Connect with us

GÜNDEM

Makina Mühendisleri Odası: Sabotaj iddiaları tarafsız şekilde soruşturulmalı

Published

on

Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yarkıner, Teknecik’te meydana gelen arızalara ilişkin “sabotaj” iddialarına yönelik tarafsız bir soruşturmanın ülke için yararlı olacağını belirtti.

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB) Makina Mühendisleri Odası Başkanı Ayer Yarkıner, Başbakan Ünal Üstel’in Teknecik Elektrik Santrali’ndeki arızalarla ilgili yaptığı açıklamaları eleştirdi.

Yarkıner, Başbakanın arızalara “sabotaj” deyip, çalışanları suçladığına işaret ederek, tarafsız bir soruşturmanın ülke için yararlı olacağını kaydetti.

Ayer Yarkıner yazılı açıklamasında, “Böyle bir sabotajın savaşan ülkeler tarafından planlanan düşmanca bir eylem değil mi? Bu, KIB-TEK çalışanlarına atılan mesnetsiz bir iftira. Niçin bu iftiraya ihtiyaç duydunuz? Hatadan dönmek daha doğru değil miydi?” ifadelerine yer verdi.

Yarkıner, Polis Genel Müdürlüğü’nün santrallerden bir an önce yağ ve yakıt numuneleri almasını, Kıb-Tek’in tedarik ettiği yakıt raporuyla mukayese ettikten sonra ifadeleri almaya başlamasının uygun olacağını değerlendirdiğini ifade etti.

Numunelerin analizlerinin kendileriyle paylaşılması durumunda makinalardaki arızaların sebebini teknik olarak izah edeceklerini ifade eden Yarkıner, “Sayın Başbakanım, bu sabotaj siz geldiniz geleli mi devam ediyor?” diye sordu.

Başbakan’dan KIB-TEK santrallerinin verimli çalıştırılmaları için randevu talep ettiklerini ifade eden Yarkıner, hiçbir mühendisin de (yönetim kurulundakiler hariç) bunun çalışanların sabotajı olduğunu söylemediğini ifade etti.

“KONUNUN POLİSE HAVALE EDİLMESİNİ YERİNDE VE OLUMLU BULDUK”

“Söylemişse de yalan söylemiştir. İspatı da belgelidir ve mümkündür. Konuyu polise havale etmesini KTMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak çok yerinde ve olumlu bulduk.” diye konuşan Yarkıner,kendilerinin de birlik başkan ile koordine yaptıktan sonra polise “uygunsuz yakıt ve uygunsuz bakım” sebebiyle yönetim kurulu hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlandıklarını ifade etti.

Başbakan’ın enerji konusunda halen daha ülkenin mühendisleri yerine rant çevrelerine kulak verdiğini öne süren Yarkıner, DG santrallerinin kötü yönetimden hizmet dışı kaldığını ispat edecek bilgi ve belgelere sahip olduklarını savundu.

Tarafsız bir soruşturmanın ülke için yararlı olacağını kaydeden Yarkıner, Başbakan’a bazı sorular yönelterek şöyle devam etti:

“Dışarıdan destek alarak o santralleri tamir edeceğinizi söylediniz. Yine yanlış yapmanın arifesindesiniz. Arıza ne? Ve iddia ettiğiniz sabotaj neydi, etkisi ortadan kalktı mı? Bu sabotajın hangi kötü etkisini gidereceksiniz. Sabotaj varsa neden emareleri ortadan kaldıracaksınız? Bu santrallerin önemini ve değerini maalesef ekibiniz de anlamadı, size de anlatamıyor. Bu arızaları giderecek olan kuruluş 2020 yılından beridir devam eden kuruluş mu? O kuruluş 8 numaranın bakımını da yapan / yaptıran mı? Yaşanan örneklerden de ders almıyorsunuz Sayın Başbakan. O kuruluşun yaptığı bakımdan sonra 8 numaralı makinanın krankının kırıldığını siz bilmiyor musunuz? 7 numaralı santralin bakımını ne zaman kim yaptı? O da yatak sardı. O da mı sabotajdı? Fizibilitesi bitiyor diyerek kablo ile enerji konusunda neden zamanından evvel projenin uygulanacağını söylüyorsunuz? Sayın Başbakan siz neyi ne zaman niçin yapılması gerektiği konularında muhtemelen yanlış bilgilendiriliyorsunuz. Kılavuzunuz yanlış Başbakanım.

