iş adamlarından yardım aldığını, bazı yabancıların da çeşitli projelerin vb yöneticisi kisvesi altında kaymakamlıklara giderek gayrimenkul satış işlemlerini yapmakta olduğunu yazdı.

Habere göre AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu Rum Meclisi içişleri Komitesi’nde yaptığı konuşmada, Larnaka sahil kesiminin batısında büyük araziler satıldığına dikkat çekti. Komite Başkanı Aristos Damianu Larnaka sahilinde, Dikelya’ya kadar, daha önce rafineri bulunan büyük ölçekteki arazinin, Limasol’da da Lady’s Mile’e doğru sahil bölgesinin el değiştirdiğini açıkladı.

Anılan bölgelerde yabancı uyrukluların yalnız arazi ve arsa değil hastaneden otele kadar birçok binayı satın aldığı bilgisi de verilen haberde, işletme satın alımlarının şehir içine kadar yayıldığına dikkat çekildi.

Continue Reading

GÜNDEM

İncirli, TEPAV konferansında konuştu: KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli

Published

on

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, TEPAV’da düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” konferansında yaptığı konuşmada, Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle Kıbrıs siyasetinde kapsayıcılık ve uzlaşı kültürüne dayalı yeni bir dönemin başladığını belirterek, Kıbrıs’ta kalıcı barış ve bölgesel istikrar için kapsamlı çözümün tek gerçekçi yol olduğunu vurguladı.

  • İncirli: CTP, kapsayıcı siyaset ve uzlaşı kültürüyle ilerliyor
  • “Kıbrıs’ta kalıcı barış ve bölgesel istikrar için kapsamlı bir çözüm tek gerçekçi yoldur”
  • Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle Kıbrıs sorununda yeni bir umut doğdu”
  • “KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) bünyesinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” başlıklı konferansta konuşma yaptı. Akademisyenler, diplomatlar ve siyasetçilerin katıldığı konferansta konuşan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirliTufan Erhürman’ın seçilmesiyle, Kıbrıs siyasetinde yaşanan dönüşüme dikkat çekti ve yeni dönemin ilkelerini “kapsayıcılık ve uzlaşı kültürü” olarak tanımladı. İncirli,” Toplumun tümünü kucaklayan, kapsayıcı siyaset hedefleyen, sorunlara tam bir uzlaşı kültürü içerisinde çözümler arayan yeni bir siyasi anlayış var. Biz de CTP olarak bu siyasi anlayışı devam ettiren bir eksen içerisinde ilerliyoruz” dedi.

Dün akşam TEPAV ev sahipliğinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” konferansının moderatörlüğünü, TEPAV AB Çalışmaları Merkezi Direktörü Nilgün Arısan Eralp üstlenerek açılış konuşmasını yaptı. Eralp, CTP Genel Başkanı İncirli’nin özgeçmişinden bahsetti ve ardından sözü İncirli’ye bıraktı.

Konuşmasına Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin kuruluşundan ve temel değerlerinden bahsederek başlayan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, partinin buğday başağı sembolünün Kıbrıs Türk halkının kimliğini, varlığını, refahı ve sosyal adaleti temsil ettiğini söyledi. İncirli, CTP’nin kişi hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, barışı, ekonomik kalkınmayı ve Avrupa Birliği değerlerini savunan; eşitlikçi, emeğe saygılı, çevreye duyarlı demokratik sol bir kitle partisi olduğunu ifade etti. Cumhuriyet Meclisi’ndeki kadın milletvekili oranının yüzde 22 olduğuna dikkat çeken İncirli, siyasette kadın temsiliyetinin artırılmasının önemine de dikkat çekti.

