Connect with us

GÜNDEM

Kamuda yetkili 5 sendika Maliye Bakanlığı’nda eyleme gitti: “Game Over” istifa edin

Published

on

KAMUSEN, KTAMS, KTÖS, KTOEÖS ve KAMU-İŞ, ekonomik ve sosyal haklara ilişkin taleplerinin hükümet tarafından reddedildiğini açıkladı. 2008 ve 2011 sonrası kayıplar, vergi adaletsizliği ve hayat pahalılığına yönelik hiçbir adım atılmadığını belirten sendikalar, bugün saat 10.00’da Maliye Bakanlığı önünde eylem düzenledi, eylemin sonunda bakanlık önünde lastik yakıldı.

Kamuda örgütlü beş sendika, ekonomik ve sosyal haklara ilişkin taleplerine olumlu yanıt verilmediği gerekçesiyle Maliye Bakanlığı önünde eylem yaptı.

KAMUSEN, KTAMS, KTÖS, KTOEÖS ve KAMU-İŞ, hükümetin çalışanlara yönelik beklentileri karşılamadığı ve ekonomik koşulların giderek ağırlaştığı gerekçesiyle bugün Maliye Bakanlığı önünde bir araya gelerek protesto düzenledi.

Sendikalar “Yeter” yazılı pankart açtı.

BURAK MAVİŞ: İSTATİSTİK KURUMU VERİLERİNE GÜVENMİYORUZ

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, üzerinde “İstatistik Kurumu” yazılı içinde marul olan bir sepet taşıdı.

İlk konuşmayı yapan KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş, Maliye Bakanlığı önünde yaptığı basın açıklamasında, İstatistik Kurumunun açıkladığı bir aylık Hayat Pahalılığı hesaplamalarının gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığını ve bunun “halktan çalmak” anlamına geldiğini savunarak, kurumun verilerine güvenmediklerini dile getirdi.

Maviş, Türkiye’deki TÜİK’in de Hayat Pahalılığını 0.87 olarak açıklamasının “tesadüf” olduğunu dile getirerek, Türkiye’deki pahalılıkla paralel gidildiğini fakat halkın cebinden çıkanın 0.81 olduğunu kimsenin düşünmediğini ileri sürdü.

İstatistik Kurumunun sepetinde marulun fiyatının düşmesinden dolayı enflasyonun düşmüş gösterildiğini iddia eden Maviş, “Peki, günde üç öğün marul mu yiyoruz?” diye sordu.

Kurumun sepetinde temel gıda maddelerinin bulunmadığını iddia eden Maviş, Kurumun sepetinde yumurta, et, balık ve tavuk gibi temel gıdaların olmadığını söyledi ve haktan ve vatandaştan çalanın da suçu olmadı gerektiğini belirtti.

“İstatistik Kurumu’nun yaptığı hesaplar vicdanımıza sığmıyor. Halktan, vatandaştan, asgari ücretliden çalınıyor. İstatistik Kurumunun verilerine siyaset bulaştı.” ifadelerini kullanan Maviş, Kurumun, ülkenin neresinde ucuzluk olduğunu açıklaması gerektiğini kaydetti.

“VERİLERİ PROTESTO EDİYORUZ”

KTÖS Genel Sekreteri Maviş, konuşmasını sendikanın net tutumunu bildirerek sonlandırdı: “İstatistik Kurumu yaptığı hesaplamaları bir kez daha gözden geçirsin. İnanmadığımız yerde ya yalan vardır ya da ahlaki bir bozulma. Bu noktada, Kurumun hesaplamalarını bir kez daha protesto ediyor ve bundan sonra açıklayacağı rakamlara güvenmiyoruz.”

METİN ATAM: BU GEMİ ARTIK BU LİMANA DAYANDI, KAPTAN DEĞİŞMELİ

Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMUSEN) Başkanı Metin Atam da konuşmasında, Maliye Bakanlığının kendilerinin önerilerine karşı öneri vermesini eleştirerek, “bizi akılsız ve aptal mı zannediyorlar” dedi.

Atam, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına yönelik açıklama yaparak, “ülke yangın yeri” olduğunu ve “gemiyi yönetemeyen kaptanın değişmesi” gerektiğini söyledi.