Wartsila ihalede neden teklif vermedi Sayın Başbakanım? İhaleyi kim yaptı? Wartsila’nın teklif vermemesini neden sorgulamadınız ve Wartsila’ya hesap sormadınız? Wartsila size bakımlar için de mi teklif vermiyor? Neden ? Sayın Başbakanım ülkemizin ihtiyacı demode olmuş GT santralleri değildir. Onları için de yatırım yaptınız diye övünüyorsunuz ama onlar yatırım da değildir. İsterseniz ödediğiniz kira ile üretilen enerjinin maliyetini bir hesaplayınız. Bu GT santralleri normal şartlarda elektrik arz güvenliği için uygun teknoloji olmadığını yönetim kurulunuz bilmiyor mu ki, size bu şekilde açıklama yaptırıyorlar. Değerli Başbakanım SAN-HO GES kurulumu için devlet arazisini veriyorsunuz da oraya KIB-TEK için neden GES kurdurmuyorsunuz? Gerçek bir yatırım ve çağdaş çevre dostu elektrik arz güvenliği kurarak elde edeceğiniz başarı siyasi hayatınız için toplumun takdir edeceği bir başarı depolama da yapılır ve AKSA prangasından ülkeyi kurtarırsınız. Toplumun takdiri ve AKSA’dan kurtulma başarı değil mi sizin için? Sayın Başbakanım, size bunun sabotaj olduğunu söyleyenlerden bir ekip kurunuz ve sizde idari soruşturma yapınız.

7 ve 8 numaralı santrallerin de soruşturmasını yapınız ve sigortaya çalışmayan makina için para ödeyenleri de, AKSA’nın eksik üretimine rağmen fazla üretim ödeyenleri de soruşturunuz. Sahte faturaları da imzasız ödeyenleri de soruşturunuz. Polis de soruştursun. Sayın Başbakanım, sözünüzde durun. Bizden bilgi istersen 24 saat emre amadeyiz.”

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu

Published

on

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın üçüncü faiz kararını bugün Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonrası açıkladı. TCMB, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit bıraktı.

TCMB, mart ayında politika faizini yüzde 37’de sabit tutmuştu.

AA Finans’ın beklenti anketine katılan 37 ekonomist, nisan ayında TCMB’nin politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutmasını bekliyordu.

Continue Reading

GÜNDEM

AP milletvekillerinden von der Leyen’e “Türkiye” tepkisi

Published

on

Avrupa Parlamentosu’ndaki Sol Grup milletvekilleri, Ursula von der Leyen’in “Avrupa Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmamalı” sözlerine tepki gösterdi. Açıklamaların “yanlış ve tehlikeli” olduğu belirtilirken, Türkiye’nin AB ile çok yönlü ilişkilerine dikkat çekildi.

Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleri, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, “Avrupa’nın Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine” ilişkin ifadelerine tepki gösterdi.

AP’deki Sol Grup’tan Belçikalı milletvekilleri Rudi Kennes ve Marc Botenga, AA muhabirine konuya ilişkin açıklama yaptı.

Kennes, von der Leyen’in açıklamalarının dünyadaki mevcut gelişmelerin bir yansıması olduğunu belirterek “Esasen bu, ABD ve diğer suç ortağı ülkelerin kült büyük İsrail projesini desteklemelerinin bir parçası olarak değerlendirilmeli.” diye konuştu.

