Connect with us

GÜNDEM

“DP’nin Meclis’teki performansı kötü”

Published

on

Demokrat Parti (DP) Lefkoşa Milletvekili Hasan Tosunoğlu, Kanal T ekranlarında yayınlanan ve Çilem Dağıstanlı’nın hazırlayıp sunduğu ‘Ülke Gündemi’ adlı programa katılarak, önemli açıklamalarda bulundu.

DP’li vekil Hasan Tosunoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı “Kooperatif Şirketler Mukayyitliği ve kooperatifler UBP’ye terk edildi” şeklindeki açıklamasına dikkat çekerek, tepkisini yineledi.

Ülkede yapılması gereken çok şey olduğunu dile getiren Tosunoğlu, kooperatiflerde yapılması gereken ve biriken birçok sorun olduğunu ifade etti.

“KOOPERATİFÇİLİĞİ ÜLKEDE BİTİRME NOKTASINA GETİRDİK”

Tosunoğlu, kooperatifçiliğin dayanışma, bütünlük ve kültürümüzün temel parçası olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Kıbrıs Türkü neredeyse esir halde yaşarken, kooperatifçilikle bir açılım yaşadı ve bir dayanışma ruhu içerisinde 1974’lere kadar geldi. O dönemdeki kooperatifçilik gerçekten ülke insanımıza nefes aldırabilen hem ekonomik hem de sosyolojik olarak bir açılım yaratma fırsatı yarattı. 1974’lere kadar direnebilmemize çok ciddi bir adım oldu.  Günümüzde ise; dezenformasyonlar, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kooperatifçilik ruhunu ve kooperatifleri neredeyse kaderine terk eder hale geldik. Kooperatifçiliği ülkede bitirme noktasına getirdik. Benim isyanım bunadır…”

 “KABUL EDEBİLECEĞİM BİR ŞEY DEĞİL”

Kooperatif Şirketler Mukayyitliğinin DP’nin sorumluluk alanında olmasına işaret eden Tosunoğlu, “DP’nin sorumluluk alanındayken, hükümet programında yer alırken ve Parti Meclisi’nin kararı olmasına rağmen bu şekilde bir adım atılması benim kabul edebileceğim bir şey değil” dedi.

Tosunoğlu, kendisinin kişilerle bir problemi olmadığını, kişilere değil; olay, olgu, yapılmayan ve yanlış yapılanlara tepki gösterdiğini de kaydetti.

“Parti Meclisi, DP’nin uygun gördüğü bir kişinin atanmasına yönelik bir karar aldı” diyen Tosunoğlu, tepkisinin hem partisine olan bağımlılığından hem de topluma olan sorumluluğundan kaynaklandığını dile getirdi.

Tosunoğlu, “DP benim evim… Yemin etmiş bir vekil olarak vatandaşıma, halkıma borçlu hissediyorum kendimi. Hem partime hem halkıma sözüm var bunları kabul etmeyeceğim” şeklinde konuştu.

“BENİM DERDİM İSİM DEĞİL”

Tosunoğlu, bahsi geçen kararın alındığı Parti Meclisi toplantısına katılmadığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Kararın Parti Meclisi’nde alınmasına gerek yoktu. Topu ilk önce Parti Meclisi’ne yuvarlayarak böyle bir karar alınması sağlandı ardından karara uyulmadı. Bunu açıklayabilmek ya da anlamak mümkün değil. Benim derdim isim değil. Benim derdim kooperatifçiliğin bir isme sıkıştırılmaya çalışmasıdır. Parti Meclisi normalde atama konusunda bir karar üretmez, sadece yetki verir. İlk kez böyle bir karar üretti. Bu da kooperatiflerin Parti Meclisi için ne kadar önemli olduğunu gösterir. Ben mücadelemi hem mecliste hem de partim içerisinde hem de kamuoyunda devam edeceğim. Hukuki bir pozisyon DP’yi temsil eden vekile yakışmaz. Ancak bunları seslendireceğim, sorumluluk da bu yanlışları yapan insanlardadır.”