“Artık bu kadar yolsuzluk, bu kadar hırsızlık yeter” ifadelerini kullanan Atam, “Bu gemi artık bu limana dayandı. Bu kaptan bu gemiyi yönetemiyor. O kaptan değişecek” diyerek, açık bir şekilde hükümet ve üst düzey yöneticilere yönelik eleştirilerini sıraladı.

“ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ”

Atam, yolsuzluk soruşturmalarına değinerek, mali polis teşkilatına teşekkür etti ve “Kimsenin gözünün yaşına bakmayacak. Yolsuzluk, usulsüzlük, hırsızlık hep bunların üzerindedir” dedi.

Koalisyon ortaklarına da seslenen Atam, “Bir tanesi pusulaya yapmış. Her konuda yanımızda olan, cevap veren adam şu an suspus bekliyor. Çünkü çember daraldı arkadaşlar” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında İstatistik Kurumuna da seslenen Atam, “İstatistik Kurumu, yazıklar olsun! Neye göre hesaplıyorsunuz bunları? Herhalde talimat alıyorsunuz” dedi.

Vatandaşın günlük hayatta karşılaştığı zamlara dikkat çeken Atam, “Akaryakıta geçen ay 6 TL zam geldi. Siz 0.81 mi diyorsunuz? Bakın, bu ülkenin hakkını yiyorsunuz, çaldınız çırptınız. Vicdanınız rahtsa göreceğiz” şeklinde konuştu.

“ERKEN SEÇİM ŞART, HALK GEREKEN CEZAYI KESER”

Atam, halkla dalga geçilmemesi gerektiğini dile getirerek, “Bir an evvel erken seçime gidilmesi lazım. Halk istedikten sonra gereken cezayı keser ve kesecek. Çünkü yeter artık! Bizlerden çalıyorlar, vatandaştan çalıyorlar, kurumları peşkeş çektiler. Yazıklar olsun.” ifadelerini kullandı.

AHMET SERDAROĞLU: BU HÜKÜMET ‘GAME OVER’ İSTİFA EDİN

Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu da konuşmasında, sendikaların önerilerini kabul edilmemesinden dolayı burada bulunduklarını kaydetti.

Hükümetin artık gitmesi gerektiğini dile getiren Serdaroğlu, “bunlardan bir şey bekleyen artık ölüden gözyaşı bekler” ifadelerini kullandı.

Toplumun her kesiminin hükümetten rahatsız olduğunu dile getiren Serdaroğlu, hükümet ortaklarına da seslenerek “ ne oldu ya efendiler …hiç mi haberiniz yoktu bunlar olurken” dedi.

Hükümeti ve koalisyon ortaklarını “devekuşu” olmakla suçlayarak son dönemdeki yolsuzluk iddiaları ve görevden almalara tepki gösteren Serdaroğlu, “Bu hükümet Game Over. Bitti. İstifa edin” dedi.

Yaşanan olaylar karşısında tek suçlunun Maliye Bakanı ve Bakanlar Kurulunun her bir bireyi olduğunu dile getiren Serdaroğlu, “bugün bu hükumete baston değneği olanlar da hepsi suçludur ve hepsinin isimleri altın harflerle tarihe yazılması lazım. Çünkü milletin vekili olduklarını unuttular ve sessizliğe büründüler” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığına da seslenen Serdaroğlu, Cumhurbaşkanının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müsteşarının görevden neden alındığını sormasını beklediğini söyledi.

Maliyenin bu kadar zor durumda olduğunun bilinmesine rağmen neden bir müdürden bir müsteşar daha yaratıldığının açıklanması gerektiğini dile getiren Serdaroğlu, “bu atamalar bize ileride külfet olarak gelecek. Hepsi müsteşarlıktan mı emekli olacak…” dedi.”

Ülke yönetiminde artık şeffaflık beklediklerini söyleyen Serdaroğlu, “Sayın cumhurbaşkanım onayladığınızı öğrendik… keşke onaylamasaydın.. keşke sorsaydın” ifadelerini kullandı.

