Connect with us

SAĞLIK

Düzenli egzersiz yapmak cilde faydalı: Yaşlanmayı geciktiriyor

Published

on

Cildimiz; tükettiğimiz besinlerden, stres ve uyku durumumuza kadar her şeye tepki gösterir. Çoğumuzun isteği her zaman sağlıklı ve parlak bir cilde sahip olmaktır. Uzm. Dr. Ayşegül Alpay, “Cilt bakım ürünleri, canlı ve parlak bir cilde ulaşmaya yardımcı olsa da cilt sağlığını korumanın en doğal ve etkili yollarından biri düzenli egzersiz yapmaktır. Egzersiz sırasında kan dolaşımının artmasıyla dokular beslenir, toksinler temizlenir. Düzenli spor, cildin kolajen üretimini artırır ve yaşlanmayı geciktirir” dedi.

Cildimiz, genel sağlığımızın bir yansımasıdır. Günlük yaşamda egzersize yarım saat ayırmak bile, genel sağlığımız için olduğu kadar cilt sağlığımız için de çok faydalıdır. Parlak, genç, sıkı ve lekesiz bir cildin yanı sıra sağlıklı saç ve tırnaklara ulaşmada düzenli spor yapmanın büyük faydası olduğunu söyleyen Dermatoloji Uzm. Dr. Ayşegül Alpay, şunları söyledi: “Egzersizin cildimiz için en önemli faydalarından biri kan dolaşımının artması ve hızlanmasıdır. Doğal olarak vücudumuzdaki tüm organlar gibi cildimize de daha fazla kan pompalanır, bu da dokuların daha iyi beslenmesi ve oksijenlenmesini sağlar. Biriken zararlı maddeler, yani toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Düzenli egzersiz; cildin canlı, parlak, genç ve diri görünmesinde, saç ve tırnakların daha canlı ve dayanıklı olmasında etkilidir” dedi.

TERLEMEK, CİLTTEKİ YAĞI VE KİRİ TEMİZLER

Egzersiz sırasında terlemenin doğal bir temizleyici görevi görerek, gözeneklerdeki kiri ve yağı temizlemeye yardımcı olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Ayşegül Alpay, şu bilgileri verdi: “Bu temizleme etkisi, cildin taze görünmesini sağlayarak sivilce riskini azaltabilir. Ancak egzersizden sonra cildi düzgün bir şekilde temizlemek şarttır. Egzersiz; ciltte sebum [yağ] üretimini arttıran, gözeneklerin tıkanması ve komedon oluşumunu takiben sivilceleri arttıran ve cilt kalitesini bozan testosteron ve kortizol gibi hormonların seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Cilt sağlığı ve sivilce oluşumunda etkili bir diğer hormon olan insülin hormonunun düzeyinin azalmasında da etkilidir. Böylece sivilce tedavisinin daha etkili olmasını sağlar.”

ENDORFİN SALINIMINI TETİKLER

Stresin cilt üzerinde de önemli negatif etkileri vardır. Yüksek stres seviyeleri sivilce, egzama, sedef gibi cilt rahatsızlıklarını kötüleştirebilir. Egzersiz, doğal ruh halini iyileştiren endorfin salınımını tetiklediği için daha sağlıklı bir cilde ulaşmaya yardımcı olabilir.

DÜZENLİ SPOR, KOLAJEN ÜRETİMİNİ ARTIRARAK YAŞLANMAYO GECİKTİRİR

Kolajenin; cildin elastikiyeti ve sıkılığını korumada çok önemli rol oynayan bir protein olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ayşegül Alpay, “İlerleyen yaş, stres, kötü beslenme, sigara gibi nedenlerle zamanla kolajen üretimi azalarak kırışıklıkların ve ince çizgilerin oluşmasına yol açar. Düzenli egzersiz, cilde ulaşan kan akımının artması, toksinlerin daha iyi temizlenmesi, stres hormonlarının salgılanmasının azalması gibi etkilerle kolajen üretimini teşvik ederek cildinizin daha genç görünümünü korumasına yardımcı olur. Yaşlanma sürecini tamamen durdurmasa da kesinlikle yavaşlatmaktadır” diye konuştu.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

Beklenen yaşam süresi küresel çapta 4,5 yıl artacak

Published

on

Bilim insanları dünya genelinde beklenen yaşam süresinin, 2022’yle 2050 arasında neredeyse 5 yıl artacağını tespit etti.

