Connect with us

SAĞLIK

Alzheimer riskini azaltan gen bulundu! İşte detaylar

Published

on

Columbia Üniversitesi’nden araştırmacılar Alzheimer riskini yüzde 71 azaltan bir genetik değişimi ve bu değişimin etki mekanizmasını açığa çıkardı. Ekipte bulunan Türk biliminsanı Prof. Dr. Çağhan Kızıl, Hürriyet’e bu keşfin ne anlama geldiğini anlattı.

Columbia Üniversitesi’nden araştırmacılar Alzheimer riskini yüzde 71 azaltan bir genetik değişimi ve bu değişimin etki mekanizmasını açığa çıkardı. Ekipte bulunan Türk biliminsanı Prof. Dr. Çağhan Kızıl, Hürriyet’e bu keşfin ne anlama geldiğini anlattı.

Demansın en yaygın görülen türlerinden biri olan Alzheimer için bilim dünyası uzun yıllardır çalışıyor. Ancak ne hastalığın seyrini değiştirecek ne de tedavi edecek bir ilaç bulunabildi. Biliminsanları bugüne kadar hastalığın, beyinde amiloid plak birikimi nedeniyle olduğunu düşünüyor ve plakları azaltmanın yolunu arıyordu. Columbia Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, milyonlarca potansiyel hastayı korumanın yolları bulundu. Çalışmaya göre Alzheimer’dan yüzde 71 gibi önemli bir oranda koruyan bir gen keşfedildi.

MİLYONLARA UMUT OLACAK

Araştırmayı yapan ekipte görevli Prof. Dr. Çağhan Kızıl, keşifle ilgili şunları söyledi: “Araştırma, fibronektin genindeki özel bir mutasyonun Alzheimer riskini önemli ölçüde azaltabileceğini gösterdi. Fibronektin, kan-beyin bariyerinin çevresindeki koruyucu katmanın bir parçasıdır.

Normalde Alzheimer hastalarında, bu bariyerde aşırı fibronektin birikir ve hastalığın ilerlemesine katkıda bulunur. Ancak keşfettiğimiz genetik varyasyon, bu aşırı birikimi engelliyor ve böylece beyin hücrelerini koruyor. Bu korumanın temelinde de Alzheimer durumunda beyinde biriken zararlı maddelerin beyinden uzaklaştırılması yatıyor. Fibronektin çok olduğunda temizlenme etkili yapılamıyor. Fakat koruyucu varyasyon ile bu temizlenme gerçekleşiyor ve beyin Alzheimer’dan korunmuş oluyor.

BİR SONRAKİ ADIM İLAÇ GELİŞTİRME

Araştırmamızda, farklı etnik gruplardan on binlerce insan üzerinde yapılan klinik çalışmalar ve bu kişilerin genom dizilerini ele aldık. Bu bulgular, Alzheimer’ın önlenmesi ve tedavisinde yeni hedefler sunuyor ve hastalığın temelinde yatan mekanizmalar hakkında daha derin bir anlayış sağlıyor. Önümüzdeki adım, koruyucu etkiyi güçlendirecek ya da koruyucu genetik değişimleri olmayan insanlarda ortaya çıkarabilecek ilaçların geliştirilmesi. Bu yeni bulguların, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak veya önlemek için yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak tanıyacağını umuyoruz. Bu, Alzheimer’a yönelik tedavilerde önemli bir ilerleme anlamına gelebilir ve hastalığın tedavisinde yeni bir dönemi başlatabilir. Bu yeni yaklaşım, hastalığa karşı mücadelede önemli bir adım olabilir ve milyonlarca insanın yaşam kalitesini iyileştirebilir.”

DÜNYADA 47 MİLYON HASTA VAR

Türkiye Alzheimer Derneği’ne göre ülkemizde yaklaşık 600 bin, dünyada ise 47 milyon Alzheimer hastası bulunuyor. Ancak bu sayı 2030 yılında dünyada 75 milyona, 2050 yılında ise tahminen 135 milyona çıkacak. Dünyada her 3 saniyede 1 kişi ise demans hastası oluyor.

ZEBRA BALIĞI DENEYLERİ

“Araştırmamızda, farklı etnik gruplardan on binlerce insan üzerinde yapılan klinik çalışmalar ve bu kişilerin genom dizilerini ele aldık. Bulgularımızı deneysel yollarla test etmek için de zebra balığındaki Alzheimer modelimiz ile çalıştık. Zebra balığı modelleri üzerinde yapılan deneyler, fibronektin seviyesinin, Alzheimer hastalığına yol açan amiloid plaklarının temizlenmesini nasıl kolaylaştırdığını gösterdi.”

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

Kalp krizi aylar öncesinden belirti verebilir!

Published

on

Kalp krizi her ne kadar aniden gelişen bir durum olarak bilinse de aslında aylar öncesinden vücutta çeşitli belirtilerle sinyal verebiliyor.

Uzmanlara göre, özellikle eforla gelen göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi “geliyorum” diyen uyarıların erken fark edilmesi hayati önem taşıyor.

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Okay Abacı, kalp krizinin çoğu zaman aniden gelişen bir durum gibi algılansa da bazı hastalarda aylar öncesinden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini belirtti.

Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kalp ve damar hastalıklarının dünyada ve Türkiye’de en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığını ifade eden Abacı, kalp krizinin çoğu zaman kalbi besleyen koroner damarların ani tıkanmasıyla ortaya çıktığını kaydetti.

Kalp krizinin bazı hastalarda önceden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini vurgulayan Abacı, özellikle eforla ortaya çıkan göğüs ağrılarının önemli bir uyarı olabileceğini anlattı.

Abacı, kalp krizinin en önemli belirtilerinden birinin göğüs ağrısı olduğunu belirterek, “Bu ağrı çoğu zaman göğsün ortasında baskı ya da sıkışma şeklinde hissedilir. Özellikle eforla ortaya çıkıp dinlenmekle geçen göğüs ağrıları kalp damarlarında darlık olabileceğinin önemli bir göstergesidir.” değerlendirmelerinde bulundu.

Bazı hastalarda ağrının çeneye, sol kola, omuza ya da sırta yayılabildiğine dikkati çeken Abacı, “Bununla birlikte nefes darlığı, çabuk yorulma, terleme ve mide bulantısı gibi belirtiler de kalp damar hastalıklarının habercisi olabilir.” ifadelerini kullandı.

Kalp krizinin her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabileceğine işaret eden Abacı, özellikle diyabet hastalarında “sessiz kalp krizi” olarak adlandırılan durumun görülebildiğini kaydetti.

Abacı, diyabeti olan bazı kişilerde kalp krizinin belirgin göğüs ağrısı olmadan da gelişebildiğini aktararak, bu nedenle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli kardiyoloji kontrollerini yaptırmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde bazı risk faktörlerinin önemli rol oynadığını belirten Abacı, “Sigara kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, hareketsiz yaşam ve aşırı kilo kalp krizi riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması kalp sağlığını korumada oldukça önemlidir.” değerlendirmelerini yaptı.

Abacı, göğüs ağrısı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini kaydederek, özellikle eforla ortaya çıkan ve tekrarlayan şikayetlerde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.

Continue Reading

SAĞLIK

İnsan hayatında zorluk çıkaran kişiler daha hızlı yaşlanmaya yol açabiliyor

Published

on

Araştırmaya göre insan hayatında “zorluk çıkaran kişilerin” daha hızlı yaşlanmaya yol açabildiği ve insanların yaklaşık yüzde 30’unun çevresinde en az bir “zorluk çıkaran” kişi bulunduğu saptandı.

ABD Ulusal Bilimler Akademisi Bildirileri (PNAS) isimli dergide yayınlanan araştırmada, “sorun oluşturan veya hayatı daha zor hale getirenler” olarak tanımlanan kişilerin, insan hayatı ve sağlığı üzerindeki etkileri incelendi.

Kısaca “zorluk çıkaran” şeklinde tanımlanan bu kişilerin, insanın biyolojik yaşlanmasına muhtemel etkilerinin de ölçüldüğü araştırmaya 2 binden fazla kişi katıldı. Katılımcıların son 6 ay içindeki sosyal ilişkileri kayda geçirildi.

Araştırmaya katılanların DNA değişikliklerinin analizi için tükürük örneklerinin de dahil edildiği araştırmada, katılımcıların düzenli olarak etkileşimde bulundukları “her yeni rahatsız edici kişi için yaşlanma hızlarının yüzde 1,5 arttığı” saptandı.

İnsanların yaklaşık yüzde 30’unun çevresinde “en az bir zorluk çıkaran” kişi bulunduğu tespit edilen araştırmada, “zorlu sosyal etkileşimlerin fiziksel sağlık üzerinde olumsuz bir etkiye ve daha hızlı yaşlanmaya” yol açabileceği vurgulandı.

İnsan hayatında “kronik stres faktörü”

Araştırmanın baş yazarı ve New York Üniversitesi’nde sosyoloji alanında yardımcı doçent olan Byungkyu Lee, açıklamasında, “Gözlemlediğimiz şey, sorun çıkaran kişilere sahip olmak ile yaşlanma hızı arasında bir tür ilişki.” ifadesini kullandı.

Lee, araştırma sonuçları doğrultusunda, daha az olumlu ilişkilerin “kronik stres faktörleri olarak işlev görebileceği, bu nedenle çevrede bu kişilerin varlığının insan hayatını gerçekten zorlaştırabildiğinin” ortaya çıktığını belirtti.

Continue Reading

SAĞLIK

Araştırma: Yapay zeka meme kanserinde erken teşhisi artırıyor

Published

on

İsveç’te 100 bin kadın üzerinde yapılan ve The Lancet’te yayımlanan araştırma, meme kanseri taramalarında yapay zeka kullanımının geç teşhis oranlarını yüzde 12 azalttığını ortaya koydu.

İsveç’te yapılan bir araştırma, meme kanseri taramalarında yapay zeka kullanımının erken teşhis oranlarını artırdığını ortaya koydu.

The Lancet’te yayımlanan ve İsveç’teki 100 bin kadın üzerinde yapılan araştırmada, meme kanseri taramalarında yapay zekanın rolü incelendi.

Araştırma kapsamında mamografi çektiren 100 bin kadın rastgele olarak yapay zeka destekli taramalara ya da standart taramalara konuldu.

Kendi türünde ilk deney olma özelliği taşıyan araştırmada, yapay zekanın geç teşhis oranlarını yüzde 12 oranında azalttığı görüldü.

Continue Reading

Facebook