Connect with us

DÜNYA

AB Konseyi, 8 üye ülkenin daha SAFE programı planlarını onayladı

Published

on

AB Konseyi, 150 milyar Euroluk “SAFE” ortak savunma finansman programı kapsamında aralarında İtalya, Polonya ve Yunanistan’ın da bulunduğu 8 üye ülkenin daha savunma planlarının onaylandığını ve finansmandan paylarına düşeni alacaklarını duyurdu.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi, 150 milyar Euroluk “Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE)” ortak savunma finansman programı kapsamında aralarında İtalya, Polonya ve Yunanistan’ın da bulunduğu 8 üye ülkenin daha savunma planlarının onaylandığını ve finansmandan paylarına düşeni alacaklarını duyurdu.

AB Konseyi’nin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, Estonya, Yunanistan, İtalya, Letonya, Bulgaristan, Polonya, Slovakya ve Finlandiya’nın ulusal savunma programlarının onaylandığı ifade edildi.

Bu ülkelerin, finansmandan paylarına düşeni alacakları belirtilen açıklamada, SAFE programının üye ülkelerin modern savunma teçhizatı edinmesi ve AB savunma hazırlığını artırmasına yardımcı olacağı kaydedildi.

AB üyesi 19 ülke, 1 Aralık 2025’te SAFE programı kapsamındaki ulusal savunma planlarını AB Komisyonuna sunmuştu.

Komisyon 15 Ocak’ta, Belçika, Bulgaristan, Danimarka, İspanya, Hırvatistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Portekiz ve Romanya’nın, 26 Ocak’ta da Estonya, Yunanistan, İtalya, Letonya, Litvanya, Polonya, Slovakya ve Finlandiya’nın ulusal planlarını onaylamıştı.

AB Konseyi 11 Şubat’ta, Belçika, Bulgaristan, Danimarka, İspanya, Hırvatistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Portekiz ve Romanya’nın planlarını onaylamış ve bu ülkelerin SAFE kapsamında finansmana erişebilmelerinin yolunu açmıştı.

Macaristan, Çekya ve Fransa’nın planları ise hala AB Komisyonu tarafından değerlendiriliyor.

SAFE MEKANİZMASI

AB’nin Rusya’dan algıladığı tehdit, Ukrayna’da devam eden savaş ve ABD’deki Donald Trump yönetiminin baskıları neticesinde kararlaştırdığı “savunmada 2030 hedefleri”nin bir parçası olan SAFE, 29 Mayıs 2025’te yürürlüğe girmişti.

Buna göre, AB ülkeleri, Ukrayna, (Avrupa Ekonomik Bölgesi’ne dahil) Norveç, Lihtenştayn ile İzlanda, 150 milyar Euro’ya kadar kredi kullanarak ortak tedariklere katılabilecek. Bu ülkeler, birbirlerinin endüstrilerinden de ortak satın alımlar yapabilecek.

AB’ye aday ülkeler ve İngiltere gibi AB ile anlaşma imzalayan ülkeler de ortak tedariklere katılabilecek ancak imal edilecek bir savunma ürününün bileşenlerinin toplam değerinin yüzde 65’i “Avrupa içinden” (AB ülkeleri, Ukrayna, Norveç, Lihtenştayn ve İzlanda) gelmek zorunda olacak.

9 Eylül 2025’te AB, başvuran 19 üye ülke arasında 150 milyar avroluk savunma fonunun ön dağıtımının yapıldığını duyurmuştu.

En yüksek payı 43 milyar 734 milyon Euro ile Polonya alırken, Fransa’ya 16 milyar 217 milyon Euro, İtalya’ya 14 milyar 900 milyon Euro pay ayrılmıştı.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DÜNYA

Çin’den Hürmüz Boğazı için “serbest geçiş” çağrısı

Published

on

Çin, Orta Doğu’da artan çatışmalar nedeniyle gemi trafiğinin aksadığı Hürmüz Boğazı için serbest ve güvenli seyrüsefer çağrısı yaparken, krizin çözümü için diplomatik çabaların süreceğini açıkladı.

