Connect with us

GÜNDEM

Rum basını: USS Wasp’ın Limasol Limanı’na bağlanması içte savaş çıkardı

Published

on

Orta Doğu’daki savaş halinin bölgeye yayılma olasılığının belirgin olduğu bir zamanda yabancı ülke askerlerinin Güney Kıbrıs’ta toplaşması Rum tarafında “iç savaş” başlattı. AKEL, Amerikan Deniz Kuvvetleri’ne ait USS WASP’ın Limasol Limanı’na demirlemesi üzerine Hristodulidis hükümetini “ülkeyi savaşa karıştırmakla” suçladı.

Politis’in “Savaş İçin İç ‘Savaş’… Neden, Amerikan Savaş Gemisi USS WASP’ın Limasol’da Olması” başlıklı manşet haberine göre AKEL, Amerikan askeri güçlerinin Güney “Kıbrıs’ta, İngiliz üsleri içinde ve dışında toplanmaya devam etmesinin tehlikeleri ve endişeleri artırdığına” dikkat çekti.

Açıklamada, yabancı ülke askerlerinin, kendi savaş planları ve operasyonları çerçevesinde Güney Kıbrıs’ta toplanmaya devam etmesinin ülke ve halk için yarattığı tehlikelerin Hristodulidis hükümetini düşündürmesi gerektiğine işaret edildi.

Hristodulidis hükümetini, Güney Kıbrıs’ın bu şekilde (savaşa) dahil edilmesine rıza göstererek ülkeyi, savaşın parçası haline getirmekle suçlayan AKEL, “ABD askeri güçlerine hizmet vermenin ve bu şekilde müdahil olmanın ülke güvenliği için oluşturduğu ve artırdığı tehlikelere duyarlılık göstermeye” çağırdı.

Rum Sözcü Konstantinos Letimbiotis AKEL’in açıklamasına karşılık “içerisinde bulunulan zamanın ne kadar kritik olduğuna” dikkat çekerek bunun, ciddiyet ve aklıselim sahibi olmayı gerektirdiğini söyledi. Son günlerde Ada’da gözlemlenen yabancı ülke askeri kuvvetlerine ait hava ve deniz imkanlarının artan varlığının, bölge ülkelerinden sivillerin tahliyesi maksatlı olduğunu da öne sürdü.

“Ülkemizin insani rolünün uluslararasında tanınması karımızadır.” Diyen Letimbiotis AKEL’den beklentimiz, hemen ülkeye zarar vermeyi hedefleyen yanlış görüşler benimsememesidir. Sorunun değil çözümün parçası olmaya devam ediyoruz, bunu ta uluslararası toplum kabul ediyor.” ifadesini kullandı.

ÜSLERİN VE ALTYAPILARININ ABD’YE KULLANDIRILMASI KIBRIS’I SAVAŞIN PARÇASI YAPIYOR”

Letimbiotis’in bu açıklamasına karşılık yeni bir açıklama yayımlayan AKEL, Hristodulidis hükümetini, İngiliz üslerinin ve Güney’in askeri altyapılarının -bu kadar kritik bir konjonktürde- ABD tarafından yoğun şekilde kullanılmasının ülkeyi, hükümetin dediği gibi barış köprüsü haline mi yoksa savaşın parçası haline mi getirdiği sorusuna cevap vermeye çağırdı.

Gazete ABD Filo komutanlığından yapılan açıklamaya dayanarak 24’üncü Özel Harekat Yetenekli Seferi Deniz Piyade Birimi’ni taşıyan USS Wasp (LHD 1) savaş gemisinin geçen Perşembe gününden beri Limasol Limanı’nda bağlı olduğunu yazdı.

Habere göre aynı açıklamada Güney Kıbrıs’ın Akdeniz’de görev yapan ABD Deniz Kuvvetleri gemilerinin sıklıkla uğradığı bir destinasyon olduğuna dikkat çekildi ve Ağustos 2023’te Arliegh Burke Uss Ramage (DDG 61), Kasım 2023’te 5’inci Filo’ya bağlı Blue Ridge sınıfı USS Mount Whitney (LCC 20), Şubat 2024’te Wasp sınıfı USS Bataan (LHD 5) gemisinin Limasol ve Larnaka limanlarına demirlediği ve 26’ncı Seferi Deniz Piyadelerinin Larnaka’yı üçüncü ziyaretleri olduğu hatırlatıldı.

