GÜNDEM
Tatar: Hristodulidis’in açıklamaları gerçek zihniyetini ifşa etmiştir
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, terör örgütü EOKA’nın silahlı eylemlere başlamasının 69. yıl dönümünde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in yaptığı açıklamaları eleştirerek, “ Rum-Yunan zihniyetinin hâlâ değişmediğini ve gerçekleşmesi mümkün olmayan hayaller peşinde koştuklarını bir kez daha göstermiştir” dedi.
Tatar, Hristodulidis’e gerçekleşmesi mümkün olmayan hayallerin peşinden koşmaktan vazgeçip, diyalog ve çözüm yönündeki çağrılarına olumlu yanıt vermesi çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Tatar, Hristodulidis’in yaptığı açıklamaların “‘yüzündeki çözüm yanlısı’ maskeyi düşürürken, gerçek zihniyeti ile düşüncelerini de ifşa ettiğini” belirtti.
Kıbrıs konusunun adil, kalıcı ve sürdürülebilir şekildeki çözümünün, gündeme getirdikleri ve önerdikleri egemen eşit iki ayrı devletin varlığına dayalı çözümden geçtiğini vurgulayan Tatar, “Egemen eşitliğimiz ile eşit uluslararası statümüzün kabul edilmesi de esastır” dedi.
Cumhurbaşkanı Tatar yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“ Kıbrıs Türk halkını yok edip, Kıbrıs’ı bir Helen adası yapabilmek hedefiyle Rum-Yunan liderliğinin organize edip desteklediği terör örgütü EOKA’nın, 1 Nisan 1955 tarihinde silahlı eylemlere başlamasının 69. yıl dönümünde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile Rum liderliğinin yapmış olduğu açıklamalar, köhnemiş Rum-Yunan zihniyetinin hâlâ değişmediğini ve gerçekleşmesi mümkün olmayan hayaller peşinde koştuklarını bir kez daha göstermiştir.
Hristodulidis’in yaptığı açıklamalar “yüzündeki çözüm yanlısı” maskeyi düşürürken, gerçek zihniyeti ile düşüncelerini de ifşa etmiştir.
EOKA terör örgütü, yaptığı ilk açıklamalarda hedefini ‘Türk ulusunun Kıbrıs’ta uzantısı olan Kıbrıs Türklerini adadan atmak ve Enosis’i gerçekleştirmektir’ şeklinde açıklarken, ‘cennet ile cehennem, ateş ile su bir araya gelmedikçe Kıbrıs Rumları ile Türkleri bir araya gelemez’ demiştir.
-“ EOKA terör örgütü, silahlı eylemlere başlarken, Kıbrıs’ı kan gölüne çevirmiş, katliam ve acı dolu bir dönemi başlatmıştır”
EOKA terör örgütü, silahlı eylemlere başlarken, Kıbrıs’ı kan gölüne çevirmiş, katliam ve acı dolu bir dönemi başlatmıştır.
Bunları, EOKA terör örgütüne övgüler düzen Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e hatırlatmakta büyük yarar vardır.
‘Önce İngilizleri adadan atacağız, sonra sıra Kıbrıs Türklerine gelecektir’ diyen EOKA terör örgütü, önce İngilizleri hedef alırken, kısa bir süre sonra belirlenen ana hedeflerine ulaşabilmek için Kıbrıs Türklerine yönelik silahlı saldırılara başladı.
1955 yılından itibaren büyük kentlerdeki Türk bölgeleri, Türk köyleri, kutsal ve dini yerlerimiz EOKA’nın saldırılarına uğradı, savunmasız vatandaşlarımız sadece Türk oldukları için vahşice katledildi.
Bunları da, cinayetten sabıkalı EOKA teröristlerini ‘kahraman’ olarak tanımlayan Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e hatırlatmakta yarar vardır.
-“ Soykırıma varan bu vahşi ve acımasız saldırılara karşı Kıbrıs Türk halkını savunmak amacıyla TMT kuruldu”
Soykırıma varan bu vahşi ve acımasız saldırılara karşı Kıbrıs Türk halkını savunmak amacıyla Türk Mukavemet Teşkilatı 8TMT) kurulurken, TMT öncülüğündeki direniş neticesinde, Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ulaşıldı.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ‘Enosis’e bir sıçrama tahtası’ olarak değerlendirirken, Rum liderliği tarafından hazırlanan Kıbrıs Türklerini imha planı olan Akritas Planı doğrultusunda, 21 Aralık 1963 tarihinde Kanlı Noel saldırıları başladı. Bu saldırıların önderliğini de EOKA terör örgütünün lideri Grivas Diğenis yapıyordu.