Çin, ABD ile İsrail’in saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle Orta Doğu’da tırmanan çatışma nedeniyle gemi trafiğinin büyük ölçüde kesildiği Hürmüz Boğazı’ndan serbest ve güvenli geçişin sağlanması için çağrıda bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Vang Yi, İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi ile gece telefonda görüştü.

Görüşmede Hürmüz Boğazı’na kıyıdaş ülke olarak İran’ın egemenliği, güvenliği, meşru hakları ve çıkarlarına saygı gösterilmesi gerektiğini ifade eden Vang, aynı zamanda uluslararası boğazda seyrüsefer serbestisi ve güvenliğin sağlanması gerektiğini, bunun uluslararası toplumun ortak çağrısı olduğunu vurguladı.

Vang, Çin’in bölgedeki durum ve bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi için çalışmayı ve Orta Doğu’da nihai olarak kalıcı barış ve istikrarın sağlanması amacıyla yapıcı rol oynamayı sürdüreceğinin altını çizdi.

İranlı Bakan Erakçi de Çin’in çatışmanın sonlandırılması ve barışın teşvik edilmesi için yapıcı rol oynamasını memnuniyetle karşıladıklarını, çatışmaya barışçı müzakerelerle akılcı ve gerçekçi çözüm aramayı sürdüreceklerini belirtti.

ABD’NİN HÜRMÜZ BOĞAZI ABLUKASI

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la Pakistan’da düzenlenen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu.

Bu açıklamanın hemen ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, 13 Nisan’da Türkiye saatiyle 17.00’de İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukasının başlatacağını açıklamıştı.

Trump, İran’ın elinde kalan gemilerin Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alan ABD Deniz Kuvvetlerine yaklaşması halinde “etkisiz hale getirileceği” tehdidinde bulunmuştu.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ GEMİ TRAFİĞİ, SAVAŞ NDENİYLE KESİLMİŞTİ

ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemeleri ile Basra Körfezi’nde tırmanan çatışma nedeniyle, küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği büyük ölçüde kesilmişti.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran’ın hidrokarbon kaynaklarını dünya pazarlarına ulaştıran Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30’unun ana güzergahı konumunda bulunuyor.

Çin’in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45’i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30’u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçerek ülkeye ulaşıyor.

Boğazdaki tanker trafiğindeki kesintiler, küresel petrol tedarikinde aksamalara, petrol fiyatlarında artışa yol açmış durumda.

Continue Reading

DÜNYA

Papa “Trump yönetiminden korkmuyorum”

Published

on

Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, kendisine sert eleştirilerde bulunan ABD Başkanı Donald Trump ve yönetiminden korkmadığını belirterek, “Savaşa karşı yüksek sesle konuşmaya devam edeceğim.” dedi.

Tarihte ABD’li ilk Papa olan 14. Leo, ABD Başkanı Trump’ın kendisine yönelik dünkü eleştirilerini yanıtladı.

Papa 14. Leo, 11 gün sürecek ve 4 ülkeyi kapsayan Afrika turunun ilk ayağı için Roma’dan Cezayir’e uçtuğu sırada, seyahatini takip eden gazetecilere Trump’ın sözlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

İtalyan ANSA ajansının haberine göre Papa 14. Leo, “Trump yönetiminden korkmuyorum. Ben siyasetçi değilim. Ben İncil’den bahsediyorum. Bu nedenle savaşa karşı yüksek sesle konuşmaya devam edeceğim. Onunla bir tartışmaya girmeye niyetim yok.” diye konuştu.

“Bazı insanların yaptığı gibi İncil’in istismar edilebileceğini düşünmüyorum.” ifadelerini kullanan Papa, ABD Başkanı’nın mesajına atıf yaparak, bu mesajı okuyan insanların kendi sonuçlarını çıkarabileceklerini düşündüğünü kaydetti.

Papa, savaşların son bulması, diyalog ve sorunlara adil çözümler bulmak için uluslar arasında çok taraflı ilişkiler üzerinde durulması gerektiğini vurguladı.