Gazete birçok ülkenin, Orta Doğu’daki durumun ani tırmanması senaryosu için bölgedeki vatandaşlarının savaş bölgesini terk etmesine yardımcı olmak ve korumak için hazırlık yaptığını yazdı. Rum yönetiminin de böyle bir senaryo için planını hazırladığını ve Lübnan başta olmak üzere, bölgedeki vatandaşlarını tahliye etmek isteyecek ülkeler için ara istasyon rolü oynamaya hazır olduğunu belirtti.

“KANADA, ALMANYA VE İSVEÇ UÇAR VE YÜZER İMKANLARI YANINDA ÖZEL KUVVETLERİ İLE GÜNEY KIBRIS’TA”

Edindiği bilgilere dayanarak şartlar elverirse uygulanacak planın, İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılara başladığı 2023 Ekiminde oluşturulduğunu yazan gazeteye göre ülkeler gerek kendi imkanları gerek başka ülkelerin imkanlarıyla vatandaşlarını Güney Kıbrıs’a taşıyacak, oradan da başka destinasyonlara nakilleri sağlanacak.

Habere göre geçen Ekim ayı sonrasında bazı ülkeler kendi uçar ve yüzer imkanları ile özel kuvvetlerden oluşan personelini “tahliye amaçlı” Güney Kıbrıs’a konuşlandırmıştı. Her ülkenin birimleri “Zinon Koordinasyon Merkezinde” toplanmış ve gelişmeleri takip etmişti. Edinilen bilgiler, halen Kanada, Almanya ve İsveç’in imkan ve personelini Güney Kıbrıs’a taşıdığı ve Rum yönetiminin imkan ve altyapılarını kullanmakta olduğu yolunda.

Rum Sözcü Vekili Yannis Andoniu, Reuters’e yaptığı açıklamada Güney Kıbrıs’ın, -ihtiyaç olması halinde- Orta Doğu’dan AB veya üçüncü ülke vatandaşlarının tahliyesine hazır olduğunu, bunun için daha önce uygulanmış ve denenmiş “Estia Planı”nın devreye sokulacağını, plan çerçevesinde tahliye edilecek kişilere kısa dönem ev sahipliği yapacağını söyledi.  Andoniu sivil tahliyesi gerekmesi olasılığıyla ilgili 10 ülkenin diplomatik misyonları ile iletişim kurduklarını ancak henüz herhangi bir ülkeden resmi yardım başvurusu almadıklarını açıkladı.

Reuters Larnaka’daki koordinasyon bölgesine, gerek duyulması halinde kullanılmak üzere çadırlar kurulduğu bilgisini de aktardı.

Fileleftheros haberi “Kıbrıs Bölge İçin Kavşak… Bölgedeki Kriz Ülkemizin Rolüne Yeniden İşaret Ediyor -Makamlar Teyakkuzda… Amerikan Savaş Gemisi Limasol Limanında” başlığıyla aktardı.

Habere göre Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis “X” platformundan yaptığı paylaşımda ABD Başkanı Joe Biden, Mısır Cumhurbaşknaı El Sisi ve Katar Emiri Şeyh Bin Hamad Al Thani’nin Gazze ile ilgili açıklamalarına tam destek belirterek “şu anda, ateşkes ve esirlerin serbest bırakılmasıyla ilgili bir anlaşma hiç olmadığı kadar kritik.” İfadesini kullandı.

“YANLIŞ İZLENİM  YARATAN HİBRİT SAVAŞ VE YALAN HABER”

Gazete Rum Sözcü Konstantinos Letimbiotis’in “X” platformundaki hesabından İngilizce yaptığı paylaşımla, Güney Kıbrıs’ı bölgedeki krize müdahil eden açıklamalara cevap verdiğini yazdı.

Habere göre ilgili açıklamaları “yanlış izlenim yaratan hibrit savaş ve yalan haber” olarak niteleyen Letimbiotis Güney Kıbrıs’ın askeri operasyonlara ya da herhangi bir çatışmaya müdahil olmadığını, yaptıkları şeyin insani yardım ve sivil tahliyesi ile ilgili olduğunu kaydetti.

