Connect with us

GÜNDEM

BM Genel Kurulu 80. kez toplanıyor: Gazze, Ukrayna ve küresel krizler gündemde

Published

on

New York’ta başlayacak olan 80. BM Genel Kurulu’nda liderler, Gazze’de süren saldırılardan Ukrayna savaşına, iklim krizinden BM reform ihtiyacına kadar dünyanın en yakıcı sorunlarını ele alacak.

Dünya genelindeki en büyük diplomatik etkinliklerden, üye ülkelerin liderlerini bir araya getiren Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 80’incisi, New York’ta başlıyor.

BM Genel Merkezi’nin bulunduğu New York’ta her yıl üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarını buluşturan Genel Kurul, 23-29 Eylül’de “Birlikte daha iyi: Barış, kalkınma ve insan hakları için 80 yıl ve daha fazlası” temasıyla düzenleniyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in açılışını yapacağı 80. BM Genel Kurulu görüşmelerinin başkanlığını bu yıl kürsü tokmağını eline alan eski Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock yürütecek.

BM Genel Kuruluna 150 civarında devlet ve hükümet başkanının yanı sıra çok sayıda başkan yardımcısı, bakan ve bu heyetlere eşlik edecek resmi yetkililerden oluşan binlerce diplomatın, sivil toplum örgütü çalışanının ve gazetecinin katılması bekleniyor.

TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, HİTAPLARINI İLK GÜN YAPACAK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurul görüşmelerinin ilk gününde de Türkiye’yi temsilen Brezilya, ABD ve Endonezya’nın ardından 4. sırada, Türkiye saatiyle 18.00 civarında hitabını gerçekleştirecek.

GAZZE’DEN UKRAYNA’YA DEVAM EDEN KRİZLER

Liderler, hemen hemen her yıl olduğu gibi bu yıl da kriz, ihtilaf ve savaşların sayısının arttığı dönemde bir araya geliyor.

İsrail’in Gazze’de şiddetlenerek devam eden, çoğu çocuk ve kadın 65 binden fazla sivilin hayatına mal olan ve neredeyse ikinci yılına girecek saldırılarının BM toplantılarında ana gündem maddesi olarak yerini koruması bekleniyor.

Liderlerin, özellikle BM tarafından “dünyada cehennem” olarak tanımlanan Gazze’de ateşkesin sağlanması vurgusunun yanı sıra üye ülkelerin, İsrail’in uluslararası hukuk ve BM kararlarını ihlali ile bölgeye insani yardım ulaştırmanın güçlüklerini gündeme getirmesi bekleniyor.

Genel Kurul salonunda bugün yapılacak Filistin Meselesine Çözüm Bulunması ve 2 Devletli Çözümün Hayata  Geçirilmesi Konulu Yüksek Düzeyli Uluslararası Konferans’ta İsrail’in Filistin’deki işgalinin yanı sıra en son Katar’ın başkenti Doha’da ABD’nin ateşkes teklifini görüşmek için toplanan Hamas müzakere heyetine yönelik saldırısının da tartışılması bekleniyor.

2 devletli çözüm kapsamında İngiltere ve Kanada gibi Batılı ülkeler de dahil Filistin Devletini tanıyacağını duyuran ülkelerin sayısı artarken bu konuda İsrail ile hareket eden ABD, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve kendisine eşlik edecek Filistinli yetkililere BM Genel Kurul ziyareti için vize vermeyeceğini duyurmuştu.

Abbas’ın bu nedenle BM konuşmalarını video üzerinden yapması bekleniyor. Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da 26 Eylül Cuma sabahı, ilk sırada Genel Kurula seslenmesi öngörülüyor.

Bu yıl ilk kez BM Genel Kurul toplantılarına katılacak olan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın da 24 Eylül Çarşamba sabahı BM Genel Kurul salonunda konuşma yapması bekleniyor.

Şara, 1967’den bu yana BM Genel Kurul toplantılarında Suriye’yi temsilen konuşan ilk lider olacak.

– Ana tema: “Birlikte daha iyi: Barış, kalkınma ve insan hakları için 80 yıl ve daha fazlası”

“BİRLİKTE DAHA İYİ: BARIŞ, KALKINMA VE İNSAN HAKLARI İÇİN 80 YIL VE DAHA FAZLASI”

BM 80. Genel Kurul görüşmelerinin ana teması, “Birlikte daha iyi: Barış, kalkınma ve insan hakları için 80 yıl ve daha fazlası” olarak öne çıkıyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçen hafta 80. Genel Kurul dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında “Bazıları buna diplomasinin Dünya Kupası diyor ama mesele burada puan toplamak değil sorunları çözmek olmalı. Çok fazla tehlike var.” ifadelerini kullanmıştı.

Dünyanın “çalkantılı sularda” sürüklendiği uyarısını yapan Genel Sekreter, genişleyen jeopolitik ayrışmaları, tırmanan çatışmaları, iklim değişikliğini, kontrolden çıkan teknolojileri ve artan eşitsizlikleri acil çözümler gerektiren zorluklar olarak sıralamıştı.