“KIBRIS’TA, YENİ BİR SİYASİ ANLAYIŞLA YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI”

İncirli, Kıbrıs sorununda müzakeresiz geçen tek dönem, yerinde sayan güven artırıcı önlemler ve tamamen tıkanmış çözüm sürecinin yanı sıra adadaki ekonomik kriz, mülkiyet krizi, güvenlik krizi, gençlerin göçü, yolsuzluklar ve kamusal hizmetlerde çöküşle birlikte sorunların derinleştiğini ifade ederek 19 Ekim’deki Cumhurbaşkanlığı seçimiyle beraber Kıbrıs’ta, yeni bir siyasi anlayışla yeni bir dönemin başladığını kaydetti. CTP’nin adayı Tufan Erhürman’ın yüzde 63 oyla, üç iktidar partisine karşı tarihi bir farkla Cumhurbaşkanı seçildiğini anımsatan İncirli, Kıbrıslı Türklerin Türkiye’deki anketleri yanılttığını dile getirerek 19 Ekim akşamı Kızılbaş Meydanı’nda ortaya çıkan eşitlik ve kardeşlik cephesinin; kucaklayıcı, kapsayıcı, saygın ve ciddi bir duruşu temsil ettiğini sözlerine ekledi.

“KIBRIS’TA KALICI BARIŞ VE BÖLGESEL İSTİKRAR İÇİN KAPSAMLI BİR ÇÖZÜM, TEK GERÇEKÇİ YOL”

Konuşmasının devamında, Kıbrıs sorunuyla ilgili tarihi süreci aktaran İncirli, Kıbrıs sorunun 1963’te iki toplum arasında başlayan siyasi bir sorun olmanın ötesinde; uluslararası hukuk, bölgesel güvenlik ve Doğu Akdeniz’de şekillenen yeni jeopolitik dengelerle doğrudan bağlantılı, çok katmanlı ve çok boyutlu bir mesele haline geldiğine dikkat çekti. İncirli, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin 1959 Zürih Anlaşmalarının ortaklık ruhuna, özden gelen siyasal eşitlik ilkelerine dayalı, ortak egemenliğin paylaşılacağı, iki bölgeli ve iki toplumlu federal çözüm modeline olan bağlı bir siyasal parti olduğunu ifade ederek Kıbrıs’ta kalıcı barış, istikrar ve uluslararası entegrasyonun yegane gerçekçi yolunun kapsamlı çözümden geçtiğini vurguladı.

“KIBRISLI TÜRKERİN GELECEĞİ, KIBRISLI RUMLARIN İNSAFINA BIRAKILAMAZ”

2004 Annan Planı referandumlarına değinen İncirli, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65 “evet” oyu ile güçlü bir çözüm iradesi ortaya koyduğunu, buna karşın Kıbrıslı Rumların yüzde 75 “hayır” dediğini hatırlattı. Bu sürecin ardından Mali Yardım Tüzüğü, Yeşil Hat Tüzüğü ve Taşınmaz Mal Komisyonu gibi mekanizmaların hayata geçtiğini ifade etti. 2017 Crans-Montana Konferansı’na kadar sürdürülen müzakerelerde büyük oranda yakınlaşmalar sağlandığını belirten İncirli, Rum liderliğinin masayı terk etmesiyle sürecin çöktüğünü, statükonun daha da yerleştiğini söyledi ve Kıbrıslı Türklerin geleceğinin Kıbrıslı Rumların insafına bırakılamayacağını vurguladı.

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs sorununda çözüm sürecinin neden tıkandığının “suçlama oyunu” yapılmadan dürüstçe analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekerek uluslararası aktörlerin gereken önceliği vermemesi, proaktif rol almaması ve taraflar arasında eş zamanlı, samimi siyasi iradenin ortaya konmamasının temel nedenler arasında olduğunu kaydetti. Ucu açık ve süresiz müzakere süreçlerinin Kıbrıs’ta defalarca denendiğini ve her seferinde hayal kırıklığı yarattığını söyleyen İncirli, Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle birlikte yeni bir umut doğduğunu belirtti. İncirli, siyasi eşitliğin pazarlık konusu yapılamayacağını belirterek sürecin sonuç odaklı, geri dönüşü olmayan ve takvime bağlı yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Müzakere süreci yine çökerse en başa dönülmemesi gerektiğini de belirten İncirli, hepsinin BM raporunda olduğunu söyledi ve BM’nin kendi sözlerine sahip çıkmasını bekliyoruz dedi.