Değişmeyen hedef, her zaman olduğu gibi Kıbrıs Türk halkını yok edip, Kıbrıs’ı bir Helen adası yapmaktı.
Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti silah zoruyla Rum devletine dönüştürülürken, 1963-1974 döneminde halkımız katliamdan geçirilmiş, yüzlerce köyümüz saldırıya uğramış, binlerce insanımız göç etmek zorunda kalmış, halkımız soykırıma uğramış, 11 yıl boyunca adanın yüzde üçüne tekabül eden bölgelerde kuşatma altında yaşamaya mahkum edilmişti.
Bunları da, Kıbrıs Türk halkını katliamdan geçiren, Türkeli köyünde yaptıkları gibi insanlarımızı diri diri katliam çukurlarına gömen Başpiskopos Makarios ile EOKA terör örgütünün başı olan Grivas’a övgüler düzenleyen, ‘önlerinde minnetle eğiliyorum’ diyen Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e hatırlatmakta büyük yarar vardır.
Yunan Cuntası ile Kıbrıs’taki iş birlikçileri ve EOKA tarafından 15 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen darbenin de hedefi Kıbrıs Türk halkını yok edip, Kıbrıs’ı bir Helen adası yapmaktı. Anavatan Türkiye, 20 Temmuz 1974 sabahı Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmemiş olsaydı, Kıbrıs’ta tek bir Türk bile sağ bırakılmayacak, ikinci bir Girit faciası yaşanacaktı. Bunun da kanıtı, Atlılar, Muratağa, Sandallar, Taşkent ve diğer bölgelerde gerçekleştirilen ve soykırım olarak adlandırılan katliamlardır.
Kıbrıs’ta yaşanan gerçekler ortada dururken, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in EOKA terör örgütünün silahlı eylemlere başlamasının yıl dönümünde yapmış oldukları açıklamalar oldukça dikkat çekicidir.
-“Rum-Yunan zihniyetinin değişmediğini ve aynen devam ettiğini bir kez daha gösteriyor”
Hristodulidis, yaptığı açıklamada EOKA terör örgütüne övgüler düzmesinin yanı sıra, ‘mücadelenin siyasi hedefi olan Yunanistan’la birleşmeye ulaşılamamış olabilir, ama EOKA’nın mücadelesi her hedefe ulaşabileceğimizi kanıtlamaktadır’ derken Rum-Yunan zihniyetinin değişmediğini ve aynen devam ettiğini bir kez daha göstermektedir.
Bunların yanı sıra, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in Rum halkına yapmış olduğu ‘vatanımızı birleştirmek ve kurtarmak için birleşelim ve topraklarımızın kurtuluşunun kutsanacağı güne kadar güçlü şekilde mücadele edelim’ çağrısı ile Rum tarafında Türk düşmanlığının tırmanması, ‘Türkler Kıbrıs’tan dışarı’ sloganların da atılması ve bunların yanı sıra Rum liderliğinin ‘Türk askeri Kıbrıs’tan gitmeden ve Türkiye’nin garantörlüğü kaldırılmadan çözüm olamaz’ şeklindeki açıklamalar da bir diğer dikkat çekici hususlardır.
Kıbrıs konusuyla ilgili olarak iyi niyetimiz ve samimiyetimizle diyalog çağrılarımız devam ederken, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in gerçekleşmesi mümkün olmayan EOKA terör örgütünün hayalleri peşinde koşması, gerginlik ve düşmanlık yaratıcı açıklamalarda bulunması kabul edilemez. Bu tür açıklamalar ve davranışlar ile dünyanın buna seyirci kalması da çözümün önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.
-“ Kıbrıs konusunun adil, kalıcı ve sürdürülebilir şekildeki çözümü, gündeme getirdiğimiz ve önerdiğimiz egemen eşit iki ayrı devletin varlığına dayalı çözümden geçmektedir”
Bir kez daha belirtiyorum ki, Kıbrıs konusunun çözümü EOKA terör örgütünü hayallerinin peşinden koşmaktan ve gerçekleşmesi mümkün olamayan federal temele dayalı bir çözümden geçmez. Kıbrıs konusunun adil, kalıcı ve sürdürülebilir şekildeki çözümü, gündeme getirdiğimiz ve önerdiğimiz egemen eşit iki ayrı devletin varlığına dayalı çözümden geçmektedir.