Bu nedenle özellikle İsrail’in saldırılarına yönelik çözümde ABD’nin vetoları nedeniyle tıkanma yaşayan BM Güvenlik Konseyi ile yine en büyük bağışçı ABD’nin aidatlarını kesmesi üzerine BM’nin finansal yapısında reform ihtiyacı konularının da liderlerin gündeminde olması bekleniyor.

Rusya ile Ukrayna arasında süren savaşa çözüm arayışlarının yanı sıra Sudan, Lübnan, Yemen ve Haiti gibi diğer bölgelerdeki kriz ve ihtilafların da Genel Kurul konuşmaları ve ikili görüşmelerin odak noktalarını oluşturması öngörülüyor.

Liderlerin aynı zamanda yüksek düzeyli hafta kapsamında “Dördüncü Dünya Kadın Konferansı’nın 30. Yıl Dönümü”, “İklim Zirvesi”, “Sürdürülebilir, Kapsayıcı ve Dayanıklı Bir Küresel Ekonomi Zirvesi”, “Myanmar’daki Arakanlı Müslümanların (Rohingya) ve Diğer Azınlıkların Durumu” ve “Yapay Zeka Yönetimi Üzerine Küresel Diyaloğun Başlatılması” başlıklı toplantılara da katılarak istişare ve sunumlar yapması bekleniyor.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Cenevre’de “Kıbrıs” konulu konferans düzenlendi

Published

on

Türkiye’nin Cenevre Başkonsolosluğunun ev sahipliğinde “Kıbrıs” konulu konferans düzenlendi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cenevre Temsilcisi Kemal Köprülü, Cenevre Başkonsolosluğunca düzenlenen konferansta “Kıbrıs” meselesine dair değerlendirmelerde bulundu.

Konferansın açılışında konuşan Türkiye’nin Cenevre Başkonsolosu Salih Boğaç Güldere, Kıbrıs meselesinin Türk milleti için milli bir dava olduğunu belirtti.

Güldere, katılımcıların konferans sonrasında Kıbrıs meselesine dair birçok detaya vakıf olacağını söyleyerek, Köprülü’nün Kıbrıs konusunu anlatacak en önemli isimlerden biri olduğunu da söyledi.

-Köprülü

KKTC Cenevre Temsilcisi Köprülü ise kapsamlı bir sunum yaparak, Kıbrıs Adası’nın tarihi önemine işaret etti ve Kıbrıs Türkünün Ada’nın uzun yıllara dayanan geçmişi olduğunu aktardı.

Uzun yıllar Osmanlı’nın hükmettiği Ada’nın 1878’de İngiltere’ye kiralandığını hatırlatan Köprülü, Ada’nın daha sonra İngilizler tarafından ilhak edildiğini, 1960’ta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğunu anımsattı.

Köprülü, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1963’te Kıbrıslı Rumların, Türkleri devlet kurumlarından dışlaması ve Kıbrıs Türkünü yok etmek amacıyla silahlı saldırılar başlatması sonucu bozulduğunun altını çizerek, “Kıbrıs Türkleri 1963’ten 1974’e kadar Rumların acımasız saldırılarına maruz kaldı. Birçok Kıbrıs Türkü katledildi, evlerini terk etmek zorunda kaldı ve insanlık dışı koşullarda yaşamak zorunda kaldı. Türkiye’nin 1974’te garantör ülke sıfatıyla Kıbrıs Türkünü kurtarmak amacıyla gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı ile bu zulüm son buldu.” dedi.

Harekat sonrasında Kıbrıs’a barışın hakim olduğuna işaret eden Köprülü, uzun yıllar federasyon temelinde yapılan müzakerelerin Rum kesiminin uzlaşmaz tavrı nedeniyle başarıya ulaşamadığını söyledi.

Köprülü, son olarak 2017 yılında İsviçre’nin Crans Montana kasabasında yapılan müzakerelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin devam eden uzlaşmaz tavrı yüzünden çöktüğünü anlattı.

Daha sonra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in “yeni fikirlerle” gelme çağrısında bulunduğunu hatırlatan Köprülü, anavatan Türkiye’nin de desteğiyle Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde bir anlaşma önerisi ortaya koyduğunu, Kıbrıs Rum kesiminin buna yanıt vermeyerek, maksimalist ve vadesi dolmuş taleplerini sürdürdüğünü kaydetti.

– “Kıbrıs Türk halkı her zaman Türkiye’nin sonsuz desteğiyle bugünlere geldi”

Mevcut durumda resmi müzakerelere başlamak için taraflar arasında ortak zeminin bulunmadığının altını çizen Köprülü, Kıbrıs Rum tarafının Ada’da bir anlaşmaya niyeti olmadığını ifade etti.

Köprülü, “Kıbrıs Türk halkı her zaman Türkiye’nin sonsuz desteğiyle bugünlere geldi.” dedi.

Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının, KKTC’ye yönelik haksız ambargoların son bulması ve Kıbrıs Türk halkının uluslararası arenada hak ettiği yeri alması için faaliyetlerine devam ettiğini vurgulayan Köprülü, Kıbrıs Türklerinin anavatan Türkiye’nin de desteğiyle hak ettiği yerlere geleceğinden şüphe duymadıklarına değindi.

Köprülü, 2004’te yapılan Annan Planı referandumunda da Kıbrıs Rum tarafının çözüm planını büyük çoğunlukla reddettiğini detaylarıyla anlattı.

Konferansa, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde Daimi Temsilci Büyükelçi Hakan Çakıl ve Cenevre’deki Türk toplumundan davetliler katıldı.

Continue Reading

GÜNDEM

Güney Kıbrıs’ta iki mandırada daha şap tespit edildi!

Published

on

Şap hastalığı ile mücadele eden Güney Kıbrıs’ta hastalık tespit edilen mandıra sayısı 110’dan 112’ye yükseldi.

Şap önlemleri sebebiyle küçükbaş hayvan sütü üretiminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 düşüş yaşanmasına rağmen hellim ihracının normal şekilde devam ettiği bildirildi.

Politis ve diğer gazeteler, dün “Kokkinotrimithia”daki (Kırmızıköyler) 34 baş küçükbaş hayvan ve “Paliometoho”daki 160 sığır beslenen iki mandırada şap saptandığını belirtti. Her iki mandıranın da, batı Lefkoşa’da AB’nin sıkı önlem talimatlarının uygulandığı karantina-önlem bölgesi ilan edilen bölgede yer aldığı kaydedildi.

Gazete “Köfünye”deki (Geçitkale) bir mandırada şap taraması yapan Kıbrıs Rum Veteriner Dairesi mensuplarından birinin, 43 yaşındaki bir besicinin saldırısına uğradığını yazdı.

Habere göre, psikolojisi bozulan besici, tarama işleminin sonuna doğru VeterinerDairesi yetkilisinin bacağına tekme attı, şikayet üzerine polis tarafından tutuklandı.

Gazeteye göre, bugüne kadar şap hastalığı sebebiyle 89 bin 900 küçükbaş, 2 bin 247 büyükbaş hayvan ile 21 bin 500 domuz itlaf edildi. Bu rakam, toplam erişkin küçükbaş hayvan popülasyonunun yüzde 10’una, büyükbaş hayvan popülasyonunun yüzde 3’üne ve domuz popülasyonunun yüzde 8’ine denk geliyor.

Küçükbaş yayvan popülasyonunda ve küçükbaş hayvan sütü üretiminde geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 10 azalma olduğunu açıklayan Kıbrıs Rum Tarım Bakanlığı Genel Müdürü Andreas Grigoriu, yüzde 3’ü itlaf edilen inek sütü üretiminin düşmediğini belirtti.

Menşe ismi korumalı ürün hellim konusunda hedeflerinin bu ürünü ve ihracatını korumak olduğunu söyleyen Grigoriu, “Hellim olarak isimlendirilen ürün sadece Kıbrıs’ta üretilir. Hellim üretim değerinin günlük 1 milyon eurodur. İhracat normal şekilde devam ediyor, virüsten etkilenmedi.” dedi.

Continue Reading

GÜNDEM

Burak Maviş: Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu çabayı olumlu değerlendiriyoruz

Published

on

KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş, Türkiye’ye giriş yasaklarının kaldırılmasına yönelik adımları ve Erhürman-Hristodulidis görüşmesinde sağlanan ilerlemeleri olumlu değerlendirdiklerini açıkladı.

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, Türkiye’ye giriş yasakları ve liderler görüşmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Maviş, Kıbrıs’ta diyalog ve temasın yeniden güçlenmesi adına önemli gelişmeler yaşandığını belirtti.

 

Sayın Ersin Tatar’ın görevde bulunduğu beş yıllık dönemde, Kıbrıslı Türk aydınlara yönelik sistemli bir baskı aracına dönüşen Türkiye’ye giriş yasakları konusunda olumlu adımlar atıldığını ifade eden Maviş, 15’ten fazla Kıbrıslı Türk hakkındaki tahditlerin kaldırılmasının ifade özgürlüğü, demokratik haklar ve toplumsal ilişkiler açısından önemli ve umut verici bir gelişme olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın süreçte ortaya koyduğu çabayı olumlu değerlendirdiklerini kaydeden Maviş, Erhürman ile Rum Lider Nikos Hristodulidis arasında gerçekleştirilen görüşmede sivil toplum, ibadet özgürlüğü, sağlık, ekonomi ve ticaret alanlarında atılan ortak adımların iki toplum arasında güvenin ve iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli olduğunu belirtti.

“Kıbrıs’ın ihtiyaç duyduğu şey; gerilim değil diyalogun, yasaklar değil temasın, ayrışma değil ortak geleceğin güçlenmesidir” diyen Maviş, sendikanın çözüm sürecine sivil toplumun katılımı konusunda sorumluluk almaya ve katkı koymaya devam edeceğini ifade etti.

Continue Reading