“ÇALIŞMA BAKANLIĞI MÜSTEŞARININ GÖREVDEN ALINMASI TESADÜF DEĞİL”

Serdaroğlu, “Başbakanlık müsteşarı içeri alınmışken, ertesi gün Çalışma Bakanlığı müsteşarının görevden alınması hiç tesadüf değildir. Buna kimse sessiz kalamaz. Bu görevden almanın nedeni açıklanacak” dedi ve Sendika olarak bu atamayı kabul etmediklerini ve şeffaflık beklediklerini kaydetti.

GÜVEN BENGİHAN: MEMLEKET YANIYOR, TEK UMURSAMAYAN BAŞBAKAN VE ORTAKLARI”

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Güven Bengihan, Maliye Bakanlığı önünde yaptığı basın açıklamasında, hükümetin taleplerinin tümüne “ret” verdiğini belirterek, hükümetin yangın yerine döndüğünü söyledi.

Açıklamasına Nazım Hikmet’in “Karanlığa karşı” dizeleriyle başlayan Bengihan, “Bizim memlekette hem emekçiler yanıyor, hem siyaset yerlerde sürünüyor, hem kurumlar yanıp tutuşuyor. Bir tek bundan rahatsız olmayan Başbakan ve ortakları, saz arkadaşları Fikri Ataoğlu ile Erhan Arıklı” ifadelerini kullandı.

Bengihan, son beş yılın, ülke tarihinde görülmemiş bir “rezillik, yalan dolan ve çürümüşlük dönemi” olduğunu savundu. Siyasi ve ahlaki değerlerde çürümüşlük olduğunu ileri süren Bengihan, “hırsızlığın” sıradanlaştığı günlerden geçildiğini iddia etti.

“YOLSUZLUK ALGISINDA 180 ÜLKE ARASINDA 140. SIRADAYIZ”

Bengihan, iddialarını uluslararası bir rapora dayandırarak sözlerine söyle devam etti:

“2024 yılı yolsuzluk algısı raporunda 180 ülke içinde 140. sıradayız. İş insanlarının yüzde 40’ı ‘rüşvet vermeden işlerimiz dönmüyor’ diyor. İzin almak için bakan, bürokrat kapısında iki sene bekleyenler var. Rüşvet, hırsızlık normalleşti. Bu, bu hükümetin yarattığı siyasi ve ahlaki bir çürümedir.”

Bengihan, “Hükümet suçlu değil. Bu hükümeti bize dayatan AKP de suçludur. Teknik ve stratejik dairelere, AKP’lilerden talimat alan müdürler atandı. Bu düzeni onlar kurdular” dedi.

“İSTİFA EDİN, HALK SİZDEN NEFRET EDİYOR”

Hükümete istifa çağrısı yapan Bengihan, “Biraz utanıp istifa edin. İnsanlar size kinleniyor, nefret ediyor. Tarihe nefret ve kin duyulan bir hükümet olarak geçeceksiniz çünkü ahlakımızı, değerlerimizi yok ediyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

Hükümete eleştiri yapan sendikalara, “Rumcu, din düşmanı” gibi yakıştırmalara karışıklık veren Bengihan, “sizin dinci dedikleriniz böyleyse vallahi ben din düşmanı olmayı kabul ederim. Sizin sevdikleriniz ve destekledikleriniz bunları yapıyorsa, ben muhalefet veya ötekileştiren biri olmaya razıyım” şeklinde konuştu.

Bengihan, “artık bitti. Game Over. The End. Buraya kadar” dedi.

Bakanlık çalışanları ve polisler ile kendilerini karşı karşıya getirmeye çalıştıklarını dil getiren Bengihan, “insanlar sizden nefret ediyor. Tarihe kin ve nefret duyulan hükümet olarak geçeceksiniz. Ahlakımızı, değerlerimizi giderek yok ediyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Bakanlık önünde lastik yakacaklarını da söyleyen Bengihan, “üzerimizdeki kara bulut olan hükümeti gönderme” yaptı.

SELMA EYLEM: KUKLALAR TALİMATI YERİNE GETİRMEK İÇİN DAMA TAŞI GİBİ OYNATILIYOR”

Kıbrıs Türk Orta Öğretim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem de yaptığı konuşmada, hükümeti “talimatlarla kuklalar belirlenmiştir. Bu kuklalar talimatları yerine getirmek için dama taşı gibi oynatılıyor” dedi.