Egemen eşitliğimiz ile eşit uluslararası statümüzün kabul edilmesi de esastır. Bu çözüm şekli Kıbrıs’ın ve bölgenin yararına olacak tek çözüm şekli olup, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e çağrım gerçekleşmesi mümkün olmayan hayallerin peşinden koşmaktan vazgeçip, diyalog ve çözüm yönündeki çağrılarımıza olumlu yanıt vermesidir.
Günümüzde dünyanın pek çok bölgesinde yaşanan çatışmalar ile Ukrayna-Rusya savaşı, İsrail- Gazze savaşı ve Rum liderliğinin açıklamalarının yanı sıra Rum silahlanması, halkımız için Kıbrıs’ta Türk askeri varlığı ve Türkiye’nin garantörlüğünün ne kadar gerekli ve yaşamsal olduğunu göstermektedir. Türk askeri ile Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçmemiz asla mümkün değildir.
Kıbrıs’ın gerçeklerini dikkate alarak geçmişin karanlık, acı ve katliam dolu günlerine dönmeyeceğimiz gibi halkımızı da köhnemiş Rum-Yunan zihniyetinin insafına terk edemeyiz.”
GÜNDEM
Cenevre’de “Kıbrıs” konulu konferans düzenlendi
Türkiye’nin Cenevre Başkonsolosluğunun ev sahipliğinde “Kıbrıs” konulu konferans düzenlendi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cenevre Temsilcisi Kemal Köprülü, Cenevre Başkonsolosluğunca düzenlenen konferansta “Kıbrıs” meselesine dair değerlendirmelerde bulundu.
Konferansın açılışında konuşan Türkiye’nin Cenevre Başkonsolosu Salih Boğaç Güldere, Kıbrıs meselesinin Türk milleti için milli bir dava olduğunu belirtti.
Güldere, katılımcıların konferans sonrasında Kıbrıs meselesine dair birçok detaya vakıf olacağını söyleyerek, Köprülü’nün Kıbrıs konusunu anlatacak en önemli isimlerden biri olduğunu da söyledi.
-Köprülü
KKTC Cenevre Temsilcisi Köprülü ise kapsamlı bir sunum yaparak, Kıbrıs Adası’nın tarihi önemine işaret etti ve Kıbrıs Türkünün Ada’nın uzun yıllara dayanan geçmişi olduğunu aktardı.
Uzun yıllar Osmanlı’nın hükmettiği Ada’nın 1878’de İngiltere’ye kiralandığını hatırlatan Köprülü, Ada’nın daha sonra İngilizler tarafından ilhak edildiğini, 1960’ta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğunu anımsattı.
Köprülü, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1963’te Kıbrıslı Rumların, Türkleri devlet kurumlarından dışlaması ve Kıbrıs Türkünü yok etmek amacıyla silahlı saldırılar başlatması sonucu bozulduğunun altını çizerek, “Kıbrıs Türkleri 1963’ten 1974’e kadar Rumların acımasız saldırılarına maruz kaldı. Birçok Kıbrıs Türkü katledildi, evlerini terk etmek zorunda kaldı ve insanlık dışı koşullarda yaşamak zorunda kaldı. Türkiye’nin 1974’te garantör ülke sıfatıyla Kıbrıs Türkünü kurtarmak amacıyla gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı ile bu zulüm son buldu.” dedi.
Harekat sonrasında Kıbrıs’a barışın hakim olduğuna işaret eden Köprülü, uzun yıllar federasyon temelinde yapılan müzakerelerin Rum kesiminin uzlaşmaz tavrı nedeniyle başarıya ulaşamadığını söyledi.
Köprülü, son olarak 2017 yılında İsviçre’nin Crans Montana kasabasında yapılan müzakerelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin devam eden uzlaşmaz tavrı yüzünden çöktüğünü anlattı.
Daha sonra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in “yeni fikirlerle” gelme çağrısında bulunduğunu hatırlatan Köprülü, anavatan Türkiye’nin de desteğiyle Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde bir anlaşma önerisi ortaya koyduğunu, Kıbrıs Rum kesiminin buna yanıt vermeyerek, maksimalist ve vadesi dolmuş taleplerini sürdürdüğünü kaydetti.
– “Kıbrıs Türk halkı her zaman Türkiye’nin sonsuz desteğiyle bugünlere geldi”
Mevcut durumda resmi müzakerelere başlamak için taraflar arasında ortak zeminin bulunmadığının altını çizen Köprülü, Kıbrıs Rum tarafının Ada’da bir anlaşmaya niyeti olmadığını ifade etti.
Köprülü, “Kıbrıs Türk halkı her zaman Türkiye’nin sonsuz desteğiyle bugünlere geldi.” dedi.
Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının, KKTC’ye yönelik haksız ambargoların son bulması ve Kıbrıs Türk halkının uluslararası arenada hak ettiği yeri alması için faaliyetlerine devam ettiğini vurgulayan Köprülü, Kıbrıs Türklerinin anavatan Türkiye’nin de desteğiyle hak ettiği yerlere geleceğinden şüphe duymadıklarına değindi.
Köprülü, 2004’te yapılan Annan Planı referandumunda da Kıbrıs Rum tarafının çözüm planını büyük çoğunlukla reddettiğini detaylarıyla anlattı.
Konferansa, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde Daimi Temsilci Büyükelçi Hakan Çakıl ve Cenevre’deki Türk toplumundan davetliler katıldı.
GÜNDEM
Güney Kıbrıs’ta iki mandırada daha şap tespit edildi!
Şap hastalığı ile mücadele eden Güney Kıbrıs’ta hastalık tespit edilen mandıra sayısı 110’dan 112’ye yükseldi.
Şap önlemleri sebebiyle küçükbaş hayvan sütü üretiminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 düşüş yaşanmasına rağmen hellim ihracının normal şekilde devam ettiği bildirildi.
Politis ve diğer gazeteler, dün “Kokkinotrimithia”daki (Kırmızıköyler) 34 baş küçükbaş hayvan ve “Paliometoho”daki 160 sığır beslenen iki mandırada şap saptandığını belirtti. Her iki mandıranın da, batı Lefkoşa’da AB’nin sıkı önlem talimatlarının uygulandığı karantina-önlem bölgesi ilan edilen bölgede yer aldığı kaydedildi.
Gazete “Köfünye”deki (Geçitkale) bir mandırada şap taraması yapan Kıbrıs Rum Veteriner Dairesi mensuplarından birinin, 43 yaşındaki bir besicinin saldırısına uğradığını yazdı.
Habere göre, psikolojisi bozulan besici, tarama işleminin sonuna doğru VeterinerDairesi yetkilisinin bacağına tekme attı, şikayet üzerine polis tarafından tutuklandı.
Gazeteye göre, bugüne kadar şap hastalığı sebebiyle 89 bin 900 küçükbaş, 2 bin 247 büyükbaş hayvan ile 21 bin 500 domuz itlaf edildi. Bu rakam, toplam erişkin küçükbaş hayvan popülasyonunun yüzde 10’una, büyükbaş hayvan popülasyonunun yüzde 3’üne ve domuz popülasyonunun yüzde 8’ine denk geliyor.
Küçükbaş yayvan popülasyonunda ve küçükbaş hayvan sütü üretiminde geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 10 azalma olduğunu açıklayan Kıbrıs Rum Tarım Bakanlığı Genel Müdürü Andreas Grigoriu, yüzde 3’ü itlaf edilen inek sütü üretiminin düşmediğini belirtti.
Menşe ismi korumalı ürün hellim konusunda hedeflerinin bu ürünü ve ihracatını korumak olduğunu söyleyen Grigoriu, “Hellim olarak isimlendirilen ürün sadece Kıbrıs’ta üretilir. Hellim üretim değerinin günlük 1 milyon eurodur. İhracat normal şekilde devam ediyor, virüsten etkilenmedi.” dedi.
GÜNDEM
Burak Maviş: Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu çabayı olumlu değerlendiriyoruz
KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş, Türkiye’ye giriş yasaklarının kaldırılmasına yönelik adımları ve Erhürman-Hristodulidis görüşmesinde sağlanan ilerlemeleri olumlu değerlendirdiklerini açıkladı.
-
GÜNDEM5 saat agoErhan Arıklı: Türkiye’ye giriş yasağı kaldırılan arkadaşlarımızın sevincini paylaşıyoruz
-
GÜNDEM5 saat agoSağlık Bakanlığı’ndan hantavirüsü açıklaması “Gemide KKTC vatandaşı yok”
-
GÜNDEM5 saat agoTicaret Odası Olağanüstü Genel Kurulu yapıldı: Tüzük oy birliğiyle kabul edildi
-
GÜNDEM5 saat agoBurak Maviş: Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu çabayı olumlu değerlendiriyoruz
-
GÜNDEM5 saat agoFAO “Küresel gıda fiyatları son 3 yılın zirvesinde”
-
GÜNDEM2 saat agoGüney Kıbrıs’ta iki mandırada daha şap tespit edildi!
-
GÜNDEM2 saat agoCenevre’de “Kıbrıs” konulu konferans düzenlendi
