Connect with us

GÜNDEM

Tatar, üçlü görüşmeyi değerlendirdi: Federal model sona erdi, çözümün yolu iki devletten geçer!

Published

on

BM Genel Sekreteri Guterres’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs’ta federal modelin sonuç vermediğini belirterek iki devletli çözüm vizyonunu ve iki taraflı işbirliğinin önemini dile getirdi. Tatar, sınır kapıları, enerji, ticaret ve sosyal alanlarda somut işbirliği önerilerini sunduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Genel Sekreteri António Guterres’in ev sahipliğinde Rum liderin de katılımıyla New York’ta yapılan üçlü görüşmede Kıbrıs Türk tarafının vizyonunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, “Federal çözüm denemeleri artık geride kalmıştır. Çözümün yolu, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüye dayalı, yan yana yaşayan iki devlettir” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, görüşme sonrasında BM Genel Merkezi’nde yaptığı açıklamada, görüşmeye katılımının, Türk tarafının diyaloga açık olduğunun ve iki halk arasındaki temasların geliştirilmesine verdiği önemin açık göstergesi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Tatar’a görüşmede, Özel Temsilci Güneş Onar ve İki Taraflı Teknik Komiteler ve Güven Yaratıcı Önlemler Koordinatörü Seniha Birand Çınar eşlik etti.

“FEDERAL MODEL TÜKENDİ, YENİ VİZYON İKİ DEVLET”

Cumhurbaşkanı Tatar, yıllardır federal temelde yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kaldığını hatırlatarak, “Federal çözüm denemeleri artık geride kalmıştır. Çözümün yolu, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüye dayalı, yan yana yaşayan iki devlettir” dedi.

Tatar, “Değişim, oyunun kuralları değiştiğinde gelir” sözleriyle vizyonunu dile getirdi.

“RUM ZİHNİYETİ BURADA DA KENDİNİ GÖSTERİYOR”

Cumhurbaşkanı Tatar, beş yıldır enerji, ticaret, turizm, çevre, insani konular alanlarında yapıcı öneriler sunduğunu belirtti. Özellikle Haspolat ve Akıncılar’da yeni sınır kapılarının açılmasının önemine bir kez daha değinerek, “Bu adımlar, halklarımızın günlük yaşamını kolaylaştıracağı ve güven yaratacağı kesindir ancak Rum zihniyeti burada da kendini gösteriyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar ayrıca geçen Temmuz ayında New York’ta üzerinde uzlaşılan kültürel eserlerin değişimi, mikroplastik kirliliğiyle mücadele, bölgesel hava kirliliği yönetimi ve sivil toplumun iki taraf arasında yapılan çalışmalara katkı yapması gibi yeni girişimleri hatırlatarak, bunların sembolik kalmaması, hayatı doğrudan etkileyen somut projelere dönüşmesi gerektiğini ve Kıbrıs Türk tarafının da buna hazır olduğunu söyledi.

“RUM LİDER TAHAMMÜLSÜZLÜK, DÜŞMANLIK VE HAKARET DOLU SÖZLER SARF ETMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Tatar, Rum liderin BM Genel Kurulu’nda Türk tarafına yönelik kullandığı dili eleştirerek, “Rum lider birkaç gün önce Genel Kurul kürsüsünden tahammülsüzlük, düşmanlık ve hakaret dolu sözler sarf etmiştir. Bu samimiyetsizlik çözüm veya güven arttırma arayışına değil, gerilime hizmet etmektedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar ayrıca, Rum tarafının son dönemdeki tutumuna işaret ederek, “INTERPOL mekanizmalarının suistimali, Türk tarafıyla temas eden devletlerin ve devlet yetkililerinin hedef alınması, Limasol yangını sırasında yardımımızın reddedilmesi, yeni geçiş kapılarına engel olunması ve artan silahlanma yatırımları. Şimdi ise KKTC’nin en önemli ihraç ürünü olan hellimin başka ülke pazarlarına girmesini engelleme siyaseti. Bu sağlıklı bir zihniyetin ürünü olamaz. Bunlar iki taraf arasındaki güveni zedeleyen adımlardır” diye konuştu.