Papa 14. Leo, “Çok fazla insan acı çekiyor, çok fazla masum öldürüldü ve bence birilerinin ayağa kalkıp daha iyi bir yol olduğunu söylemesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.

– Vatikan ve ABD ilişkilerinde tansiyon son dönemde yükseldi

Vatikan-ABD ilişkilerinin gerildiğine dair ilk sinyal, ay başında çıkan bir haberle gündeme gelmişti.

ABD merkezli yayın organı “The Free Press”in 6 Nisan’daki haberinde, Papa 14. Leo’nun, ocak ayındaki bir konuşmasında, “güce dayalı diplomasiyi” eleştirmesi nedeniyle, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Müsteşarı Elbridge Colby’nin, o tarihte Vatikan Büyükelçisi olarak görev yapan Kardinal Christophe Pierre’i sert şekilde uyardığı ileri sürülmüştü.

Bu haber, geçen hafta her iki ülke tarafından yalanlansa da ABD-Vatikan ilişkilerinde “tansiyonun yükseldiği” şeklinde yorumlanmıştı.

Bunun üzerinden çok geçmeden Papa 14. Leo’nun, 11 Nisan’da ABD ile İran heyetleri arasında Pakistan’daki görüşmeler sürerken Aziz Petrus Bazilikası’ndaki dünya barışı etkinliğinde, “Artık kendine ve paraya tapınmaya son. Güç gösterisine son. Savaşa son. Gerçek güç, hayata hizmet etmekte kendini gösterir” ifadelerini kullanması dikkati çekmişti.

Basında, Papa’nın bu sözlerinin, hiç isim vermemesine karşın Trump’a yönelik olduğu yorumlarına yer verilmişti.

Papa’nın sözlerinin ardından ABD Başkanı Trump da dün sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda, Papa 14. Leo’nun “suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf” ve “dış politikada berbat” olduğunu savunmuş ve Papa 14. Leo’nun bu göreve sırf ABD’li olduğu ve kendisi Beyaz Saray’da bulunduğu için Kilise tarafından “onunla başa çıkmak” amacıyla getirildiğini iddia etmişti.

Trump, basına yaptığı açıklamada da şu ifadeleri kullanmıştı:

“İran’ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünen bir Papa istemiyorum. Amerika’nın, ABD’ye büyük miktarda uyuşturucu gönderen ve daha da kötüsü katiller ve uyuşturucu satıcıları dahil hapishanelerini ülkemize boşaltan Venezuela’ya saldırmasının kötü bir şey olduğunu düşünen bir Papa istemiyorum ve ben, ezici bir çoğunlukla seçildiğim şeyi tam olarak yaptığım için ABD Başkanı’nı eleştiren bir Papa istemiyorum. Leo, Papa olarak kendine çekidüzen vermeli, sağduyulu davranmalı, radikal solun isteklerine boyun eğmeyi bırakmalı ve siyasetçi değil de büyük bir Papa olmaya odaklanmalı.”

Trump, eleştirilerinin ardından kendisini Hazreti İsa gibi tasvir eden bir görseli paylaşmıştı.

Continue Reading

DÜNYA

Pezeşkiyan “Hürmüz’e yönelik tehdidin geniş kapsamlı sonuçları olur”

Published

on

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hürmüz Boğazı’na yönelik herhangi bir tehdidin “dünya için geniş kapsamlı sonuçları olacağı” uyarısında bulundu.

İran devlet televizyonu, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde ABD ile İran arasında ilan edilen ateşkesin son durumunu ele aldığını bildirdi.

Pezeşkiyan, ülkesinin yalnızca uluslararası hukuk çerçevesinde görüşmelere devam edeceğini vurgulayarak, ateşkesin şartlarını “açıkça” ilan ettiklerini ve buna uyacaklarını belirtti.

ABD’nin “maksimalist isteklerinin” bir anlaşmaya varılmasını engellediğini ifade eden Pezeşkiyan, “Hürmüz Boğazı’na yönelik herhangi bir tehdit, dünya için geniş kapsamlı sonuçlar doğuracaktır.” uyarısı yaptı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise Lübnan’ın da ilk ateşkes anlaşmasına dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.

Continue Reading