Büyük İsrail projesine destek verenlerin ana gündemlerinin hala bu projeye karşı tepki verebilen ülkeleri zayıflatmak olduğunu ifade eden Kennes, “(Avrupalı liderler) Güç kaybediyorlar ve bunun farkındalar. Tek umutları okyanusun öteki tarafında büyük abilerinin güçte kalmasını sağlamak ancak kaybediyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Kennes, dünyanın artık çok kutuplu bir hal almaya başladığını ve Avrupa’nın “dünyanın polisi rolünü” üstlenemediğini, bu nedenle de Rusya, İran ve Çin gibi ülkeleri “düşman ilan ettiğini” belirtti.

“AÇIKLAMA TUHAF VE DOĞRU DEĞİL”

AP milletvekili Botenga da “Bu hem doğru olmayan hem de çok tuhaf bir açıklama.” diye konuştu.

Türkiye’nin sadece NATO üyeliği bulunmadığını, aynı zamanda AB ile çok yönlü ilişkilere sahip olduğunu dile getiren Botenga, “Türkiye hala resmi olarak AB’ye aday ülkedir.” dedi.

Botenga, esasen temel sorunun daha büyük olduğuna işaret ederek “Ursula von der Leyen’in açıklamaları dünyayı ‘biz’ ve ‘ötekiler’ diye ayırmaya hizmet ediyor. Sanki bir tür ‘saflık testi’ varmış gibi ve sanki kıtanın geri kalanını kontrol altına almak istiyormuş gibi bir yaklaşım sergiliyor.” ifadelerini kullandı.

Von der Leyen’in AB’nin birlik olmayı tamamlaması gerektiğine ilişkin ifadelerine dair ise Botenga, “Ancak kıta zaten birlik halinde. AB, tüm Avrupa kıtasını kapsamıyor.” dedi.

Botenga, dünyayı “Sizinle hemfikiriz o zaman dostuz, değiliz o zaman düşmanız.” gibi ayırmanın son derece tehlikeli olduğu konusunda uyardı.

Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan von der Leyen, AB’nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz.” açıklamasında bulunmuştu.

AB Komisyonu Sözcülüğü, daha sonra yaptığı açıklamada “Türkiye’nin anılması, özellikle Batı Balkanlar’daki jeopolitik ağırlığı, büyüklüğü ve hedeflerinin bir yansımasıdır. Herhangi bir ülkeyle kıyaslama amacı taşımamaktadır.” ifadelerini kullanmıştı.

Continue Reading

GÜNDEM

Kıbrıs, göç ve mülteci yükünde nüfusa oranla Avrupa’da ikinci sırada!

Published

on

Avrupa Birliği’nde göçmen sayısı 64,2 milyona ulaşırken, Kıbrıs yüzde 28’lik göçmen oranı ve yüzde 4,8’lik mülteci payıyla nüfusa göre en yüksek baskıyı yaşayan ülkeler arasında yer aldı.

Avrupa Birliği’nde yaşayan göçmenlerin sayısı 2025’te rekor seviyeye çıkarak 64,2 milyona ulaştı. Rockwool Foundation’a bağlı Göç Araştırma ve Analiz Merkezi tarafından yayımlanan “The Immigrant Population in the European Union: Growth, Concentration and Dispersion” başlıklı rapora göre bu sayı, bir önceki yıla göre yaklaşık 2,1 milyon artış anlamına geliyor. Raporda, 2010’da bu rakamın 40 milyon civarında olduğu hatırlatıldı.

Rapor, Eurostat ve Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı verilerine dayandırılırken, göç artışının üye ülkeler arasında eşit dağılmadığına dikkat çekti. Almanya, yaklaşık 18 milyon yabancı doğumlu kişiyle AB’nin en büyük göçmen nüfusuna sahip ülkesi olmaya devam etti. Almanya’daki göçmenlerin yüzde 72’sinin çalışma çağında olduğu belirtilirken, İspanya son dönemde en hızlı büyümeyi kaydederek yabancı doğumlu nüfusunu yaklaşık 700 bin kişi artırdı ve 9,5 milyona çıkardı.