“RUM TARAFININ SAMİMİYETSİZ VE TEK YANLI TUTUMUNA RAĞMEN VİZYONUMUZ AÇIKTIR”

Cumhurbaşkanı Tatar, BM Genel Kurulu’nda KKTC’nin tanınması çağrısını yineleyen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ederek, “Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın kararlı duruşu, hem iki devletli çözüm siyasetimize verdiği sarsılmaz desteği, hem de halkımızı yarım asırdır insanlık dışı izolasyonlara mahkum edenlere karşı en güçlü cevabı ifade etmektedir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Kıbrıs Türk halkı temel insan haklarına erişmek, özden gelen haklarının teyidini görmek istemektedir. Rum tarafının samimiyetsiz ve tek yanlı tutumuna rağmen vizyonumuz açıktır: Egemen eşitliğimizin ve eşit uluslararası statümüzün teyidiyle başlayacak süreçte, iki devletin iş birliğine dayalı bir uzlaşıyla, adada kalıcı barış ve istikrar sağlanacaktır. Öğretilmiş çaresizlikleri aşarak, büyük bir özgüvenle çocuklarımız için geleceğe yürüyeceğiz. Liderlik sorumluluğum, halkımızı bu hedefe kararlılıkla taşımaktır.”

TATAR, BRT’YE DE AÇIKLAMALARDA BULUNDU

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, görüşme sonrası önce İngilizce olarak genel bir basın açıklaması yaptı ve ardından BRT’ye açıklamalarda bulundu.

Tatar, görüşmede, yeni sınır kapıları açılması, müzakereler için ortak zemin bulunana kadar iki devletin iş birliği, Rum tarafının, müzakerelerin Crans Montana’da federal yapı üzerinden ve kalınan yerden başlaması ümidi içinde olmaması gerektiği, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM’deki çağrısı ve 5+1 formatta yıl sonunda toplantı yapılması beklentisini dile getirdiğini söyledi.

Tatar, “Müzakerelerde dik olunmalı, burada en önemli konu Kıbrıs Türk halkının geleceği güvenliği egemenliği ve devletidir” dedi. Tatar, Genel Sekretere de görüşme için teşekkür etti.

Her zaman diyaloğa önem verdiğini, bugünkü toplantıda da yapıcı önerileri dile getirdiğini ifade eden Tatar, Erdoğan’ın KKTC’nin tanınması çağrısının, iki devletli siyasetin güçlendirilmesi anlamı taşıdığını belirtti.

Federal model üzerine yürütülen müzakerelerin 62 yıl sonuç getirmediğini ve sonuç alınamadığını belirten Tatar, Kıbrıs’ta bu yüzden yeni bir sayfa açılması gerektiğini söylediklerini ve iki devletli siyaseti gündeme getirdiklerini anlattı.

Egemen eşitlik eşit uluslararası temsiliyet ve iki devletli çözümün önemine vurgu yapan Tatar, Kıbrıs’ta değişime ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Yeniden müzakere başlaması için yeni zemin ortaya çıkmadığına işaret eden Tatar, iki devletli siyaseti Türkiye’nin desteğiyle bu noktaya taşımanın gurur verici olduğunu söyledi.

Sabır ve olgunlukla bu süreci yürüteceklerini ifade eden Tatar, ama güven yaratıcı önlemlerin geliştirilmesi ve iş birliği yapılması gerektiğini kaydetti.

Kıbrıs’ta ek sınır kapıların açılmasına iki taraf için de ihtiyaç olduğunu ifade eden Tatar, “Bu sorun iki halkın da şikayet ettiği bir konu ve yeni kapı açılması iki tarafa da yarayacak, iş birliğini artıracak” diye konuştu.

Ticaret enerjisi su turizm sosyal yaşam çevre ile ilgili iş birliği önerileri ortaya koyduklarını ifade eden Tatar, “İş birliği iki taraf için de önemlidir. İki devletin işbirliği her alana katkı sağlayacak ve karşılıklı ilişkileri geliştirecek” dedi.

Elektrik su enerjideki iş birliğinin günlük hayatı geliştireceğini, kolaylıklar sağlayacağını belirten Tatar, tutuklamalar, yangın yardımlarının reddedilmesi gibi konuların da gerilimi artırdığını söyledi.

Tatar, “Yapıcı tutumumu sürdüreceğim, gerçek iş birliğine hazırım, 5 taraflı toplantıya hazır olduğumuzu da ilettim” dedi.

Erdoğan’a teşekkür eden ve BM’deki, KKTC’nin tanınma çağrısı ile haksız izolasyonların kaldırılması çağrısının önemine vurgu yapan Tatar, “Kıbrıs Türk halkı eşit karşılıklı saygı ve devlet çatısı altında yaşamak istiyor” dedi.