Tosunoğlu, Parti Meclisi’nin bahsi geçen kararın ardından henüz toplanmadığını ancak toplanmasını heyecanla beklediğinin de altını çizdi.

“ÜLKEDE SİYASAL İSTİKRAR VAR”

DP’li Vekil Tosunoğlu, ülkede siyasal istikrarın var olduğunu belirterek, “Seçim en son 2022’de oldu, şu anda 2024’teyiz. Güçlü bir koalisyon hükümeti vardır. Ağır aksak, kötü topal fakat siyasi istikrarı olan bir hükümet… Neredeyse 3 yılını doldurmak üzeredir” açıklamasını yaptı.

“DEZENFORMASYON ÜLKEYİ ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLİYOR”

Ülkede bir dezenformasyon söz konusu olduğunu aktaran Tosunoğlu, dezenformasyonun ülkeyi çok ciddi şekilde etkilediğini belirtti.

Tosunoğlu, “Sorunlar gerçekten dağ gibi ama çözümler de mevcuttur. Ben de neden çözümlenmediği noktasında isyan ettiğim oluyor. “Kimse bu ülkede tamam değildir” anlayışını Kıbrıs Türkünün hücrelerine yaymak istiyorlar. Bunu başka biri değil, Kıbrıs Türkü yapıyor…” dedi.

“Bu ülkede temel sorunlarımız vardır, dağ gibidir” diyen Tosunoğlu, ekonomik sorunları aşabilmenin çok basit olduğunu aktardı, “Tekrar Ay’ı keşfetmemize, Mars’a gitmemize gerek yoktur. Yeter ki ortak akılla çözümlemek isteyelim…” diye konuştu.

“MUTLU DEĞİLİM”

Tosunoğlu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda kürsüde çok fazla konuşma yapmamasına işaret ederek, ülke yararına konuşmanın önemli olduğunu söyledi.

Tosunoğlu, “Milletvekilliği benim mesleğim değil, maaş için yapanlardan da değilim. Bir dönem daha seçilme gailem de yok… Ben görev ve sorumluluklarımın farkındayım ve elimden geldiğince gerekeni yapıyorum” ifadelerini kullandı.

Dağıstanlı’nın “Milletvekili olduğunuz için pişman mısınız?” şeklindeki sorusuna da yanıt veren Tosunoğlu, “Pişman değilim ancak mutlu muyum? Hayır…” dedi.

“HÜKÜMETİN YAPMASI GEREKEN EV ÖDEVLERİ VAR”

Tosunoğlu, efektiflik konusunda hem hükümetin hem de Meclisin sıfır noktasında olduğunu belirterek, hükümetin ekonomik anlamda yapması gereken ev ödevleri olduğunu dile getirdi.

“DP’NİN MECLİS’TEKİ PERFORMANSI KÖTÜ”

Tosunoğlu, DP’nin Meclis’teki performansının kötü olduğunu vurgulayarak, açıklamasının devamında şunları dile getirdi:

“Biz yasa tasarılarını ya mailde görüyoruz ya da mecliste öğreniyoruz. Fransız kalıyoruz… Görüşümüz alınmadan yasa tasarıları çat Bakanlar Kurulundan geliyor. Bunları sözlü olarak başta Fikri Bey olmak üzere ilettim. Böyle bir ortamda sadece “parmakçı” da olmamızı kimse beklemesin. Ben bu hükümetin mensubuyum. Sadece “gel elini kaldır indir” noktasında olacak bir insan değilim.”

“DEVLET, SERBEST PİYASA EKONOMİSİNDE NARH UYGULAYAMAZ”

Hükümetin ekonomide ‘sıfır’ olduğunu belirten Tosunoğlu, “Ekonomide çok kötüyüz. Serbest piyasa ekonomisindeki en komik teorilerden bir tanesidir ‘narh’ koymak. Kimse 550 TL’den et almış olamaz… En azından ben alamadım. Bunu kasapları şikayet etmek adına söylemiyorum. Devlet, serbest piyasa ekonomisinde narh uygulayamaz” dedi, Türkiye’den örnekler verdi.