Eylem, hükümetin amacının halkı “fakirleştirerek ve cahil bırakarak, diktatörlükle yönetmek” olduğunu öne sürdü.

Sendikaların her yıl aynı taleplerle burada olduğunu dile getiren Eylem, “Özellikle 2008 ve 2011 sonrası, asgari ücretle çalışanlar ve tüm halk yararına talepler ortaya koyuyoruz. Ancak bu hükümet, aldığı talimatlar uyarınca hareket ediyor” dedi.

Eylem, bu talimatların, yerel ve “yeşil sermaye”yi nemalandırmak için ülke kaynaklarını halka değil, sermayeye peşkeş çekmek olduğunu iddia etti.

“SAHTE DİPLOMALILAR MECLİSTE, MÜCADELE EDEN ÖĞRETMENLERE SORUŞTURMA”

Eylem, “Doğum izni gibi maddi boyutu olmayan taleplerimiz bile yapılmıyor. Ancak baktığımızda mecliste, sahtekârlık, rüşvet ve torpille nemalananlar, hiç utanmadan oturuyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık toplumsal meseleler ve eğitim için mücadele eden öğretmenlere soruşturma açıldığını söyleyen Eylem, “2 bin öğretmenden 33’ünü seçip hakkında soruşturma açıyorlar. Amacı bölerek yönetmek. Ama yağma yok, hepimiz buradayız. Mücadeleye hep birlikte devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Maliye Bakanlığını önünde lastik yakıldı.

SENDİKALAR EYLEM ÖNCESİ NE DEMİŞTİ?

Kamuda yetkili beş sendika (KAMUSEN, KTAMS, KTÖS, KTOEÖS, KAMU-İŞ), ekonomik ve sosyal haklara ilişkin taleplerinin hükümet tarafından yok sayıldığını belirterek “Çalışanları köle yapmanıza izin vermeyeceğiz” açıklamasında bulunmuştu. Sendikalar, hükümetin tutumunu protesto etmek için bugün saat 10.00’da Maliye Bakanlığı önünde eylem gerçekleştireceklerini duyurmuştu.

Sendikal platformun açıklamasında, yasa gereği her yıl yapılması gereken toplu görüşmeler için Maliye Bakanı ile uzun süredir girişim yapıldığı ancak sürecin başlatılmadığı ifade edildi. Sendikalar, özellikle 2008 sonrası göreve başlayan kamu çalışanlarının yaşadığı sorunlara ilişkin hükümetle mutabakat sağlandığını ve protokol imzalandığını, ancak verilen sözlerin hayata geçirilmediğini belirtti.

Açıklamada, eşel mobil uygulamasının iki aydan altı aya çıkarılması, hayat pahalılığı hesaplamalarının güncellenmemesi, vergi matrahlarının adaletli bir yapıya kavuşturulmaması, TL’nin değer kaybı, enflasyon ve fahiş fiyat artışlarının çalışanlar üzerinde yarattığı tahribata dikkati çekildi. Bu konularda bir dizi öneri sunulduğu ancak Maliye Bakanlığı ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığı kaydedildi.

Sendikalar, 10 Kasım 2025’te Maliye Bakanlığı Müsteşarı ile yaptıkları teknik toplantıda tüm önerileri sözlü ve yazılı olarak ilettiklerini, önerilerin hükümete götürülüp kısa sürede yanıt verileceğinin söylendiğini hatırlattı.

Açıklamada, UBP-DP-YDP hükümetinin 27 Kasım 2025 tarihli yazılı cevabının “çalışanlarla dalga geçme niteliği taşıdığı” ifade edildi. Sendikalara göre hükümet, önerilen hiçbir maddeye olumlu yaklaşmazken, vergi adaletsizliği, 2008 ve 2011 sonrası kayıplar, hayat pahalılığı etkisi ve kadın çalışanların doğum iznindeki anomaliler gibi konularda da hiçbir düzenleme yapılmayacağını bildirdi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Ülkemizi yolsuzluk, usulsüzlük, kaçakçılık, torpil ve rüşvetle anılır hale getiren; çalışanları yoksulluğa ve açlığa iten bu tutum kabul edilemez. Kamuda yetkili sendikalar olarak, bu vurdumduymaz hükümet anlayışına karşı bugün saat 10.00’da Maliye Bakanlığı önünde olacağız ve protesto ateşine start vereceğiz. Çalışma barışı için hükümet, bir an önce sorumluluklarını yerine getirmelidir.”