Seçime yönelik sorulan soruya “halkımızın en doğru kararı vereceğine inanıyorum” diyen Tatar, cumhurbaşkanlığı sürecinde ciddi adımlar attığını, şimdi de yıl sonunda 5+1 formatında görüşme önerisi yaptığını ve orada olacağına inandığını söyledi.

Halkın desteğini alacağına inanç belirten Tatar, Kıbrıs Türk halkının uzun bir mücadele verdiğini, ortak devletinden atıldığını, yıllarca Federal model üzerinden çözüm aradıklarını ama olmadığını, Rumların tüm anlaşmaları reddetmesine rağmen ödüllendirildiğini söyledi.

O yüzden yeni bir sayfa açtıklarını bunu BM ve tüm taraflara anlattıklarını ifade eden Tatar, haklarının verilmesi gerektiğini savunduklarını, müzakerelerin başlaması için de egemenlik haklarının tanınması gerektiğini kaydetti.

“Bunu yapmamak için diretiyorlar” diyen Tatar, tüm önerilerinin reddedildiği, o yüzden müzakerelerin yeniden başlamadığını işaret etti.

“MÜZAKERELER İÇİN ORTAK ZEMİN BULANA KADAR İŞ BİRLİĞİNİ GELİŞTİRMELİYİZ”

“Benim seçilmemle de Kıbrıs’ta yeni bir adım attık ve iki devletli siyaseti gündeme getirdik, buna Türkiye de tam destek verdi” diyen Tatar, “Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortağız ama hiç bize sorulmadan haklarımız istismar edildi. O yüzden devletimizi kurduk ve artık geleceğe bakmalıyız, 62 yıl önceye dönemeyiz. Rumlar tutumlarını yeniden gözden geçirmeli” ifadelerini kullandı.

Bugünkü görüşmenin, durum tespiti gibi bir görüşme olduğunu ifade eden Tatar, Geçiş kapıları üzerinde durulduğunu, ama tüm konularda iş birliği yapılması ve bu kültürü geliştirmeleri gerektiğini söyledi.

Tatar, “Müzakereler için ortak zemin bulunana kadar iş birliğini geliştirmeliyiz” dedi.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekber Goşalı

Daha aydın, daha özgüvenli ve daha stratejik

Published

on

Kazak kardeşlerimizin kendi deyimiyle söylersem, bavurluk memleket Kazakistan’ın Türkistan şehrinde ilk kez 28 yıl önce bulunmuştum. İlk başkanı olduğum Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği de orada – Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesi’nde gerçekleştirilen VIII Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı’nda kurulmuştu. Son demeyeyim, son olarak ise 2022 yılının ekim ayında yeniden Türkistan’daydım. Türk dünyasının 2040 hedeflerini ve vizyonunu şekillendirecek önemli adımları belirlemek amacıyla Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) üye ülkelerin bilim insanları, araştırmacı yazarları, kanaat önderleri, STK ve medya temsilcileri Yesevi Üniversitesi’nde bir araya gelmişti. Toplantı, Semerkant’ta yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı IX. Zirvesi öncesinde düzenlenmiş ve istişare niteliği taşımıştı.

Şimdi ise Türkistan, Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Gayriresmî Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor.
Devlet başkanları, Zirve’nin Türkistan Bildirisi’ni kabul etti.

Evet, tarih bazen sessiz konuşur; bazen de bir şehrin taşında, bir meydanın nefesinde, bir devlet adamının vurgusunda bir çağın geleceğe ait hatlarını görmek mümkün olur. Türkistan bu kez yalnızca kadim bir kültür başkenti olarak değil, yeni jeopolitik düşüncenin, ortak iradenin ve Türk dünyasının yükselen stratejik özgüveninin simgesi olarak konuştu.

Bugün TDT, tarihî, etnik ve dilsel yakınlığın diplomatik platformu olmanın ötesinde, adım adım küresel siyasal ilişkiler sisteminde ağırlığını artıran, Avrasya coğrafyasında yeni güç mimarisinin önemli unsurlarından birine dönüşen stratejik birlik modelidir.

İşte bu nedenle İlham Aliyev’in Türkistan’daki gayriresmî Zirve’de verdiği mesajlar yalnız bugünün siyasal gündemi açısından değil, gelecek on yılların siyasi-felsefi çağrısı olarak da okunmalıdır.