“PARTİ MECLİSİ KARARI DIŞINDA HAREKET EDİLMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL”

‘DP’nin hükümetten çekileceğine’ yönelik haber ile DP Genel Sekreteri Serhat Akpınar’ın açıklamalarına dikkat çeken Tosunoğlu, “Tüzüğümüz çok nettir. Parti Meclisi en üst organdır. Parti Meclisi kararı ortadayken hiçbir parti yetkilisinin daha değişik bir tutum içerisinde hareket edebilmesi söz konusu değildir. Kimsenin müzakere etme durumu söz konusu değil. Müzakere edilebilecek bir şey yoktur, Parti Meclisi’nin kararı ortadadır” ifadelerini kullandı.

“FİKRİ BEY’İN DOĞRU YAPTIĞI BİR ŞEYİ GÖRMEDİM”

DP Milletvekili Tosunoğlu, “Ben kimseyle kavgalı olmam… Fikri Bey yarın doğru yaparsa alkışlarım ancak şu ana kadar doğru yaptığı bir şeyi de görmüş değilim. Kendisini uyarmaktan, ikaz etmekten, ‘şunu böyle yap’ ya da ‘yapma’ demekten, ortak akılla hareket edilmesi gerektiğini söylemekten usandım ve yoruldum” açıklamasını yaptı.

Tosunoğlu, DP Genel Başkanı Ataoğlu’nun ‘ortak akılla hareket edilmesini kabul etmeyen biri’ olduğunu savunarak, “Fikri Bey, DP’den herhangi bir ortak fikrin, projenin hayata geçmesini kabul etmeyen bir karaktere sahip… Bu da DP’nin anlayışına ters… Serdar Bey, her zaman ortak akılla hareket etmeyi bilirdi” ifadelerini kullandı.

DP’deki sorunlara işaret eden Tosunoğlu, ortak akılla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı, “DP, kimsenin babasının dükkanı değildir” dedi.

“BENİM PARTİ BAŞKANI OLMAK GİBİ BİR DERDİM YOK”

Tosunoğlu, kurultayda aday olup olmayacağı şeklindeki soruya yanıt vererek, “Benim parti başkanı olmak gibi bir derdim yok” diye konuştu.

Tosunoğlu, “Hepimiz kişisel beklentilerden arınmalıyız, kişisel karşılaşmalardan uzak durmalıyız; intikam hissiyle hareket etmemeliyiz. Yapıcı bir şekilde orta akılla çözümler peşinde koşmalıyız. Ben siyaseten hırslı birisi değilim. İhtiraslarım yok. Yaptığım işte başarısızlığı kabul etmem. Sorumluluktan kaçan bir yapım yoktur. Parti başkanlığı ve milletvekilliği en çok iki dönem yapılmalı” ifadelerini kullandı.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu

Published

on

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın üçüncü faiz kararını bugün Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonrası açıkladı. TCMB, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit bıraktı.

TCMB, mart ayında politika faizini yüzde 37’de sabit tutmuştu.

AA Finans’ın beklenti anketine katılan 37 ekonomist, nisan ayında TCMB’nin politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutmasını bekliyordu.

Continue Reading

GÜNDEM

AP milletvekillerinden von der Leyen’e “Türkiye” tepkisi

Published

on

Avrupa Parlamentosu’ndaki Sol Grup milletvekilleri, Ursula von der Leyen’in “Avrupa Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmamalı” sözlerine tepki gösterdi. Açıklamaların “yanlış ve tehlikeli” olduğu belirtilirken, Türkiye’nin AB ile çok yönlü ilişkilerine dikkat çekildi.

Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleri, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, “Avrupa’nın Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine” ilişkin ifadelerine tepki gösterdi.

AP’deki Sol Grup’tan Belçikalı milletvekilleri Rudi Kennes ve Marc Botenga, AA muhabirine konuya ilişkin açıklama yaptı.

Kennes, von der Leyen’in açıklamalarının dünyadaki mevcut gelişmelerin bir yansıması olduğunu belirterek “Esasen bu, ABD ve diğer suç ortağı ülkelerin kült büyük İsrail projesini desteklemelerinin bir parçası olarak değerlendirilmeli.” diye konuştu.