Raporda, göç baskısının özellikle küçük üye devletlerde daha yoğun hissedildiği vurgulandı. Nüfusa oranla göçmen yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkeler arasında Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs öne çıktı. Lüksemburg’da göçmen nüfus oranı yaklaşık yüzde 52, Malta’da yüzde 32, Kıbrıs’ta ise yüzde 28 olarak kaydedildi. Bu oranlarla Kıbrıs, AB’de göçün nüfusa etkisinin en belirgin olduğu ülkelerden biri oldu.

KIBRIS’A GÖRE GÖÇ BASKISI DAHA YÜKSEK: AB’YE GİRİŞLERDE EN YOĞUN ÜLKE MALTA OLRUKEN, KIBRIS VE LÜKSEMBURG TAKİP ETTİ

Raporun “akışlar” bölümünde, yani yeni gelen göçmenlerin nüfusa oranında da Kıbrıs üst sıralarda yer aldı. 2024 yılında AB’ye girişlerde en yoğun ülke Malta olurken, onu Kıbrıs ve Lüksemburg izledi. Nüfusa oranla bakıldığında Malta’da 1000 kişi başına yaklaşık 57 geliş, Kıbrıs’ta 39, Lüksemburg’da ise 36 geliş kaydedildi.

Bu tablo, büyük ülkelerin mutlak sayılarda öne çıkmasına karşın, Kıbrıs gibi küçük ülkelerin nüfuslarına oranla çok daha yüksek göç baskısıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu. Raporda, bu durumun idari yük, siyasi dinamikler ve politika seçenekleri üzerinde de belirleyici olduğu belirtildi.

AB’DE SIĞINMA BAŞVURULARI BELİRLİ ÜLKELERDE YOĞUNLAŞTI

Rapora göre 2025’te Avrupa Birliği’nde toplam sığınma başvurusu sayısı 669 bin 365 oldu. Bu rakam, 2024’e göre yüzde 26,6 düşüşe işaret etse de başvuruların büyük bölümü yine sınırlı sayıda ülkede toplandı. İspanya yaklaşık 141 bin başvuruyla ilk sırada yer aldı. Onu İtalya 127 bin, Fransa 116 bin ve Almanya 113 bin başvuruyla izledi. Bu dört ülke, AB’deki tüm sığınma başvurularının yaklaşık yüzde 74’ünü oluşturdu.

Almanya, toplamda en fazla mülteci barındıran ülke oldu. Ülkedeki mülteci sayısı yaklaşık 2,7 milyon olarak kaydedildi. Ancak nüfusa oranla mülteci yükü açısından Kıbrıs dikkat çekti. Rapora göre Kıbrıs’ta mülteciler toplam nüfusun yüzde 4,8’ini oluşturuyor ve bu oran, AB içinde en yüksek seviyelerden biri olarak öne çıkıyor.

Kıbrıs’ı yüzde 3,5 ile Çekya, yüzde 3,2 ile Almanya izledi. Avusturya, Estonya, Polonya, Slovakya ve İrlanda da mülteci oranı yüksek ülkeler arasında sıralandı. Buna karşılık İspanya, Fransa ve İtalya, toplam sayılar yüksek olsa da nüfusa oranla daha düşük seviyelerde kaldı.

RAPORUN ÖZETİ

Raporda, AB’de göçün uzun vadede artış eğiliminde olduğu, 2015 mülteci krizi ve Ukrayna savaşı sonrası yerinden edilme dalgasının bu yükselişi hızlandırdığı belirtildi. 2025’te artışın 2,1 milyonla güçlü seyrini sürdürdüğü, ancak 2023 ile 2024 arasındaki 2,6 milyonluk sıçramanın biraz gerisinde kaldığı aktarıldı.

Çalışmaya göre Almanya ve İspanya mutlak sayılarda öne çıkarken, Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs gibi küçük ülkeler nüfuslarına oranla çok daha büyük bir göç ve mülteci yükü taşıyor. Raporda, göç ve sığınma dosyalarının sadece toplam rakamlarla değil, ülkelerin nüfus büyüklüğü ve kapasitesi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Continue Reading