Türk dünyası artık nostalji olmaktan çıkmıştır; o artık ekonomik güzergahtır, enerji güvenliğidir, ulaştırma arteridir, kültür diplomasisidir. Ve en önemlisi: ortak gelecek tasavvurudur.
Gayriresmî Türkistan Zirvesi işte bu siyasi iradeyi ortaya koymuştur.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konuşmasında hissedilen temel çizgi de tam olarak budur: TDT, “duygusal yakınlık alanı” olma aşamasını geride bırakarak pratik bir jeopolitik aktöre dönüşmektedir.

Bu dönüşüm elbette tesadüf değildir. Hele hele dört bir yanımız ateş çemberine dönmüşken…

21. yüzyılın büyük siyasi gerçeklikleri yeni güç merkezleri doğuruyor. Dünyanın klasik kutupları sarsılıyor, bölgesel birlikler ön plana çıkıyor. Avrupa Birliği, ASEAN, Körfez İşbirliği Konseyi, Afrika Birliği gibi platformların yanında TDT de artık “bekleme havzasından” çıkarak stratejik etki alanına geçiyor.

Türkistan’da gerçekleştirilen gayriresmî Zirve’nin en önemli sembolik hadiselerinden biri de Türk Medeniyeti Merkezi’nin temel atma töreni oldu.

Bu yalnızca bir mimari proje midir? Elbette hayır.

Aslında bu merkezin temelinde ortak tarih hafızası, ortak kültürel kodlar ve ortak gelecek ideali bulunmaktadır. Türk dünyası uzun yıllar boyunca siyasi sınırlarla parçalanmış olsa da onun kültürel genetiği hiçbir zaman parçalanmadı. Ötüken ruhu, Orhun-Yenisey yazıtlarının ışığı, Dede Korkut hikmeti, Manas hafızası, Yesevi nefesi, Nizami tefekkürü, Yunus Emre irfanı, Ali Şir Nevai estetiği… Bütün bunlar ortak bir medeniyet coğrafyasının sütunlarıdır.

Türkistan’da verilen mesaj da budur:
Türk dünyası artık kendisini yalnız mirasla değil, geleceğin projesiyle de doğrulamak ve inşa etmek istemektedir.

Tam da bu noktada Azerbaycan’ın rolü özellikle dikkat çekmektedir.

44 günlük Vatan Muharebesi’nden sonra Azerbaycan’ın Türk dünyasındaki siyasi nüfuzu yeni bir aşamaya taşınmıştır. Bakü’nün artık yalnız enerji ve lojistik merkezi olmadığını herkes biliyor; Bakü aynı zamanda Türk entegrasyonunun siyasi ve entelektüel lokomotiflerinden biri hâline gelmiştir.

Zengezur Koridoru fikri de yalnızca bölgesel ulaştırma projesi değildir; bu proje Türk coğrafyasının parçalanmış damarlarını yeniden birleştirmeyi amaçlayan stratejik bir haritadır. Türkistan Zirvesi’nde bu düşüncenin derin katmanları açık biçimde hissediliyordu.

Bugün Bakü, Ankara, Astana, Taşkent, Bişkek ve Kuzey Lefkoşa arasında kurulan ilişkiler diplomatik protokol ilişkilerinin çok ötesindedir. Bunlar yeni Avrasya dengesinin oluşumunda önemli rol oynayan siyasi koordinasyon modelidir.

Küresel güçlerin dikkatinin Türk dünyasına yönelmesi de tesadüf değildir.
Çünkü TDT:

– Hazar’dan Akdeniz’e uzanan enerji hattıdır;
– Çin’den Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un ana dayanağıdır;
– genç ve dinamik demografik potansiyeldir;
– zengin doğal kaynak tabanıdır;
– büyük pazardır;
– aynı zamanda alternatif siyasi-etnik uyum modelidir.

Türkistan’daki görüşmenin bir başka önemli yönü ise kültür ile jeopolitiğin paralel yürütülmesiydi.

Bu çok önemli bir ayrıntıdır. Çünkü yalnız ekonomik ve siyasi entegrasyon uzun ömürlü birlik oluşturmaz. Medeniyet hafızasıyla güçlendirilmeyen ittifaklar kısa sürede çözülür. Türk dünyası ise bugün siyasi birlik modelini kültürel özbilinç üzerine inşa etmeye çalışmaktadır.