Haravgi AKEL’in dünkü açıklamasıyla ilgili haberi manşetten “Yabancı Askeri Güçlerin Ada’da Toplaşması Tehlikelere Gebe… Komşu Bizi , Ateşin Öngörülemez Sonuçlarıyla Yayılmasıyla Tehdit Ediyor… Hristodulidis Hükümeti Amerikan güçlerine Hizmet Vermeye Rıza Göstermesi Bizi Sorunun Parçası Haline Getiriyor” başlık ve spotlarıyla aktardı.

FİSHER: “USS WASP ABD DONANMASININ ANA AMFİBİ SAVAŞ GEMİLERİNDEN BİRİ”

Gazete ABD’nin Güney Kıbrıs’taki Büyükelçisi Julia Fisher’in “X” platformundan yaptığı paylaşımda Güney Kıbrıs’ın Akdeniz’deki ABD savaş gemilerinin sık kullandığı bir destinasyon olduğunun hatırlatarak USS Wasp’ın ziyaretinin, bölge için kritik bir döneme denk gelmesinin önemine işaret ettiğini yazdı.

Habere göre USS Wasp’ın ABD Donanması’nın ana amfibi savaş gemilerinden biri olduğuna işaret eden Fisher, Limasol’a demirlemesinin Güney Kıbrıs-ABD uzun vadeli iş birliği faaliyetlerini destekleme hedefini taşıdığını savundu.  “Ziyaret, ABD’nin ana  ortakları ile bölgesel gerilimleri düşürme çabalarının devam ettiği bir döneme denk geliyor ve krizde vatandaşlara destek vermeye hazırdır.”  ifadesine yer verdi.

RUM SAVUNMA BAKANLIĞI AÇIKLAMASI

Alithia Rum Savunma Bakanlığı’nın son dönemde Güney Kıbrıs’ta gözlemlenen “dost ülke kuvvetlerinin hareketliliği” nedeniyle gelen eleştiriler üzerine açıklama yaptığını yazdı.

Habere göre açıklamada, bu hareketliliğin  “tamamen Güney Kıbrıs’ın insani rolü çerçevesinde, yüksek riskli bölgelerde bulunan üçüncü ülke vatandaşlarının Güney Kıbrıs üzerinden olası tahliyesi ile ilgili olduğu” savunuldu.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Kamuda yetkili 5 sendika Maliye Bakanlığı’nda eyleme gitti: “Game Over” istifa edin

Published

on

KAMUSEN, KTAMS, KTÖS, KTOEÖS ve KAMU-İŞ, ekonomik ve sosyal haklara ilişkin taleplerinin hükümet tarafından reddedildiğini açıkladı. 2008 ve 2011 sonrası kayıplar, vergi adaletsizliği ve hayat pahalılığına yönelik hiçbir adım atılmadığını belirten sendikalar, bugün saat 10.00’da Maliye Bakanlığı önünde eylem düzenledi, eylemin sonunda bakanlık önünde lastik yakıldı.

Kamuda örgütlü beş sendika, ekonomik ve sosyal haklara ilişkin taleplerine olumlu yanıt verilmediği gerekçesiyle Maliye Bakanlığı önünde eylem yaptı.

KAMUSEN, KTAMS, KTÖS, KTOEÖS ve KAMU-İŞ, hükümetin çalışanlara yönelik beklentileri karşılamadığı ve ekonomik koşulların giderek ağırlaştığı gerekçesiyle bugün Maliye Bakanlığı önünde bir araya gelerek protesto düzenledi.

Sendikalar “Yeter” yazılı pankart açtı.

BURAK MAVİŞ: İSTATİSTİK KURUMU VERİLERİNE GÜVENMİYORUZ

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, üzerinde “İstatistik Kurumu” yazılı içinde marul olan bir sepet taşıdı.

İlk konuşmayı yapan KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş, Maliye Bakanlığı önünde yaptığı basın açıklamasında, İstatistik Kurumunun açıkladığı bir aylık Hayat Pahalılığı hesaplamalarının gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığını ve bunun “halktan çalmak” anlamına geldiğini savunarak, kurumun verilerine güvenmediklerini dile getirdi.

Maviş, Türkiye’deki TÜİK’in de Hayat Pahalılığını 0.87 olarak açıklamasının “tesadüf” olduğunu dile getirerek, Türkiye’deki pahalılıkla paralel gidildiğini fakat halkın cebinden çıkanın 0.81 olduğunu kimsenin düşünmediğini ileri sürdü.