“SİYASİ ANLAŞMA İÇİN EŞ ZAMANLI SİYASİ İRADEYE İHTİYACIMIZ VAR”

“Siyasi anlaşma için eş zamanlı siyasi iradeye ihtiyacımız var diyen İncirli, sadece Kıbrıslı liderlerin değil, Garantör ülkelerin, uluslararası aktörlerin de ortak çıkarlar odağında, eş zamanlı olarak aynı yönde hareket etmeleri gerektiğini kaydetti. Güven artırıcı önlemlerin ise kapsamlı çözümün alternatifi değil, ancak çözüm yolunda son derece önemli olduğuna dikkat çeken İncirli; Kapalı Maraş’ın BM kararları çerçevesinde ele alınması, Yeşil Hat üzerinde yeni geçiş noktalarının açılması, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkı ve iki toplumlu iş birliğinin önemine değindi.

Sıla Usar İncirli, Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik ve jeopolitik dengelerin hızla değiştiğini belirterek, dışlayıcı değil kapsayıcı bir anlayışla kurulacak bölgesel ittifakların Kıbrıs’ta barış sürecine olumlu katkı yapacağını ifade etti ve enerji güvenliğinin bölgesel istikrarla, bölgesel istikrarın ise Kıbrıs’ta kapsamlı çözümle mümkün olacağını vurguladı. İncirli, egemenlik haklarımız çerçevesinde Kıbrıs Türk toplumunun Ada genelinde ve deniz yetki alanlarındaki hakları olduğunu da sözlerine ekledi.

“KKKTC-TC MALİ VE İKTİSADİ İŞBİRLİĞİ PROTOKOLLERİ DAHA ETKİN YÖNETİLMELİ”

Son olarak konuşmasında iç siyasete de değinen İncirli, TEPAV’ın daha önce yaptığı tespitlere atıfta bulunarak, KKTC kamu yönetiminde politika oluşturma, uygulama ve denetleme kapasitesinin yetersiz olduğunu; kamu hizmetlerinde erişim ve kalite sorunları yaşandığını belirtti. Ülkede karamsarlık ve belirsizliğin hâkim olduğunu ifade eden İncirli, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, artan bütçe açıkları, borç yükü, yolsuzluk iddiaları, liyakatsiz atamalar, artan suç oranları ve kamusal hizmetlerdeki çöküşün derin bir siyasi, ekonomik ve toplumsal kriz yarattığını ve bunların sonucunda da vatandaşın devlete olan güveninin sarsıldığına dikkat çekti.

İncirli, ne yapılması gerektiğiyle ilgili kayıt dışılıkla mücadele ve nüfus sayımının önemini vurgulayarak orta vadeli planlama ve KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokollerinin daha etkin yönetilmesi gerektiğini söyledi. İncirli, “Orta Vadeli Program (OVP) zeminin güncellenmesi, ortak siyasi irade öncesinde KKTC teknik heyetinin katılımı ve yerel unsurlara dayalı çalışmalarına özel bir önem atfediyoruz” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin sunumun ardından soru cevap kısmına geçildi. İncirli, katılımcıların sorularını özenle cevaplayarak teşekkürlerini sundu ve konferans tamamlandı.

Continue Reading

GÜNDEM

Sağlıkta 2025’te 1,6 milyon muayene, 32 bin müdahale

Published

on

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, basınla buluşmasında 2025 yılı boyunca 1 milyon 647 bin 858 muayene yapıldığını, hastanelerde 32 bin 628 ameliyat ve müdahalenin gerçekleştirildiğini açıkladı. Dinçyürek, robotik tedaviler ve yapay zekanın sağlıkta kullanımına da başlandığına vurgu yaptı.