Türkistan sokaklarında dolaşan liderler yalnızca tarihî mekânları ziyaret etmiyordu; onlar aynı zamanda ortak hafızanın siyasi enerjiye dönüşme sürecine tanıklık ediyordu.

Bugün TDT’nin uluslararası ağırlığının artması yalnızca Türk devletlerinin başarısı olarak değerlendirilmemelidir. Bu aynı zamanda uzun yıllar boyunca dünya siyasetinde periferide bırakılmış büyük bir kültürel-siyasal coğrafyanın yeniden söz söylemeye başlamasıdır.

Türk dünyası artık “Biz kimiz?” sorusundan “Ne yapabiliriz?” aşamasına geçiyor.
İşte en önemli nokta budur!
Bu, yeni çağın başlangıcıdır.

Türkistan’dan yükselen ses, aynı zamanda çok kutuplu dünyanın yeni siyasi ritmidir. Ve görüyoruz ki bu ritimde Azerbaycan’ın sesi giderek daha açık, daha özgüvenli ve daha stratejik duyulmaktadır.

“Aziz dostlar, ailemiz olan Türk dünyası XXI. yüzyılın nüfuzlu jeopolitik güç merkezlerinden birine dönüşmelidir. Azerbaycan bundan sonra da Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlendirilmesi adına çabalarını esirgemeyecektir.”

Bu sözler Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türkistan Zirvesi’ndeki konuşmasındandır.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, diger Cumhurbaşkanlarımızın Türkistan Zirvesindeki konuşmalarını okumak, dinlemek, izlemek ve öğrenmek gerekir.

Türk dünyasının bayrağı daim yüksek olsun!

Ekber GOŞALI

 

 

Continue Reading

GÜNDEM

Colony Hotel’in kalitesi, ödülle taçlandı

Published

on

Girne’nin gözdesi The Arkın Colony Hotel, kalitesini ödülle taçlandırdı.

Misafir memnuniyetini her zaman ön planda tutan The Arkın Colony Hotel, TatilBudur tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda 2025 sezonunda “Parlayan Yıldız Memnuniyet Başarı Ödülü’ne layık görüldü.

Türkiye ve KKTC dahil yaklaşık 4000 otel arasından yalnızca 140 otelin almaya hak kazandığı bu özel ödül kapsamında, KKTC’den sadece 21 otel seçildi.

En üst kategori olan Parlayan Yıldız sınıfında Kıbrıs genelinde yalnızca 6 otelin yer alması ve The Arkın Colony Hotel’in bu seçkin liste içerisinde bulunması, ayrı bir başarı yaşattı.

The Arkın Colony Hotel’den konuyla ilgili yapılan açıklamada “Bu değerli başarı; misafirlerimizin güveni, ekip arkadaşlarımızın özverisi ve kaliteli hizmet anlayışımızın bir sonucudur ve devam edecektir. Bizi tercih eden tüm misafirlerimize ve bu başarıda emeği bulunan ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz” ifadeleri kullanıldı.

 

 

Continue Reading

GÜNDEM

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Güney Kıbrıs’a gidiyor

Published

on

Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbiotis, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin pazar günü Güney Kıbrıs’ı ziyaret edeceğini açıkladı. Ziyarette ikili ilişkiler, savunma, enerji, ticaret ve bölgesel projeler ele alınacak,

Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbiotis, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin pazar günü Güney Kıbrıs’a gideceğini açıkladı.

“Cyprus Times”a göre Letimbiotis, bugün yaptığı açıklamada, Meloni’nin Güney Kıbrıs ziyaretinin somut sonuçlar elde etmek için ikili ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Güney Kıbrıs’a gideceğini söyledi.

Letimbiotis, Meloni’nin Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile bir önceki görüşmesinde, ortaklık ilişkisi belgesi için görüşmelere başlanması konusunda anlaşmaya varıldığını anımsatarak, bugün, ilerlemenin daha somut bir siyasi ve operasyonel plana yansıtılması için gerekli koşulların mevcut olduğunu kaydetti.

Meloni’nin Hristodulidis ile yapacağı görüşmede savunma ve güvenlik, enerji, dijital bağlantı, ticaret, turizm, eğitim ve kültür ile ilgili konularla birlikte, Güney Kıbrıs’ın bölgesel bağlantılardaki ve özellikle IMEC’teki (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) rolünün ele alınacağını belirten Letimbiotis, Hristodulidis’in de Meloni’ye Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerle ilgili bilgilendirme yapacağını söyledi.

Continue Reading