İstatistik Kurumunun sepetinde marulun fiyatının düşmesinden dolayı enflasyonun düşmüş gösterildiğini iddia eden Maviş, “Peki, günde üç öğün marul mu yiyoruz?” diye sordu.

Kurumun sepetinde temel gıda maddelerinin bulunmadığını iddia eden Maviş, Kurumun sepetinde yumurta, et, balık ve tavuk gibi temel gıdaların olmadığını söyledi ve haktan ve vatandaştan çalanın da suçu olmadı gerektiğini belirtti.

“İstatistik Kurumu’nun yaptığı hesaplar vicdanımıza sığmıyor. Halktan, vatandaştan, asgari ücretliden çalınıyor. İstatistik Kurumunun verilerine siyaset bulaştı.” ifadelerini kullanan Maviş, Kurumun, ülkenin neresinde ucuzluk olduğunu açıklaması gerektiğini kaydetti.

“VERİLERİ PROTESTO EDİYORUZ”

KTÖS Genel Sekreteri Maviş, konuşmasını sendikanın net tutumunu bildirerek sonlandırdı: “İstatistik Kurumu yaptığı hesaplamaları bir kez daha gözden geçirsin. İnanmadığımız yerde ya yalan vardır ya da ahlaki bir bozulma. Bu noktada, Kurumun hesaplamalarını bir kez daha protesto ediyor ve bundan sonra açıklayacağı rakamlara güvenmiyoruz.”

METİN ATAM: BU GEMİ ARTIK BU LİMANA DAYANDI, KAPTAN DEĞİŞMELİ

Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMUSEN) Başkanı Metin Atam da konuşmasında, Maliye Bakanlığının kendilerinin önerilerine karşı öneri vermesini eleştirerek, “bizi akılsız ve aptal mı zannediyorlar” dedi.

Atam, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına yönelik açıklama yaparak, “ülke yangın yeri” olduğunu ve “gemiyi yönetemeyen kaptanın değişmesi” gerektiğini söyledi.

“Artık bu kadar yolsuzluk, bu kadar hırsızlık yeter” ifadelerini kullanan Atam, “Bu gemi artık bu limana dayandı. Bu kaptan bu gemiyi yönetemiyor. O kaptan değişecek” diyerek, açık bir şekilde hükümet ve üst düzey yöneticilere yönelik eleştirilerini sıraladı.

“ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ”

Atam, yolsuzluk soruşturmalarına değinerek, mali polis teşkilatına teşekkür etti ve “Kimsenin gözünün yaşına bakmayacak. Yolsuzluk, usulsüzlük, hırsızlık hep bunların üzerindedir” dedi.

Koalisyon ortaklarına da seslenen Atam, “Bir tanesi pusulaya yapmış. Her konuda yanımızda olan, cevap veren adam şu an suspus bekliyor. Çünkü çember daraldı arkadaşlar” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında İstatistik Kurumuna da seslenen Atam, “İstatistik Kurumu, yazıklar olsun! Neye göre hesaplıyorsunuz bunları? Herhalde talimat alıyorsunuz” dedi.

Vatandaşın günlük hayatta karşılaştığı zamlara dikkat çeken Atam, “Akaryakıta geçen ay 6 TL zam geldi. Siz 0.81 mi diyorsunuz? Bakın, bu ülkenin hakkını yiyorsunuz, çaldınız çırptınız. Vicdanınız rahtsa göreceğiz” şeklinde konuştu.

“ERKEN SEÇİM ŞART, HALK GEREKEN CEZAYI KESER”

Atam, halkla dalga geçilmemesi gerektiğini dile getirerek, “Bir an evvel erken seçime gidilmesi lazım. Halk istedikten sonra gereken cezayı keser ve kesecek. Çünkü yeter artık! Bizlerden çalıyorlar, vatandaştan çalıyorlar, kurumları peşkeş çektiler. Yazıklar olsun.” ifadelerini kullandı.

AHMET SERDAROĞLU: BU HÜKÜMET ‘GAME OVER’ İSTİFA EDİN

Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu da konuşmasında, sendikaların önerilerini kabul edilmemesinden dolayı burada bulunduklarını kaydetti.

Hükümetin artık gitmesi gerektiğini dile getiren Serdaroğlu, “bunlardan bir şey bekleyen artık ölüden gözyaşı bekler” ifadelerini kullandı.