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Rum basını: Larnaka ve Limasol sahillerinde mülkiyet yabancıların eline geçiyor

Published

on

Güney Kıbrıs’ta Larnaka ve Limasol sahil kesimlerinin büyük bölümünün, üçüncü ülke vatandaşlarının kontrolüne geçtiği; yasa dışı emlakçılık faaliyetleriyle arazi, arsa ve çok sayıda binanın el değiştirdiği bildirildi.

  • Larnaka ve Limasol sahil şeridinin büyük bölümü yabancıların eline geçti

Larnaka ve Limasol sahil kesimlerinin büyük bölümünün, üstü örtülü şekilde emlak şirketlerini de yöneten üçüncü ülke vatandaşlarının eline geçtiği ve yurt dışında masa altından satış anlaşmalarının yapıldığı yasa dışı emlakçılığın da yoğun olduğu haber verildi.

Fileleftheros Güney Kıbrıs’ta gayrimenkul satışıyla uğraşan yabancı uyrukluların yerli iş adamlarından yardım aldığını, bazı yabancıların da çeşitli projelerin vb yöneticisi kisvesi altında kaymakamlıklara giderek gayrimenkul satış işlemlerini yapmakta olduğunu yazdı.

Habere göre AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu Rum Meclisi içişleri Komitesi’nde yaptığı konuşmada, Larnaka sahil kesiminin batısında büyük araziler satıldığına dikkat çekti. Komite Başkanı Aristos Damianu Larnaka sahilinde, Dikelya’ya kadar, daha önce rafineri bulunan büyük ölçekteki arazinin, Limasol’da da Lady’s Mile’e doğru sahil bölgesinin el değiştirdiğini açıkladı.

Anılan bölgelerde yabancı uyrukluların yalnız arazi ve arsa değil hastaneden otele kadar birçok binayı satın aldığı bilgisi de verilen haberde, işletme satın alımlarının şehir içine kadar yayıldığına dikkat çekildi.

Continue Reading

GÜNDEM

İncirli, TEPAV konferansında konuştu: KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli

Published

on

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, TEPAV’da düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” konferansında yaptığı konuşmada, Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle Kıbrıs siyasetinde kapsayıcılık ve uzlaşı kültürüne dayalı yeni bir dönemin başladığını belirterek, Kıbrıs’ta kalıcı barış ve bölgesel istikrar için kapsamlı çözümün tek gerçekçi yol olduğunu vurguladı.

  • İncirli: CTP, kapsayıcı siyaset ve uzlaşı kültürüyle ilerliyor
  • “Kıbrıs’ta kalıcı barış ve bölgesel istikrar için kapsamlı bir çözüm tek gerçekçi yoldur”
  • Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle Kıbrıs sorununda yeni bir umut doğdu”
  • “KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) bünyesinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” başlıklı konferansta konuşma yaptı. Akademisyenler, diplomatlar ve siyasetçilerin katıldığı konferansta konuşan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirliTufan Erhürman’ın seçilmesiyle, Kıbrıs siyasetinde yaşanan dönüşüme dikkat çekti ve yeni dönemin ilkelerini “kapsayıcılık ve uzlaşı kültürü” olarak tanımladı. İncirli,” Toplumun tümünü kucaklayan, kapsayıcı siyaset hedefleyen, sorunlara tam bir uzlaşı kültürü içerisinde çözümler arayan yeni bir siyasi anlayış var. Biz de CTP olarak bu siyasi anlayışı devam ettiren bir eksen içerisinde ilerliyoruz” dedi.

Dün akşam TEPAV ev sahipliğinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” konferansının moderatörlüğünü, TEPAV AB Çalışmaları Merkezi Direktörü Nilgün Arısan Eralp üstlenerek açılış konuşmasını yaptı. Eralp, CTP Genel Başkanı İncirli’nin özgeçmişinden bahsetti ve ardından sözü İncirli’ye bıraktı.