Büyük İsrail projesine destek verenlerin ana gündemlerinin hala bu projeye karşı tepki verebilen ülkeleri zayıflatmak olduğunu ifade eden Kennes, “(Avrupalı liderler) Güç kaybediyorlar ve bunun farkındalar. Tek umutları okyanusun öteki tarafında büyük abilerinin güçte kalmasını sağlamak ancak kaybediyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Kennes, dünyanın artık çok kutuplu bir hal almaya başladığını ve Avrupa’nın “dünyanın polisi rolünü” üstlenemediğini, bu nedenle de Rusya, İran ve Çin gibi ülkeleri “düşman ilan ettiğini” belirtti.

“AÇIKLAMA TUHAF VE DOĞRU DEĞİL”

AP milletvekili Botenga da “Bu hem doğru olmayan hem de çok tuhaf bir açıklama.” diye konuştu.

Türkiye’nin sadece NATO üyeliği bulunmadığını, aynı zamanda AB ile çok yönlü ilişkilere sahip olduğunu dile getiren Botenga, “Türkiye hala resmi olarak AB’ye aday ülkedir.” dedi.

Botenga, esasen temel sorunun daha büyük olduğuna işaret ederek “Ursula von der Leyen’in açıklamaları dünyayı ‘biz’ ve ‘ötekiler’ diye ayırmaya hizmet ediyor. Sanki bir tür ‘saflık testi’ varmış gibi ve sanki kıtanın geri kalanını kontrol altına almak istiyormuş gibi bir yaklaşım sergiliyor.” ifadelerini kullandı.

Von der Leyen’in AB’nin birlik olmayı tamamlaması gerektiğine ilişkin ifadelerine dair ise Botenga, “Ancak kıta zaten birlik halinde. AB, tüm Avrupa kıtasını kapsamıyor.” dedi.

Botenga, dünyayı “Sizinle hemfikiriz o zaman dostuz, değiliz o zaman düşmanız.” gibi ayırmanın son derece tehlikeli olduğu konusunda uyardı.

Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan von der Leyen, AB’nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz.” açıklamasında bulunmuştu.

AB Komisyonu Sözcülüğü, daha sonra yaptığı açıklamada “Türkiye’nin anılması, özellikle Batı Balkanlar’daki jeopolitik ağırlığı, büyüklüğü ve hedeflerinin bir yansımasıdır. Herhangi bir ülkeyle kıyaslama amacı taşımamaktadır.” ifadelerini kullanmıştı.

Continue Reading

GÜNDEM

Kıbrıs, göç ve mülteci yükünde nüfusa oranla Avrupa’da ikinci sırada!

Published

on

Avrupa Birliği’nde göçmen sayısı 64,2 milyona ulaşırken, Kıbrıs yüzde 28’lik göçmen oranı ve yüzde 4,8’lik mülteci payıyla nüfusa göre en yüksek baskıyı yaşayan ülkeler arasında yer aldı.

Avrupa Birliği’nde yaşayan göçmenlerin sayısı 2025’te rekor seviyeye çıkarak 64,2 milyona ulaştı. Rockwool Foundation’a bağlı Göç Araştırma ve Analiz Merkezi tarafından yayımlanan “The Immigrant Population in the European Union: Growth, Concentration and Dispersion” başlıklı rapora göre bu sayı, bir önceki yıla göre yaklaşık 2,1 milyon artış anlamına geliyor. Raporda, 2010’da bu rakamın 40 milyon civarında olduğu hatırlatıldı.

Rapor, Eurostat ve Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı verilerine dayandırılırken, göç artışının üye ülkeler arasında eşit dağılmadığına dikkat çekti. Almanya, yaklaşık 18 milyon yabancı doğumlu kişiyle AB’nin en büyük göçmen nüfusuna sahip ülkesi olmaya devam etti. Almanya’daki göçmenlerin yüzde 72’sinin çalışma çağında olduğu belirtilirken, İspanya son dönemde en hızlı büyümeyi kaydederek yabancı doğumlu nüfusunu yaklaşık 700 bin kişi artırdı ve 9,5 milyona çıkardı.