Toplumun her kesiminin hükümetten rahatsız olduğunu dile getiren Serdaroğlu, hükümet ortaklarına da seslenerek “ ne oldu ya efendiler …hiç mi haberiniz yoktu bunlar olurken” dedi.

Hükümeti ve koalisyon ortaklarını “devekuşu” olmakla suçlayarak son dönemdeki yolsuzluk iddiaları ve görevden almalara tepki gösteren Serdaroğlu, “Bu hükümet Game Over. Bitti. İstifa edin” dedi.

Yaşanan olaylar karşısında tek suçlunun Maliye Bakanı ve Bakanlar Kurulunun her bir bireyi olduğunu dile getiren Serdaroğlu, “bugün bu hükumete baston değneği olanlar da hepsi suçludur ve hepsinin isimleri altın harflerle tarihe yazılması lazım. Çünkü milletin vekili olduklarını unuttular ve sessizliğe büründüler” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığına da seslenen Serdaroğlu, Cumhurbaşkanının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müsteşarının görevden neden alındığını sormasını beklediğini söyledi.

Maliyenin bu kadar zor durumda olduğunun bilinmesine rağmen neden bir müdürden bir müsteşar daha yaratıldığının açıklanması gerektiğini dile getiren Serdaroğlu, “bu atamalar bize ileride külfet olarak gelecek. Hepsi müsteşarlıktan mı emekli olacak…” dedi.”

Ülke yönetiminde artık şeffaflık beklediklerini söyleyen Serdaroğlu, “Sayın cumhurbaşkanım onayladığınızı öğrendik… keşke onaylamasaydın.. keşke sorsaydın” ifadelerini kullandı.

“ÇALIŞMA BAKANLIĞI MÜSTEŞARININ GÖREVDEN ALINMASI TESADÜF DEĞİL”

Serdaroğlu, “Başbakanlık müsteşarı içeri alınmışken, ertesi gün Çalışma Bakanlığı müsteşarının görevden alınması hiç tesadüf değildir. Buna kimse sessiz kalamaz. Bu görevden almanın nedeni açıklanacak” dedi ve Sendika olarak bu atamayı kabul etmediklerini ve şeffaflık beklediklerini kaydetti.

GÜVEN BENGİHAN: MEMLEKET YANIYOR, TEK UMURSAMAYAN BAŞBAKAN VE ORTAKLARI”

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Güven Bengihan, Maliye Bakanlığı önünde yaptığı basın açıklamasında, hükümetin taleplerinin tümüne “ret” verdiğini belirterek, hükümetin yangın yerine döndüğünü söyledi.

Açıklamasına Nazım Hikmet’in “Karanlığa karşı” dizeleriyle başlayan Bengihan, “Bizim memlekette hem emekçiler yanıyor, hem siyaset yerlerde sürünüyor, hem kurumlar yanıp tutuşuyor. Bir tek bundan rahatsız olmayan Başbakan ve ortakları, saz arkadaşları Fikri Ataoğlu ile Erhan Arıklı” ifadelerini kullandı.

Bengihan, son beş yılın, ülke tarihinde görülmemiş bir “rezillik, yalan dolan ve çürümüşlük dönemi” olduğunu savundu. Siyasi ve ahlaki değerlerde çürümüşlük olduğunu ileri süren Bengihan, “hırsızlığın” sıradanlaştığı günlerden geçildiğini iddia etti.

“YOLSUZLUK ALGISINDA 180 ÜLKE ARASINDA 140. SIRADAYIZ”

Bengihan, iddialarını uluslararası bir rapora dayandırarak sözlerine söyle devam etti:

“2024 yılı yolsuzluk algısı raporunda 180 ülke içinde 140. sıradayız. İş insanlarının yüzde 40’ı ‘rüşvet vermeden işlerimiz dönmüyor’ diyor. İzin almak için bakan, bürokrat kapısında iki sene bekleyenler var. Rüşvet, hırsızlık normalleşti. Bu, bu hükümetin yarattığı siyasi ve ahlaki bir çürümedir.”

Bengihan, “Hükümet suçlu değil. Bu hükümeti bize dayatan AKP de suçludur. Teknik ve stratejik dairelere, AKP’lilerden talimat alan müdürler atandı. Bu düzeni onlar kurdular” dedi.