Konuşmasına Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin kuruluşundan ve temel değerlerinden bahsederek başlayan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, partinin buğday başağı sembolünün Kıbrıs Türk halkının kimliğini, varlığını, refahı ve sosyal adaleti temsil ettiğini söyledi. İncirli, CTP’nin kişi hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, barışı, ekonomik kalkınmayı ve Avrupa Birliği değerlerini savunan; eşitlikçi, emeğe saygılı, çevreye duyarlı demokratik sol bir kitle partisi olduğunu ifade etti. Cumhuriyet Meclisi’ndeki kadın milletvekili oranının yüzde 22 olduğuna dikkat çeken İncirli, siyasette kadın temsiliyetinin artırılmasının önemine de dikkat çekti.

“KIBRIS’TA, YENİ BİR SİYASİ ANLAYIŞLA YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI”

İncirli, Kıbrıs sorununda müzakeresiz geçen tek dönem, yerinde sayan güven artırıcı önlemler ve tamamen tıkanmış çözüm sürecinin yanı sıra adadaki ekonomik kriz, mülkiyet krizi, güvenlik krizi, gençlerin göçü, yolsuzluklar ve kamusal hizmetlerde çöküşle birlikte sorunların derinleştiğini ifade ederek 19 Ekim’deki Cumhurbaşkanlığı seçimiyle beraber Kıbrıs’ta, yeni bir siyasi anlayışla yeni bir dönemin başladığını kaydetti. CTP’nin adayı Tufan Erhürman’ın yüzde 63 oyla, üç iktidar partisine karşı tarihi bir farkla Cumhurbaşkanı seçildiğini anımsatan İncirli, Kıbrıslı Türklerin Türkiye’deki anketleri yanılttığını dile getirerek 19 Ekim akşamı Kızılbaş Meydanı’nda ortaya çıkan eşitlik ve kardeşlik cephesinin; kucaklayıcı, kapsayıcı, saygın ve ciddi bir duruşu temsil ettiğini sözlerine ekledi.

“KIBRIS’TA KALICI BARIŞ VE BÖLGESEL İSTİKRAR İÇİN KAPSAMLI BİR ÇÖZÜM, TEK GERÇEKÇİ YOL”

Konuşmasının devamında, Kıbrıs sorunuyla ilgili tarihi süreci aktaran İncirli, Kıbrıs sorunun 1963’te iki toplum arasında başlayan siyasi bir sorun olmanın ötesinde; uluslararası hukuk, bölgesel güvenlik ve Doğu Akdeniz’de şekillenen yeni jeopolitik dengelerle doğrudan bağlantılı, çok katmanlı ve çok boyutlu bir mesele haline geldiğine dikkat çekti. İncirli, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin 1959 Zürih Anlaşmalarının ortaklık ruhuna, özden gelen siyasal eşitlik ilkelerine dayalı, ortak egemenliğin paylaşılacağı, iki bölgeli ve iki toplumlu federal çözüm modeline olan bağlı bir siyasal parti olduğunu ifade ederek Kıbrıs’ta kalıcı barış, istikrar ve uluslararası entegrasyonun yegane gerçekçi yolunun kapsamlı çözümden geçtiğini vurguladı.

“KIBRISLI TÜRKERİN GELECEĞİ, KIBRISLI RUMLARIN İNSAFINA BIRAKILAMAZ”

2004 Annan Planı referandumlarına değinen İncirli, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65 “evet” oyu ile güçlü bir çözüm iradesi ortaya koyduğunu, buna karşın Kıbrıslı Rumların yüzde 75 “hayır” dediğini hatırlattı. Bu sürecin ardından Mali Yardım Tüzüğü, Yeşil Hat Tüzüğü ve Taşınmaz Mal Komisyonu gibi mekanizmaların hayata geçtiğini ifade etti. 2017 Crans-Montana Konferansı’na kadar sürdürülen müzakerelerde büyük oranda yakınlaşmalar sağlandığını belirten İncirli, Rum liderliğinin masayı terk etmesiyle sürecin çöktüğünü, statükonun daha da yerleştiğini söyledi ve Kıbrıslı Türklerin geleceğinin Kıbrıslı Rumların insafına bırakılamayacağını vurguladı.