Raporda, göç baskısının özellikle küçük üye devletlerde daha yoğun hissedildiği vurgulandı. Nüfusa oranla göçmen yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkeler arasında Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs öne çıktı. Lüksemburg’da göçmen nüfus oranı yaklaşık yüzde 52, Malta’da yüzde 32, Kıbrıs’ta ise yüzde 28 olarak kaydedildi. Bu oranlarla Kıbrıs, AB’de göçün nüfusa etkisinin en belirgin olduğu ülkelerden biri oldu.

KIBRIS’A GÖRE GÖÇ BASKISI DAHA YÜKSEK: AB’YE GİRİŞLERDE EN YOĞUN ÜLKE MALTA OLRUKEN, KIBRIS VE LÜKSEMBURG TAKİP ETTİ

Raporun “akışlar” bölümünde, yani yeni gelen göçmenlerin nüfusa oranında da Kıbrıs üst sıralarda yer aldı. 2024 yılında AB’ye girişlerde en yoğun ülke Malta olurken, onu Kıbrıs ve Lüksemburg izledi. Nüfusa oranla bakıldığında Malta’da 1000 kişi başına yaklaşık 57 geliş, Kıbrıs’ta 39, Lüksemburg’da ise 36 geliş kaydedildi.

Bu tablo, büyük ülkelerin mutlak sayılarda öne çıkmasına karşın, Kıbrıs gibi küçük ülkelerin nüfuslarına oranla çok daha yüksek göç baskısıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu. Raporda, bu durumun idari yük, siyasi dinamikler ve politika seçenekleri üzerinde de belirleyici olduğu belirtildi.

AB’DE SIĞINMA BAŞVURULARI BELİRLİ ÜLKELERDE YOĞUNLAŞTI

Rapora göre 2025’te Avrupa Birliği’nde toplam sığınma başvurusu sayısı 669 bin 365 oldu. Bu rakam, 2024’e göre yüzde 26,6 düşüşe işaret etse de başvuruların büyük bölümü yine sınırlı sayıda ülkede toplandı. İspanya yaklaşık 141 bin başvuruyla ilk sırada yer aldı. Onu İtalya 127 bin, Fransa 116 bin ve Almanya 113 bin başvuruyla izledi. Bu dört ülke, AB’deki tüm sığınma başvurularının yaklaşık yüzde 74’ünü oluşturdu.

Almanya, toplamda en fazla mülteci barındıran ülke oldu. Ülkedeki mülteci sayısı yaklaşık 2,7 milyon olarak kaydedildi. Ancak nüfusa oranla mülteci yükü açısından Kıbrıs dikkat çekti. Rapora göre Kıbrıs’ta mülteciler toplam nüfusun yüzde 4,8’ini oluşturuyor ve bu oran, AB içinde en yüksek seviyelerden biri olarak öne çıkıyor.

Kıbrıs’ı yüzde 3,5 ile Çekya, yüzde 3,2 ile Almanya izledi. Avusturya, Estonya, Polonya, Slovakya ve İrlanda da mülteci oranı yüksek ülkeler arasında sıralandı. Buna karşılık İspanya, Fransa ve İtalya, toplam sayılar yüksek olsa da nüfusa oranla daha düşük seviyelerde kaldı.

RAPORUN ÖZETİ

Raporda, AB’de göçün uzun vadede artış eğiliminde olduğu, 2015 mülteci krizi ve Ukrayna savaşı sonrası yerinden edilme dalgasının bu yükselişi hızlandırdığı belirtildi. 2025’te artışın 2,1 milyonla güçlü seyrini sürdürdüğü, ancak 2023 ile 2024 arasındaki 2,6 milyonluk sıçramanın biraz gerisinde kaldığı aktarıldı.

Çalışmaya göre Almanya ve İspanya mutlak sayılarda öne çıkarken, Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs gibi küçük ülkeler nüfuslarına oranla çok daha büyük bir göç ve mülteci yükü taşıyor. Raporda, göç ve sığınma dosyalarının sadece toplam rakamlarla değil, ülkelerin nüfus büyüklüğü ve kapasitesi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Continue Reading