“İSTİFA EDİN, HALK SİZDEN NEFRET EDİYOR”

Hükümete istifa çağrısı yapan Bengihan, “Biraz utanıp istifa edin. İnsanlar size kinleniyor, nefret ediyor. Tarihe nefret ve kin duyulan bir hükümet olarak geçeceksiniz çünkü ahlakımızı, değerlerimizi yok ediyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

Hükümete eleştiri yapan sendikalara, “Rumcu, din düşmanı” gibi yakıştırmalara karışıklık veren Bengihan, “sizin dinci dedikleriniz böyleyse vallahi ben din düşmanı olmayı kabul ederim. Sizin sevdikleriniz ve destekledikleriniz bunları yapıyorsa, ben muhalefet veya ötekileştiren biri olmaya razıyım” şeklinde konuştu.

Bengihan, “artık bitti. Game Over. The End. Buraya kadar” dedi.

Bakanlık çalışanları ve polisler ile kendilerini karşı karşıya getirmeye çalıştıklarını dil getiren Bengihan, “insanlar sizden nefret ediyor. Tarihe kin ve nefret duyulan hükümet olarak geçeceksiniz. Ahlakımızı, değerlerimizi giderek yok ediyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Bakanlık önünde lastik yakacaklarını da söyleyen Bengihan, “üzerimizdeki kara bulut olan hükümeti gönderme” yaptı.

SELMA EYLEM: KUKLALAR TALİMATI YERİNE GETİRMEK İÇİN DAMA TAŞI GİBİ OYNATILIYOR”

Kıbrıs Türk Orta Öğretim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem de yaptığı konuşmada, hükümeti “talimatlarla kuklalar belirlenmiştir. Bu kuklalar talimatları yerine getirmek için dama taşı gibi oynatılıyor” dedi.

Eylem, hükümetin amacının halkı “fakirleştirerek ve cahil bırakarak, diktatörlükle yönetmek” olduğunu öne sürdü.

Sendikaların her yıl aynı taleplerle burada olduğunu dile getiren Eylem, “Özellikle 2008 ve 2011 sonrası, asgari ücretle çalışanlar ve tüm halk yararına talepler ortaya koyuyoruz. Ancak bu hükümet, aldığı talimatlar uyarınca hareket ediyor” dedi.

Eylem, bu talimatların, yerel ve “yeşil sermaye”yi nemalandırmak için ülke kaynaklarını halka değil, sermayeye peşkeş çekmek olduğunu iddia etti.

“SAHTE DİPLOMALILAR MECLİSTE, MÜCADELE EDEN ÖĞRETMENLERE SORUŞTURMA”

Eylem, “Doğum izni gibi maddi boyutu olmayan taleplerimiz bile yapılmıyor. Ancak baktığımızda mecliste, sahtekârlık, rüşvet ve torpille nemalananlar, hiç utanmadan oturuyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık toplumsal meseleler ve eğitim için mücadele eden öğretmenlere soruşturma açıldığını söyleyen Eylem, “2 bin öğretmenden 33’ünü seçip hakkında soruşturma açıyorlar. Amacı bölerek yönetmek. Ama yağma yok, hepimiz buradayız. Mücadeleye hep birlikte devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Maliye Bakanlığını önünde lastik yakıldı.

SENDİKALAR EYLEM ÖNCESİ NE DEMİŞTİ?

Kamuda yetkili beş sendika (KAMUSEN, KTAMS, KTÖS, KTOEÖS, KAMU-İŞ), ekonomik ve sosyal haklara ilişkin taleplerinin hükümet tarafından yok sayıldığını belirterek “Çalışanları köle yapmanıza izin vermeyeceğiz” açıklamasında bulunmuştu. Sendikalar, hükümetin tutumunu protesto etmek için bugün saat 10.00’da Maliye Bakanlığı önünde eylem gerçekleştireceklerini duyurmuştu.

Sendikal platformun açıklamasında, yasa gereği her yıl yapılması gereken toplu görüşmeler için Maliye Bakanı ile uzun süredir girişim yapıldığı ancak sürecin başlatılmadığı ifade edildi. Sendikalar, özellikle 2008 sonrası göreve başlayan kamu çalışanlarının yaşadığı sorunlara ilişkin hükümetle mutabakat sağlandığını ve protokol imzalandığını, ancak verilen sözlerin hayata geçirilmediğini belirtti.