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs sorununda çözüm sürecinin neden tıkandığının “suçlama oyunu” yapılmadan dürüstçe analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekerek uluslararası aktörlerin gereken önceliği vermemesi, proaktif rol almaması ve taraflar arasında eş zamanlı, samimi siyasi iradenin ortaya konmamasının temel nedenler arasında olduğunu kaydetti. Ucu açık ve süresiz müzakere süreçlerinin Kıbrıs’ta defalarca denendiğini ve her seferinde hayal kırıklığı yarattığını söyleyen İncirli, Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle birlikte yeni bir umut doğduğunu belirtti. İncirli, siyasi eşitliğin pazarlık konusu yapılamayacağını belirterek sürecin sonuç odaklı, geri dönüşü olmayan ve takvime bağlı yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Müzakere süreci yine çökerse en başa dönülmemesi gerektiğini de belirten İncirli, hepsinin BM raporunda olduğunu söyledi ve BM’nin kendi sözlerine sahip çıkmasını bekliyoruz dedi.

“SİYASİ ANLAŞMA İÇİN EŞ ZAMANLI SİYASİ İRADEYE İHTİYACIMIZ VAR”

“Siyasi anlaşma için eş zamanlı siyasi iradeye ihtiyacımız var diyen İncirli, sadece Kıbrıslı liderlerin değil, Garantör ülkelerin, uluslararası aktörlerin de ortak çıkarlar odağında, eş zamanlı olarak aynı yönde hareket etmeleri gerektiğini kaydetti. Güven artırıcı önlemlerin ise kapsamlı çözümün alternatifi değil, ancak çözüm yolunda son derece önemli olduğuna dikkat çeken İncirli; Kapalı Maraş’ın BM kararları çerçevesinde ele alınması, Yeşil Hat üzerinde yeni geçiş noktalarının açılması, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkı ve iki toplumlu iş birliğinin önemine değindi.

Sıla Usar İncirli, Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik ve jeopolitik dengelerin hızla değiştiğini belirterek, dışlayıcı değil kapsayıcı bir anlayışla kurulacak bölgesel ittifakların Kıbrıs’ta barış sürecine olumlu katkı yapacağını ifade etti ve enerji güvenliğinin bölgesel istikrarla, bölgesel istikrarın ise Kıbrıs’ta kapsamlı çözümle mümkün olacağını vurguladı. İncirli, egemenlik haklarımız çerçevesinde Kıbrıs Türk toplumunun Ada genelinde ve deniz yetki alanlarındaki hakları olduğunu da sözlerine ekledi.

“KKKTC-TC MALİ VE İKTİSADİ İŞBİRLİĞİ PROTOKOLLERİ DAHA ETKİN YÖNETİLMELİ”

Son olarak konuşmasında iç siyasete de değinen İncirli, TEPAV’ın daha önce yaptığı tespitlere atıfta bulunarak, KKTC kamu yönetiminde politika oluşturma, uygulama ve denetleme kapasitesinin yetersiz olduğunu; kamu hizmetlerinde erişim ve kalite sorunları yaşandığını belirtti. Ülkede karamsarlık ve belirsizliğin hâkim olduğunu ifade eden İncirli, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, artan bütçe açıkları, borç yükü, yolsuzluk iddiaları, liyakatsiz atamalar, artan suç oranları ve kamusal hizmetlerdeki çöküşün derin bir siyasi, ekonomik ve toplumsal kriz yarattığını ve bunların sonucunda da vatandaşın devlete olan güveninin sarsıldığına dikkat çekti.

İncirli, ne yapılması gerektiğiyle ilgili kayıt dışılıkla mücadele ve nüfus sayımının önemini vurgulayarak orta vadeli planlama ve KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokollerinin daha etkin yönetilmesi gerektiğini söyledi. İncirli, “Orta Vadeli Program (OVP) zeminin güncellenmesi, ortak siyasi irade öncesinde KKTC teknik heyetinin katılımı ve yerel unsurlara dayalı çalışmalarına özel bir önem atfediyoruz” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin sunumun ardından soru cevap kısmına geçildi. İncirli, katılımcıların sorularını özenle cevaplayarak teşekkürlerini sundu ve konferans tamamlandı.