Sağlık Bakanlığı, yürüttüğü yatırımlar ve hizmetlerle sağlık altyapısını adım adım yeniden şekillendiriyor. Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, bakanlığın icraatlarını basınla bir araya geldiği toplantıda kamuoyuyla paylaştı.

Dinçyürek’in açıklamalarına göre, Lefkoşa’daki hastane binasının 2027 yılının sonunda tamamlanması hedeflenirken, Girne’deki hastane binası inşaat sürecini tamamladı. Girne’de şu anda cihazların yerleştirilmesi aşamasına gelindi. İhale sürecinin devam ettiğini belirten Dinçyürek, bir ay içerisinde cihazların gelmesi ve hastanenin açılmasının hedeflendiğini söyledi. Dört ilçede eş zamanlı olarak hastane projelerinin sürdüğünü ifade eden Dinçyürek, tüm bu süreçlerde yoğun bir çalışma yürütüldüğünü vurguladı.

Müteahhit tarafından 15 Kasım için taahhüt verilen projelerde, sonrasında ortaya çıkan ek işler nedeniyle bazı gecikmeler yaşandığını dile getiren Dinçyürek, Güzelyurt Hastanesi’nin de bu süreçte tamamlanmasının planlandığını aktardı. Pamuklu Hastanesi için ise turizm yatırım alanının yanında yer alan binanın 2026 yılı sonunda bitirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Sağlık alanındaki teknolojik gelişmelere de değinen Dinçyürek, yapay kalp ameliyatlarının ülkede başarıyla gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu ameliyatlar sayesinde 22 yaşındaki bir gencin hayata tutunduğunu belirten Dinçyürek, ileri tıp uygulamalarının kamu hastanelerinde uygulanabilir hale geldiğine dikkat çekti.

İnsan kaynağına yönelik planlamalar hakkında da bilgi veren Dinçyürek, hâlihazırda zorunlu eğitimde bulunan 200 genç uzman hekimin eğitimlerini tamamladıktan sonra ülkelerine dönerek sağlık sistemine kazandırılacağını söyledi.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikler arasında yer aldığını vurgulayan Dinçyürek, Maraş, Lapta ve Değirmenlik sağlık ocaklarının hizmete açıldığını hatırlattı. “Dünyada bütün hastanelerin üçüncü basamak olduğu bir örnek yoktur” diyen Dinçyürek, temel sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.

Acil sağlık hizmetlerine yönelik yatırımlar kapsamında tam donanımlı 16 yeni ambulansın hizmete alındığını, dört ambulansın daha alınacağını açıklayan Dinçyürek, acil müdahale kapasitesinin güçlendirildiğini belirtti.

Basın toplantısında paylaşılan verilere göre, 2025 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı bünyesinde yapılan muayene sayısı 1 milyon 647 bin 858 olarak kayıtlara geçti. Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi’ne bağlı hastanelerde aynı yıl içerisinde gerçekleştirilen ameliyat ve müdahale sayısı ise 32 bin 628 oldu.

Aynı dönemde Dipkarpaz, Yenierenköy, Mehmetçik, Geçitkale, Vadili, Serdarlı, İnönü, Güzelyurt, Beyarmudu, Akdoğan ve Tatlısu sağlık merkezleri ile Esentepe, Karaağaç, Gaziköy, Dörtyol ve Lefke sağlık odalarında tamir, tadilat veya yeni yapım çalışmaları gerçekleştirildi.

Teknolojik yatırımlar kapsamında zor entübasyon setleri hizmete alınırken, robotik tedaviler ve yapay zekânın sağlıkta kullanımı da hayata geçirildi. Bakan Dinçyürek, altyapıdan insan gücüne, teknolojiden acil sağlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalarla sağlık sisteminin güçlendirilmeye devam ettiğini vurguladı.

Continue Reading