Kadınların beklenen yaşam süresinin 76,2 yıldan 80,5’e, erkeklerinse 71,1’den 76’ya çıkacağı tahmin ediliyor. Cinsiyetten bağımsız tahminlere göreyse bu süre zarfında 4,5 yıllık bir artış yaşanarak 73,6’dan 78,1 yıla çıkılacak.

204 ülkedeki risk faktörlerinin incelendiği 2021 Küresel Hastalık Yükü Çalışması’nın bulgularına dayanan yeni araştırmada, en yüksek artışın beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu yerlerde görüleceği belirtiliyor. Bu tahmine göre ülkeler arasındaki beklenen yaşam süresi farkı azalacak.

Hakemli dergi The Lancet’ta yayımlanan araştırmanın yazarlarından Dr. Chris Murray “Beklenen yaşam süresindeki genel artışa ek olarak beklenen yaşam süresi eşitsizliğinin coğrafyalar arasında azalacağını tespit ettik” diyerek şöyle ekliyor:

Bu, en yüksek ve en düşük gelirli bölgeler arasındaki sağlık eşitsizlikleri devam etse de aradaki farkın kapandığına işaret ederken en büyük artış Sahra Altı Afrika’da bekleniyor.

Bilim insanları küresel çaptaki bu artışın büyük ölçüde kardiyovasküler hastalıklar, COVID-19 ve bir dizi bulaşıcı hastalığı önleme ve etkisini azaltmaya yönelik halk sağlığı uygulamalarından kaynaklandığını belirtiyor.

Sağlıklı geçen yıllar azalacak

Yeni araştırmanın önemli bulgularından biri de beklenen yaşam süresi artmasına karşın bu yılların sağlıklı bir şekilde geçmeyecek olması. Küresel ölçekteki sağlıklı yaşam süresi 2022’den 2050’ye kadar 64,8 yıldan 67,4’e çıkarak sadece 2,6’lık bir artış gösterecek. Bu artış beklenen yaşam süresinin neredeyse yarısına denk düşüyor.

Kardiyovasküler hastalıklar, kanser ve diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar ve bunlara bağlı risk faktörlerinin, gelecek neslin hastalık yükü üzerinde en büyük etkiyi yaratacağı kaydedildi. Hastalık yükü, bir sağlık probleminin bir toplum üzerindeki etkisini ifade ediyor.

Araştırmaya göre yüksek tansiyon ve kan şekeri gibi metabolik risk faktörleriyle ilişkili hastalık veya erken ölüm nedeniyle kaybedilen toplam yıl sayısı da 2000’den bu yana yüzde 49,4 arttı.

Sağlık Ölçütleri ve Değerlendirme Enstitüsü (IHME) Direktörü Dr. Murray küresel hastalık yükünün azaltılmasında politikaların önemine değinerek şöyle belirtiyor:

Yüksek kan şekeri, yüksek vücut kitle endeksi ve yüksek tansiyon gibi özellikle davranış ve yaşam tarzına bağlı etkenler başta olmak üzere, metabolik ve beslenmeyle ilgili bu artan risk faktörlerinin önüne geçerek küresel sağlığın geleceğini etkileme açısından önümüzde muazzam bir fırsat var. 

Continue Reading

SAĞLIK

Elektronik sigara kullanan gençlerin idrarında uranyum ve kurşun bulundu

Published

on

Yapılan bir araştırmaya göre, gün boyunca düzenli olarak elektronik sigara içen gençler, vücutlarını potansiyel olarak toksik metallere maruz bırakıyor olabilir.

Nebraska Üniversitesi’nden araştırmacılar elektronik sigaranın gençler üzerindekini etkisini inceleyen bir çalışma yaptı.