Continue Reading

GÜNDEM

Sağlıkta 2025’te 1,6 milyon muayene, 32 bin müdahale

Published

on

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, basınla buluşmasında 2025 yılı boyunca 1 milyon 647 bin 858 muayene yapıldığını, hastanelerde 32 bin 628 ameliyat ve müdahalenin gerçekleştirildiğini açıkladı. Dinçyürek, robotik tedaviler ve yapay zekanın sağlıkta kullanımına da başlandığına vurgu yaptı.

Sağlık Bakanlığı, yürüttüğü yatırımlar ve hizmetlerle sağlık altyapısını adım adım yeniden şekillendiriyor. Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, bakanlığın icraatlarını basınla bir araya geldiği toplantıda kamuoyuyla paylaştı.

Dinçyürek’in açıklamalarına göre, Lefkoşa’daki hastane binasının 2027 yılının sonunda tamamlanması hedeflenirken, Girne’deki hastane binası inşaat sürecini tamamladı. Girne’de şu anda cihazların yerleştirilmesi aşamasına gelindi. İhale sürecinin devam ettiğini belirten Dinçyürek, bir ay içerisinde cihazların gelmesi ve hastanenin açılmasının hedeflendiğini söyledi. Dört ilçede eş zamanlı olarak hastane projelerinin sürdüğünü ifade eden Dinçyürek, tüm bu süreçlerde yoğun bir çalışma yürütüldüğünü vurguladı.

Müteahhit tarafından 15 Kasım için taahhüt verilen projelerde, sonrasında ortaya çıkan ek işler nedeniyle bazı gecikmeler yaşandığını dile getiren Dinçyürek, Güzelyurt Hastanesi’nin de bu süreçte tamamlanmasının planlandığını aktardı. Pamuklu Hastanesi için ise turizm yatırım alanının yanında yer alan binanın 2026 yılı sonunda bitirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Sağlık alanındaki teknolojik gelişmelere de değinen Dinçyürek, yapay kalp ameliyatlarının ülkede başarıyla gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu ameliyatlar sayesinde 22 yaşındaki bir gencin hayata tutunduğunu belirten Dinçyürek, ileri tıp uygulamalarının kamu hastanelerinde uygulanabilir hale geldiğine dikkat çekti.

İnsan kaynağına yönelik planlamalar hakkında da bilgi veren Dinçyürek, hâlihazırda zorunlu eğitimde bulunan 200 genç uzman hekimin eğitimlerini tamamladıktan sonra ülkelerine dönerek sağlık sistemine kazandırılacağını söyledi.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikler arasında yer aldığını vurgulayan Dinçyürek, Maraş, Lapta ve Değirmenlik sağlık ocaklarının hizmete açıldığını hatırlattı. “Dünyada bütün hastanelerin üçüncü basamak olduğu bir örnek yoktur” diyen Dinçyürek, temel sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.

Acil sağlık hizmetlerine yönelik yatırımlar kapsamında tam donanımlı 16 yeni ambulansın hizmete alındığını, dört ambulansın daha alınacağını açıklayan Dinçyürek, acil müdahale kapasitesinin güçlendirildiğini belirtti.

Basın toplantısında paylaşılan verilere göre, 2025 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı bünyesinde yapılan muayene sayısı 1 milyon 647 bin 858 olarak kayıtlara geçti. Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi’ne bağlı hastanelerde aynı yıl içerisinde gerçekleştirilen ameliyat ve müdahale sayısı ise 32 bin 628 oldu.

Aynı dönemde Dipkarpaz, Yenierenköy, Mehmetçik, Geçitkale, Vadili, Serdarlı, İnönü, Güzelyurt, Beyarmudu, Akdoğan ve Tatlısu sağlık merkezleri ile Esentepe, Karaağaç, Gaziköy, Dörtyol ve Lefke sağlık odalarında tamir, tadilat veya yeni yapım çalışmaları gerçekleştirildi.

Teknolojik yatırımlar kapsamında zor entübasyon setleri hizmete alınırken, robotik tedaviler ve yapay zekânın sağlıkta kullanımı da hayata geçirildi. Bakan Dinçyürek, altyapıdan insan gücüne, teknolojiden acil sağlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalarla sağlık sisteminin güçlendirilmeye devam ettiğini vurguladı.

Continue Reading