Açıklamada, eşel mobil uygulamasının iki aydan altı aya çıkarılması, hayat pahalılığı hesaplamalarının güncellenmemesi, vergi matrahlarının adaletli bir yapıya kavuşturulmaması, TL’nin değer kaybı, enflasyon ve fahiş fiyat artışlarının çalışanlar üzerinde yarattığı tahribata dikkati çekildi. Bu konularda bir dizi öneri sunulduğu ancak Maliye Bakanlığı ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığı kaydedildi.

Sendikalar, 10 Kasım 2025’te Maliye Bakanlığı Müsteşarı ile yaptıkları teknik toplantıda tüm önerileri sözlü ve yazılı olarak ilettiklerini, önerilerin hükümete götürülüp kısa sürede yanıt verileceğinin söylendiğini hatırlattı.

Açıklamada, UBP-DP-YDP hükümetinin 27 Kasım 2025 tarihli yazılı cevabının “çalışanlarla dalga geçme niteliği taşıdığı” ifade edildi. Sendikalara göre hükümet, önerilen hiçbir maddeye olumlu yaklaşmazken, vergi adaletsizliği, 2008 ve 2011 sonrası kayıplar, hayat pahalılığı etkisi ve kadın çalışanların doğum iznindeki anomaliler gibi konularda da hiçbir düzenleme yapılmayacağını bildirdi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Ülkemizi yolsuzluk, usulsüzlük, kaçakçılık, torpil ve rüşvetle anılır hale getiren; çalışanları yoksulluğa ve açlığa iten bu tutum kabul edilemez. Kamuda yetkili sendikalar olarak, bu vurdumduymaz hükümet anlayışına karşı bugün saat 10.00’da Maliye Bakanlığı önünde olacağız ve protesto ateşine start vereceğiz. Çalışma barışı için hükümet, bir an önce sorumluluklarını yerine getirmelidir.”

Continue Reading

GÜNDEM

Cafer Gürcaferden sert değerlendirme: Çete yapıları sarsılıyor, belgeler elimizde, izleyeceğiz…

Published

on

Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, Kanal T’de katıldığı programda bürokrasideki görevden almalar ve yürütülen soruşturmaları değerlendirdi. Gürcafer, “Sorun bireylerde değil, sistemde. Temiz eller operasyonuna ihtiyaç varsa toplum olarak birlikte ses vermeliyiz” dedi.

Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, bu sabah Kanal T’de yayınlanan Güne Dair programında Nazar Erişkin’in sorularını yanıtladı. Gürcafer, birkaç gün önce dile getirdiği “temiz eller operasyonu” çağrısını yinelerken, son dönemde bürokraside yaşanan görevden almalar ve tutuklamalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Gürcafer, Tahir Serhat’ın görevden alınmasının zamanlamasına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Doğrusu bu zamanlamaya anlam veremiyorum. Evrak, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde hazırlanmıştı. Ersin Bey’in cumhurbaşkanlığı döneminde evrak imzalanmıştı ancak kendisi imzalamadı. Neden görevden alındı, tutuklama olur mu bilmiyorum ama konuya vakıfım.”

EKONOMİK ÖRGÜTLER BU KONUYU HÜKÜMETE İLETMİŞTİ

Ekonomik örgütlerin uzun süredir bürokraside yaşanan sorunları hükümete aktardığını söyleyen Gürcafer, şunları kaydetti:

“Ekonomik örgütlerin başkanları, Başbakan ile görüştü. Bu bürokrattan kaynaklanan sıkıntıları, yaşanan bazı olaylar ile ilgili hoş olmayan davranışları biz gündeme getirmiştik. Son bir yıl içinde birkaç kez dile getirdik.”

Görevden alınan Gardiyanoğlu’nun da polise yönelik şikâyetlerin bulunduğunu söylediğini hatırlatan Gürcafer, “Ersin Bey, ‘Seçimde zarar görürüm’ gerekçesiyle imzalamadı” dedi.

Gürcafer, iş dünyasının ortak görüşünü şöyle aktardı:

“Ekonomiyi ilgilendiren bazı noktalardaki rahatsızlıklarımızı hükümetle paylaştık ve ivedi olarak görevden alınması gerektiğini söyledik. Fakat bekletildi seçim geçsin. Çünkü Tahir Serhat’ın eşi muhtardır, örgüt başkanıdır. Son bize söylenen, bütçeden sonra alınacağıydı. Belli ki başka bir şey oldu.”