Çalışmada günde en az sekiz kez e-sigara kullandığını bildiren 13 ila 17 yaş arasındaki gençler kullanıldı.

Araştırma sonucunda düzenli olarak elektornik sigara kullanan gençlerin idrarında ara sıra içenlere oranla yüzde 30 daha fazla kurşun ve iki kat daha fazla uranyum bulunduğu ortaya çıktı.

Araştırmada hiç elektronik sigara kullanmayan gençlerden oluşan bir kontrol grubu bulunmuyor ancak sigaradan kaçınan 200 e-sigara kullanıcısından oluşan ABD örneğindeki belirgin model durumun endişe verici olduğunu ortaya koyuyor.

Mentol veya nane yerine tatlı elektronik sigara aromalarını tercih eden gençler arasında uranyum biyobelirteçleri özellikle yüksek.

Kamu sağlığı açısından araştırmacılar, e-sigaraların potansiyel toksisitesine ilişkin daha fazla araştırma yapılmasını savunuyorlar.

Continue Reading

SAĞLIK

Bilimsel araştırma: Yaşla birlikte neden yavaşlıyoruz?

Published

on

Yapılan bir araştırma, insanların yaşlandıkça neden hızlarını ve çevikliklerini kaybettiklerini belirledi.

ABD’deki Boulder Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, 65 yaş üstü kişilerin yavaş hareket etmesinin, genç birine göre daha fazla enerji gerektirmesiyle bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı.

Journal of Neuroscience’da yayınlanan araştırmada, katılımcılar yaşları 18 ile 35 arasında ve yaşları 66 ile 87 arasında değişen iki gruba ayrıldı. Her iki gruptan da video oyunu oynar gibi robotik bir kolla ekrandaki bir hedefe ulaşmaları istendi. Ekip bu kalıpları analiz etti ve yaşlı yetişkinlerin enerji tasarrufu sağlayacak şekilde hareketlerini değiştirdiklerini buldu.

Araştırmacılar yaşlandıkça neden yavaşladığımıza dair iki teori öne sürdüler. Birincisi, yaşlandıkça kaslarımızın daha az verimli çalıştığını söylüyor. İkincisi, yaşlanmanın beyindeki ödül devresini değiştirdiği ve bir görevi tamamladığınızda tatmin sinyali veren beyin kimyasalı olan dopamini daha az ürettiği hipotezini öne sürüyor.

PARKINSON VE MS HASTALIĞI TEDAVİSİNDE İŞE YARAYABİLİR

CU Boulder’ın haber bültenine göre, çalışma katılımcılarından daha sonra oturup bilgisayar ekranında imleci çalıştıran robotik kolu tutmaları istendi. İleriye uzanmaları ve imleci bir hedefe doğru hareket ettirmeleri söylendi. Başarılı oldukları takdirde hedeflerin ses çıkarması gibi küçük bir ödül alıyorlardı.

Her iki grup da sesleri duyacaklarını bildiklerinde hedeflerine yaklaşık %5 daha erken ulaştılar. Genç grup sadece kollarını daha hızlı hareket ettirirken, yaşlı grup ortalama 17 milisaniye daha erken başlayarak tepki sürelerini geliştirdi.

Araştırmacılar genç katılımcılar için robot koluna 8 kiloluk bir ağırlık eklediğinde farklar ortadan kalktı. Beynin enerji harcamasındaki çok küçük değişiklikleri algılayabildiği ve hareketlerimizi buna göre ayarlayabildiği sonucuna vardılar.

Araştırmacılar, bulgularının hem gençlerin hem de yaşlıların ödülleri algılamada zorluk çekmediğini, ancak çaba yorucu hale geldiğinde beynin hareketlerimizi yavaşlattığını gösterdiğini söylüyor.

Gelecekteki araştırmalar bu değişikliklerin nerede ve nasıl meydana geldiğini ortaya çıkarabilirse, bilim insanları yaşlanmanın ve Parkinson, multipl skleroz, depresyon ve şizofreni gibi hastalıkların etkilerini azaltacak tedaviler geliştirebileceklerini belirttiler.

Continue Reading