“SORUN BİREYLERDE DEĞİL SİSTEMDE”

Gürcafer, sorunun kişisel değil sistemsel olduğunu vurguladı:

“Sorun sistemdedir. Bütünlüklü olarak ele almadığımız, açıkları kapatmadığımız ve sızmaları engellemediğimiz sürece bu devam edecektir. Değişim ile gelecek olan yeni hükümet, sistemi bütünüyle gözden geçirmeli.

İHALE SİSTEMİNE ELEŞTİRİ: “İNİSİYATİF KALKMALI”

İhale komisyonlarına yönelik eleştirilerini yineleyen Gürcafer, şu değerlendirmede bulundu:

“Siz ihale komisyonunda bireylerin inisiyatifini ortadan kaldıracak sistemi kurarsanız bunlar olmaz. Yalnız ben değil, toplumun tüm kesimleri aynı sesi çıkarmalı. Bir temiz eller operasyonuna ihtiyaç varsa buna hepimiz ses vereceğiz.”

“ÜLKEYİ SARAN BİR KİRLENME VAR”

İşçi getirme sistemiyle ilgili de konuşan Gürcafer, detay vermekten kaçınarak şu mesajı verdi:

“Ülkeyi sarmış bir kirlenme vardır. Sisteme, kirlenmeye karşı bir mücadele gerekir. Sistemi sorgulayan bir yapı oluşmalı. İşçi getirme olayını oturup seyretmeyelim; polis soruşturması var. Ben aklanacağımı zaten söyledim, sonuna gelindi.”

“BÜYÜK BİR ÇETE SARSILIYOR”

Gürcafer, mevcut soruşturmaların çete yapılanmalarına uzandığını söyleyerek iddialarını şöyle sürdürdü:

“Kurulan komplonun bir bacağı da Tahir Serhat’tı. Bu hususta birkaç çete var ama bir tanesi çok büyük bir çete ve şu anda sarsılıyor. Elimde ilgili makamlara iletilmiş belgeler vardır.”

Continue Reading

GÜNDEM

Rum Meclisi yatırım yoluyla alınan “Altın pasaport” vatandaşlığını kesin olarak kaldırdı

Published

on

Rum Meclisi, “Kıbrıs Yatırım Programı” kapsamında verilen ve “altın pasaportlar” olarak bilinen yatırım maksatlı vatandaşlığı tamamen sona erdiren yasa tasarısını onayladı. Düzenleme, Avrupa Komisyonu’nun 2020’den beri süren ihlal prosedürünü kapatmayı hedeflerken, Meclis ayrıca Bakanlar Kurulu’na fahri vatandaşlık verme yetkisini genişleten ikinci tasarıyı da ilerletti.

Rum Meclisi’nin, yatırım maksatlı Kıbrıs vatandaşlığı verilmesine son veren yasa tasarısını onayladığı belirtildi.

Haravgi gazetesi “Altın Pasaportlar Başlığı Kesin Olarak Kapandı” başlıklı haberinde, Rum Meclisi’nin, dünkü oturumunda, yatırım aracılığıyla Kıbrıs vatandaşlığının verilmesine kesin son veren yasa tasarısını onayladığını yazdı.

İlgili değişikliğin, gerekli addedildiğini yazan gazete onaylanan yasa tasarısının, Rum Yönetimi’nin, “Kıbrıs Yatırım Programı” ile devam eden ihlal prosedürünün sonlandırılması açısından önemli olduğunu da belirtti.

Gazete haberinde, Avrupa Komisyonu’nun, altın pasaportlar olarak da bilinen yatırım programından kaynaklanan skandallara ilişkin prosedürü 2020 yılından itibaren başlattığını anımsattı.

Gazete haberinde, birçok uyarıya karşın hükümetin, o dönemlerde, özlü olarak tedbir almadığına da dikkati çekti.

Rum Meclisi’nin bunun paralelinde, Bakanlar Kurulu’na fahri vatandaşlıkla “Kıbrıs vatandaşlığı” verme olanağı veren ikinci yasa tasarısını da ileriye götürdüğünü yazan gazete, bu düzenlemenin, 1974 yılında “Türk işgali” sırasında hayatını kaybeden Yunan askerlerinin çocuklarını ve Güney Kıbrıs’ın tanıtımına ve güçlendirilmesine önemli katkılarda bulunan sanat ve kültür dünyasından kişileri ilgilendirdiğini belirtti.

Continue Reading